Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

07.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Saatler neden geriye alınmalı?

Olmaz!

Yoksa olur mu?

Bence olabilir!

İhtimal düşük ama "kesinlikle olmaz" demek lazım!

Evet, gariban bir özel sektör çalışanı, sabah çocuğunu okula bırakıp işine gitti...

O çocuk en az bir saat kapı önünde veya okul bahçesinde bekleyecek!

Saatlerin ileri geri- öne arkaya çekilmesi meselesini bir yana bırakın!

O çocuğun başına, hiç istenmeyen bir olay gelirse; ahaliyi kim tutacak?

Bence polis çevik birliği bile öyle bir durumda eyleme destek verir!

Anladınız mı vermek istediğim mesajı?

Halk doldu!

Bu saat meselesi çok gerici oldu!

Yani hem vatandaşı gerdi hem de olay geri!

Gerici!

Gelin, daha da gerici olmadan, başımıza iş gelmeden, "aha saatleri değişseydiniz, bu olay olmayacaktı" dedirtmeden, Türkiye'ye de izah ederek, şu saat işinde "geri" adım atalım...

Daha iyi olmaz mı?

Allah göstermesin; bir iğrenç olay yaşanırsa, hesabını veremeyeceksiniz!

Bence, kendinizi garantiye alın!

Efendim tüm iş ilişkilerimiz Türkiye ile... Haliyle saatlerimiz bir olmalı!

Elbette sorun yok!

Olmalı!

Ama benim dediğimi eminim anladınız!

Siyasetçilerin yılbaşı akşamı eğlenme hakkı!

Yılbaşı da geliyor...

E haliyle ne bileyim evde bir telaş bir telaş...

"Canııım, bu yılbaşını hangi otelde geçireceğiz?"

"Hangi şarkıcıyı dinleyeceğiz?"

Eşi, vekilime, bakanıma soruyor!

Müsteşarıma soruyor!

Oteller bakanlara, başbakana, vekillerin çoğuna ve müsteşarların bazılarına bedava mı?

Helal olsun!

Ne yani başbakandan, bakandan, vekilden, müsteşardan para mı alacak oteller?

Zaten, kumarhaneli otellerde "kumar müşterisine bedava" değil mi?

Bedava!

Buyursunlar efendim!

Eğlence gani!

Vatandaş fani!

Şimdi, gitmesin mi yani başbakan, bakan, vekil eğlenceye?

Hah!

Al soruyu!

Gitmesin mi?

Eveeet, gitmesin canım...

Bu siyaset denen olayın bir bedeli olmalı...

Ülke yengın yeriyken, sen eğlenemezsin!

Oturacaksın evinde!

Kimse mi gitmesin yani?

Hayır, normal vatandaş, düz kumarcı, eğlenmek isteyen, parasını ödeyecek veya misafir olacak, gidecek!

Ama siyasetçi gitmeyecek!

Neden mi?

"Ülke mevcut durumdayken, ben eğlenceye katılamam" diyebilecek!

Bu, siyasetin bedeli olmalı ve içten gelmeli...

Eşlerinize veya sevgililerinize bunu açıklamakta güçlük mü çekeceksiniz?

O, sizin sorununuz!

Evde eğlenin!

N'apayım size?

Bu acının, bu yoksulluğun, bu parasızlığın içinde; siyasilerin Serdar Ortaç veya Bülent Ersoy ya da Hülya Avşar dinleme hakları yoktur!

Yani siyasetçi eğlenemez mi?

Evlerinde, televizyon karşısında evet eğlenebilir!

Magazinci arkadaşlara ve vatandaşlara da buradan çağrımdır, lütfen her hangi bir siyasetçiyi yılbaşı akşamı çılgınlar gibi eğlenirken görürseniz, görüntüleyiniz ve sanal ortamda yayınlayınız!

Konuşmayın, iş yapın!

Başbakan Hüseyin Özgürgün ve İçişleri Bakanı Kutlu Evren'i eleştiriyoruz... "Neden basına çok konuşmuyorlar?" sorusu bu eleştirinin odak noktası...

