HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

06.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sendikacı - bakan kavgası eğitimi iyileştirmez!

İngiliz internet gazetesi The Independent'in karikatürlerine bayılırım... Uzun yıllar süren kâğıda basılı şeklinden vazgeçen ve internette yayınlanan gazete, karikatüre büyük önem verir.

Brian Adcock adlı sanatçı çizer karikatürleri... Bu sayfada kullandığım karikatürü de o çizdi...

Bu karikatürde, İngiltere'de birbirini tehdit eden Sağlık Bakanı ile genç doktorlar anlatılıyor... Bakan sendikalı doktorlara, "Sizin greviniz hastalara zarar verecek" diyor... Doktorlar da bakana "Sizin sözleşmeniz hastalara zarar verecek" diye yanıt veriyor. Bu arada hasta bir adam da zavallı bir modda onlara bakarken, sağlığının çizgisini gösteren yatak ucundaki rapor da "aşağıya doğru" yani "kötüye" gidişi gösteriyor.

Bu karikatür, KKTC'de okullar açılırken, eğitimimizi hatırlattı.

Sendikacılar, alışılmış bir şekilde, sürekli bakana ve hükümete yükleniyor. Tıpkı karikatürdeki gibi...

Ancak ne ilginçtir, bakan da, pek alışılmış gibi olmayan bir tarzda, sendikacılara kişisel dalıyor.

"Gitsinler öğretmenlik yapsınlar" falan diyor.

Sendikacılar bir taraftan, bakan öte taraftan birbirilerine medya aracılığıyla laf yetiştirir ve laf sokarken, "hastalar" yani tedavi bekleyen "eğitim" aşağıya doğru seyahatini sürdürüyor.

Rumların kaçarken bıraktığı en yenisi belki de 1974 model okullarda sürdürülüyor eğitim. 40 civarında lise ve ortaokulumuz var. Çoğunu Rumlar yaptı... Eskidi... Evet boyanıyor falan ama sağlıklı değil.

Bizim yaptıklarımız yıkılıyor... Bayraktar Ortaokulu'nu hatırlayın...

Yedi tane özel okul var; pırıl pırıl...

Okullar dökülüyor.

Memlekette eğitimde çok ciddi bir sınıf ayrımcılığı yaşanıyor...

Eğitimde başarı oranı geçmişe göre çok düştü...

Kıbrıslı Türklerin en çok övündüğü özellikleri artık yerlerde sürünüyor...

Kalite tartışma kabul etmeyecek kadar kötü.

Disiplin bitti...

Elbette konuşsak, "zaman değişti, toplum değişti, para yok, çocuk çok" falan gibi bir yığın mazeret de sıralanır.

Ama öyle ya da böyle, ilköğretimden başlayıp, yüksek öğretime çıktığımız anda, eğitimde ciddi bir "çökmüşlük" söz konusudur.

Devlet okulları öğrencilerden yasaya aykırı olduğu halde para almaktadır. Bu konuda da müdürlerin "çok haklı" gerekçeleri vardır... Ama "yasa dışıdır"! Olsun! Serhatçığım sen de av ruhsatı ve seyr-ü sefer çıkartmıyorsun! Seyr-ü sefer çıkartırım arabam olsa ama yok. He he he... Şimdi bir de buna geldik!

Neyse, özel okullar açıldı. Devlet okulları 19 Eylül'de açılacak... Eğitim yılı başlar başlamaz, araya 5 günlük tatil giriyor; hafta sonlarıyla bu tatil dokuz güne denk geliyor... Şubat tatili uzunluğunda neredeyse...

Ama sendikacılarla bakan birbirilerine laf yetiştiriyor.

Kim haklı kim haksız kavgasındalar.

Sendikacılar, sendikacılıklarını, bakanı yiyerek - bitirerek gösterecek; bakan da kahramanlığını, değirmenlere karşı savaşarak ispatlayacak!

Ama eğitim rezalet!

Olsun, kahramanlarımız var bizim yeter!

Gelin yatırımı buralara yapın.

