HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

05.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sağlıkta veya eğitimde sorun nüfus değil mi?

Bu ülkede eğitim ve sağlıkta ciddi bir çöküş var mı?

Evet, devletin eğitiminde ve sağlığında çok belirgin bir çöküş vardır.

Eğitimi ele alırsak, devlet okullarında geçmişe göre kalite gerilemiştir, mesela üniversite "kazanma" başarısı düşmüştür...

Sağlığı ele almaya bile gerek yok!

Ancak özelde hem eğitim hem sağlık, daha "pırıl pırıl" bir görüntü arzeder haldedir.

Kısacası parası olan okuyabilmekte ve ölmemektedir!

Bu, devleti yönetenler adına bence utançtır.

Tıp İş Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli'ye göre "sağlıkta yangın" vardır.

Sağlık Bakanı Dr. Faiz Sucuoğlu ise çok "garip" bir şekilde, sağlıktaki örneğin doktor sorununu düşük maaşa bağlamaktadır.

Peki bu "düşük maaş" meselesi nereden kaynaklanmaktadır?

"Göç Yasası" mı?

Sayın Bakan, bu yasaya karşı savaş ilan etmeli, gerekirse bakanlıktan vekillikten ve partisinden istifa etmeli, bayrak açmalıdır!

Haaa hayır "bakan olarak çözeceğim" derse de, bize söylemeden, kendisi halletmelidir.

Bir de, ülkede sağlık sistemi rezil durumdayken, bunun sebebinin aşırı ve plansız nüfus olduğunu da cesurca dile getirebilmelidir.

"Hastaneye sıcak su bağlattım" diyerek değil!

Çünkü Sayın Bakanım, siz su tesisatçısı değilsiniz!

Göreviniz, müsteşarınızla birlikte "sıcak suyu bağladık" diyerek fotoğraf çektirmek değildir.

Çıkıp, Göç Yasası’nın, nüfus yığılmasının, plansızlığın bizi mahvettiğini ya anlatın, ya da çok başarılı olduğunuz mesleğinize geri dönün...

Rakamlar ortadadır.

Bu ülkedeki doktor ve hemşire sayısı, bu nüfusa göre planlanmamıştır.

Maaşlar ortadadır...

Bu Göç Yasası dediğimiz yasa, devlette doktor bırakmayacaktır.

***

Çok kumarhane inşa etmek gelişmeyse, bir daha düşünün!

Çok yaşlı bir Girneli, tarihi yat limanında oturmuş, Kıbrıs brandisi içiyormuş...

Masada içinde buz ve az kola bulunan brandisinin yanında, dört dilim de elma...

Bu arada, yanına, çok şık giyimli iki Türkiyeli gelmiş ve "oturabilir miyiz amca?" diye sormuşlar...

Esas Girneli, yani "Leymosun göçmeni" olmayan yaşlı adam, "buyurun" demiş... Hatta "içki" sormuş... "Biz içmiyoruz, ama çay alalım" demiş iki kişi...

"Getir oğlum misafirlere iki çay" demiş yaşlı Girneli...

İki Türkiyeli, "biz resmi görevliyiz, Kıbrıs Türk halkının nabzını yokluyoruz, bazı sorular sorabilir miyiz?" demişler...

Girneli yaşlı adam, "buyurun oğlum, sorun" demiş...

Ve soru gelmiş:

"... Siz çok uzun yıllardır buralardasınız, savaşları gördünüz, sonrasını ve tabii ki gelişmeleri... Oteller, dev binalar, yollar yapıldı... Büyük gelişmeler gerçekleştirildi. Yorumunuz nedir? Geçmişle bugünü nasıl kıyaslarsınız?"

Yaşlı Girneli gözlerini masmavi denize doğru çevirmiş ve şunları eklemiş:

"... Eskiden buralarda yemyeşil zeytin ağaçları, harnup ağaçları ve bol bol limon bahçeleri vardı... Tavşanlar, keklikler, kuşlar, serçeler, hatta deniz kestaneleri ve deniz yıldızları çok boldu... Herkes çok mutluydu... Aileler birbirine çok bağlıydı... Komşular birbirini çok seviyordu... Kimse kapısını kilitlemiyordu... Herkes hastanesinden, okulundan çok memnundu. Öğretmenleri ve doktorları çok saygındı... Eğer çok kumarhane inşa etmek, çok binalar yapmak, çok yollar inşa etmek kalkınma ya da gelişmeyse, bir daha düşünün derim"...

(Bir Kızılderili hikayesinden, Girne hikayesine uyarlanmış, tamamen hayali bir hikayedir)

 

***

Ne olacak bu Birleşik Krallık'ın hali!

"Bunun eşi benzeri yok. Hakimler, hükümet ve parlamentoya işi nasıl yapacaklarını söylüyor"...

