HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

12.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Selim'in bisikleti

Arkadaşlar gazeteye haberi getirdikleri zaman, "Abi, bisikleti yanan çocuğun fotoğrafına lütfen bir bak" dediler...

Baktım...

İlk başta, o fotoğrafı, kesinlikle ön sayfadan koymak aklıma geldi. Yazı İşleri Müdürümüz Ali Baturay'a da gösterdim...

Değirmenlik'te bir evde yangın çıkmıştı ve Selim adlı küçük bir çocuğun bisikleti yanmıştı...

Selim'in fotoğraftaki görüntüsü ve bisikletin öyküsü, Dünya medyasının da eline geçmiş olsa, manşetlerden düşmeyecek bir görüntüydü...

"Gitti bisikletim"...

Küçük bir çocuk, başka neye üzülsün ki!

Bisikleti yanmış!

Haberi ön sayfadan yayınlayamadık...

İç sayfalarımızda yer aldı...

Bence, o fotoğraf çok daha büyük bir şekilde sayfada yer almalıydı ama yer darlığı nedeniyle, küçücük yer buldu...

Ama belli ki birileri görmüş fotoğrafı... Gitmişler Selim'e yeni bir bisiklet almışlar... Allah onlardan razı olsun...

İsimlerinin yazılmasını da istemediler ki bunu ayrıca alkışlıyorum...

Foto muhabirimiz Özmen Yılancılar, Selim'e alınan yeni bisikletin teslim törenini görüntüledi... Selim'in yeni bisikletiyle yaşadığı mutluluğa tanık olmak, dün sabah ruhumu aydınlattı resmen... Yardımseverler her kimse, bir kez daha dua ediyorum; Allah gönüllerince versin...

Son günlerde en mutlu olduğum olaydır bu...

Önce, bir grup insanın o hüzünlü çocuğun yüzünü güldürmüş olması...

Sonra, bunu "Şova" çevirmemiş olmaları...

-*-*-

İncil ve Kuran-ı Kerim'de ortak "Emir"lerden biri; yardımseverliktir... Ve her iki kutsal kitapta, "Yardım ederken, bunu başkalarına göstermeyin" mesajı da verilmektedir.

İncil şöyle diyor:

"... Doğruluğunuzu insanların gözü önünde gösteriş amacıyla sergilemekten kaçının. Yoksa… Allah’tan ödül alamazsınız. Bu nedenle, birisine sadaka verirken bunu borazan çaldırarak ilan etmeyin. İkiyüzlüler, insanların övgüsünü kazanmak için havralarda ve sokaklarda böyle yaparlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz sadaka verirken, sol eliniz sağ elinizin ne yaptığını bilmesin. Öyle ki, verdiğiniz sadaka gizli kalsın. Gizlice yapılanı gören Allah’ınız sizi ödüllendirecektir."

Ve Kuran-ı Kerim şunu söylüyor:

Gizli sadaka daha iyidir...

Bir de Hadis'i Şerif: (Buhari)

"... Allah-ü Teala'nın kıyamette himayesine aldığı yedi kişiden biri, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar, sadakayı gizli verendir."

-*-*-

Paramız varsa, fazlaysa yani; insanları, özellikle de çocukları mutlu etmek kadar güzel bir şey olmadığı inancındayım... İyi pazarlar dilerim...

Çıkarcıyız ve korkağız!

Milli Eğitim Bakanı Özdemir Berova, Türkiye'de bir ili ziyaret etmiş; buralarda bir yerde de "15 Temmuz Darbesi sonrası FETÖ'cüler KKTC'deki yurtlarını bırakıp kaçtı" açıklamasını yapmış.

Doğrudur!

Peki başka doğrular yok mu?

Başaran Düzgün yazdı:

"... Cumhurbaşkanı Akıncı'yı koruyan bölüğün bağlı olduğu alayın komutanı darbecilik suçlamasıyla toparlanıp götürüldü..."

Haksız mı?

Ülkeye iki yıl süreyle en üst rütbede komutanlık eden o dönemin korgenerali, darbe akşamının ordu komutanı orgenerali de tutuklu değil mi?

KKTC'nin Sivil Savunma Başkanlığı'nın son dönemdeki komutanlarının kaçı içeride?

Sivil savunmamızı teslim ettiğimiz bu kumandanlar FETÖ'cü değil mi?

Bakan mı karar verir kimin FETÖ'cü olduğuna?

Ve karar verirken, "Üniformalılar" konusunda o kararı uygulayamaz mı?

