KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

20.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mafya belli!

Ülkeye geldim... Günlük gazetelere bakayım dedim. Bir tanesinde, "Mafya belli kontrol edilmeli" başlıklı bir haber.

Ülkede, uyuşturucu tedavisinin önemli isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Çakıcı demiş ki, "ülkeye uyuşturucunun nereden geldiği belli, devlet ülkedeki mafyayı kontrol etmeli"...

Şaka mı bu?

Sayın Çakıcı diyor ki, "devlet uyuşturucunun nereden geldiğini biliyor"...

Allah Allah!

Ve belli ki Sayın Çakıcı da biliyor.

Ve devlet bunu kontrol edemiyor...

"Narkotik daha çok üzerine gitmeli" diye de ekliyor Sayın Çakıcı.

Çakıcı bir vekil... Milletvekili... Biliyorsa, neden başsavcılığa ihbar etmiyor... Bu çok ciddi bir durumdur...

Devletin bir vekiline göre, "devlet uyuşturucu ticaretini biliyor ama müdahale edemiyor"...

KKTC'den bir o kadar daha ürktüm, korktum, huylandım, soğudum!

Devlet, mafyayı biliyor ama "kımıldayamıyor"...

E bardon!

Çözümsüzlük bitiştir

Kıbrıs sorununda her zaman "çok önemli bir döneme" girmişizdir ama o "çok önemli dönem"lerden hiç çıkışımız olmamıştır.

Yine, "çok önemli bir döneme - periyoda" giriyoruz...

Umarım veya Recep Tayip Erdoğan'ın dediği gibi "inşallaaaah" bu kez "çıkarız"...

Çıkmazsak ne olur yani?

Doğru; çıkmazsak "çıkmamamızı" isteyenlere bir şey olacağı yok...

Her ihaleden "komisyon" almaya devam edecekler.

Devlet varmış gibi yapacaklar.

Türkiye'de "bakan muamelesi" görecekler.

Kimse de onlara "anne bak kral çıplak" falan da demeyecek.

Mesela bu çok önemli dönemlere girip de çıkmamızı asla istemeyenlerden biri olan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, siddin sene daha "Dışişleri Bakanı" kalabilir ama bir tek "Dışişleri Bakanı" ile muhatap olma şansı bulamaz... Umurunda mı? Umurunda değil!

Düşünün, bir futbol takımınız var ama dostluk maçı bile yapamıyorsunuz!

Hep antrenman, hep idman!

E bir müsabakaya olsun çıksaydık!

Yok, takımımız var tamamız!

Takım var da taklavat elde!

-*-*-

Kıbrıslı Türkler için "içine girmekte olduğumuz 10 günlük" dönem, hayatidir.

Çözüm karşıtları için sorun yok. Bunu yukarıda da söyledik. Çünkü keyifleri yerinde...

Maaşları gıcır... Çoğu hayatında hiç çalışmadı... Ama hiç... Mücahitti... Doğru dürüst silah da taşımadı. Bir tabancası vardı. Karargahta ütülü üniformalar ile caka sattı; fakir fukara çocukları tek tek mevzilerde ölürken, onlar fiyakalı fiyakalı Lefkoşa'da Çağlayan gazinolarında eğlendi...

Çoğunun çocukları askerlik yapmasın diye sonradan yasalar çıkarıldı.

Bu ülkede hep ayrıcalıklı bir milliyetçi garkariya grubu oldu... Aynı garkariyaların çocuklarına kolej giriş sınavlarında bile torpil yapıldı.

O ayrıcalıklı garkariyalar, erken emekli edildi; birden çok maaş aldı, hep çözüme karşı durdu.

"Rumlar bizi öldürecek, kesecek" dedi.

Mustafa Akıncı da aynı şeyi söylüyor...

"... Kıbrıslı Türkler Güney'e geçtiklerinde hala ELAM'cılar tarafından taşlanıyorsa, kimse caydırıcı tedbirin çağ dışı kaldığını iddia etmesin" diyor.

İki paralık, bir kaç bin kuş beyinli faşist bize taş attı diye, garanti sistemini tartışmak bana pek mantıklı gelmedi doğrusu...

"Kıbrıslı Türklerin garantisi için, Ada'da 40 bin Türk askeri kalmalı" demek, başlamadan oyunu bozmak demektir.

Türkiye bizim garantimiz olsun mu diyorsunuz?

Bunu, değil Anamur bölgesindeki en yakın noktaya; Sinop'a, Artvin'e kuracağı "Cyprus Rapid Force" ile de yapar.

