HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

10.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Önümüzdeki bir kaç hafta çözümün kaderini belirleyecek!

Türkiye'de Nisan ayında referandum var...

"Kıbrıs'ı da sattınız" diyen, milliyetçi oylardan kesin alır!

Veya, "Kıbrıs'ı sattırmadık, satmadık" falan diyen de aynı şekilde oy alabilir.

Bu söylediklerimin mantıklı veya mantıksız olması üzerinde durmanın anlamı yok...

Ancak üzerinde durulması gereken, "ilgisi yoktur, bağlantısı yoktur" dense de, Türkiye'de her türlü seçim ortamı, Kıbrıs sorununda "taviz" gibi görülen hareketleri engeller... Haliyle, o taviz gibi görünen hareketler olmazsa da Kıbrıs sorununda "çözüm" başka baharlara kalır...

Güney Kıbrıs'ta da seçim var... Başkanlık seçimi...

Nisan ayında yapılacak bu seçimlere, "hayır cephesi" olarak adlandırılan ve ırkçılarla gizli ırkçıların oluşturduğu yüzde 40 artı eksi 5 yani en az yüzde 35, en çok yüzde 45 oyla mecliste temsil edilen ve edilmeyen partilerin ortak adayından söz ediliyor...

Bu ortak adayın da, AKEL'in eski "ikinci adamı", Nikos Katsuridis olabileceği konuşuluyor...

Katsuridis, AKEL'in çok önemli bir ismiydi ve bir önceki referandumda bu partinin "evet" kararı alamamasının da önemli isimleri arasında kabul ediliyordu... Daha sonra partiden ihraç edildi... Başka sebeplerle... Şimdi, faşist veya gizli faşistlerin adayı olma ihtimali var...

DİKO, EDEK, Vatandaşlar İttifakı ve Çevreciler'in de aralarında bulunduğu bu "hayırcı ırkçı faşist" kadro, kesinlikle "faşist" olduğunu kabul etmez... EDEK sosyalisttir... DİKO, merkezdedir...

Ama tavır ve siyasetlerinde, "Türk düşmanlığı" vardır ve bunun genel tanımı faşizm içerisinde açıklanır...

Fazla söze gerek yok...

Güneyde seçim kazanmak isteyen Nikos Anastasiadis, tıpkı en başta Türkiye için vurguladığımız noktadan hareketle, "taviz sayılabilecek" hareketlerden kaçınmak zorundadır ki bu da çözümün engelidir.

Kısacası, çözüm umudunun hala "taze" kalabilme şansı için zaman çok dardır... Bu bir kaç hafta içerisinde, olası bir uluslararası konferans başarısı elde edilirse ne ala, değilse defter kapanır; hesap tamamlanır... Sorun çözülmez, kalır...

Trodos'taki lastik kesme meselesi!

Trodos'ta geçtiğimiz hafta sonu, "iki Andreas'a, üç Osman" vardı...

Veya cinsel ayrımcılık yapmayalım," iki Eleni'ye üç Hatice" diyelim...

Yani, ayıptır söylemesi, kar görgüsüzlüğü gibi olmasın ama Kıbrıslı Türkler, Rumlar'dan fazlaydı!

Abartıyor muyum?

Hayır abartmıyorum...

Otobüslerle gelen Kıbrıslı Türkler de vardı mesela...

Ve yüzlerce yabancı... Kayak yapmaya gelen çok sayıda "üçüncü ülkeli turist"...

Ve hafta sonunu sanırım Pazartesine bağlayan gece, beş KKTC plakalı araçla bir Rum plakalı aracın lastikleri kesildi!

Kim kesti?

Dr. Sibel Siber biliyor!

Kesin emin!

Meclis Başkanı, Güney'de özel bir dedektiflik bürosunun da aynı zamanda direktörlüğünü yürütüyor, Rum polisi ve istihbaratı içerisinde de tanıdıkları var... Kesin emin! Rumlar yaptı!

Haaa, Meclis Başkanı, "Rumlar yaptı" demiyor; "bu tür olaylarla güvensizlik yaratılıyor" uyarısını yapıyor olabilir... Ki öyle kabul edelim!

Ama kendi açıklaması da aynı güvensizliği tetikliyor, artırıyor...

Yapmasın mı?

Bunu, Tahsin Ertuğruloğlu, Zorlu Töre, TMT Mücahitler Derneği falan yaparsa, çok normaldir; çünkü onların talebi, arzusu, beklentisi zaten budur.

Ama, CTP'li bir siyasetçinin, yargısız infazla iki toplum arasındaki nefreti artırır gibi olması (kibarlığımdan artırması demiyorum), bana doğru gelmez...

Sayın Başkan'ın kırılmasını, bozulmasını da istemem çünkü ben bu ülkede beş tane daha Sibel Siber olsa, yaşantımızın çok daha iyi yönde farklı olacağına inanan biriyim. Ama eleştirmek de şarttır diye düşünmekteyim.

