HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

20.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kıbrıs'tan bir referandum sonucu analizi!

Bir kaç tane anket yapıldı son zamanlarda... Siyasi durumla ilgili... Şahsen ben iki anketten haberdarım.

Yani, "bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?" durumları!

Efendim anketler güvenilir mi?

Hiç güvenimi yitirmedim.

Evet, Brexit'te anketler yanıldı... Donald Trump'ta da yanıldı...

Ancak, her anketin, yanılma payını da iyi değerlendirmek gerekirdi.

Zaten, benim bu yazıda anketlerden bahsetmekteki amacım, kimin iktidara geleceğiyle alakalı değil!

Olası bir referandumda, partilerin oy oranları ile nasıl bir sonuç çıkabileceği "şeyisini" yani analizini yapmak istiyorum.

Efendim, sonuçlarından haberdar olduğum son iki ankete göre, ülkede bugün seçim olsa, UBP birinci parti çıkar... Ancak oy oranı yüzde 20'nin biraz altında görülüyor... Tarafsızlar ve kararsızlar hiç karıştırılmadan...

İkinci sırada HP var... Evet, Halkın Partisi...

Yüzde 15 civarında...

Az arkasında CTP...

Onların ardından henüz TKP'si ayrılmamış TDP ve DP...

YKP, BKP, YDP, SDP ve KSP'den henüz haberim yok...

Tarafsızlar kararsızlar yüzde 25 ile ilk sırada...

Bu durumda, oturup, şu analizi yapmak lazım...

HP, yani Kudret Özersay hoca, Cumhurbaşkanlığı'nda yüzde 20 oy almıştı.

Henüz çok ciddi bir örgütlenme - partileşme yoktu ama destek verenler çoktu.

Mesela, gayet net bir şekilde, aşırı milliyetçi bir kaç mücahit örgütüne, "Özersay'ı destekleyelim" diye ricalar gittiğini inkar eden lütfen çıkmasın... Net bilinen bir şeydir bu...

Herkes birbirini tanıyor bu ülkede.

Aynı çevreler, bir genel seçim olsa, adım gibi eminim yine HP'yi destekler ama referandumda aynı şekilde oy verir mi?

Bilemem!

Bildiğiniz ırkçı faşist örgütlerdir bunlar...

Peki UBP?

Yani şu anda UBP'ye oy vereceğini söyleyip de ilk genel seçimde bu partiye mutlak mühür vuracak olanlar arasında, olası bir referandumda "evet" diyecek olan yok mu?

Bence vardır.

DP?

Aslında DP, her kamuoyu yoklamasında yerlerde sürünür ama sandıktan da hep çıkar...

Şu anda DP'nin dağınık olduğu da aslında acı bir gerçek...

Çok sayıda DP'li YDP'ye ve HP'ye hatta SDP'ye kaçmış gibi duruyor.

Yine de, Serdar Denktaş'ın tek başına, yüzde 3, 5, 10 bir kitleye mesaj verme ağırlığı olduğu inancındayım.

CTP, TDP ve Mehmet Çakıcı ile ayrılması muhtemel gruba; BKP, YKP, SDP, KSP, öğretmen sendikaları, platform falan eklendiğinde, net yüzde 40 "evet" bence bulunur...

HP ve Özersay çok önemli

Kafaları karıştırmak için analiz yapmak amacında değilim.

"Türkiye hiç konuşmadan, Erdoğan hiç elini kaldırmadan" bir analiz yapmaktır amacım.

Ve şunu söylemektir aslında; HP - Kudret Özersay bence önemli...

Dünkü gazetelerden birinde, "Dereboyu'ndaki yürüyüşe HP de destek verdi" ifadesini gördüm...

Aslında bugüne kadar HP'den, "kesinlikle evet diyeceğiz" tarzı bir açıklama olmadı.

Şu olursa evet deriz, bu olursa evet deriz tarzı; temkinli ve bence mantıklı açıklamalar yapıldı.

Kısacası, yukarıda yazılanları hiç okumayın; sadece şu son notu okuyun yeter; eğer CTP, TDP ve öteki sol tandanslı grup ve partilere HP de katılırsa, "evet" oyu kesinlikle yüzde 50 + olur!

