KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

14.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

KKTC'nin hali!

KIBRIS'ın ön sayfası dün çok çarpıcıydı...

Hangi açıdan?

Kapitalizmin, özellikle de vahşi kapitalizmin ne olduğunu anlatması bakımından.

Ve ayrıca, serbest piyasa ekonomisinin nasıl bir canavar olduğunu göstermesi bakımından...

Manşette ne deniyordu?

Küçük köy bakkaliyeleri ile köşe marketlerinin, büyük süpermarket veya alış-veriş merkezleri ile rekabet edememekten ve batma tehlikesinden söz ediliyordu.

Manşetin altında ise ne vardı?

"Mevlit Kandili'ni Güney'de kutlayan Kıbrıslı Türk devlet çalışanları..."

Neyse!

Kapitalizm nedir?

Kapitalizm, para yani finans bulanın, dilediği yatırımı yapmasıdır.

Efendim, devlet kısıtlama koyamaz mı?

Devlet sınır getiremez mi?

E serbest piyasa ekonomisinde, liberalizmin, laissez-faire, laissez-passer" (bırakınız yapsınlarbırakınız geçsinler) denen temeli yok muydu?

Elbette devlet bazı sınırlamalar getirir ama onlar da göstermeliktir.

Büyük sermaye, küçük sermayeyi yutar...

Büyük balığın, küçük balığı yuttuğu gibi.

Peki ne yapmak lazım?

Oturup, ne istediğimize, kimden yana olacağımıza kısacası "sınıf bilincine" karar vermek lazım!

Bakıyorsunuz, ideolojisi gereği büyük sermayeden yana olan partilere oy verenler, hep bu köşe bakkalları, köşe kasapları, köşe dükkanları, köy esnafı, küçük esnaf...

Neden?

Nedir bunun sırrı?

Bu insanların, yani esnafın, yoksul köylünün, köşedeki kasabın, küçük bakkalın, "kandırılması"dır!

En iyi kandırma ilacı hangisidir?

Milliyetçilik!

Battık, batıyoruz, sattık, kapatıyoruz!

Neden?

Çünkü büyük sermaye, küçükleri ve Güney’deki modern büyük sermaye de bizim büyük sermayeyi yutuyor!

E yutacak! Yutmasa bile, en azından kârına olumsuz etki yapacak!

Çünkü yutulanların tümü, onların yutması için bizzat oy kullanıyor!

Bunun açıklaması budur!

KTFD ile başlayıp, KKTC'yle devam eden 1974 sonrası düzende, bugüne kadar ne başarıldı?

Sağlık, eğitim, iskân, bayındırlık, ulaştırma, dışişleri, ekonomi, vergi adaleti, sosyal adalet?

Bunların hangisinde, tek ciddi adım atıldı?

Sağlık iflas!

Eğitim resmen rezalet! Paranız varsa özel okuldasınız, değilse grevde!

İskân?

Yüzümüze gözümüze bulaştırdık!

Eşdeğer, mücahit puanı, daha bilmem ne maskaralıklarla, başkalarına ait olduğunu çok iyi bildiğimiz toprağı - konutu - menkulü- gayrımenkulü dağıttık!

Elimizde patladı!

Yol yok!

Toplu taşımacılık, uzaylı minibüs şoförlerinin cambazlıklarıyla, tam bir risk! Yaşam riski!

Dışişleri, emanet!

Ekonomi, felaket!

Vergi adaleti, rezalet!

Sosyal adalet ve adalet; tam bir garabet!

Peki ilk seçimde oylarınızı kime vereceksiniz?

Bugüne kadar verdiklerinize tabii ki!

Peki neden ağlıyorsunuz?

Neden zar zar ediyorsunuz?

1958'de askeri otoriteyle birlikte, 1974 sonrasında sözde seçimlerle hep aynı insanları, hep aynı başarısızlığı siz başımıza getirmediniz mi?

O zaman, "battık, batıyoruz, kapattık, kaçıyoruz" diye ağlamaktan vazgeçin!

İki şansınız var!

Ya bu ülkeyi ne pahasına olursa olsun dünya hukuk sistemi içerisine dahil edersiniz... Yani Kıbrıs sorunu çözülür...

Ya da gidin başınızı duvara vurun!

Sınıfınızın çıkarlarını, iki kuruşluk menfaatlere, milliyetçi söylemlere teslim eden sizsiniz!

Bunu bileceksiniz!

Bileceğiz!

Ona göre hareket edeceğiz ve ondan sonra ağlayacağız!

Şu anda kimsenin ağlama hakkı yoktur!

-*-*-*-

Evet patronumdur... Evet, çeyrek asırdır yanında çalışıyorum... Ama yanında çalışmadığım zamanlarda da aynı şeyleri yazmıştım.

1958'den 1974'e, 1974'ten 2016'ya, Kıbrıs Türk Toplumu'na bir şeyler veren, bir şeyler kazandıran bir tek kişi ya da kurum mu var Asil Nadir'den başka?

Çok rahat yazıyorum bunu... Patrona yağ çekmek olarak almak isteyen, iki hatta üç yol da yapsın! Aynılarını, yıllarca Afrika gazetesinde yazarken de dikkate getirdim.

Bu toplumu yönetenler, bu toplumun topraklarına sözde yatırım yapanlar, yabancısı - yerlisi arasında, "veren" hiç olmadı.

Hep aldılar.

Ve ne acıdır alırken de övündüler.

