Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

07.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Müzakerelerin yeniden başlamasının mutlu etmedikleri!

"... Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs görüşmelerinin, Rum-Yunan tarafının “ara” talebi nedeniyle Cenevre’de beşli konferansta kaldığını anımsatarak, görüşmelerin, Rum Meclisi’nin ENOSİS’i kutlama kararını geri çekmesinin ardından, Cenevre’de kaldığı yerden başlayabileceğini söyledi.

Başbakan Özgürgün, Rum Meclisi’nin ENOSİS’i kutlama kararını Rum Eğitim Bakanlığı’nın uhdesine verecek olmasının ise bir aldatmaca olduğunu belirtti..."

-*-*-

KKTC Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:

“... Sözde münhasır ekonomik bölgesindeki üç parsel için açılan ihaleye katılan yabancı şirketlerle yapmış olduğu müzakereleri sonuçlandıran Rum liderliğinin bugün ve yarın söz konusu şirketlerle sözleşme imzalayacak olması, kendinde gördüğü tüm hakların Ada’nın eşit sahibi Kıbrıslı Türklerde de olduğunu kabullenemeyen tutumunu terk etmediğinin açık bir göstergesidir. Rum tarafının haklarımızı gasbetmeye yönelik sürdürdüğü bölge istikrarını tehdit eden bu tavrına müsaade edilmesi mümkün değildir. Garantör Türkiye ile birlikte, bu konudaki hak ve menfaatlerimizin korunması konusunda gerekli tüm önlemlerin alınacağından şüphe edilmemelidir. Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk tarafını eşit ortağı olarak kabul etmeyen yaklaşımını sürdürmesinin, Ada’da kalıcı ve kapsamlı bir çözümün temin edilmesi çabalarının önündeki en önemli engeli teşkil ediyor."

-*-*-

Türkiye'nin de benzer açıklamaları var. Hatta daha sert açıklamaları söz konusu...

Şimdi, Rum Temsilciler Meclisi bugünkü oturumunda, Plebisit Kutlaması kararını geri almayacak...

Sadece bu ve benzeri günlerin kutlanması yetkisini Eğitim Bakanlığı'na devreden bir öneriyi görüşecek...

Bunu da, "kutlamayacağız yahu" anlamında gerçekleştirecek.

DİSİ ve AKEL, daha önce alınan "kutlanması" kararının yanlış olduğunu defalarca dile getirdi.

Yani, DİSİ ve AKEL müzakerelerin kopmaması için uğraş veriyor diyebiliriz... Nitekim bugün DİSİ ve AKEL'in toplamdaki 37 milletvekilinden 3 DİSİ'li hariç, yeni yumuşatıcı kararı kabul etmesi bekleniyor...

Güney'de kışkırtıcı kararı onaylayan aynı kadro, aynı noktada duruyor, değişen bir şey yok ve onlar da müzakerelerin kopmasını umursamıyor...

-*-*-

Rum Yönetimi, dünyanın dev gaz ve petrol şirketleri ile anlaşmalar yaparken, Türkiye'yi takmıyor... KKTC'yi kayda dahi almıyor...

KKTC Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması, sadece "Türkiye de aynı fikirdedir" noktasında değer taşır...

Ancak, ortada dolaşan şirketler, dev uluslararası şirketlerdir ve kolay kolay "tehdide" gelmezler diye düşünmekteyim...

-*-*-

Peki bu durumda, Türkiye Dışişleri, KKTC Başbakanı ve KKTC Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamalarının asıl hedefi nedir?

Bana göre, Güney'de 1950 ENOSİS Plebisiti'nin okullarda kutlanması kararını onaylayanlardan pek farklı değildir.

-*-*-

Müzakerelerin yeniden başlamasından huzursuz olanlar; Kıbrıs'ta, iki bölgeli, iki toplumlu ve iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm istemeyenlerdir; bir bir daha ikidir.

Mariuana'yı tartışalım!

Kürtaj konusunda, "benim vücudum benim kararım" noktasındayım...

Mali durumu, sosyal durumu, ruhsal durumu, fiziki sağlık durumu uygun olmayan bir kadın, karnındaki çocuğu isterse doğurur, isterse doğurmaz...

İster hamileliği sürdürür, ister sonlandırır...

Efendim bir süre konamaz mı?

