KTV
  • 01 Mayıs 2017, Pazartesi 8:46
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Mutlu kadın, mutlu aile, mutlu toplum!

"Kadına şiddeti" konuşuyoruz da kadınlarla ilgili bu ülkede kaç tane bilimsel araştırmamız var?

Veya şöyle soralım; (çok basit bir soru): Bu ülkede kaç kadın yaşıyor?

Dünya sivrisinek sayısını biliyor, biz ülkenin nüfusu konusunda kafa karıştıran abuk sabuk rakamlar veriyoruz!

De factodan giriyoruz, de jureden çıkıyoruz, şu kadar öğrenci, bu kadar asker, o kadar asker ailesi, bilmem ne kadar kaçak derken, "Efendim bu Ada'nın Kuzey kesiminde kaç insan nefes alıyor?"

Yanıt veriyorum; Kalabalık!

Tek bildiğimiz "cevap" bu!

Kalabalık kadar insan!

Nüfusu bilmediğimiz için, doktor hesabı yapamıyoruz, hastane hesabı düşüyor.

Öğretmen hesabı yapmak da zor!

Yine de sağlığa göre kolay görünse de, "Hangi bölgeden, hangi ilkokula, hangi ortaokula, hangi liseye kaç öğrenci gidecek" te tıkanıyoruz!

Yolları, araçları, trafiği düzenleyemiyoruz!

Çullisine hesap yapmak zorunda kaldığımız için de her işimiz çullisine oluyor...

-*-*-

Oysa Dünya neyin hesabını yapıyor biliyor musunuz?

"Kaç kadında, kaç kadının orgazm olduğunun" hesabını!

Yaaaaa.

En son ne zaman orgazm oldunuz?

"Yani, bu noktaya gelene kadar, neleri geçmemiz lazım daha" diyenleri duyar gibiyim ama bu da sağlıkla alakalıdır...

Dünya'nın birçok ülkesinde psikiyatrlar, psikologlar bu gibi konulara çok ciddi önem verir...

Son araştırmadan bir bilgi vereyim sizlere...

Kadınların onda sekizi yatakta sahte orgazm rolü yapıyormuş...

Sahte ile rol aynı anlama geldi ama olsun...

Yani İngilizcesi "fake orgasm" oluyor...

Orgazm taklidi!

Onda sekiz...

Rakam büyük, oran yüksek.

Kadınlar, 143 adet farklı ve çok şaşırtıcı sebep de göstermiş...

Kadınların üçte biri, erkekler kendilerini "Özgüvenden yoksun hissetmesin" diye bunu yaptığını belirtmiş...

Yani kadın, o işi yapamayan erkeğine, "Aslansın, başarılısın, büyüksün, kahramansın, sen dağları yıkarsın" diyor ama aslında erkek kedi, başarısız, küçük ve korkak!

-*-*-

Bu konu neden önemli?

Batılılar, insanı mutlu edecek her yolu arıyorlar da ondan!

Araştırmalardan birine imzasını atan Profesör Amri Gillath, İngiliz Mail on Sunday gazetesinde yayınlanan açıklamasında şunları söylüyor:

"Sahte orgazm, cinsel işlev bozukluğu ve evlilik sorunları ile ilişkilidir... Bizim bulgularımız, uzmanlara, herkese uygun tedaviyi sağlayabilmeleri için yardımcı olabilir."

-*-*-

Neden mi bunları yazdım?

Efendim inanıyorum ki, mutlu kadın, mutlu erkek, mutlu aile; mutlu toplumdur...

Mutsuz kadın, mutsuz erkek, mutsuz aile ise mutsuz toplumdur...

İyi basketbolcu olmak ve iyi sporcu olmak farklı şeydir!

Hayatımda gidemediğim için üzüldüğüm çok spor müsabakası vardır ama geçtiğimiz Cuma akşamki Koop - YDÜ basketbol maçı kadar üzüldüğüm olmadı...

Uymadı...

