HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

12.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Lefke, Güzelyurt, hastane, çevre ve yatırım!

Lefke ve Güzelyurt çekişmesi... Hastane kavgası... Bu ülkede neler yaşanıyor farkında mısınız?

Herkes bir şey istiyor!

Lefkeliler, Cengiz Topel Hastanesi'nin kapatılmasına karşı...

Haksız mı bu insanlar? Değil...

Güzelyurtlular, yeni bir hastane istiyor!

Haksız mılar?

Değiller.

Lefke - Güzelyurt Platformu, "Cengiz Topel Hastanesi ve Güzelyurt Polikliniği iyileştirilsin" diyor...

Bu da mantıklı bir talep!

Peki, niye bölgede iki grup oluştu ve "kavga" çıktı?

İşte burası "komplo teorisine" açık!..

Eyleme katılanların "kafa" yapılarına baktığınız zaman; ki 'kırk dervişiz birbirimizi bilmişiz' yani... Evet, eylemlere katılanları analiz ettiğinizde, bir yanda "hayır", öte yanda "evet" vardı diyebiliriz...

Hastane bahane; referanduma şimdiden ısınmaya başlamak şahane!

Diyelim ki öyle değil veya öyledir... Güzelyurt ve Lefke'nin hastaneye ihtiyacı var da Dipkarpaz ve Yenierenköy'ün yok mu?

Hatta şöyle diyelim; Girne'nin, kenti içine sıkışmış hastanesi çok mu işe yarıyor?

Bina olarak da, acil ambulans ulaşımı açısından da çok uygunsuz bir konumda...

Peki Lefkoşa?

Lefkoşa'nın hastaneye ihtiyacı yok mu? Dökülüyooooo!

Demek ki ne yapmak lazım?

Demek ki, en başta ve ilk birinci olarak hükümetin "popülizm" yapmaması lazım!

Önce bundan vazgeçilecek; sonra ne yapılacağına, ciddi toplantılar, uzman görüşleri, hesaplamalarla karar verilecek...

Yeni Güzelyurt - Lefke yolu açıldığında, bir ambulansın, 100 km saatte hızla Lefkoşa'ya yapılacak merkezi ve tam tam tam tam teşekküllü bir hastaneye ulaşması 30, bilemediniz 35 dakika olacak.

Başka ülkelerdeki mesafeler, ambulans hızı, ambulans ekibinin kalitesi, ekipman kalitesi falan hep iyice hesaplanacak; ona göre, hangi noktaya, hangi bölgeye, hangi nüfusa, hangi büyüklükte hastane ya da sağlık merkezi yapılacağına karar verilecek!

Cengiz Topel Hastanesi, benim doğduğum hastane... Gezmeye bile gitmeye bayılırım. Çocukluğum gelir aklıma... Bisikletten düşüşüm, annemin 1973'te geçirdiği trafik kazası sonrası gidişim...

1974'te esirken hasta oluşum ve o hastaneye sokulmayışımız...

Eminim binlerce bölgeli için de aynı duygular söz konusudur.

Güzelyurtlu kardeşlerimi de anlarım... Koskoca ilçe merkezine bir hastane yapılmasın mı yani?

Ama mesele duygusal olmamalı...

"Biz dışlandıydık, ihmal edildiydik, kenara itildiydik, Güzelyurt verilecekti, verilmeyecekti" meselesi değildir mesele!

Mesele, aciz hükümetlerdir.

Parasız hükümetlerdir.

Popülist hükümetlerdir.

Gelecek nesli değil, gelecek seçimi düşünen kafalardır...

Yoksa, oturursun, hesaplarsın, en uygun olana, bilimsel yöntemlerle karar verirsin...

Yeşilyurt veya Güzelyurt'ta hastaneye gerek yoksa, o bilimsel hesaplamaları gider halka anlatırsın. Şikayetlerini de dinlersin.

Efendim, Yeşilyurt'ta hastaneye gerek yok mu?

