Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

24.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rumların yakın dostları ve 20 Ocak sonrası!

Rex Wayne Tillerson... Amerikalı mühendis ve işadamı...

ExxonMobil’in Yönetim Kurulu Başkanı ve chief executive officer’i yani “CEO”su...

Peki başka?

20 Ocak 2017’den sonra, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı!

Yani ne alaka bunu yazıyorum?

ExxonMobil, gerek bu isimle, gerekse Esso adıyla, 60 yıla yakın süredir Kıbrıs’a petrol ürünleri sağlayan bir şirket...

Güney Kıbrıs’a!

Ayrıca, son yıllarda büyük krizlere ve umutlara neden olan Kıbrıs doğal gazının da en saldırgan müşterileri arasında...

Rex Tillerson mu?

Tillerson, 2006’dan beri şirketin başında...

Şirketi geçen sene 44.9 milyar dolar kâr elde etti...

Kendisi de bu kârdan, 40 milyon dolar kadar bonus, monus, boynuz kazandı!

Kardeş; bütün bunları anlatmamın tek sebebi, Tillerson denen 64 yaşındaki, Dünyanın en güçlü isimlerinden birinin, belki de Dünyanın en güçlü ismi olacak kişinin, Rum kardeşlerimizle ciddi dost olduğudur...

Peki diyeceksiniz ne önemi var?

Kapitalizmde güçlü dostlar çok çok önemlidir...

-*-*-

Wilbur Louis Ross, Jr. ...

Amerikalı bir yatırımcı...

En önemli özelliği, batan dev şirketleri satın alıp, kâra geçirmek...

Kıbrıs Bankası’nın (Bank of Cyprus), en büyük hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı...

Ama bir kaç güne kadar bu banka ile ilişkisini kesecek...

Neden?

Çünkü O da 20 Ocak 2017’den sonra Amerikan Ticaret Bakanı olacak...

2014 yılında Forbes tarafından, dünyanın milyarderleri arasında gösteriliyordu... 2,4 milyar dolarlık serveti olduğu biliniyor... (En az o kadar!)

Peki diyeceksiniz ne önemi var?

Kapitalizmde güçlü dostlar çok çok önemlidir...

Ve bu adamlar, Rumların çok yakın dostlarıdır...

Nereden tutup, nereye çekerseniz çekin!

-*-*-

Siyasetin “kapitalist” kesiminde bu tür dostlukların öneminden bahsettik ya; biraz açıklayalım...

Bir; dürüst – doğrudan insan ilişkileri vardır...

Ahlaklı, mantıklı, yürekli, sevecen...

İki: bir de kapitalist ilişkiler...

Ahlaksız, vahşi, çıkara dayalı...

İşte o ilişkiler, beni korkutur...

Ve bu ilişkiler, 20 Ocak sonrası çok değişecek...

Bitirmek lazım o günlere kadar...

Neyi mi?

Kıbrıs meselesini...

20 Ocak sonrası, Trump’ın Türkiye ile ilişkileri de “İslam”la bağlantılı bozulabilir...

İhtimali yüksektir...

Ve şartlar yani ibre; dünya gerçeği ne isterse olsun, Rum kesiminden yanadır.

Gazetecilik; zor ama keyifli bir meslek!

Bianet internet sitesinde geçenlerde, Serkan Engerek imzasıyla “siyaset ve gazetecilik” geneliyle alakalı bir yazı vardı…

Bu yazıda, “Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiler Dursun, Can Dündar ve Erdem Gül’e hitaben yazdığı mektupta gazeteciliği, “hakikatin kimsesi olmak işi” diye tanımlıyordu” ifadesi dikkat çekici…

Ve şu ifade de var… Birlikte okuyalım:

“… Gazeteciliğin güçlünün; konuşulmasını, düşünülmesini istemediklerini, gücün uygulandığı kitlelere konuşulur ve düşünülür kılma işi olduğunu vurgulayan Dursun şöyle devam ediyordu: “Dilsizleştirilmeye çalışılan toplumun, dili ve sözü olarak, onun adına yasal ve yasa dışı bütün erklerin yapıp etmelerini sorguya çekme işidir.”

