Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

31.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müzakereler mi demiştiniz?

Türkiye'de MGK'nın kararı ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıklamaları ile salı akşamı Nikos Anastasiadis'in Güneyde, Başpiskoposluk'ta yaptığı konuşma net bir şekilde ortaya koymaktadır ki, "Serdar Denktaş haklıdır!"...

Nasıl mı?

Müzakereler bundan sonra sadece "bir hobi" şeklinde sürdürülebilir!

Önce Anastasiadis ile başlayalım.

Ne dedi Anastasiadis?

"... Sayın Akıncı ile yiyeceğim yemekte Güven Artırıcı Önlemler konuşulacaksa, başlamadan biter"...

Hadeeee!

Bunu, açık ve seçik bir şekilde, son derece saldırgan bir tavırla ve ortada fol ile yumurta yokken söylemiş olması Rum liderin gözünün ve aklının müzakerelerde değil, başkanlık seçimlerinde olduğunu ispatlıyor.

Anastasiadis, çok daha yumuşak bir dil kullanabilirdi.

Kullanmadı.

Bu düşüncesini, ulu orta, üstelik de sadece Rumların dinlerinin değil, çözümsüzlüğün de en önemli merkezi olan başpiskoposlukta uluorta açıklamayabilirdi... Gider, Akıncı'nın yüzüne söylerdi.

Yani eğer Anastasiadis "şuur sıkıntısı" yaşamıyorsa, net bir şekilde görülen, kafasında müzakerelerin değil, yeniden seçilebilmenin hesaplarının olduğudur.

Türkiye'de "Enosis kutlanması kararı kaldırılmazsa müzakerelere dönmeyiz!" şeklindeki MGK kararı; dört özgürlük ve benzeri ağır konularda Çavuşoğlu'nun "kesinlikle taviz vermeyiz" tandanslı konuşmaları da müzakerelerin "hobi" olarak sürdürülebilir olduğunun işaretidir.

Peki biz ne olacağız abi?

Bu soru, Kıbrıslı Türklerin sorusu!

Biz neredeyiz?

Akıncı nerede?

Akıncı müzakerelerin başlayıp başlamamasına karar verme aşamasında hiç yok mudur şimdi?

Görüntü öyle!

Bekledim, bir açıklama da yok...

Hade Espen kardeşim; ara beni, al yanına, götür Norveç'e sığınayım anavatanıma!

Annem mi?

Şimdi efendim, benim annemin ataları aslında Viking'ti...

Viking'ler sekiz ve on birinci yüzyıllar arasında, Norveç, Danimarka ve İsveç toprakları üzerinde yaşamış...

Annemin baba tarafı, bugünkü Norveç toprakları üzerindeki Viking'lerden geliyor...

Annemin anne tarafı ise Danimarka...

Yani, bir yerden Norveç'i tutuyorum...

Torhild ismi de bizimkilerin soyunun ismi...

Torhild... "Tuuril" gibi bir okunuştadır... Tuuril zaman içerisinde Kıbrıs adasında, "Teralı" soyadına ulaşmıştır efendim...

Hade bye bye!

Ver elini Norveç...

Canım Anavatranım!

Şükran sana!

Al beni yanına!

Memleketimin açık kabloları!

Şimdi yolda belde sokakta olsa bir dereceye kadar anlardım!

Evde olsa gene anlardım!

Ama devletin en değerli, en önemli, en temiz, en hijyen, en bakımlı mekanlarının en başında gelmesi gereken hastanesinde bu olayı anlamam, kabullenmem mümkün değil!

15 aylık bir bebek, hastanede açık bırakılan elektrik kablosuna dokunuyor ve şu ya da bu voltaj yüksekliğinde elektrik akımı alıyor!

Bu nasıl bir ihmaldir Tanrım?

Bu nasıl bir zihniyettir?

Nasıl bir sorumsuzluktur?

Aynı olay bir Avrupa ülkesinde olsa, ya da ne bileyim İngiltere'de yaşansa; o hastaneye verilecek cezayı ve aileye ödenecek tazminatı hayal bile edemiyorum!