Konabilir...

-*-*-

Uyuşturucu olarak kabul edilen "her şey", aynı cezayı almaz...

Dünya'nın birçok ülkesinde, KKTC'de de, daha ağır etkisi olduğu bilinen uyuşturucuya verilen ceza da daha ağırdır diye biliyorum...

Ancak, "cannabis" denen olayda, yeni bir yasal düzenleme yapılması gerektiğine de inanıyorum.

Vaaaaay efendim, sen misin bunu savunan?

Bakın, sentetiktir, kokaindir, eroindir, haptır başka bir şey...

Ama "cannabis", "cannavuri", ya da "mariuana" başka bir şey...

Evet, o da uyuşturucu...

Ama, tıbbi amaçla da kullanıldığı biliniyor...

Yani diyorum, bir gram "cannabis"ten tuttuğunuz birini, laboratuvarınız da yanık; ne yapacaksınız?

"Salın gitsin" demiyorum...

Ama, para cezasıyla meseleyi kapatın diyebilirim...

Mahkemeyi de kurtarırsınız, maliyeyi de!

Boşuna para harcanıyor...

Halkın vergileri, yargıçların, mahkemelerin vakitleri de...

Uyuşturucudur evet... Kabul ediyorum...

Ama bir iki gramına hatta miligramına harcadığınız zamana yazık...

Kötü bir şey mi bu meseleyi tartışmak?

-*-*-

Kıbrıs'ta "gannavuri", Güney Afrika'da “dagga", Kuzey Ameirka'da “kif", Jamaika'da “ganja” denilen; sokakta onlarca isimle anılan mariuananın birkaç gramcığı, mahkemeleri oyalayan, uzatan bir "madde" olmaktan çıkarılabilir diye düşünmekteyim...

Amaaaaan, Serhat uyuşturucuyu savundu!

Öyle değil be canlarım, öyle değil!

Yani bilimsel - fikirsel - moral - ahlaki - dini veya yasal tartışmaya girmeye gerek yok...

Mesele bu değil!

Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Dünya'da birçok ülkede tıp alanında yağı kullanılıyor.

Birçok ülkede, miktar azsa ve sadece kişisel kullanım maksatlıysa, serbest sayılıyor...

Arjantin'de, Avustralya'da, Avusturya'da, Şili'de, Kamboçya'da, Çek Cumhuriyeti'nde, Estonya'da, Gürcistan'da, Ekvator'da, Yunanistan'da, Jamaika'da, Lüksemburg'ta, Malta'da, Meksika'da, Moldova'da, Paraguay'da, Peru'da, Portekiz'de, Rusya'da, Slovenya'da, İspanya'da, Güney Afrika'da, İsviçre'de, Ukrayna'da, Uruguay'da, üç beş gram kişisel kullanım serbest...

Biz de konuşalım, tartışalım, bir kaç grama kadar kişisel kullanım ve tıbbi amaçla serbest kalmasında bir sakınca olmadığı inancım vardır...

Prezervatif ve ikinci el mağazası

Soru: Dünyada en iğrenç şey ne olabilir?

Cevap: Bir ikinci el mağazasından prezervatif satın almak!

Cerrah ve anestezist!

Sevgili doktor kardeşlerim... Kızmayın... Bu bir doktor fıkrasıdır... Ve sadece fıkradır... Gülmeniz içindir...

Efendim fıkra şöyle...

Tabipler Birliği bir dayanışma ve eğlence gecesi düzenlemiş...

Bir yığın doktor orada...

Bir ara, genç erkek bir doktor ile genç kadın bir doktor göz göze gelmiş...

Bir bakmışlar ki yan yana oturuyorlar... Biraz içki içmişler, kafalar iyi... Erkek, kadına, "sevişelim" demiş. Kadın, "tamam, ellerimi yıkayıp geliyorum" demiş.

Birlikte çıkmışlar. Erkek doktorun evine gitmişler.

Eve girer girmez, kadın, "ellerimi yıkayıp geliyorum" demiş.

Sevişmişler... Kadın hemen "ellerimi yıkayıp geliyorum" demiş. Erkek huylanmış...

"Eminim siz cerrahsınız" demiş.

Kadın doktor, "siz de anestezist olmalısınız hiç bir şey sezmedim" demiş...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.