Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

02.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Mucize ve Erdoğan

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak maksadıyla Akıncı ve Anastasiadis’in sürdürdüğü müzakereler bir süre önce “ENOSİS Plebisiti’nin okullarda kutlanması” meselesiyle sekteye uğramıştı ya da uğratılmıştı...

Oysa bu “Plebisit” meselesi sadece bir “Kıvılcım”dı...

Aslında iki liderin masadan kalkmasını gerektiren çok fazla “sebepleri” ya da “mazeretleri” vardı...

Ve ENOSİS meselesi sadece işin kılıfıydı...

O farklılıklar, yani masayı berhava edebilecek net anlaşmazlıklar ortadan kalkmış değil...

Dolayısıyla bu akşamki liderler yemeğinden ciddi bir gelişme beklemek, saflıktır...

Mucize olur mu peki?

Yani kesinlikle, bu akşamki yemekten sonra müzakerelerin farklı bir formatta dahi olsa yeniden başlamasını beklemek, mucize ötesidir.

Peki, hiç mi umut yok?

Anastasiadis özetle diyor ki, “... Müzakereler Kıbrıs halkına (yani Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere) hizmet edecek gerçekçi önerilerle devam edebilir”...

Bu ne demektir?

Bu demektir ki, “... Sayın Akıncı, Sevgili Mustafa, benim karşıma Türkiye’ye kazanım veya avantaj sağlayacak önerilerle oturma”...

Peki, Akıncı’nın böyle bir şansı var mı?

Olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz...

Peki mucize nasıl gerçekleşir?

-*-*-

Bu soruya benim kafamda verebileceğim en ciddi yanıt, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın referandumdan ciddi anlamda “Evet” le çıkmasıdır...

Nasıl mı?

Türkiye’de üzgünüm ama referandum sonucu “Evet” olmazsa, siyasi gerginlik ve siyasi kavgalar artacak...

Erken seçimler, koalisyonlar, parçalanmalar, ayrılmalar gündeme gelecek...

Türkiye – AB ilişkileri tamamen kopacak...

Avrupa ile gerginlik artacak...

Bu benim tahminimdir...

Ancak referandum sonucu “Evet” çıkarsa, Erdoğan Avrupa’ya karşı çok yumuşayacak...

“Diktatör” demesinler diye de çok önemli açılımlar yapacak...

Avrupa’ya şirin görünecek ve Kıbrıs müzakerelerinde masaya sürülen, Anastasiadis’in “Kıbrıslıların çıkarına olmayan imkansız öneriler, gerçekçi olmayan teklifler” diye nitelediği “talepler”, ortadan kalkabilecek...

-*-*-

Efendim, Türkiye’deki referandumdan “Evet” çıkmasını mı istiyorum?

Bunu daha önce de açıkça dile getirdim...

Türkiye’de “Kürt” kelimesinin rahatça kullanılmasını sağlayan da, Kıbrıs sorununda milliyetçi tabuları paramparça eden de Recep Tayyip Erdoğan’dır...

Sonradan her iki konuda geri adımlar atılmış olabilir.

Bu geri adımların atılış sebebinin özellikle CHP’nin “Ulusalcı” diye adlandırılan akıl almaz tavrı olduğuna inanıyorum...

Hatta çok daha ileriye gideyim; Türkiye’nin Kıbrıs müzakerelerinde, mesela son Cenevre buluşmasında katı duruşunun sebebi de, CHP’nin olası “Kıbrıs’ı sattınız” eleştirisinin referanduma da yansıyabilecek sonuçlarıdır diye düşünmekteyim...

Ve tekrar ediyorum; CHP’liler, CHP yönetimi, 1958 model Kıbrıs sorununa bakış modelini değiştirmediği sürece; bu partinin girdiği her seçimden yenilgiyle çıkmasını gülümseyerek izlemek bana keyif verecektir...

-*-*-

Kıbrıs sorunu; iki taraf için de milliyetçiliğin lanetlediği ve tabulaştırdığı ciddi tavizlerin verilmesi, verilebilmesi ile çözülür... Bunun için de kararlı liderler gerekir... Cesur liderlikte şarttır... Erdoğan, referandumdan çok güçlü çıkarsa, o kararlılığı sergiler... Aksi takdirde, mucize beklemeyin...

Mucize, Erdoğan’ın iki dudağı arasındadır...

***

KKTC’den Paraguay’a hep aynı!

Paraguay'da, devlet başkanının yeniden seçilmesini sağlayacak bir yasa teklifi nedeniyle başlayan olaylarda göstericiler kongreyi ateşe verdi.

Ülkenin ana muhalefet partisi, olaylarda bir kişinin silahla vurularak öldürüldüğünü açıkladı.