Mesela, ziyaret ettiği yerde, yurtları kapatıp kaçanlardan bahsederken, Akıncı'yı koruyan birliğin komutanından, en yüksek rütbeli Kuzey Kıbrıs'taki askerden, Sivil Savunma başkanlarından bahsetmemesinin sebebi nedir?

Söyleyeyim!

Bunu söyleyememesinin sebebi, "Kıbrıslı Türk Kültürü"dür.

Bu kültür, "İrade sahibi olmamakla" alakalıdır.

Sürekli korkma hali!

Şunu açık yüreklilikle söylüyorum; elli defa da söyledim; Anayasa değişikliğine "Evet" derdim...

Olmazsa, yürümezse, yine değiştiririz. Ama denemekte zarar görmüyorum...

Darbe, ahlaksızlıktır...

Darbe girişimi de vatana ihanettir...

Ama, bizdeki siyasi yapı, darbe gerçekleşmiş olsaydı, mutlaka darbeci olacaktı.

Anlatmaya çalıştığım budur.

Da cümle bulamıyorum!

Aman askeri üzmeyelim!

Niye?

Mesele askerlik karşıtlığı veya TSK karşıtlığı değil ki!

Mesele, "Maçı idare etme meselesidir"... Hain askerse, "Hain" değil midir yani?

İdare etmeyin maçı!

İki kuruşluk Rum faşistleri nedeniyle, "Güvenlik ve Garanti olmazsa olmaz" diyen Sayın Akıncı ve Sayın diğerleri; kendi meclislerine, kendi vatandaşlarına kurşun sıkan, bomba yağdıranlarla ilgili hiç yorum yapamıyor!

Kıbrıs Türk siyasetinin acı pozisyonu budur!

"In case of emergency" der İngiliz...

Yani, "Acil bir durumda..."...

Kısacası, "Elimde bulunsun bir yerlerde, olur da yarın AK Parti gider, onlar yine iktidar olursa, içinde bulunalım"...

Biz bundan dolayı tarih boyu hayır etmeyiz!

Hatta bu yüzden yokuz!

Bu yüzden ne Türkiye ne Rumlar bizi "Adam" yerine koyuyor!

Bu yüzden!

Düzgün değiliz!

Ve korkağız!

Ve çıkarcıyız!

Meselemiz de budur!

Şurda inecektim!

Cumhurbaşkanı da Başbakan da aynı noktada...

"... KKTC devam eder!"...

Saygım sonsuz...

Ama aynı fikirde değilim.

Neden?

Benim bu konuda her hangi bir gerekçe veya "Delil" göstermeme gerek yok...

Dünkü gazetelerde hem Başbakan'ın "KKTC devam eder" haberi var; hem de devam edemeyeceğinin "Delilleri"...

Bu deliller neler midir?

Mesela, yapılan bir araştırmaya göre, Dünya’nın en az gelişmiş ülkelerinden biriymişiz...

Peki, bunu aşmak için ne yapmamız gerekir?

Yani yolumuza devam edelim, tamam, saygılarım sizinle de, nasıl edeceksiniz ve ayrıca neden 42 - 43 senedir devam edemedik?

Hangi şartlar değişecek?

CNN'de dün sabah TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nu dinledim...

"... Devletlerin parçalanıp, yeni devletler kurulmasına karşıyız... Suriye'nin parçalanmasına karşıyız. Rusya da karşı... Suriye'de ayrı bir devlet kurulamaz" dedi...

Şimdi, bunca yıldır bu ve buna benzer durumlarda, "O başka bizim meselemiz başka" gibi yanıtlar veriliyordu...

Neden başka olsun ki?

Sizin vicdanınıza göre ve sizin kalbinizdeki aşka göre mi şekilleniyor uluslararası hukuk?

Öyle mi sanıyorsunuz?

Eğer öyle sanıyorsanız, şikayetim yok, buyurun, "KKTC yoluna devam etsin!"...

Beni indirin!

Ankara'daki öğrencilik yıllarımızda, yani 1980'lerin ortalarında, çok güldüğüm bir olay vardı...

Kıbrıs ağzı ya da aksanı mıdır nedir onunla taksiciye kendini anlatamayan bir arkadaşımız, Türkiye aksanına kayıp, "Şurda inecektim be gavollem" demişti...

Aynen ondan!

Şurda inecektim!

Siz devam edin!

Sizi çok seviyorum... Sorun yok! Ama ben devam edemeyeceğim!

Hoşça kalın!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.