Bu söz kime ait?

Emirnameler geri döndüğü için sızlanan Serdar Denktaş'a ait olabilir mesela...

Veya ne bileyim, KKTC'de herhangi bir bakana!

Başbakana da!

Neymiş?

Bunun eşi benzeri yokmuş!

Hakimler, hükümet ve parlamentoya işi nasıl yapacaklarını söylüyormuş!

Efendim, bizimle alakası yok!

KKTC'de de geçtiğimiz günlerde çok benzerlerini yaşadık!

Ama bu söz, İngiltere ile alakalı.

İngiltere'de üç hakimli Yüksek Mahkeme, ülkenin Avrupa Birliği'nden ayrılmasına yönelik müzakerelere Parlamento onayı olmadan başlanamayacağı hükmünü verdi...

Bu hüküm üzerine, eski bakanlardan, milletvekili Ian Duncan Smith'in "Bunun eşi benzeri yok. Hakimler, hükümet ve parlamentoya işi nasıl yapacaklarını söylüyor" dedi...

Şimdi ne olacak?

Parlamentoda 650 vekil var... İddialara göre bu vekillerin 480'i AB'de kalma yanlısı... Kısacası, Parlamento, Brexit görüşmelerinin başlamasını onaylamayacak.

Yani, "halkın kararı" yaşama geçmeyecek!

Mümkün mü?

Brexit yanlısı Daily Mail gazetesi, "halk düşmanları" manşetiyle, üç yargıcı hedefe koyarken, daha azılı Brexit taraftarı Daily Express, "ülkenin asıl şimdi size ihtiyacı var" deyip, adeta halkı ayaklanmaya davet ediyor.

Brexit'in en azılı savunucularından, aşırı sağcı UKIP'in eski lideri Nigel Farage, yargıçların kararını, "Görünen o ki, büyük bir ihanetle karşı karşıyayız" diye niteliyor...

Financial Times, "May'in Brexit takvimi yüksek mahkemenin kararı ile çıkmaza girdi" manşetini kullandı...

İngiltere Başbakanı Theresa May, Mart 2017'ye kadar ayrılık sürecini sonlandırma kararlılığındaydı...

Ne olabilir, "ülke gümrük birliğinde ve ortak pazarda" kalmaya devam edebilir... Ama bir şekilde mutlaka AB üyeliğinden ayrılır... Süre uzasa da...

Kesinlikle konuşulmaya başlanan bir şey de, "erken seçim"...

İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler ne olacak?

İskoçya ve Kuzey İrlanda "UK"den ayrılır mı?

Bence önümüzdeki günlerde, bu konu Brexit'in de önüne geçecek.

Ve ortalık daha da karışacak...

Kuzey İrlanda'nın İrlanda'ya katılmasını savunan Sinn Feinn, toplantılar yapmaya başladı bile...

İskoçya özerk Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon'ün kararla ilgili görüşlerine yer verilen BBC'deki bir haberde, "bu karar İngiliz hükümetinin nasıl bir kaos ve kafa karışıklığı içinde olduğunu göstermesi açısından büyük önem taşıyor" ifadesi öne çıkıyor. İskoçya Ulusal Partisi'nin, Avam Kamarası’nda 56 vekili bulunduğunu hatırlatan Sturgeon'ün, "İskoç vekiller, İskoçya halkının isteği ve çıkarı dışında herhangi bir karara oy vermeyecektir" cümlesi de haberde yer alıyor.

***

Kesinlikle doğru değil

Türkiye'de HDP eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile aynı partiden bazı milletvekillerinin gözaltına alınması ya da tutuklanması, "haklı ya da haksız" doğru değildir.

Bana göre, demokrasi adına da yanlıştır ama bu tutuklama ve gözaltılar, Türkiye'nin tüm demokratik Dünya ile kavga etmesi anlamına gelmektedir.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, dün sabah bazı HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasından son derece büyük endişe duyduklarını anında açıkladı.

Mogherini, AB üyesi ülkelerin Ankara'daki büyükelçilerini toplantıya çağırdıklarını açıkladı.

Ciddi hata; ciddi kavga ve huzursuzluk sebebi.

Ve bu huzursuzluk, bu tutuklamalar, bu gözaltılar, ne bombaların durdurulmasına ne de terörün bitmesine yol açar...

***

Tartışmasız çok güzel

Dünyaca ünlü aktris Nicole Kidman, geçtiğimiz günlerde, Amerika’nın Tennessee eyaleti Nashville kentinde “50’nci Geleneksel Country Müzik Derneği Ödülleri” gecesinde görüntülendi... Tartışmaya gerek yok... Çok güzel...

Fotoğraf: REUTERS/Jamie Gilliam

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.