Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

19.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müzakere masası ve eşler!

“Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka bir kadın vardır”...

Çok “seksist” bir inanış...

Cinsel ayrımcılık içeriyor...

Yani erkek öndedir; önde olandır, başarılı olacak olandır ve kadın da ona destek verecektir!

Neden kadın önde olmasın?

Olmalı!

Neyse, ülkemizde seçim sistemi değişti, ciddi kadın kotası olacak. Önümüzdeki genel seçimde veya ilk erken genel seçimde en az yüzde 30 kadın seçilebilecek, seçilecek...

Seçilen kadın ya da erkeğin arkasında da “eşinin” olmasının bir anlamı yoktur...

Amerika’da, “First Lady” makamı vardır...

Başkan seçilen kişi erkekse ki bugüne kadar hep öyle oldu, eşi, “First Lady” olur, ciddi işler yapar... Ama bu işler, genelde sosyal – kültürel yaşamla alakalıdır... Ülkenin siyasi duruşunda veya önemli kararlarında bir rolü yoktur... Elbette kocası ile kapalı kapılar arkasında tartışabilir, görüşünü söyler ama aktif rol almaz, alamaz...

Amerikan Başkanı veya başka bir ülkenin lideri, başkanı, başbakanı, dışişleri bakanı; resmi bir “müzakere” veya benzeri işle görevliyse, yurt dışına gidecekse, yurt içinde bulunacaksa, eşi yanında olmak zorunda değildir...

Kaldı ki birçok AB ülkesinde, bu tür bir iş ziyaretinde “eşin” de bulunması, sıkıntıdır... Masraftır...

Evet, meseleyi KKTC’ye getiriyorum...

Olay bir dış geziyse, kültürel, sosyal bir ziyaretse...

Bir yere, konferans vermeye veya dinlemeye gidiliyorsa...

Bir yemeğe davet söz konusuysa...

Bir etkinlikte yer alma daveti söz konusuysa...

Spor müsabakası izlemek, olimpiyatların açılışına katılmak, tiyatro izlemek, opera izlemek falan varsa...

Özel tatilse...

Resmi tatilse...

Eş olan kişi de ilgili lider, başkan, başbakan, bakan, müzakereci veya temsilciye eşlik eder...

Ama müzakere, resmi görüşme, ciddi bir toplantı, karar verilmesi gereken bir zirve söz konusuysa, eş, erkek ya da kadın evde kalır...

Şimdi, adam ya da kadın lider masada en kritik müzakereye tam girdi giriyor, otel odasında ya da alışverişte olan eş yere düştü, ayağını burktu!

Ne olacak?

Düşünün, adam ya da kadın masada ülkesinin geleceğini tartışıyor ama karısı, bir kaç koruma ile “av ayağım” ağlıyor veya kocası, “başını çarptı”, hastanede röntgen çekiliyor... MR cihazına falan sokuluyor...

Ne mi demeye çalışıyorum?

Saygım, sevgim baki kalmak kaydıyla; imzalanacak bir anlaşmanın töreni söz konusuysa eyvallah ama tarihin en ciddi müzakerelerinin yapılacağı Cenevre’de, Meral hanımın işi – görevi olmadığı inancındayım...

Bu müzakereler, ülkenin, toplumun, Ada’nın, bölgenin, Türkiye’nin, Orta Doğu’nun, AB’nin geleceğini çok yakından ilgilendiriyor...

Sosyal bir aktivite değildir.

Kültür gezisi değildir.

Tatil değildir.

Obbaaaya gidelim değildir...

Alışveriş hiç değildir...

Efendim, haddimi aşmak falan da değildir...

Allah göstermesin, tam 12 Ocak günü, Erdoğan, Theresa May, Çipras, Anastasiadis, AB’ciler falan masaya oturuyor, Meral hanım karda kışta düşüp ayağını burksa ne olacak?

