• 28 Ağustos 2016, Pazar 13:19
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Orta Doğu – Türkiye ve KKTC çok yaşasın!

Yani bu başlık da nereden çıktı şimdi?

Ne alakası var Orta Doğu ile KKTC’nin çok yaşamasının?

İşte bu yazıda, basit bir şekilde, bu “alakaya” çay demlemeyi hedefliyorum...

Dünya’nın belki de “Orta Doğu” dendiğinde en çok okuduğu, en çok dinlediği ve bence en çok güvendiği ismi Robert Fisk’tir…

Robert Fisk, 1976 yılından beri bölgede yaşam sürüyor… 70 yaşında… Siyaset Bilimi doktoru…

1989 yılından bu yana The Independent gazetesi için yazı yazıyor… Çok sayıda kitabı var…

Lübnan’da yaşam sürüyor ama bugüne kadar İsrail – Filistin kavgalarını, İran – Irak savaşını, Sovyetler’in Afganistan’ı işgalini, Cezayir’deki iç savaşı, Saddam Hüseyin’in yani Irak’ın Kuveyt’i işgalini, sonrasını, bölgedeki tüm savaşları, hatta Bosna’da, Kosova’dakilerini, Arap devrimlerini, Amerika’nın bölgedeki varlığını ve işgallerini, “dibinden” ve “içinden” izlemiş bir gazetecilik ustası…

Her gazetecinin bir unvanı var ya, mesela “Ankara Muhabiri”, “Tel Aviv Temsilcisi”, “Bağdat Muhabiri” gibi… Fisk’in unvanı veya kendi kendine yakıştırdığı unvan, “Osmanlı Temsilcisi”… Çünkü çalışma alanı bir zamanlar hep Osmanlı’ydı… Osmanlı’nın yönettiği yerlerdi.

Fisk’in yorumlarına çok ilgi duyarım ve genellikle güvenirim…

Fisk geçtiğimiz günlerde, “Artık tahmin yürütmeye gerek yok; Orta Doğu için şu anlam ortadadır; Türkiye Suriye’dedir” gibi bir mana çıkarabileceğimiz yazı kaleme aldı.

Fisk’in yazılarının bence en önemli özelliklerinden biri, “popülist” olmamalarıdır. Yani kolay anlaşılır cümleler kullanmamasıdır…

Son zamanlarda Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan “Sultan”, Rusya Devlet Başkanı’ndan da “Çar” olarak bahseden Fisk’e göre, “Çar, Sultan’ın Suriye’ye girmesine izin vermiştir”…

Ve yine Fisk’e göre, bölgede Türkiye’nin asıl sıkıntısı, Cerablus’taki kan içici IŞİD barbarlarını kovmaktan çok, PKK ile bağı olduğuna inandığı YPG’nin bölgede kontrolü ele geçirmesidir.

Fisk, “Suriye Devlet Başkanı Esad için ülkesi topraklarının bir parçasını Kürtlere kaptırma endişesi, Türkiye Devlet Başkanı Erdoğan’ın kendi sınırının ötesinde bir mini Kürt devletçiğine tahammülünden çok daha azdır”…

Yani çok daha anlaşılır yazacak olursak, Suriye, Türkiye kadar, bölgedeki Kürt varlığından endişeli değildir. Fisk’e göre, IŞİD aylardır Cerablus’tadır ve Erdoğan ya da Türkiye bundan rahatsız değildir.

Ancak Amerika tarafından silahlandırılmış YPG’nin bölgedeki ilerleyişi, Türkiye’nin asıl sıkıntı noktasıdır.

Gelmek istediğim nokta; zaten geçtiğimiz gün Yavuz Sultan Selim Köprüsü açılışı sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıkça dile getirilmiştir…

Nedir bu nokta? Veya nedir bu noktalar?

Bir: Türkiye, kendi içinde veya sınırında bağımsız bir Kürt devletine, “mini devletçik” de olsa izin vermez.