 

-*-*-

 

Mesele kafaların değişmesidir.

ELAM fanatiklerinin benzerleri dünyanın her ülkesinde vardır.

Türkiye'de çoktur, KKTC'de de bayağı kalabalıktır.

"Yoktur" demeyiniz. Sakın!

Şimdi, düşünün Avrupa'daki göçmenleri... Almanya, İngiltere ve Fransa'da bu göçmenlerin hayatı, Kıbrıslı Türklerin hayatından daha az mı tehlikededir?

Yani, sorry be refikler ama siz diyorsunuz ki, anlaşma olacak ve bir kaç sene sonra, ELAM örgütlenip, Kıbrıslı Türkleri yiyecek?

Akritas Planı yaşama geçirilecek?

Kusura bakmayın ama biz elmayık yoksa lokma?

 

-*-*-

Anlaşma olmak zorundadır.

Kıbrıslı Türkler için anlaşma olmadan yaşamak, çok büyük sıkıntıdır; bazılarının bazı beklentilerini Türkiye'nin yerine getirmesi imkansız ötesidir.

Anlaşma olduğunda bazı sıkıntılar mı yaşanacak?

Evet!

ELAM ciddi bir tehdit midir?

Garanti sistemine konu olacak kadar ciddi bir tehdit değildir... Ha taş mı atacaklar? Ve polis de güney'de helva yeyip ağzını ayaza mı açacak? Güney'e geçmezsiniz olur biter!

ELAM'cılar, Kuzey federal devletinde mi taşkınlık yapacak?

Çok affedersiniz ama, kesersiniz testislerini, bir daha gelirler mi görürüz!

Çözüm kaçınılmazdır.

Evet, Türkiye'nin haklarına saygı duyulmalıdır tabii ki; evet Türkiye'nin garanti sistemi ile ilgili avantajı, organik bağı kalma arzusuna da saygı gösterilmelidir... Ama "Rumlar bizi kesecek, ELAM bizi taşlayacak, bu yüzden garanti sistemi kalmalıdır" demek, BM'de savunulacak bir tez olamaz.

Sayın Akıncı bunu gidip de oralarda sakın söylemesin!

Çünkü bu mantıkla giderseniz, bilin ki, Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin; Almanya'daki Iraklı ya da Afgan göçmenlerin daha çok garantöre ihtiyacı vardır.

-*-*-

En kötü çözüm, en iyi çözümsüzlükten daha iyidir...

Ama KKTC lağvolacak?

KKTC hiç olmadı ki!

Sizi hep kandırdılar.

Yeni bir devlet, yeni bir umuttur.

Çözümsüzlük, bitiştir.

Zeren Safa'yı da kaybettik

Dr. Mustafa Erbilen'e üzüldük, Tarık Akan'a ağladık... Derken, bir acı haber de Londra'dan geldi... Zeren Safa ağabeyimiz yaşamını yitirdi.

Hasta olduğunu bilmiyordum... Londra'daki 15 yıllık yaşamımda, eşi Mihrişah Safa ile meslektaş oluşumuz gereği çok sık karşılaşırdık.

Aleyhine tek kötü kelime edilemeyecek bir insandı... Ailesine çok düşkündü... Ülkesine ve Türkiye'ye çok bağlıydı... bugün Lefkoşa'da, babasının adına yapılmış camide kılınacak namazla toprağa verilecek.

Babasının görevi gereği 1963'te gittiği Londra'da yaşamını sürdüren Zeren Safa'nın "beni ülkeme gömün" vasiyeti bir çok vatandaşımızın aslında ortak arzusudur.

"Göç Ada toplumlarının kaderidir" diyenleredir mesajım: O göç edenlerin ölülerinin değil, kendilerinin hayattayken ülkelerine dönmelerini sağlamaktır maharet...

Neyse, Zeren Safa'nın eşi sevgili Mihrşah ablaya, çocuklarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Fevzi Ogelman
    20.09.2016

    Serhat ne pahasina olursa olsun cozum ister, olmazsa olecegiz sanki, garantilerden de vazgecer, Elam tehdit degildir diyor, Guney'e gecmeyin o zaman sorun yok diyor. Gevezelik yapma Serhat bey, Rum'un ruhunu iyi bilmen lazim, sonunda Kibris'i elde etmek isterler. Turkiyenin garantisi bizim kirmizi cizgimizdir, Rumlar zaten cozum istemezler, yakinda gorecegiz.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.