Erdoğan "evet" derse, "hayır" şansı kesinlikle biter

Haaaa, eğer Recep Tayyip Erdoğan da "evet diyelim" derse; olası bir referandumda Türk tarafı yüzde 70 + "evet"tir... Hatta şunu da espri olarak kabul edin; Erdoğan referandumdan bir hafta önce Ada'ya gelir, dik dik Hüseyin Özgürgün ve Serdar Denktaş'ın gözlerine bakıp, "Nasssınız bakalım!" derse, "hayır" bekleyenler adına çok üzgünüm ama yüzde 90 + "evet" kesindir!

Gaziveran'da doğdum büyüdüm... Bu köyde anahtara "anigdar", "muhtar"a da "mügdar" denirdi...

Kıbrıs sorununun Türk tarafından çözüme açılan kapısındaki bir kaç anigdarın bir tanesi kesinlikle Erdoğan'dadır...

Peki Türkiye'deki öteki partiler?

CHP mi?

Ali Baturay geçenlerde yazdı... CHP, hala bale gudalya! Bir sosyal demokrat partinin bu noktada ırkçı - Türk milliyetçisi ve çözüm düşmanı olması ve Kıbrıs sorununa hala 1958 model gözlüklerle bakması komiktir. CHP'nin Kuzey Kıbrıs'taki seçmeni etkileme şansı ne kadardır peki?

Yüzde bir bile değil.

Ya HDP?

Bütün yöneticileri hapiste de olsa, "sol" ruhtaki HDP'ye sempatisi olan KKTC vatandaşı seçmen, oylarını kesinlikle "evet" ten yana kullanır. Bu oy oranı da az buz değildir...

Bu arada MHP'nin de en az CHP kadar ama aynı çevreler üzerinde etkisi olabileceği inancındayım.

Bu da acı aslında. MHP ve CHP, yani normal siyasi yelpaze yapısında birbirinden uzak olması gereken iki parti, Kıbrıs konusunda, "milli" noktadadır... CHP'nin bence neden Türkiye'de ebedi muhalefete mahkum olduğunun en bariz göstergelerinden biri de bu olmalıdır. (Diye düşünmekteyim)

"Efendim bize ne Türkiye'deki siyasi partilerden" demeyin

"Efendim, bize ne Türkiyeli partilerden!"

Öyle demeyin!

Gidip, Türkiye'deki siyasi partileri de ikna etmek, çözüm ve barışın çok önemli olduğunu anlatmak, destek istemek şarttır. KKTC'de hala etkileyebilecekleri seçmenler bulunduğunu da bilerek, üç veya beş, önemli değil; ama oy kullanacak herkesi inandırmak, çok değerlidir.

Yine de tekrar edeyim, günümüz medya yapısı, propaganda şartları ve Erdoğan karizması düşünüldüğünde, TC Cumhurbaşkanı'nın bir tek el hareketinin referandum sonucuna etkisi çok büyüktür. Bu mesele, önemlidir!

Peki Güney'den yine "hayır" çıkar mı?

Evet, bu soru çok önemli. Güney yine "ohi" yani "hayır" der mi?

Sonuç ne olursa olsun, benim Güney'de düşmanım yok.

ELAM, siyaseten "ellerini sıkabileceğim insanlar" değil.

Ancak ötekiler arasında "hayır" diyenler çıkarsa küser miyim?

Ne münasebet!

Bir daha federal çözümü konuşur muyum?

Bilemem!

Ama, Maraş'a, Güzelyurt'a dönme hayali kuran dostlarım için "dürbün" kampanyası başlatırım, kesin! Uzaktan baksınlar! "Unutmasınlar..."

Bir de, çok kaliteli, çok parlak, uzaktan da net görülebilen AB finans desteğiyle, boya satın alırım... Dağıtırım, ister kıçlarına, ister her duvara, "Then Sehno" muydu neydi ondan yazsınlar diye...

Bu akşam ve yarın akşamki İsviçre görüşmeleri son şans mıdır?

Öyle gibi görünüyor!