İki: Hiç bir devlet, demokratik yollarla olmayan ve uluslararası hukukun kabul göreceği anlaşmalara dayanmayan “bölünmeye” izin vermez…

Üç: Kızım sana söylüyorum, gelinim lütfen anla misalinde olduğu gibi; “içinde olduğumuz siyasi durumda”, Kıbrıs adası üzerinde, Rum halkının onaylamadığı hiç bir “bölünme”, söz konusu bile olamaz.

Dört: Açık yazıyorum, “Mafiş KKTC”...

Beş: Daha kapsamlı anlatırsam, “Değil kendi yasal sınırları içerisinde, kapısı dışında, arazisi ötesinde dahi, etnik temele dayalı bir minicik Kürt devletine izin vermeyen Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bölünüp, iki ayrı devlet şeklinde yaşamasına “destek” veremez; hatta kesinlikle köstek de olmak zorundadır...

Altı: Bilmem anlatabildim mi?

Yedi: Haydi Sayın Dışişleri Bakanı, sağlığınızı da toparladınız inşallah; TMT Mücahitler Derneği’mizle birlikte, dağ başını duman almış marşını da söyleyerek, dağa çıkınız!

Sekiz: Ekim, bilemediniz Kasım 2016’da Kıbrıs sorunu ile ilgili çözüm taslağı, referandum maksatlı olarak önümüze gelecektir... Biz, yani Türk tarafı, bu anlaşmaya “evet” demekten başka şansa sahip değiliz.

Dokuz: Efendim Rumlar yine “hayır” derse ne olur?

Mutlaka bir takım siyasi ve ekonomik yaptırımlarla karşılaşır ama “KKTC tanınır” veya “tanınma şansı doğar” diye bir beklentiye girmek de “uygun” değildir...

On: Sevgili “KKTC çok yaşayacak” sanan gönülden ve cepten bağlı kardeşlerim, sizi mutsuz etmek için yazmadım; sadece yorum yaptım... Mutlu pazarlar dilerim...

Büyüklük zoru başarmaktır

Hep yazarım, yazmaya da “çözüme” kadar devam edeceğim…

Başkasının merteğini görmeyen, kendi kürdanını 200 metre karelik tavana mertek olacak kadar büyük görebilir.

Göz yanılabilir!

Göz yanıltılabilir de!

Bizim gözlerimizi yıllarca yanılttılar, hatta kapattılar!

Değil yanıltma, görmemizi bile istemediler, doğrudan kararttılar, kapattılar!

“Güzelyurt verilemez, kanla aldık vermeyiz” masalları ile “kesinlikle çözülmesi gereken ve çözülmesi en çok bizi ilgilendiren, en çok bizim çıkarımıza olan” Kıbrıs sorununun çözümünü engellediler.

Oysa bakın Kolombiya’ya!

Kolombiya’da elli yılı aşkın süredir süren çatışmalarda ölenlerin sayısı 220 binden fazla…

Evini terk etmek zorunda kalanlar mı?

Ehhh, Güzelyurt; bilemediniz Güzelyurt artı Pendaya nüfusu kadar!

Yani en çok beş bin veya yedi bin mi?

Hayır canım, iyi açın o kapatılan ve karartılan gözünüzü; tam yedi milyon kişi göç etti… Evet, “kalabalık” kadar yani… Sevgili İrsen Küçük’ün de kulakları çınladı bu arada!

Evet, Kolombiya'da yaklaşık 50 yıldır ordu ile savaşan FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri), hükümetle ateşkes ve silah bırakma konusunda anlaştı.