Neyse... İnşallah çarşamba akşamı sağlamım ve gider finali - beşinci maçı izlerim...

Bu sporumuza son yıllarda çok ciddi bir rekabet geldiği gözle görülüyor...

Bazı kurumların ilgisi ile çok iyi yabancılar da ülkemize geliyor...

Çok kaliteli - çok meraklı "Coach"larımız var...

Bunlara bir de basının ilgisi ve seyirci eklendiği anda, heyecan ve keyif yükseliyor.

YDÜ Kadın Basketbol takımının "marka" anlamındaki "Kıbrıslı" başarısı da heyecana heyecan, zevke zevk katıyor...

Ancaaaaaak, uzandığım yatağımdan izleyebildiğim Koop - YDÜ "dördüncü" maçı sırasında bazı şeyler düşündüm...

Evet, kaliteli, hatta Dünya'da bilinen bazı sporcuların ülkemize gelmesinin avantajları küçümsenemez...

İsim vermenin bir anlamı yok...

Ancak şimdilerde emeklilik yaşları gelse de, hâlâ oynuyor olmalarına son derece saygılı olduğum yabancı sporcuların, çok dikkatli olmaları gerektiği inancındayım...

Elbette yargıç değilim; spor tahkim komitesi falan üyesi de değilim...

Bazı yabancı sporcuların, hırslarına da saygım son derece fazla...

Buna karşılık, "Ben yıllarca Dünya sahalarında basketbol oynadım, sizi gidi kıçı kırık geri kalmış ülke spor camiası" endamını sezinledim.

Kimse kusura bakmasın; "Özel hayatında, idmanda çok efendi sporcudurlar" dense de; "Sporcu hırsı iyi bir şeydir" diye savunulsa da, "Rekabetle hafif kavgalar çekiciliği artırır" diye düşünsem de; bazı önemli sporcuların seyirciyle dalaşması, el kol işareti yapması, hakemleri taciz etmesi, "dizginlenmelidir"...

Ciddi seyirci kazandık...

Kaybetmeyelim...

Çok kaliteli karşılaşmalar izliyoruz...

Çok sayıda çocuk maça geliyor...

Onları, o büyük isimleri, el kol işaretleri, iç çamaşırlarını sergilemeleri ile taklit etmesinler...

Yani diyorum; bir uyarsanız bu kardeşlerimizi; ülkemizden giderken, "Ne iyi basketbolcuydular" diye hatırlamayalım sadece... "Ne mükemmel sporcuydular be" diyelim...

Gazetecilik ve basın özgürlüğü

Basın özgürlüğü...

İfade özgürlüğü...

Bu iki "Özgürlük", ülkelerin demokrasi ile akrabalık derecesine göre yükselir veya düşer...

Demokrasi ile ne kadar yakınsanız, bunlar o kadar yukarıdadır...

Demokrasi ile ne kadar uzaksanız, bunlar da o kadar aşağıdadır...

-*-*-

KIBRIS'ta dün Dr. İsmail Kemal bu konuda muhteşem bir yazı kaleme aldı...

Merkezi Washington’da bulunan insan hakları kuruluşu Özgürlük Evi (Freedom House), dünya genelinde basın özgürlüklerinin durumunu incelediği “Basın Özgürlüğü 2017” raporunu açıkladı.

Raporda 199 ülke, basın özgürlüklerinin durumu açısından 0 (en iyi) ve 100 (en kötü) olmak üzere notlandırıldı. Buna göre Güney Kıbrıs 19.79 puanla 30'uncu, Kuzey Kıbrıs 29.88'le 75'inci ve Türkiye, 76 puanla dünyada 163’üncü sırada yer aldı... Türkiye, Avrupa’da 42’inci ve son sırada yer aldı.

Listede Türkiye’nin hemen önünde 159 ve 160’ıncı sırayı paylaşan Angola ve Myanmar ile 161 ve 162’inci sırayı paylaşan Çad ve Zimbabve bulunuyor.