Ya çocuk ciddi şekilde yaralansaydı?

Ya çocuk Allah korusun ölseydi?

Eveeeeeet; içimizi düzelteceğiz...

Eveeeeet, düzelteceğiz içimizi...

"Seçin genneri da gurtarsınnar bizi" derdi Bayram Çelik yoldaş...

Aynen ondan!

İlk seçimde, seçin genneri da gurtaracaklar bizi!

Ellerinde birer tornavida, açık kablo kalmayacak ülkemizde!

Ölüm teknelerinin rotası, önceden belirleniyor!

Askerlik görevimin sanırım en uzun bölümünü Erenköy'de yapmıştım...

Dört ayrı birlikte askerlik görevini yerine getirdim...

Erenköy'e o zaman kara yolu bağlantısı yoktu. Denizden gidiyorduk... Teknelerle...

Erenköy ile KKTC'nin en batıdaki köyü Yeşilırmak arasında Pirgo ve Mansura köyleri vardı... Sahilde tabii ki... Tepelerde Mosfilari, Piyanya falan da bulunuyordu... Erenköy'ün batısındaki ilk Rum köyü ise Paşiambo ve sonrasında, küçük güzel bir balıkçı limanı da bulunan Pomo... Sahilden bahsediyorum...

Yani, Apostolos Andreas bölgesindeki Zafer Burnu'ndan taaa Yeşilırmak'a kadar olan sahil şeridinin tamamı "KKTC"ye aitti...

Güzelyurt Körfezi'ni de sayarsak, bayağı uzun bir sahil şeridi...

Zaten haritaya da bakın, Kıbrıs'ın Türkiye'ye bakan Kuzey sahilinin beşte dördü KKTC'ye, beşte biri Kıbrıs Cumhuriyeti'ne aittir...

KKTC'nin Kuzey'deki sahil şeridi en az 200 kilometredir... Rumların ise 40 kilometresi bile yoktur... Yani, beşte bir bile değildir...

Ancak şu işe bakın ki, Türkiye'den kaçırılan ve ölüm tekneleri ile Kıbrıs'a getirilen Suriyelilerin çok büyük bölümü, ne hikmetse, Erenköy'den sonraki Paşiambo ve Pomo sahillerine bırakılıyor...

Bunu neden mi yazıyorum?

Çünkü Suriyeliler, AB'ye gitmek istiyor...

KKTC'yi biliyorlar...

O ölüm teknelerini organize edenler de sınırları gayet iyi biliyor, hesaplıyor ve ona göre işi tamamlıyor...

Yani öylesine yola çıkılmıyor.

Bu yolculuğun bir planı, rotası bulunuyor...

Kendi kendime düşünürken, yazmış bulundum...

Antibiyotikle alkolün hikayesi

Aslında bu konu daha çok İrlandalılar için geçerli bir konudur ama sanırım bize de uyarlanabilir...

İrlanda'da doktor bir hastaya antibiyotik veya her hangi bir ilaç yazdığı zaman, "bu ilacın yan etkileri var mıdır?", "bu ilaç işe yarayacak mı?" gibi sorular asla sorulmaz... İlk ve tek soru şudur:

"Doktor, bu ilaçları alırken, alkol de alabilir miyim?"

Bizde de bu soruya ek olarak, sonrasındaki "herkes doktor" muhabbetleri de çok ünlüdür....

Geçenlerde meyhanedeydik...

Yan masadaki muhabbet süperdi!

Antibiyotik alan kişi: Gardaş ben içmeyim, doktor antibiyotik verdi!

Birinci masa arkadaşı: Hiç sorun olmaz, antibiyotik ve alkol birbirinin etkisini azaltır, o kadar.

İkinci masa arkadaşı: Ben tersini biliyordum, yani artırırlar bir birilerinin etkisini!

Üçüncü masa arkadaşı: Doktora sordun mu?

Ve antibiyotik alan kişi: Doktor içme dedi!

Birinci masa arkadaşı: İlacı mı alkolü mü?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.