Orasını, etrafındaki golf alanıyla birlikte, ne kadar rüşvet ya da ne kadar komisyon alacağınız hesabını da kafaya takmadan, kiralarsınız...

Ve dersiniz ki; bu bölgede Dünya'nın en güzel meyveleri, sebzeleri, üzümleri, hıyarı, portakalı, çileği, muzu, patatesi, domatesi üretiliyor...

Ve dersiniz ki; gençleri eğiteceksin; Lefke'deki Gazi Lisesi bir turizm meslek okulu olacak, Güzelyurt'taki tarım okulu geliştirilecek... Bunların yatırımını da siz yapacaksınız...

Ve inşa edeceğiniz yedi yıldızlı otel ile yat limanında çalışanların şu kadarı bölgeden olacak...

Güzelyurt'ta yeni ana yol üzerine çok uygun ve geniş bir noktaya yaparsınız hastanenizi...

Ne bileyim; korkmadan, çekinmeden alırsınız bu kararları.

Soli, Vuni iyileştirilir.

Bölge, nefis bir golf ve özel ilgi turizmi bölgesi olur...

Bu potansiyel vardır...

"Efendim, doğamız, denizimiz kirlenecek! Hayır, biz istemiyoruz!"

Hadi oradan; ne istediğinize de bir karar verin artık!

Ben daha da ileri gideceğim; Yeşilırmak bölgesine...

Çevreyi tahrip etmeden, doğaya uygun, bakıldığında çok görünmeyen, muhteşem bir yedi yıldızlı otel de, Yeşilırmak'taki Petra tou Limnitis dediğimiz kayanın bulunduğu bölgeye yapılabilir.

Amaaaan, çevreciler, denizimizi, kumumuzu, yeşilimizi yiyecekler!

Hadi oradan!

Çevreye duyarlı, uygun yapılır yatırım; olur biter!

Nasıl dediniz?

Kim mi gelip oraya para atar?

Canlarım benim; siz şu Kıbrıs sorununu hele bir çözün; bu ülkeye nasıl doğru ve dürüst dev yatırımcılar gelir, o zaman görürsünüz!

Haaaa bu arada hemen belirtmekte fayda görüyorum; çok çevreci misiniz siz?

Yani Karaoğlanoğlu'ndaki otel yatırımı beş katta kalmalı mı diyorsunuz?

Neden?

Derdiniz doğa mı?

Derdiniz çevre mi?

Bence değil!

Çünkü derdiniz gerçekten çevre ve doğa olsaydı, önce dağdaki dev KKTC Bayrağı'na karşı çıkardınız...

Efendim, elbette bayraklara - ulusal her değere saygım sonsuz... Ama mesele, kimyasal boyaların dağa taşa dökülmesi ve geceleyin ışıklandırılarak, çevreye, doğaya, habitata da floraya da ciddi zarar verilmesiyse ve gerçekten de derdiniz doğa - çevreyse, esasta lilliyetçi ama görüntüde maşallah milliyetçilerin saldırganlığından korkmayacaksınız!

***

Gel de strese girme!

Oğlum 18 yaşında... Adı Ekim Mehmet... İki ismi var... Birincisi "Ekim Devrimi"nin anısına, öteki dedemin adı... Oğlumun adı da kendi de; herhalde tüm babalar için aynıdır; "çok değerli"...

Bir de ablası var... Dünyam, kıymetlim... Florenza Deniz... 19 yaşında... O'nun Florenza'sı, büyük nenemin adı; artık Venedikli miydi, Arnavut muydu, Rum muydu, Osmanlı mıydı, Kıbrıslı mıydı, pek bilen kalmadı ama rahmetlik neneme göre; ki O'nun nenesiydi; "eeeeeh, Kıbrıslıydı işte"...

Deniz mi?

Tabii ki Deniz Gezmiş...

Neyse, çocuklarımın isimleri değil anlatmak istediğim...