Çözüm olursa uçarız, Kıbrıs uçar

Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, Doğu ve Güneydoğu bölgelerini cazibe merkezi haline getirmeye karar verdi.

2020 yılına kadar kamunun 60 milyar, özel sektörün de 80 milyar yatırım yapmasının hedeflendiğini açıkladı.

Yani toplamda 140 milyar TL!

Dünkü kurdan, 42,5 milyar Euro ediyor...

Efendim, neler yapılacak bu parayla?

Devlet anahtar teslimi fabrika kuracak, hayvancılık ve tarıma özel teşvikler verilecek.
   4 yıl içinde 800 bin kişiye istihdam yaratılacak.

Ve diyor ki Başbakan Yıldırım, "Gelin yatırımı buralara yapın. Terör biterse uçarız, uçar”...

Terör biterse ne oluruz?

Uçarız!

Ve ekliyor Başbakan, heyecanla dinledim yemin ederim:

"... Terörden zarar gören 7 merkez için 10 milyarlık toplam yatırım yapıyoruz. Sadece Sur için 1.9 milyarlık yatırım yapılacak. Şırnak, İdil, Yüksekova, Nusaybin, Cizre, Silopi için 7.5 milyar yatırım... Sur için toplu konut tarzı çok katlı binalar yapılmayacak. Tüm bölgede 66 bin (yazı ile altmış altı bin) konut yapılacak. 31 bin 600 aileye kendi evine geçinceye kadar kira yardımı veriyoruz. 255 milyon eşya parası ödenecek. Batman, Diyarbakır, Malatya’da 3 yeni stadyum yapıyoruz..."

Başbakan devam ediyor:

"... Özel sektör fabrika binalarını devlet olarak biz inşa edeceğiz. Bu fabrikaları da onlara kiraya vereceğiz. Her yıl 8 ilde 10’ar fabrika kuracağız. Fabrika başına 200 ila 800 kişilik istihdam yaratacağız. Bu, senelik 40 bin istihdam demek... Bizim için İstanbul ve Diyarbakır aynı... İstanbul neyse Diyarbakır da odur. İzmir neyse Hakkari odur. Doğu illerimiz ve Güneydoğu illerimiz bu paketimizle sosyal ve ekonomik anlamda önemli atılımlar yapacaktır. Yatırımcılara buradan sesleniyorum: Gelin, yeter ki biz buralarda yatırım yapacağız, üretim yapacağız, istihdam oluşturacağız deyin. Güvenliğinizi sağlamak görevimiz. Devlet millet el ele verelim.

-*-*-*-

Geçtiğimiz gün Güney’deki Fileleftheros gazetesi çok ilginç bazı rakamlar verdi... Buna göre, olası bir çözümde, Kıbrıs Türk devletçiği altında kalacak evlerine dönmesi muhtemel Kıbrıslı Rum göçmenlerin sayısının 9 bin olarak ortaya çıkması gerektiği vurgulandı. Ancak bazı araştırmalar gösteriyor ki, bunların yarısı dönmek istemeyecek.

Yani 4 bin ile 5 bin arasında Rum "kesin" olarak evine dönecek... Bu da en fazla 3 bin "konut" demek...

3 bin konut, KKTC'deki konut sayısının yüzde 3,5'i civarında...

-*-*-*-

Yani diyorum veya demeye getiriyorum ki, tazminatların tümünü (en fazla 25 milyar Euro) Türkiye ödeyecekse; kendi evine dönecek Rumlara evlerini terk edecek Kıbrıslı Türkler için, bir kaç senede, evler inşa etmek, Türkiye için "lego"!!!

Kısacası, kimse kimseye korku vermeye çalışmasın.

Binali Yıldırım uydurmuyor...

"Gelin yatırımı buralara yapın. Terör biterse uçarız, uçar” diyor...

Bence de!

Ve ekliyorum, "çözüm burayı da uçurur"...

Çözüm olursa, Kıbrıs uçar, uçarız!

Zerre kadar da sorun da olmaz!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.