Şimdi; bu lastik kesme işini her kim yapmışsa, iyi yapmadı. O bir gerçek... Ve milliyetçi Kıbrıslı Türkler bunu "bütün Rumlar aynıdır, bizi istemiyorlar" noktasına taşımıştır...

Ancak, o gece bir Kıbrıslı Türk sarhoş olup, o lastikleri kesmiş olabilir.

Kışkırtma maksatlı olarak da bir Türk yapmış olabilir.

Araçların park şekline huylanan herhangi bir kızgın kişi, plakaya bakmaksızın kesmiş olabilir.

Bir üçüncü ülke vatandaşı, tamamen bizim geleneksel nefretimizden çok uzakta bu işi yapmış olabilir.

İlla ki ELAM veya Rum faşoları yaptı diye düşünmek, son derece yanlıştır!

Bu yorumu Sibel hanımın yapması bir kez daha yanlıştır!

Bu yorumu bir CTP'li vekilin yapmış olması, ebediyen yanlıştır!

Trump'la konuşmak veya elini sıkmak mı dediniz?

Biliyor musunuz, insan ülkesini sevmeli... Bizim olmasa da, ülkesinin ulusal takımlarını tabii ki desteklemeli ve ulusal değerleri ile gurur da duymalı...

Ama insan, başka ülkeleri de sevmeli, dilerse, onların başarılı ulusal takımlarını da alkışlamalı... Gurur duyar mı? Duyamaz...

Haaa isteyen duyar da!

Mesela bende "ulusal gurur" patlaması hiç yaşanmadı...

KKTC'nin her hangi bir ulusal takımının başarısı ile çok çok az gurur duyma şansım oldu...

Lisede öğrenciyken, okuduğum okulun futbol ve atletizm takımı sık sık Türkiye şampiyonu oluyordu, yaşadığım en ciddi "ulusal haz" odur...

Peki, ben bir futbol hastası olarak, hayatım boyunca hiç mi ulusal haz duymayacağım?

Çocukluğumda hatırlarım, bir kaç kez Türkiye'den gelen bazı "ulusal" formalı takımlarla, bizim ulusal takımımız oynamıştı...

Kadroyu bile sayarım... Hatta, ilk 11'de kalede Baf Ülkü Yurdu'lu Hikmet abi (Çınaroğlu) değil de Mağusalı Mustafa abi (Oraloğlu) oynadığı için çok da kızgındım!

-*-*-

Ulusal gurur duyamadık diye, gittik mecburen Tottenham taraftarı olduk; İngiliz ulusal takımını da alkışlar hale geldik...

Orada kaldık, hâlâ oradayız...

Neyse, insan ülkesini sevmeli... Ben ülkemi çok seviyorum... Kıbrıs'ın haritasına bile hastayım... Her köşesine aşığım... Bu yüzden kirletilmesinden, çöplüğe çevrilmesinden, uyuşturucu, kerhane, kumarhane cennetine dönüştürülmesinden huy kapıyorum. Denizine insan dışkısı pompalanmasına deli oluyorum...

Ammmaaaa; bu ülkeyi çok seviyorum diye, farklı dil, din, ırk, cinsiyetten olanların girmesinin yasaklanmasına karşıyım... Vatandaşlık başka şeydir; ama KKTC'ye gezmeye veya yasal olarak çalışmaya gelen birinin, "hayır sen siyahsın gelemezsin" diyerek durdurulmasını kabul edemem.

"Dur canım, sen Katoliksin, giremezsin!"

Olur mu?

Haaaa, planlarsın işçi ihtiyacını, çalışma izni vermezsin o başka bir şey!

Ama, tekrar ediyorum, kimseye, ırkı, dili, dini, cinsiyeti, rengi farklıdır diye giriş yasağı koyamazsın!

Koyarsan, ırkçısın, insanlık düşmanı, pis bir faşistsin!

-*-*-

Amerikalılar da ülkelerini sevebilir... Gurur duyacakları çok şeyleri de elbette vardır... Mesela basketbol takımları... Ve ne ilginçtir, Amerika'da gurur duyulması gereken sporcuların tamamına yakını "beyaz Trump" değildir... Hepsi Afrika kökenlidir. Çok da Müslüman vardır bu Afrikalı sporcular arasında...

Başkan seçilen Trump, yedi ülkeden gelecek olan kişilere, ülkeye giriş yasağı koydu...

Bu yasak, kesinlikle "din"le alakalıdır.

Bu insanlara yasak, Müslüman oldukları için konmuştur.

Trump iğrenç bir ırkçıdır, konuşulacak ya da eli sıkılacak biri değildir.

Ancak ne yazık ki benzerleri çoğalmaktadır.

Trump gibilerin seçiliyor olması, zaten benzerlerinin çok olduğunun kanıtıdır.

Ve Dünya, çok ciddi bir tehlikeye doğru yol almaktadır.

Irkçılık, birçok Avrupa ülkesinde artış gösterecektir ve küresel huzur kesinlikle kaçacaktır...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.