Asıl anlatacağım, "tatil" meselesi...

Devlet daireleri beş gün tatil...

Cuma akşam üzeri oğlum aradı...

Şimdi bu köşeden, "bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?" sorusunu da sormak amacındayım aslında...

Evet, Cuma akşam üzeri oğlum aradı... Baba "Asal Şube'ye de gitmem lazım sanırım" dedi...

Çarşamba günü, yani Bayram tatilinin dahilinde olan, iki gün sonrasında, oğlum İngiltere'ye gidecek... Okumaya... Orada, Siyaset ve Uluslararası İlişkiler okuyacak... Dört yıllık eğitimin üçüncü yılını, Hong Kong ya da Çin'de tercih edeceği anlaşmalı bir üniversitede geçirecek... Haliyle çok heyecanlı... Ben daha heyecanlı...

Ama bir derdi var!

Askerlik tecil falan yaptırdık biliyorum ama O diyor ki, "bir kez daha ASAL Şube'ye gitmemiz gerekiyordu galiba! Bir sor baba lütfen da Pazartesi gidelim gerekiyorsa!!!" Pazartesi? Yani bugün! Ama bugün tatil!

Oğlum, dalgınlığına, unutkanlığına gelmiş; veya yanlış biliyor ya da neyse yapacağı yapamamış ve bir dalgınlık daha, KKTC'nin 9 gün tatil olduğunu hesaplayamamış!

ASAL Şube kapalı... Her yer kapalı... Bankadan para alma ihtiyacınız olsa alamazsınız... Borç isteseniz bulamazsınız...

Evet, tedbirini önceden alsaydın Serhat!

Evet, aklın başında olsaydı Serhat!

Haklısınız tabii ki!

Da; Çarşamba'ya biletler kesildi... Unuttuk, ASAL Şube'ye gitmedik. Gerçi elinde belgesi, erteleme kâğıdı falan var; zaten o iş bilgisayar sisteminde artık ama oğlum "baba ben Cuma günü Londra'da kaydımı yaptırmak zorundayım" diyor... Stresten ölecek; o stresli ben stres zirvesi müsabakası şampiyonu!

E biz Çarşamba uçamazsak, Cuma da tatil! Taaaa Pazartesi'ne bu ülke tatil... 19 Eylül'e kadar tık yok!

Ne bileyim; paylaşmak istedim!

Belki birileri bana akıl verir!

Aklım daha önce neredeydi da unutmuşum?

Veya oğlumun aklı neredeymiş de unutmuş?

Elbette haklı sorular bunlar ama herkesin başına gelebilir...

Her şey ayarlandı. Biletler, kalacak yerler "ongarıldı" ama bir sorun var şimdi; KKTC tatilde ve biz "acaba askerlik sorunu çıkar mı?" diye stresten gebereceyik!

Allah rızası için, bu yazıyı okuyan bir "bilen kişi", bana da bilgi verebilir mi?

Kime ulaşmam lazım?

Askerde "Nöbetçi Subayı", "Nöbetçi Amiri" falan uygulamaları vardı benim zamanımda... ASAL Şube'de de var mı? Yoksa biz uçamayacak mıyız?

Bilmiyorum, başka ülkelerde de vatandaşlar bu türden stresler yaşıyor mu?

Eveeeet; biliyorum, ihmal ettik ve kabahat bizde!

Haklısınız da, devletin, dokuz günlük saçma sapan tatil yüzünden felç edilip, vatandaşını veya her hangi bir kimseyi strese sokma ve geleceğini riske atma gibi bir hakkı olmamalı diye düşünüyorum!

***

Sadece Nicole Kidman

Sadece adını yazmak yeterli; Nicole Kidman... Geçtiğimiz gün Toronto International Film Festival'de bir film galasında görüntülendi... O bir Dünya yıldızı ve o bir Dünya güzeli...

Fotoğraf: REUTERS/Fred Thornhill

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.