Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

12.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Şehit edebiyatı!

Bu yazı, İsviçre’deki müzakerelerin tamamlanma saatinden önce yazıldı...

Sonuç ne olursa olsun, müzakereler kopmamalı, süreç durmamalı, çözüm bulunmalı.

Kıbrıs sorunu çözülmelidir.

Kıbrıs sorununun tüm sorunlarımızın temeli olduğu konusundaki inancımı kimse değiştiremez.

Kıbrıs sorunu çözülmezse, Kıbrıslı Türk nesli bitecektir.

Gerisini bırakın...

Başka meseleleri geçin...

Efendim, hukuk devleti, hukuki zemin veya uluslararası tanınmışlık falan boş verin...

Bir bir daha iki...

Umurunuzda mı değil mi bilmiyorum ama benim umurumda. Kıbrıslı Türkler tükenmemeli!

Neden mi?

Efendim şehitler!

Neden şehit oldu bunca insan?

Biz tükenelim diye mi?

1955 veya 1957 ya da 1958’den itibaren verilen mücadelenin amacı sadece Türkiye’nin getirilip yerleştirilmeseydi o başka...

Biz kaçalım diye mi bunca şehit?

Haaaa, tükenmeyeceğiz diyen de var eminim...

Ama, onlar da inanmıyor söylediklerine...

Bunca yıl siz yaptınız şehit edebiyatını!

Şimdi sıra bende!

Cypfruvex meselesi

KKTC vatandaşı bir kardeşimizin Mersin merkezli şirketi ile bir başka KKTC yurttaşı kardeşimiz, oturup yeni bir şirket kurmuşlar...

Ve demişler ki, “bize Cypfruvex’i verin”...

Neden girişti bu kişiler sizce bu işe?

Güzelyurtlu’nun güzel huylu insanlarının yüzü suyu hürmetine mi?

Hayır!

Her şirket, her ticari kurum – kuruluşun tek bir amacı vardır, “kâr etmek”...

Bu şirket de kâr edecek.

Teklif mantıklı mı?

Çok mantıklı...

Her açıdan çok mantıklı...

Çünkü biz Cypfruvex’i de tüm diğer “ulusal” kurumlarımız gibi, yüzümüze gözümüze bulaştırdık.

Batırdık.

Bitirdik.

Bir dönemin devi, kurtarıcısı, süper şirketi Cypfruvex mahvoldu...

Şimdiiii; bir şirket talip... Başka şirketler de talip olabilir... Benzer teklifler yapabilir... Kira usulü veya yap işlet devret usulü... Fark etmiyor...

Peki, bir işçi sendikamız (Dev – İş) ve bölgedeki dört üretici birliğinden ikisinin başkanları, bu işe karşı...

Bu da mantıklı...

Devletin malı neden özele verilsin?

Haklılar...

Ama, çalışmıyor... Battı bu kurum!

Eminim karşı çıkışlarında “peşkeş çekilme korkusu” en başta gelmektedir ki; bunda da haklılar...

Demek ki asıl sıkıntı hükümet!

Hükümete veya hükümetlere güven sarsıldı.

Herkes, Cypfruvex özelleştirilirse, bazı kişilerin bundan faydalanacağını ve siyasilere de rüşvet ya da komisyon verileceğini düşünüyor...

Efendim, hükümetin bu konuda tavrı nedir?

Politikası var mıdır?

Asıl önemli olan budur!

Hükümet cesur değildir.

Püpülisttir.

Çıkıp da “özelleştirilecek” diyemiyor, “özelleştirilmeyecek” de diyemiyor.

Maçı idare ediyor.

Siniyor, gülle geçsin diye bekliyor. El altından iş yürütmeye çalıştıkça da Cypfruvex gibi batıyor.

Halkın güvensizliği de tavan yapıyor.

Hükümet bölgedeki narenciye ile ilgili kişileri çağıracak. İlgili şirketleri de çağıracak... Tıpkı Mont Pelerin’de olduğu gibi, beş altı gün bir otele kapanacaklar. Ölçecekler, tartacaklar ve karar verecekler...

Kısacası, hoooop diye değil.

Haaaa, hepsinden önce de, “biz iktidara geldiğimizde Cyprfruvex’i özelleştireceğiz” de diyebilecek... Bir politika olacak. Vatandaş ona göre oyunu verecek.

Var mı bizde böyle bir şey?

Yok!

Olmayınca da tüccar istiyor, bazı üreticiler, belki de çok iyi olabilecek bu teklife karşı çıkıyor!

Gören duyan da Dev – İş dışındaki karşı çıkanları özelleştirme karşıtı devrimci komünist sanacak ki o da ayrı bir mesele!

Siyaset mi dediniz?

Bizde siyaset kirlendi, çıkara dayalı düşünülüyor ve mutlaka bu konunun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor!

Bazı notlar ve yorumlar!

Yunanistan’da bir gazete, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ı ilhak etmeye hazırlandığını yazmış...

Mümkün mü?

Elbette mümkündür... Çıkar Türkiye’den bir yetkili, aldırır TBMM’den kararını da, ertesi gün “ilhak ettik” der...

Mümkündür mümkün olmasına ama mantıklı mıdır?

Veya akıllı bir tavır olur mu?

Bugünkü konjonktürde, gerekli ve doğru olur mu?

Hiçbir açıdan olmaz.

Türkiye’nin bu konudaki dertsiz başı derde girer...

Kafasına üşüşüp zar zar edecek çok ülke ortaya çıkar falan...

Hatta Rusya gibi Çin gibi devletler sert ya da kötü yanıt da verebilir...

Ortalık karışır yahu!

Üstelik, ilhaka ne gerek var ki!

Canım, niye nikah kıyılsın ki!

Onlar birliktelikten mutlu!

-*-*-

Leonard Cohen öldü...

Çok üzüldüm.

Dinlenmek için en çok dinlediğim sesin sahibiydi.

82 yaşındaydı... Canada’da doğmuş bir Musevi kökenli muhteşem sesti...

Bazı yorumculara göre, O’nun yazdığı ve söylediği şarkılar bir tek Bob Dylan’ınkilerden daha az etkiliydi... Kesinlikle Dünya’nın en büyük müzik insanlarından biriydi...

Yani evet Dünya için büyük kayıp ama şarkıları hâlâ bizimle... Bir sanatçının herhalde farkı da bu olmalı... Ölüp gidiyorlar ama bize bıraktıkları ile hep değerli kalabiliyorlar... Cohen, şiir ve romanları ile de ayrıca ünlüydü...

Yanınızda “youtube” bulunuyorsa, lütfen “Dance me to the end of love” yazın ve dinleyin...

-*-*-

Amerika mı?

Amerika’nın işi bitti...

İçi karışacak ve toparlayamayacak.

“Oh olsun” mu?

Yani tereddütteyim, Amerikalı da olsa, ölmesin insanlar...

Aaaaa!

Nedir ama yazdığın?

Amerikan uçakları Dünya’nın dört bir yanında, petrol ve itibar uğruna on binlerce, hatta yüz binlerce çocuğu öldürdü!

Amerika’nın yapmadığı kötülük kaldı mı?

Kıbrıs sorunu...

Kıbrıs sorununu başlatan da Amerika’dır!

Amerika’nın çıkarlarıdır.

Yani?

Yannisi nigolisi yok!

Biraz da onlar ölsün!

Yok yok yok!

Kimse ölmesin!

Üstelik Trump uğruna ölmeye değmez!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.