Peşkeş çekilen toprağa kondular, bir de üstüne hava bastılar...

En çok huylandığım sektörlerden biri casino sektörü.

"Biz olmasak, aç kalacaksınız aç!" havasında endam eyliyorlar.

Nasıl mı?

Gazetedeki ilanlarında gördüm, casinolarda 7 bin kişi çalışıyormuş...

10 Kıbrıslı bulun, erkek veya kadın ya da gay... Yaşlı ya da genç... 10 Kıbrıslı casino çalışanı bulun, adımı değişirim...

100 kişi olsa, 500 kişi olsa ne yazar?

Bu 7 bin çalışanın 6 bin 500'ü, alın terleri ile kazanmış olsalar dahi, maaşlarını, aldıklarının ertesi günü ülkelerine göndermiyor mu?

Siz dalga mı geçiyorsunuz?

Kazanan - kaybeden kumarcının, büyük kumarcının parası nerede tahsil ediliyor ya da takdim ediliyor?

-*-*-

Kimsenin kimseyi kandırmaya hakkı yok...

Yapamadık.

Bundan sonra da hani Akıncı'nın "yolumuz KKTC yoludur" dediği yol var ya; o yolda hiç bir şey yapamayacağız.

Ya Kıbrıs sorunu çözülecek; ya da burasını tamamen, belki yasal anlamda da Türkiye'ye bağlayacaksınız.

Bize kalırsa, bundan önceki gibi hep batırırız.

Haaa bu arada Akıncı demişken; dün Ali Baturay da bahsetti... KKTC'deki çarpık siyasi yapı ve abuk sabuk insan ilişkileri nedeniyle YÖDAK'ı bile yüzümüze gözümüze bulaştırdık... Ve Cumhurbaşkanı da bu bulaşıklığın içindedir ne yazık ki!

Neden mi?

Çünkü, gelmiş geçmiş tüm siyasilerin, bila istisna, Akıncı da dahil, tümünün tek hedefi, gelecek nesiller olmamıştır; gelecek seçimler olmuştur!

Ve gelecek seçimleri bu küçücük toplum içerisinde etkileyen de insan ilişkileridir.

En başa dönecek olursak, "battık, batıyoruz, kapattık, kepenk indirdik, kaçıyoruz" diyen küçük esnaf, bakkal, küçük market sahibi falan var ya; bu düzeni yönetenleri siz seçmediniz mi?

-*-*-

Ne mi yapalım?

Yukarıda söyledim; toparlayayım...

Ya, Kıbrıs sorununu çözelim, biz de yönetimde varmış gibi olalım ama Rumlar yönetsin... Gerçek budur , koşarak ya da usurarak kaçamazsınız!

Ya da Türkiye gelsin, bir desteban veya bilemediniz kaymakam, bizi yönetsin!

Biz yönetemedik!

Biz, üç kişinin öldüğü trafik kazası sonrası ortaya çıkan kaosu bile yönetemiyoruz!

Ne yaptığımızın farkında değiliz!

Derdimiz, bir sonraki seçim!

Size bir tüyo vereyim mi?

Önümüzdeki ilk genel seçimde, UBP'nin Lefkoşa aday sıralaması için kan bile dökülebilir!

Demokratik, adil, düzgün bir ülkede bu yarış gayet doğal sayılabilirdi... Ama KKTC'de bu yarışın, bu sıralama kavgasının tek sebebi, "kişisel çıkar elde etme çabasıdır"...

Eğri oturun ve doğru konuşun...

-*-*-*-

Haaaa sendikalar mı?

Doğrusu, duygusal bağım olan sendikaları eleştirmek istemezdim...

Ama, özel ders verip tek kuruş vergi ödemeyen; yani, halkı çalan öğretmenleri hâlâ üye yazan, hâlâ onları da greve götüren bir sendika, doğru sendika olmaz...

Haaa Kıbrıs meselesinde, kafalarımız uyuşuyor, alkışlıyor olabiliriz... Ama, bir gün, bir sendikamız, "şu üyemiz haftada sadece iki saat çalışıyor, bu sistem böyle gitmez" demedi.

Bir tek sendikacımız, üç beş "muhalif öğretmen" dışında, hiç bir üye öğretmeninin, grev anında dahi özel ders verdiğini ya da okuluna gitmediğini açıklamadı!

Yok mu?

Vardır!

Ben taaaa uzaktan biliyorsam, kendileri de bilmelidir.

Günde 10'arlı üç - hatta dört ayrı gruba, haftada beş - ,hatta altı gün özel ders veren öğretmen vardır.

Üçten ve haftada beşten hesaplayayım.

Öğrenci başına 70 TL... 10 çarpı 70 eşittir 700... Üç çarpı 700 eşittir 2 bin 100... Bu günlük ciro...

Haftada beş gün... Beş çarpı 2 bin 100... Etti mi 10 bin 500... Haftada... 52 haftadan hesaplamayalım... Gelin 30 hatadan vuralım...

30 çarpı 10 bin 500... Eşittir 315 bin TL... Minimum!!!

Buna ilave mi istiyorsunuz?

Bir yığın emekli öğretmen, özel okulda ders vermiyor mu?

Haaa onlar sendikalı değil... Evet, anladım...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    14.12.2016

    Türkiye'de Liberal Demokrat Parti'yi kuran ve halen onursal başkanlığını yürüten Besim Tibuk Kıbrıs'ta...Onunla Liberalizm hakkında bir söyleşi yapmanızı öneririm.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.