“Gazetecilerin en önemli işidir hakikati aramak; sorup sorgulamak… Mesleğin doğasında olan bu gazetecilik pratiği, güç odaklarının çıkarlarıyla sürekli çatışma hâlinde olduğu için gazeteciler güç sahipleri tarafından sevilmez…”

“… Tüm bunlar “ulusal çıkarlar”, “devlet sırrı”, “millî değerler” denilerek yapılır. Egemen yapıyı biraz olsun sarsacak, egemenlerin çıkarlarına veyahut geleneksel yapıya ters düşecek bir haberin, eleştirel bir yazının rejime tehdit oluşturduğu düşünülür: “Devlette süreklilik esastır” denilerek sorgulayıcılığa fırsat verilmeden statüko; ana akım medyanın haber pratiklerinde karşımıza çıkan kalıp yargılarla, klişelerle, stereo tipleştirmelerle,

Prof. Dursun’un tarifi, demokratik – hukuk devletleri ile alakalıdır.

Türkiye’nin böyle bir devlet olmadığını söylemiyorum...

Ancak, bu doğrultuda güçlenme mücadelesinin hâlâ devam ettiğini söylüyorum ve Türkiye’nin bu mücadeleyi kazanmasını çok istiyorum...

-*-*-

UNESCO'nun Paris'te açıklanan raporu, son 10 yılda 827 gazetecinin görevi başında öldürüldüğünü ortaya koydu. Ölüm vakalarının sadece yüzde 8'inin açıklığa kavuşturulduğu kaydedildi. UNESCO'ya göre, 2015 yılı 115 gazeteci cinayetiyle 10 yıl içinde en fazla ölüm olayının yaşandığı ikinci yıl oldu.

Ölenlerin çoğu Arap ülkelerinde...

Geriye kalanları Güney Afrika’da, Karayipler’de...

Avrupa’da mı?

Sadece 12!

Ancak bu 12’nin 8’i, Fransa’daki Charlie Hebdo saldırısında...

-*-*-

Neden Avrupa gibi olunmuyor peki?

Demokrasi?

İnsan hakları?

Adalet?

Mesele, hesap verebilirlikle alakalı olmasın sakın!

Şeffaflıkla!

Neden biz de öyle yönetilmeyelim?

Neden siyasetçi bizden korksun ki?

Veremeyecek hesabı olan biri, yazılanlardan niye korkuyor?

Ya da şöyle soralım:

“... Neden ülkemizde beğenmedikleri bir yorum ya da görüşü şikayet eden bir grup var?”...

Gerçekler, doğrular, kendi düşünceleri ise neden şikayet ediyorlar ki?

Bizimkisi gibi ülkelerde, zor meslektir bu gazetecilik... Ama keyiflidir yahu!

Çiçekleri umudumuzun

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yüzlerce olun, binlerce olun, onbinlerce.
Daha çok olun, daha çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun.

Bu dünya ne tek tek yaşamakta,
Bu dünya ne rakının, ne şarabın içinde,
Bu dünya ne parada, ne pulda,
Ne kalleşlikte, ne zulümde.
Bu dünya aşkın içinde, alın terinde.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
yaşayın dünyayı doya doya,
açın kapıları, camları güneşe,
ne yeise kapılın, ne korkuya,
çok olun, çocuklar, çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele.

Mutlu olmak varken bu dünyada,
geceler geldi dayandı kapımıza,
olduk acımızla sarmaş dolaş,
bekledik düşümüzle koyun koyuna.

Çok olun, çocuklar, çok olun,
yapraklar kadar, balıklar kadar çok olun,
el ele verin, çocuklar, el ele,
bütün gündüzler sizin olsun,
yaşayın dünyayı doya doya.

Çocuklar, çiçekleri umudumuzun.

A. KADİR

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.