Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

04.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rakamların önemi!

Bazı rakamlar vardır, çok önemlidir...

Elli okka söze, 20 bin sayfa yazıya bedeldir!

Türkiye'de 2 bine yakın çocuk mahkum ve tutuklu cezaevinde tutuluyor...

Veya ıslahevinde...

Elbette ki her demokratik ülkenin kendi yasaları vardır ve suç işleyenler çocuk dahi olsa, buna karşı da "ceza" veya "ıslaha" yönelik yaptırımları olacaktır...

Türkiye'de hapishanelerde, 150 tutuklu veya mahkum gazeteci bulunmaktadır...

Eleştirilen bir konudur bu...

Basın özgürlüğü, bir ülkenin "medeniyet" ve "demokrasi" göstergesi açısından çok değerlidir ki Türkiye 2016'da 150'lerdedir... Sıra olarak.

Aynı rakamla ifade edilebilen gazeteci de şu anda ya mahkum ya tutukludur.

Peki Türkiye'de IŞİD üyesi olarak kabul edilen kaç mahkum ya da tutuklu bulunmaktadır?

Cevap veriyorum; YEDİ... Rakamla, 7...

Ve bunların bazıları, basit hırsızlıktan içeridedir...

Gurbette ölüm

Offff ki ne offf...

Gurbette ölüme dayanamam...

Kimseniz yok... Üç beş arkadaş belki...

Kahrolsun yoksulluk ve açlık...

Çıkmışlar taaaa Sri Lanka'dan, Pakistan'dan; gelmişler 20 TL gündelikle çalışmaya...

Daha fazla mıydı yoksa maaşları?

Sahi, "dürüst" olalım, en az bin 650 TL asgari ücret alıyorlar!

Bence "dürüst" olmak, yabancı yüzlerce işçinin o kadar para almadığını kabul etmektir...

Köle bunlar canım resmen köle!

Hele bazılarımızın evlerinde çalışanlar var!

Herkes için geçerli olmayabilir ama "köle ötesi"...

21'nci yüzyılın insanlık ayıbı...

Ne sigorta, ne sosyal güvenlik...

Hasta mı oldular?

Ölsünler

Bizden de değiller!

Oh oh ne güzel değil mi?

Hayır değil!

Hiç de değil!

Gurbette ölüme dayanamam...

Yoksul insanlar...

Sömürülen insanlar...

Üç kuruş için taaaa çıkmışlar Sri Lanka'dan gelmişler...

Hava buz gibi!

Nazım'ın dediği gibi, "ağır"...

Bağır bağır bağırsak kim duyacak ki sesimizi?

Üşümüşler belli...

Yakalım mangalı, az ısınsın oda deyip uykuya dalmış da olabilirler, akılları kesmemiş de olabilir...

Karbon monoksit miydi dioksit miydi ne cezaysa...

Ciğerlere dolmuş...

Artık hiç sömürülemeyecekler ve hiç üşümeyecekler...

Zordur gurbette ölüm!

Kim, nasıl gönderir o cesetleri doğdukları topraklara şimdi?

Yoksa, burada, kimsesizler mezarlığına mı defnederiz!

Gelir mi çocukları, torunları, kardeşleri, anneleri, babaları bir çiçek koymaya acaba?

Ya da bir dua!

Lanet olsun bu dünyaya!

Lanet olsun!

Çözüm olacak mı ağam?

Doğancı'da, bazı arkadaşlar soru sorarken, cümlenin sonuna "ağam" ifadesini ekler... Çok hoşuma gider...

"Çözüm olacak mı ayağam?" sorusu en klasik sorular arasındadır...

Ya da, "Ayağaaam, acaba den çözüm olacak bu sene?"...

Bu soru çok sık sorulur?

Ve 50 senedir, "olacak", "olmayacak" şeklinde, papatya falına dönmüştür mesele!

Hatta borsalara benzer!

Çözüm borsası!

Bir iner, bir çıkar!

"Çözülecek" ivmesi çok yükselir bazen...

Bazen, "asla çözülmez" noktasına da indiği olmuştur...

Doğal gaz gelir, borsa değişir... Seçimler gelir, yine düşüş yaşanır...

"Umut" diye bakılan biri seçilir, yükselir... "Hah aha şimdi çözüldü" denir...

Mesela Talat seçildiğinde benim borsa tahminim zirve yapmıştı... Sonrasında çözüm mözüm El Fatiha!

Akıncı seçildiğinde de beklentiler tavan!

Şimdi de "tavan" durumundayız...

Elbette "spekülasyon" yapıyoruz ve yapacağız...

Mesela hayatını çözümsüzlüğe adayan bir siyasetçimiz geçenlerde Ankara'daydı...