Vatan da Ebru'lar da sağ olsun!

Bu Türkiye, efsane bir ülke vallahi!

Dünyanın en disiplinli ordusu der dururduk, içinden 150'si general bilmem kaç bin darbeci çıkıverdi!

Nasıl bir disiplin, nasıl bir istihbarat vardı bu orduda ki, 150 darbeci general içinde saklanıyordu!

Yani, şimdi her albayın, hatta her subayın elini sıkarken dikkatli olmalı insan!

Yani, bundan bir süre önce, bir yarı asker yarı sivil gibi görünen kurumumuzun başındaki komutanla bayağı sık görüşüyorduk...

Ne bileyim, çok şeker bir kardeşimizdi. Benden genç. Çakı gibi. Güler yüzlü. Atatürk'ün fotoğrafını gördüğünde ağlıyor gibiydi yani... Bir baktık, FETÖ'cü çıkıverdi.

Bu Türkiye gerçekten efsane bir ülke...

Akıl vermek ne haddimize yani de, "gelin sorunsuz yaşayın, Kürt sorununu demokrasi ile çözün, mesela turizm geliri 35 milyar dolardan 21 milyara geriledi, terör zarar veriyor" desek, kızacaklar...

Gazeteleri, gazetecileri "saldırın, yıkın, asın, kesin" diye yazılar yazıyor, akıl veriyor...

"Suriye'de, Musul'da bulaşmayın" falan desek, aynı gazeteciler bize de vuracak...

Ne bileyim, akıl var mantık var.

Dolar, döviz öyle bir tokat vurdu ki; ayağa kalkamama ihtimali yüksek.

Elbette haddimize değil canım...

Zaten, öylesine, bu sayfada, ufak bir yer dolduralım diye karaladık.

Ciddiye almayın.

Vurun vurun. Öldürün, savaşın.

Sidikli bir Kıbrıslı gazeteciyim ben!

Öylesine bir yazıvermişim!

Vatan sağ olsun!

Bu arada Ebru Şallı, Ebru Gündeş de sağ olsun yani...

Bir miktar Pazar saçmalığı

Poli, Latince "çok" anlamındaymış...

Poli- ticks!

Peki "ticks" ne demek?

Robin Williams merhumuna göre "tics", "kan emen yaratıklar" demekmiş!

Çok ilginç yahu!

Politika, demek ki, bir anlamda, "çok sayıda kan emici yaratığın içinde olduğu yapı" demek olabilir mi?
   Pazar Pazar, bu Robin Williams da amma hal ha!

Bir de, "pesimist" olmamak lazım derler... Yani, "Kıbrıs sorunu çözülür mü?"... "Ben asla çözüleceğine inanmıyorum" diyen pesimisttir...

Ama aynı pesimistler, çok da faydalıdır.

Onlardan mesele borç para almalısınız... Çünkü Oscar Wilde diyor ki, "ben hep bir pesimistten borç almayı tercih ederim, çünkü parayı geri bekleme gibi bir durumu olmaz!"...
   Kafanızı mı karıştırdım?

Efendim, pesimist nasıl düşünür?

"... Ödemeyecek, bu Oscar bu parayı bana ödemeyecek biliyorum ödemeyecek!"...

Bizde de çok var, "biliyorum bu sorun çözülmez" diyen... "... Tefecilere borcunu da mafya ile ödeyen" desem, Pazar paranoyası yaşar mısınız? Kimdir bu?

Kimsin sen çık dışarı diyordu Cem Yılmaz Gora'da... Yoksa Şafak Sezer miydi?

Neyse!

Son bir soru?

Mutluluk nedir?

Mutluluk; sevgi dolu, kucaklayıcı bir ailenizin olması ama bu ailenin sizden farklı bir ülkede yaşamasıdır... Bunu da George Burns diye biri söylemiş...

İyi Pazarlar efendim... Saçmaladıysam affedin... Ya da bu yazıyı okumayın! Sonuna mı geldiniz?

"Lütfen bu yazıyı okumayın" diye uyaracaktım ama gazete dağıtıma çıktığı için yapamadım! Özür dilerim!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.