Aslında, sanırım doğru olanı Başbakan ve Kutlu Evren yapıyor.

Neden mi?

Bir bakanın, çok fazla işi olmalıdır.

"Ben su tesisatını tamir ettim" diye açıklama yapan bakan var!

O tesisatı tamir etmek senin bakanlığının zaten görevi değil miydi?

"Uzaya uydu gönderdim" endamında, sıcak su tesisatı onarmanın basın açıklaması, saatlerce konuşması olmaz!

Efendim, çocuklarımız ölüyor, siyasiler susuyor...

Çok doğru yapıyorlar.

Acı kazanın, iki türlü açıklaması olur.

Bir: "Sorumlusu biziz, istifa ediyoruz"...

İki: "Sorumlu gelmiş geçmiş tüm hükümetlerdir, biz düzeltmek için elimizden geleni yapacağız, iddialıyız, halkımızın ve ailelerin acısını paylaşıyoruz"...

Bunun dışında sabah akşam, her kanala çıkıp, çok konuşmak, sadece "propaganda"dır.

Propaganda da yalancılıktır!

Başbakan, her hafta kendisi veya bir sözcüsü, basına haftalık brifing verebilir...

Ama her konuda, her kazada, her ölümde açıklama yapma görevi değildir.

Bakanlar için de geçerlidir.

Doğru olan konuşmak değildir.

Doğru olan icraatla kimseyi konuşturmamaktır.

deniz- pandora 7 aralik 2016 - yazi4

 

Ne zaman seçim yapabiliriz?

 

Hükümetin istifasına karşıyım!

Efendim, UBP'li olduğum için mi?

Yoksa, DP kurucusu olmamdan dolayı mı?

İkisi de değilim!

Partili olmakla alakası yok bu görüşümün.

"Bu hükümet çok başarılı işler yapacak" gibi bir mantığa da sahip değilim!

Beklentim o doğrultuda ama pek inançlı değilim! Hatta hiç inancım yok! Göstergeler inancımı yıkıyor!

Ama benim derdim o da değil!

Derdim, sistemle alakalı.

Status Quo ya da Türkçesiyle statüko ile alakalı!

Bu hükümet değiştiğinde ne olacak?

Efendim, "denenmemişler var"...

Denenmemişler geldiğinde, oturacakları koltuk farklı mı olacak?

Gelen - giden talimatlara "hööööyt!" mü diyecekler?

Şaka yapmayın!

Sistem değişmelidir önce...

Çözüm olmalıdır.

Ülkeyi yüzde yüz kendimiz yönetebilmeliyiz.

Öyle IOMF - Türkiye, Türkiye - KKTC ilişkileri falan aynıdır kafasına da ihtiyaç yok!

Kıbrıs sorunu çözülecek, siyaset - adalet zemine oturacak.

Bu zemin kaygan olmayacak.

Bu zemin bizim olacak.

Sonra seçim yaparız.

Başını dik tut eğme!

Osmanlı padişahlarından Kanuni Sultan Süleyman, "Ben ölünce bir elimi tabutun dışına çıkarın. İnsanlar görsünler ki bu dünyadan padişahlar bile eli boş gidiyor" demiş...

Cem Karaca, Sultan Süleyman'ın adını da kullandığı bir şarkı yapmıştı...

Nefis sözler var bu şarkıda... Bazılarını almak istedim:

"... Sımsıkı sen sev sevmeyi bazen almadan da vermeyi / İstanbul şehri malın olsa ölümden öteye köy yok ya

"... Sultan Süleyman’a kalmamış hababam dönen şu dünya / Babanın tapulu malı olsa kefenin cebinde yer yok ya..."

"... İşte ağaç işte toprak işte hayat budur oğlum / İşte eller işte emek işte ekmek budur oğlum... / Başını dik tut hiç eğme sen aklına ve yüreğine güven. / Çağını bil çağına yakış güzelliklerle yarış..."

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.