Haaaa, elbette burada kalsa ve benzer bir (Allah göstermesin) düşme olayı yaşansa eminim Sayın Cumhurbaşkanı’nın aklı eşinde kalır... Ama, el yerinde, yabancı yerde durum farklıdır...

Efendim, haddim değil kesinlikle ama tüm dünyada, durum budur...

Gezme, gezi, sosyal aktivite falan tamam da...

Geleceğimizin konuşulacağı son müzakerede, durum böyle değildir...

Sayın Akıncı’nın eşinin desteğini alması, her yerde birlikte olmaları çok hoş bir görüntü... Ama üzgünüm, müzakerelerde hayır!

Benzerinin olup olmaması da beni ilgilendirmiyor; bizde olmamalı!

Sayın Akıncı’nın yüzde yüz konsantrasyonu masada olmalı!

Aynı şey, Sayın Anastasiadis için de geçerlidir...

Cimrilik değil hırsızlık!

Güney Kıbrıs’ta, bir ekmek mi aldınız?

Kaç paradır?

Atıyorum, 0.99 Euro!

Yani bir Euro’dan bir “cent” eksik!

Bir Euro’yu veriyorsunuz, paranızın üzerini alıyorsunuz!

Efendim bir cent mi?

Evet, bir cent!

Ve çok ilginçtir, Güney’de fiyatlar hep, 7.99; 15.99 falan diye etiketlenir... Kasada mutlaka o bir cent size verilir...

Gelelim KKTC’ye!

KKTC’de de, çok sayıda ürüne müşteri çekmek maksadıyla 0.99 eklentisi konur...

10.99 falan, 15.99...

Ama, 2008’de Londra’dan geri döndüm, şimdiye kadar hiç 1 kuruş iade almadım!

Hatta 5 kuruş da almadım!

Hatta dün bir yerdeydim, 10 kuruşu da alamadım!

Günde 10 kişi, 10 kuruş, etti 1 TL!

365 günde 365 TL!

Yani bu sadece ufak bir örnek!

Günde 1000 kişiden 10 kuruş veya bir kuruş kesmek, sizce ahlaklı mı?

Peki bu “hırsızlık” düzeltilemez mi?

Ben diyorum ki, bu cimrilikle – pintilikle alakalı değildir, hırsızlıkla alakalıdır.

Çözüm uzlaşıdadır!

Çözüm demokrasidir.

Çözüm, oturup konuşmakta yani diyalogdadır...

Çözüm uzlaşı kültüründedir...

Çözüm terörde değildir...

Çözüm 18 yaşındaki askeri veya polisi öldürmekte değildir.

Ne isterse olsun, bu yöntem sadece “intikamdır, ölümdür, acıdır” ama çözüm değildir...

Sadece Türkiye’de değil, Kolombiya’da, Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Ukrayna’da veya Kıbrıs’ta...

Çözüm, kardeşçe yaşayabilmektir... Çözüm uzlaşıdadır...

Egzoz emisyon parası!

Egzoz emisyon testi!

Yani öteki yazıdaki bir cent-bir kuruş iadelerde olduğu gibi, bu da tam bir hırsızlık!

Hade daha yumuşak yazalım; tam bir uyumsuzluk!

Yani ne denetleyen var, ne bakan var, ne ilgilenen!

Dereboyu’nda oturun, açık havada kahve içeceksiniz, yemek yiyeceksiniz, boğulma tehlikesi yaratan araç var!

Şahidim!

Bıraktım seyrüsefer yaptırmayanı, muayeneye gitmeyeni; bu egzoz emisyon testini “geçemeyen” bir kişi de duymadım ki bu da ayrı bir mesele!

Kardeşim yollar duman altı!

Yok mu denetleyen?

Yoksa, bu da bir para düzeni mi?

Ya da bizim ülkedeki araçların arkasından çıkan duman, kafa bulmamız amacıyla kasten yayılan duman mı?

“Nereden baksan tutarsızlık” demişti Ahmet Kaya!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.