Nikos Anastasiadis bu anlaşmayı özel Twitter hesabından kutlayanlar arasında yer aldı… Mustafa Akıncı İstanbul’daydı, köprü açılışında eşiyle birlikte kurdela kesti… Sıkıntı yok, belki O da kutlamıştır ve benim gözümden kaçmıştır ama kutlasa iyi olurdu diye düşünüyorum…

ABD ve Avrupa Birliği, FARC'ı terör örgütü olarak kabul ediyor…

İspanyolca ismi, “Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia”tan kısaltılmış adı FARC’ı kullanan, zaman zaman FARC – EP olarak da bilinen bu örgüt, 1964’ten beri Marksist – Leninist ideolojiyi savunuyor.

Şimdi meseleyi nereye getireceğim?

Meseleyi, PKK’ya ve tabii ki Kıbrıs sorununa taşıyacağım…

Yeter artık Türkiye!

Bulgaristan Başbakanı’nın dediği gibi, “her gün size başsağlığı diliyoruz”… Yeter!

Yeter artık PKK!

Yeter!

Nereye kadar ölüm?

Nereye kadar?

Oturun, konuşun, çözün, barışın, kucaklaşın, kavgasız, gül gibi geçinin…

Zor mu?

Elbette zordur!

Ama büyüklük, o zoru başarmak değil midir?

Kıbrıs sorununda da büyüklük, zoru başarmaktır. Zor kararları, geleceğimiz için alabilmektir.

Bir KKTC fıkrası

Fıkra bu ya, KKTC tanınmış, Amerika ve İngiltere ile resmi ilişkiler falan kurulmuş...

Serdar Denktaş yine Maliye Bakanı... Yine Başbakan değil yani... Kim bilir, belki de “Cumhurbaşkanı”... Yani fıkraya dedikodu da katalım ve önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacağı mesajını vermiş olalım...

Fıkra fıkra... Boş verin dedikoduyu. Fıkraya geçelim...

Neyse, Serdar Denktaş, tanınmış KKTC’nin Maliye Bakanı olarak, dönemin Amerika ve İngiltere Maliye Bakanları ile bir araya gelmiş ve toplantı sonunda basının sorularını yanıtlıyorlarmış.
Bir gazeteci sormuş:

Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat sürebilir, siz onlara ne kadar ödüyorsunuz?

Amerikan Maliye Bakanı, yanında duran bürokratlarıyla bakışmış, gülümsemiş ve şöyle demiş:

Amerika’da 4 kişilik bir aile 5 bin dolar aylık gelir ile rahat bir yaşam sürebilir, biz onlara 6 bin 500 dolar ortalama aylık gelir sağlıyoruz, geri kalan bin 500 doları ne yaparlar bilmiyorum.

İngiltere Maliye Bakanı, “İngiltere’de aynı aile 4 bin pound ile rahat yaşar, biz 5 bin veriyoruz, bin pound nereye gidiyor bilmiyoruz” demiş gülümseyerek.

Sıra Serdar Denktaş’a gelmiş... Yanındaki bürokratlara bakmış, gülümsemiş ve “Biz vatandaşımıza ayda bin 800 TL asgari ücret veriyoruz... Dört kişilik bir ailenin sadece aylık mutfak masrafı 4 bin TL... Nereden buluyorlar ve geçiniyorlar, bilmiyoruz, onu araştırıyoruz” diye yanıtlamış...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 13 8 1 4 6 25
2 YENİCAMİ AK 13 7 3 3 12 24
3 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 13 6 6 1 10 24
4 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 13 8 0 5 6 24
5 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 13 7 3 3 5 24
6 BİNATLI YSK 12 6 4 2 9 22
7 BAF ÜLKÜ YURDU 13 5 3 5 11 18
8 TÜRK OCAĞI LİMASOL 12 5 1 6 2 16
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 13 3 7 3 -1 16
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 13 4 4 5 -2 16
11 LEFKE TSK 13 4 2 7 -5 14
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 13 4 2 7 -12 14
13 CİHANGİR GSK 13 3 4 6 -9 13
14 YALOVA SK 13 3 3 7 -5 12
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 13 2 5 6 -9 11
16 OZANKÖY SK 13 2 4 7 -18 10

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.12.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup