Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

18.05.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müşavir meselesi!

Patronlarım beni çağırsa ve dese ki; "Seni görevden aldık, artık haber müdürü değilsin, köşe yazısı yazmayacaksın, gazeteye hiç karışmayacaksın, muhabirlerle resmi görüşmen dahi olmayacak, sabah programı da yapmayacaksın... Ama, maaşını almaya devam edeceksin!"...

Alıp güneş gözlüklerimi, giyip şortumu, açıp biramı, Yeşilırmak'ta ayaklarımı denize sokup, masmavi sulara bakar mıyım?

Evet, belki bir hafta, belki on gün, hade bilemediniz bir ay... Bunu yapabilirim. Dinlenirim. İhtiyacım da yok değil...

Ama bunu ilanihaye yapamam!

İşimi çok seviyorum!

Derhal ayrılırım, gider başka bir iş bulurum!

Peki devlette böyle mi?

Devlette, müdürler, müsteşarlar, koordinatörler ne yapıyor?

Veya hükümetler değişip de görevden alındıklarında, "müşavir" sıfatı alan kişilere ne oluyor?

Hepsi "işe yaramaz" sınıfına konulmuyor mu?

Evet konuluyor.

Peki, istifa eden ya da bırakıp giden gördünüz mü?

Hayır!

Neden ayrılmıyorlar?

İki sebebi var...

Birincisi, emeklilik hakkı...

İkincisi ise yeniden aynı göreve gelme şansı...

Nasıl olsa bizimkiler hükümete yeniden gelecek, öyle ya da böyle, ben de yeniden göreve geri dönerim veya bir görevcik verirler...

Üstelik, uzmanlık alanında olmasına da gerek yok.

Bu arada, yeniden göreve gelme sevdası ağır basan çoğunluk, fino siyasi de oluverir!

Yani "memura siyaset yapma yasağı" var ya; o yasağı iğfal eder!

Seçim zamanları parti bayrakları ile çemberlerde görevdedir...

Koltuk...

Makam...

Efendim, bu benim tercihim değil ki, görev verseler yapmayacak mıyım?

Haklı bir müşavir sorusu!

Demek ki, mesele nedir?

Mesele, sistemin yanlış olduğudur.

Bu sistem değiştirilmelidir.

Değiştirilemez!

Nedenmiş?

Efendim yasa var!

Allah Allah, yasayı "Allah" mı yaptı ki değiştiremiyorsunuz?

Meclis ne güne duruyor?

Bu ülkede, 150 müşavir var...

Yasadışı olduğu halde, özel sektörde çalışanlar var aralarında...

Birincisi yasa çiğneniyor; ikincisi kaçak çalışıyorlar, üçüncüsü vergi kaçırma var işin içinde.

Ama bin, ama yüz bin, ama bir milyon TL!

Bu para, benim paramdır, bizim paramızdır.

Bu bir sorundur.

Bir yaradır.

Ve bu sorun, çözülmelidir. Bu yara kapanmalıdır ya da kesilip atılmalıdır.

Ve çaresi yok değildir!

Vardır!

Haaaa, bir de şu açıdan bakmak lazım.

Bu ülkede, devlet çalışanı olmanın neden özele tercih edildiği gerçeği de vardır bu konunun içinde...

Çünkü özel sektörde "müşavirlik" yoktur.

Bakmayın en yukarıda yazdığıma...

Patronlar, "out" dediğinde, "out" yani... Ama devlette, "out" yok... Ne var?

8 - 9 bin TL, hade bilemediniz 6 - 7 bin TL havadan maaş ve ikinci, üçüncü, dördüncü vergi dışı iş şansı...

Hele öğretmenseniz, gelsin - gitsin özel dersler... Dershane ortaklıkları falan... Daha ne deyim! Oturun ve çözün bu sorunu!

Günahtır!

Ayıptır!

Hırsızlıktır!

Ahlaksızlıktır!

Korkaklıktır!

Mahmut Hoca iyi hoca değil miydi?

Yani Hababam Sınıfı'nda Mahmut Hoca da yapmamış mıydı aynı şeyi?

Mahmut Hoca yani!

Ne bileyim, dün Kıbrıs Postası gazetesindeki haberi okuduğumda aklıma kesinlikle Hababam Sınıfı geldi...

Hani, liselerarası bilgi yarışmasında, Hababam ekibine, aşağıdan telefon bağlantısı ile kopya veriliyordu ve Mahmut Hoca meseleyi çakmıştı... Ama kendisi de yardımcı olmuş, okulun namusunu kurtarmıştı falan...

Neyse, devletimizin televizyonundaki bilgi yarışmasında da benzer bir olay yaşanmış.

Öğretmen, elinde dört farklı renkte kalem tutuyormuş...

Cevap A ise, filan renk B ise falan renk gibi...

Öğrencilere "kopya" veriyormuş...

Suç mu?

Bence değil...

Eğitim Bakanlığı'nın da bir şey yapmasına hiç gerek yok.

Öyle dürüstlükten, doğruluktan falan da bahsetmeye hiç gerek yok.

Önemli olan savaşı kazanmak mı?

Bilgi yarışması savaş mı?

Değil!

Ama kolej sınavları savaştan beterdir mesela...

Çok güldüm bu habere.

Televizyonda okurken resmen kendimi tutamadım.

"İşte KKTC budur" dedim kendi kendime...

O öğretmeni suçluyor muyum?

Asla!

Bu sistemde, bu düzende, okulunun ismini korumak isteyen bir öğretmen...

Ben müdür olsam, ödüllendirirdim!

Bu söylediklerim nerede geçerli?

KKTC'de!

Bu sistemde!

Bu düzende!

Hani, "kendi yolumuza devam ederiz" deniyor ya!

O yolda!

KKTC yolunda!

KKTC yolunda bahse konu kopya verdiği veya şike yaptığı iddia edilen öğretmen, kesinlikle tebrik edilmesi gereken bir öğretmendir!

Mahmut Hoca iyi öğretmen değil mi?

Amerikalıların size söylediği hiçbir şeye inanmayın

20 Temmuz 1969'da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay'ın yüzeyine indiler. Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD'nin batısında Ay'a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğa ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloga dair şöyle bir hikaye vardır:

''Bir gün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderili'yle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söyler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister.

Astronotlar ''Ne istiyorsunuz?'' diye sorar.

Yaşlı adam, ''Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.''

Astronotlar ''Mesaj nedir?'' diye sorar.

Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler.

Astronotlar ''Bu ne demek?'' diye sorar.

''Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bileceği bir sır,'' der.

Üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotlarının o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin, ''Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler.'' olduğunu söyler.''

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.