Son zamanlarda bazı parasal aktiviteler ve sağlıkla ilgili sorunlar nedeniyle, "aşırı çözüm karşıtı" kanadın liderlik iddiasını aşağıya çekmişti... O mesele de borsa benzeri ya, ki başka bir zaman belki yazarız ya da gazete baskıya girmez ve hatırlarsam buraya aktarırım.

Evet, ne demiştik, çözümsüzlükçü siyasimiz, Türkiye'de "en zirve" noktada el sıkışıyordu...

Bu el sıkışmanın aslında iki mesajını vermek istiyordu...

Birincisi, "Türkiye'de en zirve de çözüm ya da çözümsüzlük konusunda benle aynı fikirde, bak elimi sıkıyor"...

İkincisi ise "... KKTC'de sağın tek cumhurbaşkanı adayı benim, mesele kapanmıştır"...

Ama öyle olmadı...

"Sağın tek cumhurbaşkanı adayı, sağın şu andaki iki liderinden biridir" mesajı da dünkü tüm gazetelerde yer aldı...

Ayrıca, "sağın soyadı da guvvatlı bir başka cumhurbaşkanı ve lider adayı da perendeleniyor"u unutmamak lazım!

Gelelim spekülasyona...

Efendim; bence Sayın Recep Tayyip Erdoğan, son bir hafta çerisinde kendisi ile görüşen biri "evet", ikisi "hayır" kanadından üç KKTC'li kardeşimize, "çözüm isterim" dedi...

Spekülasyon yapıyorum.

Hissiyatım böyle...

Yani şunu düşünmekteyim; Erdoğan ve TC Hükümeti'nin, bunca karamsar çatışmalı ortam içerisine biraz güzellik katması lazım...

O da çözüm olacak...

Efendim CHP falan "vatanı sattı" demez mi?

CHP'nin Erdoğan aleyhine söyleyeceği her şey, Erdoğan'ın hanesine oy olarak yazılıyor, görüyoruz...

Peki, başkanlık sistemi için MHP'ye muhtaç değil mi?

MHP kolay ikna olur...

Evet, spekülasyon yapıyorum...

Peki, bizimkiler?

"Doğuştan hayırcılar"?

Bakın, eğri oturacaksınız, doğru konuşacaksınız, Cenevre'nin "Kralı" da "Kartalı" da "Ustası" da "Şefi" ve "Yıldızı"da Erdoğan'dır... Geriye kalanlar, çok affedersiniz, aşağılamak maksadım yok, sakın yanlış anlamayın ama figürandır!

Çözüm mü?

Erdoğan "yes" derse, bizim taraf "yes"tir!

Rum tarafı mı?

Diyorum ki, sakın yine "hayır" demeyin; bu kez durum ciddi!

Yani biliyorum, sizin pek ihtiyacınız yok bu çözüme ama en azından nenelerimin hatırına lütfen! Bizim çok ihtiyacımız var!

"Evet" yoksa, biz de yokuz!

Biz yoksak, siz de sıkıdasınız... "Demediydin" demeyin sakın!

Artık bulaşık deterjanı!

İngiliz vergi mükellefleri, zamanında benim için binlerce sterlin harcadı, zayıflayamadım... Diyetisyen, diyetisyen dolaştım olmadı. Psikolog, psikiyatrist gördüm yine olmadı...

"İraden yok" dediler...

Onu dediler, bunu dediler...

Olmadı, olmadı...

Ama geçen gün meseleyi çözdüm...

Benim gibi bir şişman paylaşmış bulgularını...

Deneyeceğim...

Efendim, mesele şampuan!

"Kalınlaştırır ve hacim ekler" deniyor şampuan için.

Oysa bulaşık deterjanı, "en inatçı yağları bile çözer!"...

Tek çare bu artık...

Hakkınızı helal edin, ben artık bulaşık deterjanı ile yıkanıp, zayıflayacağım.

Bu arada, belirteyim, Londra'da çok çok zengin ölen ama giderken her şeyini yine Londra'da bırakan bir Kıbrıslı Türk tanımıştım...

O şişmanlıkla bağlantılı değil ama cimrilikle bağlantılı olarak, çamaşırı da, bulaşığı da, vücudunu da aynı "ilaçla" yıkıyordu... Kullandığı kimyasal her neyse, kendisi "ilaç" diyordu, o yüzden ben de "ilaç dedim...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Öz
    04.01.2017

    KKTC'ye vatandaş yapılırken nelere dikkat ediliyor? mesela bir Zar oğlu var. Herhalde vatandaş.Bir de Barbaros Şansal var.Herhalde vatandaş değil. KKTC'ye katkıları kıyaslandığında hangisi faydalı? Anlaşma olursa Kıbrıs Federal Devleti vatandaşları seçilirken çok dikkatli olunmalı.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.