Paraguay'da 35 yıl süren diktatörlük rejiminin ardından 1992 yılında kabul edilen anayasa ile başkanlık süresi tek dönem ve 5 yıl olarak sınırlanmıştı.

Ancak görevdeki Başkan Horacio Cartes, bu sınırlamayı kaldırarak yeniden başkanlık için aday olmak istiyor.

Ülkenin başkenti Asuncion'da başlayan olaylarda, göstericiler, Cuma gecesi kongre binasını ateşe verdi.

AFP haber ajansı, kongreye giren göstericilerin, yasayı destekleyen vekillere ait odaları "yerle bir ettiğini" bildirdi.

Demek ki neymiş?

Koltuğa oturan yapışıyormuş!

Dünyanın her yerinde!

KKTC’nin kuruluşunu hatırlayın!

Durduk, oturduk yerde yeni bir devlet icat etmiştik!

Ve başımıza da ambargo – izolasyon olarak gelmedik kalmamıştı!

Neden ilan edilmişti yeni devlet?

Çünkü, eskisinin Anayasası, devletin başkanına ebediyen başkanlık vermiyordu; iki dönemle kısıtlıyordu...

Bunu ben demiyorum!

Bu benim iddiam değildir!

O günlerdeki Türkiye Dışişleri Bakanı İlter Türkmen’in ifadelerinden alınmış bir bilgidir...

***

Pazar fıkraları

Çocuk babasına sorar:

“Baba, insan nasıl dünyaya geldi?”

Babası yanıtlar:

“... Adem ve Havva ilk bebekleri yaptılar... Onların bebekleri büyüdü, onlar da bebekler yaptılar, onlar da, onlar da... Bugünlere geldik, çoğaldık!”...

Çocuk annesine de aynı soruyu sorar; anne şöyle yanıtlar:

“... Hepimiz maymunduk, evrimleştik ve şimdiki halimize geldik”

Çocuk, ikinci yanıtı aklında daha uygun bulur ve hızla babasının yanına gider; “Beni kandırdın yalan söyledin” der...

Baba çocuğu kucaklar ve şöyle der:

“... Hayır kandırmadım, annen kendi ailesinin tarafını anlattı!”...

-*-*-

Askerliğini yeni bitirmiş genç mühendis, bir işe başvurur... Kendinden emindir... Yazılı sınavı başarıyla geçer... Sözlü sınava yani mülakata çağrılır... Ülkede ortalama yeni bir mühendis maaşı 50 bin dolar civarındadır... Mülakatta iş yerinin patronu da vardır ve genç mühendise, “Yıllık maaş olarak kafanda bir rakam var mı?”diye sorar...

Kendinden çok emin mühendis, “... Çok iyi eğitim aldım, kendime güveniyorum, 200 bin dolar yılda maaş istiyorum” der...

Patron, “... Biz sana 400 bin dolar veriyoruz, bir şoför, bir şirket arabası, bir lojman, lojmanda iki hizmetçi, iki sekreter... Haftada dört gün çalışacaksın, 3 gün tatil yapacaksın ve yılda 60 gün de tatilin olacak!”...

Genç mühendis, “Siz benle dalga mı geçiyorsunuz?” der...

Patron, “Sen başlattın!” diye yanıtlar...

-*-*-

Küfürü, cinselliği şaka olarak kullanmayı seven bir toplumuz...

Geçmişte, “Milli olmak” diye bir olay vardı...

Hiç seks tecrübesi bulunmamak, hiç milli olmamak olarak adlandırılırdı...

Hikayemiz Kıbrıs’ta geçiyor...

Hınzır bir genç, sınıf arkadaşına, “Eminim sen hiç milli olmadın” diye takılır... Amaç aşağılamak!

Öteki genç, “Akşam milli oldum!” der gülümseyerek ve böbürlenerek...

“Hadi yaaa, kiminle?” diye sorar hınzır olan, ötekisi, “Kız kardeşinle!” der kızdırmak için...

Hınzır, “... He he he benim kız kardeşim yok ki!” deyince, öteki genç, “Dokuz ay sonra olacak!” cevabını yapıştırır...

Bu konuda post yere asla vurulmaz anlayacağınız...

Geçti o günler tabii ki...

İyi pazarlar efendim...

***

Güzel dansçı

Cezayir asıllı Fransız dansçı ve oyuncu Sofia Boutella. Nike reklamlarındaki rolü ve Madonna'nın dansçılığını yapması ile tanınan bir oyuncu ve dansçı... Geçtiğimiz gün Las Vegas’ta katıldığı bir etkinlikte görüntülendi...

Güzelliği ile dikkat çeken aktris, kendisine çok yakışan gülümsemeyi de fotoğrafçılara poz verirken yüzünden hiç eksik etmedi.

REUTERS/Steve Marcus

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.