KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

02.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Polis, güvenlik kameraları ve hapishane

Lefkoşa’da kuyumcu soygunları normal mi?

Evet normal!

Dünyanın büyük ya da küçük birçok ülkesinde benzer soygunlar oluyor...

Peki, “olmaması için yapılması gerekenler veya alınması gereken tedbirler yapılıyor ve alınıyor mu?”...

Bu soruya “evet” yanıtını vermek imkansız...

E haliyle İsviçre de değiliz... Suç işlenecek tabii ki ülkemizde... Bir diyeceğimiz yok...

Peki nedir yazmaya çalıştığım?

Yazmaya çalıştığım, kuyumcu soygunlarının faillerinin yakalanması “iyi bir şey”...

Polise bravo.

Moral açıdan, toplumun kendini daha güvende hissetmesi açısından çok başarılı bir iş...

Devamını diler, saygılarımı sunarım...

Şaka değil yazdıklarım... Gerçekten ciddiyim ve inanın, hırsızların ya da “suçlulukları ispat edilinceye kadar; zanlı sayılan kişilerin” yakalanmış olmaları, son dönemlerdeki en mutluluk verici olaydır.

Gerisi gelmeli...

İçişleri Bakanı Kutlu Evren’in özellikle “güvenlik kameraları” ile ilgili bir girişimi olduğunu biliyoruz; bunun çok gerekli, gecikmiş ve en az, başarılı polis operasyonu kadar önemi olduğunu belirtmek istiyoruz.

Ama hepsinden önemlisi, hapishane inşaatı...

Şu anda insanlık dışı bir hapishanemiz var... Yeni hapishane, “belki gariptir” ama bu ülkeye yapılmış en “insani” yatırım olacak... Bakan Evren bunu başarırsa, bu hem kendisinin hem de hükümetin en güzel işi olur... Ayakta alkışlarız... Mahkum ve tutuklular mı?

Onlar bizim insanımızdır... Kimse, suç işlemek için doğmaz...

***

Mağusa’ya azıcık daha ilgi

Türkiye’den neredeyse 30 yıldır görmediğim bir üniversite arkadaşımın oğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde bu yıl öğrenim görmeye başlıyor. Görmeye gittim... Bunca yıldır hiç görmediğim, bilmediğim bir yurtlar bölgesine rastladım ki; ülkenin en büyük şehri sanki... Özel yurtlar, inanılmaz kaliteli... Hayran kaldım...

Üniversiteler kenti mi?

Olmak, sıkıntı değil...

Ama, kaliteden, akademik başarıdan ödün vermemek de şart...

-*-*-

Mağusa’da Salamis yolundaki cafeler, restoranlar, dükkanlar tıklım tıklım...

Surlariçi sessiz...

Maraş yılanlara, farelere, çiyanlara teslim...

Surlariçi bölgesinde, Othello ve yanı şahane yenilenmiş.

Otehello’dan Canbulat Kapısı’na doğru kale duvarı ve kale duvarı dibi var...

Karşısında bazı büfeler, kafeler...

Diyorum ki; o bölgeyi, o cafelere kiralayacaksınız... Verginizi ve kira gelirinizi alacaksınız...

Dünya’da benzerleri mi?

Larnaka sahil şeridi gibi... Gidin, bakın, kiralayın, renklensin ve canansın oraları.

-*-*-

Rum tarafından turistler gördüm... Saydım, 15 otobüs ve minibüs... Park yeri sorunu var.

Derhal Derinya Kapısı açılmalı... Otobüs minibüs sayısı 45 olmalı.

Maraş mı?

Kardeşim, siz kanla kinle ırkla kavgayla Kıbrıs sorunu çözülmesin diye uğraşın!

Maraş iskana ve inşaata açılmalı...

Derhal.

Hemen...

İyi pazarlar... Gerisi yalan...

***

FeTÖS gitmezse, CTP hayır etmez!

Bir bir daha iki!

İki kere iki dört!

Dört artı beş, eşittir dokuz!

FeTÖS gitmezse, CTP hayır etmez Kıbrıslı Türkler yokuz!

Kafiye olsun diye canımı yedim.

CTP, ya da devşirme adıyla CTP – BG, kurultaya hazırlanıyor.

Tufan Erhürman’ın genel başkan olmasına itirazım yok. Üye olsam oy da veririm ama, tek adayla kurultaya gidilmesi demokrasi ayıbıdır.

Neyse...

CTP kurultaya hazırlanıyor.

Ne olursa olsun, hangi sonuç çıkarsa çıksın, CTP’de iyileşme, doğrulaşma, güzelleşme kısacası “pozitif” yönde bir gelişme olması için, tek bir şart vardır.

Nedir o şart!

Hani Türkiye’de moda örgüt FETÖ var ya!

O’nun gibi bir örgüt ya da öete var bu partide.

FeTÖS!

Örgüt ya da çete dedik diye, “Serhat yalancıdır, yalan yazıyor” demenize gerek yok.

FeTÖS kliki, FeTÖS çetesi veya siyasi mafyası... Ne isterseniz söyleyin adına...

Kişisel anlamda hakaret etmek, aşağılamak maksadım yok.

Sadece, biraz mizah, biraz satirizm yapıp, CTP’de, gadimici yönetici kadroyu eleştirmek istiyorum.

Bitmek ve gitmek bilmeyen kadroyu.

Siyaseti, geçim kaynağı yapan kadroyu...

Efendim, FeTÖS mü?

Bakın, partiye geçmişleri, hizmetleri yoktur demiyorum.

Kötüdürler, kakadırlar, şudurlar, budurlar da demiyorum.

Dediğim tek şey var!

Gitmeleri lazım.

Sebebi nedir?

Efendim sebebi demokrasidir. Demokrasilerde, gadimicilik olmaz. Rauf Denktaş’ı eleştiriyorduk... Yiyorduk bitiriyorduk.

CTP’de, FeTÖS’sün, Ferdi, Talat, Ömer, Sonay’ın artık gitmesi şart...

Bu, bu isimlerin kötü oldukları anlamına gelmiyor... Lütfen kimse savunmaya geçip de, “Serhat yalancıdır, Serhat’a falancı ya da filancı Mağusa’da arsa verdi” gibi saçmalıklara dalmasın...

CTP’nin yenilenmeye ihtiyacı vardır.

İlk adım, bu partideki eski isimler, “mal sahibiymiş” gibi davranmayı “görev ve sorumluluk” sayanların gitmesi olacak...

Saygısızca kovulmalarından söz etmiyorum.

Kendilerinin abilik yapıp gitmesidir söylediğim.

Lütfen!

CTP, FeTÖS’ten kurtulmazsa, topluma verecek bir şeyi yoktur...

***

Muhteşem bir kadın

Kanadalı aktris... Rachel McAdams, 17 Kasım 1978'de Kanada'nın Ontario şehrinde dünyaya geldi. Babası Lance, kamyon şoförü; annesi Sandy ise hemşiredir. Toronto'daki York Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nden dereceyle mezun oldu.

Mean Girls, The Notebook, Wedding Crashers, Red Eye, State of Play, The Time Traveler's Wife, Sherlock Holmes, The Vow gibi filmlerde rol aldı... Muhteşem bir kadın... Çok güzel...

 

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.