Raporda ülkeler ayrıca, basın özgürlüklerinde “Özgür”, “Kısmen özgür” ve “Özgür olmayan” kategorilerine göre sınıflandırılırken, Türkiye “Özgür olmayan” kategorisine dahil edildi.

Bunun yanında Türkiye, 2012-2016 yılları arasında notu 20 puan düşerek bu tarih aralığında basın özgürlükleri en fazla gerileyen ülke oldu.

Türkiye 2016 yılında da 5 puan daha düşerek, Burundi, Nauru ve Belize ile birlikte, 6 puan düşen Polonya’dan sonra en çok not kaybeden ülke oldu.

Raporda, Türkiye’nin notunun düşürülmesine gerekçe olarak, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çok sayıda baskıcı tedbirin hayata geçirilmesi gösterildi. Sansürün artması, eleştirel ve bağımsız medya kurumlarının kapatılması, gazetecilerin lisanslarının toplu iptal edilmesi, gazetecilere karşı keyfi gözaltı ve şiddet vakalarındaki keskin artış örnek verildi.

-*-*-

Rapora göre basının en özgür olduğu ülke Norveç, en kötü olduğu ülke ise Kuzey Kore.

Listede ilk baştaki ülkeler sırasıyla Norveç (8 puan), Hollanda, İsveç (11’er puan), Belçika, Danimarka, Finlandiya (12’şer puan), Lüksemburg (14 puan) ve Andorra, İzlanda ve Liechtenstein (15’er puan) olarak sıralanıyor.

En sondaki ülkeler ise sırasıyla, Kuzey Kore, Türkmenistan (98’er puan), Özbekistan (95 puan), Kırım, Eritre (94’er puan), Küba, Ekvador Ginesi (91’er puan), Azerbaycan, İran, Suriye (90’ar puan) olarak listeleniyor.

-*-*-

Norveç veya Kuzey Kore'yi ele alacak olursak; basın özgürlüğü açısından arada uçurum söz konusu...

Ancak şunu asla unutmamak lazım:

"... Basın özgürlüğü, dilediğimizi yazmak, aklımıza gelen sıkmak, belgesiz, fotoğrafsız, delilsiz, ispatsız saldırmak değildir..."

Norveç'te de, Kuzey Kore'de de gazetecilik bunu emreder...

Evet, bir yanda "Basın özgürlüğü" olmazsa olmazımızdır ama basın özgürlüğü, kamusal bir görev olan gazeteciliğin, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet edilmesi değildir...

Basın özgürlüğü, kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer vermek değildir...

Basın özgürlüğü, haberlerin, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanması değildir...

Basın özgürlüğü, suçlu olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe bir kişiyi “suçlu” ilan etmek değildir...

Eğer kişisel çıkar amacıyla yayın yapılmışsa, kişileri küçük düşürmek, aşağılamak ve iftira atmak amacı güdülüyorsa, ortada yargı kararı yoksa, belge hiç yoksa, fotoğraf bulunmuyorsa; yapılan gazetecilik değildir...

Tetikçiliktir...

Mesleğimize yazıktır...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yarın seçim olsa oyunuzu hangi partiye verirdiniz?

    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 5 3 0 2 0 9
2 YENİCAMİ AK 4 2 2 0 4 8
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 5 2 2 1 3 8
4 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 4 2 2 0 3 8
5 BİNATLI YSK 5 2 2 1 2 8
6 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 5 2 2 1 0 8
7 CİHANGİR GSK 4 2 1 1 3 7
8 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 4 2 0 2 0 6
9 LEFKE TSK 4 1 2 1 -1 5
10 OZANKÖY SK 5 1 2 2 -3 5
11 YALOVA SK 4 1 1 2 1 4
12 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 4 0 4 0 0 4
13 BAF ÜLKÜ YURDU 5 1 1 3 -2 4
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 5 1 1 3 -4 4
15 TÜRK OCAĞI LİMASOL 5 1 1 3 -5 4
16 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 4 0 3 1 -1 3

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.10.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup