Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

26.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Özel televizyonların kaderi!

Ülkemizdeki özel televizyonlar ve tabii ki devletin televizyonu BRTK, Türkiye'nin birçok markasının reklamlarını alamıyor.

Neden?

Çünkü, bizim ülkemizin yöneticileri, hiç bir dönemde, Türkiye'ye karşı, "yayınlarınızın reklamlarını keselim, bu ülkede yayınlanmasın" diyemedi.

Bunun teknik bir takım zorlukları olabilir.

Ama Yunan TV'lerinin reklamları, Güney Kıbrıs'ta yayınlanmıyor...

Bazı futbol veya spor karşılaşmalarının reklam aralarında da her ülke kendi reklamlarını yayınlıyor.

Ve biz bundan ciddi kayba uğruyoruz. Demek istediğim kısaca budur.

Geçen gün Meclis'te Ersin Tatar gündeme getirdi...

Türksat'ın uydu ücretlerinde uyguladığı "Dolar" kurundan bahsetti...

Türksat, Dolar kurunu Türkiye'deki televizyon kanalları için 3.30 TL'ye sabitlemiş, bizimkisi serbest...

Bir şeyler yapılmalıymış!

Siz yapın Sayın Ersin Tatar...

Kıbrıs sorununda her türlü hamaset uydurmacasında Türkiye'ye gidip gelen bakanlarınıza söyleyin, bu konuları da gündeme taşısınlar...

Ve Sayın Mustafa Akıncı...

Cumhurbaşkanımız...

Geçtiğimiz gün TAK'ta bir haber...

Cumhurbaşkanı, bazı televizyon kanallarındaki programlara katılmak için Türkiye'ye gidiyormuş!

Nasıl yani?

Sayın Akıncı, ülkemizdeki televizyon kanallarına konuk olmuyor.

Topluca falan kabul ediyor...

Tek tek gidip bir kanalda programa çıkmıyor...

Sebep?

E hepsi isteyecek?

Her programa da çıkamayacağına göre, ayrımcılık yapmak istemiyor... Bravo!

Bravo da, İstanbul ne iş?

Bir veya bir kaç kanalın programına katılıp dönmek nasıl bir şey?

Türkiye kamuoyuna verilmesi gereken mesajlar mı var?

Yoksa, gizli görüşmeler de mi yapıldı ve araya da bir iki TV programı katıldı?

Ya da, bizim özel TV'lerin genel kaderi mi?

Bizi adam yerine koymuyorlar!

Şahsen üstüme aldım da...

Tabii ki izlenilirlik oranı oralarda çok yüksek... Bir diyeceğim yok ama yine de adam yerine konmamak, hoş bir şey değil!

Hadi Türk markaları reklam vermiyor; hadi Türksat bizi kesiyor, uydu ücretinde "yabancı" sayıyor...

Tamam, hükümetimizin de fazla umurunda değil...

Hatta belki de hükümete sorsalar, "Rum Kilisesi ile ELAM"ı sorumlu gösterecek de; Sayın Akıncı ne iş?

Derhal çözüm, derhal Euro!

KIBRIS TV'de dün sabah konuğum Ekonomist Mehmet Saydam'dı...

Çok anlaşılır bir dille aktardı "kriz"i...

Evet, kriz var, kriz var, bunalım var!

Timur Selçuk'un şarkısındaki gibi; "ekonomi tıkırında" değil...

Kriz var, bunalım var!

Türkiye'de vatandaşa şu anda doğrudan yansıyan bir sıkıntı yok... Daha doğrusu orada vatandaş sıkıntıyı doğrudan çekmiyor... Çünkü kirası TL, okul taksiti TL, borcu TL...

Oysa KKTC'de dövizdeki her yükseliş, Kıbrıs Türk halkına, "tırtıklı, büyük ve sert bir kazık" şeklinde yansıyor.

Bizde taksitler döviz...

Eğitim döviz...

Kiralar döviz...

Saydam, 2001 Şubat krizini hatırlattı... Dolar, 0,6 TL'den, 1.2 TL'ye yükselmişti...

2013'te İstanbul'da Gezi Olayları başladığında Dolar 1,91'di... Şimdi 3,80 oldu...

T.C.'de ciddi kriz var...

Kimse kabul etmiyor krizi veya genel medyada konuşmak sanki yasaklanmış gibi ama bu sene, mesela yabancı turist yüzde 33 kadar daha az gelecek...

Terör, savaş öte yanda...

Donald Trump'ın, birçok sıkıntılı İslam ülkesinden vatandaşları Amerika'ya sokmama kararı daha piyasalara yansımadı... Yansıyacak... Dolar değer kazanacak...

TL, eridikçe, biz de eriyeceğiz...

Saydam'ın tavsiyeleri de var...

Birincisi vatandaş harcamalarını kısacak. Tasarruf yapacak. Asla döviz borçlanmayacak...

İkincisi, devletin artan döviz nedeniyle ithalattan aldığı gelirinde artış var... Bu artışı vatandaşa yansıtacak... Kesecek aldığı vergiyi ki vatandaş bunu rafta yüksek fiyat olarak bulmasın...

Ve benim teklifim: Derhal herkes sokağa çıkacak ve "çözüm, çözüm, çözüm, hemen şimdi!" diye bağıracak.

Saydam diyor ki, "Bizim sermaye çöker"...

Ben de diyorum ki, "Çökmez! Ama çökerse de, bizim sermaye ne zaman beni düşündü ki ben onları düşünmek zorunda olayım?"

Türk'ten Türk'e kampanyası mı vardı?

Çökmesin kimse. Allah çöktürtmesin... Allah zora sokmasın...

Ama, mahvolacağız... Çözüm olmazsa, çok ciddi sıkıya gireceğiz...

Haaaa, hasbası çıksın, tasarruf edelim, her türlü harcamayı keselim.

Sadece ekmek ve soğan yiyelim...

Ama göç artacak...

Göçe çok meyilliyiz...

Çocuklarımız yurt dışından dönmeyecek...

Bu mu istediğiniz?

Bu mu beklediğiniz?

Bu kadar mı bittik biz?

Yazık değil mi Kıbrıslı Türklere?

Tükenip gidelim mi?

Bitelim mi?

Kıbrıs sorunu çözülmelidir...

Derhal Euro'ya geçilmelidir.

Evet, Euro'ya geçildiğinde başımız göğe ermeyecek ama bu kadar hızlı fakirleşip, bu kadar hızlı yok olmayız... En azından yok oluş süreci durur...

Başka fikri olan var mı?

"Bayrak, vatan, şahlan, dalgalan, kan" kelimeleri içermeyen önerilerinizi almaya hazırım!

Şu soruyu sorabilirsiniz:

"... Serhat, sen ekonomist misin?"

Aynı soruyu benzetmek gibi olmasın, haşaaaa, ama Che Guevara, Merkez Bankası Başkanı olduğunda sormuşlardı...

Guevara, "siz ekonomist misiniz?" sorusuna, "hayır, komünistim" diye yanıt vermişti...

Ben mi?

Komünizmi, liberalizmi bırakın! Kıbrıslıyım... Tükenmemeliyim! Konu budur!

Çözümsüzlük çözüm değil ölümdür!

Bilgi kirliliği sürüyor.

Hatta, müzakerelerin bittiğini söyleyen bir hükümetimiz var...

Harita mızırlığı sürüyor.

Başbakan, haklı ya da haksız, "harita verildi ama haberimiz olmadı" diyor.

Neden haklı?

Çünkü, "Rum siyasi partileri Anastasiadis harita vereceğinde biliyordu, biz bilmiyorduk" diyor...

Sonra öğrenmişler. Yani harita verildikten sonra...

Haksız değil... Ama mızırlığın sebebi olmamalı.

"Müzakereler bitti" demek doğru değildir.

Müzakereleri bitirmek doğru değildir.

Çünkü, gofdorozlanmanın, hava basmanın, büyüklenmenin, Kaf Dağı’nda sanmanın gereği yoktur.

Çözümsüzlük, bir tek bize kaybettirir...

Lütfen havaya girmeyin.

Kıbrıs sorunu çözülmezse, Rum Yönetimi ya da Kıbrıs Cumhuriyeti yoluna devam eder...

"KKTC de yoluna devam eder" diyebilmek için, aynı yolda olmamız gerekir...

Oysa aynı yolda değiliz...

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yolu, yasal, asfalt, AB standartlarında, ışıklandırılmış, güvenlik tedbirleri de alınmış bir yol...

Bizimkisinin yolu, "monobadi" bile değil!

Lütfen kabul edin!

Bizimkisi, karada bir yol bile değil!

Havada da değil!

Okyanusta, dümensiz, makinesiz ve ahşap bir gemi!

Ufak bir dalgaya bile gerek yok!

Hafif rüzgar çıkarsa, ya batacağız, ya bilinmeyene sürükleneceğiz!

Yapmayın, etmeyin, eylemeyin!

Size göre, "çözümsüzlük çözümdür" biliyorum ama öyle değil...

Çözümsüzlük, ölümdür!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    26.01.2017

    Çözüm derken, söylenenler: Rum mallarının bir kısmını iade edeceğiz ki devlette bize ikiye bir dönüşümlü başkanlık versinler. Birkaç bakanlık belli oranda milletvekilliği... Konuşulan içinde net eşitlik yok. Mutlak bir 0 oranı. Nüfus ise dörde bir. İşte mesele bu.K/Türklerini Kıbrıs Cumhuriyetinden kovanlarla eşit ortaklık kurulacağına, bizi ancak belli oranlarda kabul etmeleri için yüzde yedi sekiz toprak verilecek. Bu artık pek tutmuyor.Rum malı, Rum malıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz.Ama devlet Türk devleti.gelsin malını satsın veya otursun. Türk devleti de buna yardımcı olsun ama federasyon için Ruma toprak verme artık mümkün değil.yapılacak iş Konfederasyon olmalıdır. Bu arada Rum malı tutanlar da karşılıklarını ödemelidirler.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.