HUNKAR SAG GIYDIRME
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

09.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Şoförü assalar Cidalia geri gelir mi?

Cidalia, altı yaşındaydı... Gazetelerde fotoğraflarını gördüm... Olamaz böyle bir şeker surat... Dünya tatlısı...

Cidalia, 46 yaşındaki annesi Zena Jackson ile birlikte yolun karşısına geçmeye çalışırken, bir kamyon tarafından ezildiler...

Kaza, 29 Nisan'da, İngiltere'nin Hull kentinde oldu...

Mahkeme, olayın kamera görüntülerini de izledi...

Kamyon, kırmızı ışıkta geçip, anne kızı ezdi...

İkisi de öldü... Oracıkta!

Şoför tutuklandı.

Mahkemeye çıkarıldı, tutuksuz yargılandı.

6 Aralık'ta mahkeme kararını açıkladı.

55 yaşındaki yüzde yüz suçlu şoför Neville Fletcher, suçlu bulundu...

Şimdi, ben yargıç olsam ve Cidalia'nın fotoğrafına bakarak karar versem, adama vereceğim en hafif ceza; idam olurdu...

Vicdanım öyle diyor...

Bütün kazalarda tavrım aynıdır... Yüzde yüz suçlu olan ve bir ya da birilerinin ölümüne sebep olanların idam edilmeleri beni rahatsız etmez. Eminim birçok kişi için de geçerlidir bu düşünce...

Çocuk tecavüzcüleri için de aynı şeyi düşünürüm.

İngiltere'de ilgili mahkeme, kamyon şoförüne sadece 14 ay hapis cezası verdi.

Ölen kadının büyük kızı yani Cidalia'nın ablası, "Adaleti göremedik, adalet tecelli etmedi" dedi.

Hatta olayın soruşturmasını sürdüren polis çavuşu da, "... Aile, verilen ceza, kaybedilen yaşamlara mütekabil değil" gibi bir laf etti...

Katılıyorum.

Ancak şunu da düşünmeden edemiyorum; "İngiltere'de idam cezası yok ama yargıç ben olsaydım ve o şoförü astırsaydım, Cidalia ve annesi geri gelir miydi?"

"Ceza" çok önemlidir.

Adil olmalıdır.

Acı çeken insanların yüreklerine su serpebilmelidir.

Ama, "oh olsun, aha cezasını gördü" gibi intikam da içeren düşünce doğru mudur?

Bilmiyorum.

Cezanın amacı "ıslah" mıdır?

Ceza'nın amacı, zarar uğrayanın veya kaybı olan ailelerin rahatlatılması mıdır?

Dünya var oldukça, bunu tartışmaya devam edeceğiz...

Bunun doğrusu da yoktur... Standartı bulunmamaktadır...

Ne bileyim, iki kişiyi öldüren ve kırmızı ışıkta geçen bir kişi, 14 ay gibi komik hapis cezası almamalıdır... Diye düşünüyorum...

Benzer kararlar bizde de alınıyor...

Etkilemek maksadıyla yazmadım; emin olabilirsiniz...

Kimse, araç kullanırken bir başkasını öldürmek istemez...

Ama, acısı olan, ceza bekler...

KIBRIS Medya Grubu'nda çalışan arkadaşımız Şah Hüseyin Erdem öleli tam altı ay oldu...

Mahkemesi bile başlamadı...

Hüseyin, geride eş, evlat, torun bıraktı...

Onlar çok üzgün... Adalet bekliyorlar...

Evet, Sevgili Hüseyin geri gelmeyecek ama o eş, o evlatlar, o minik torunlar ne olacak?

Eşi, kazaya sebebiyet veren sürücünün ehliyetinin alındığını ama buna karşın hala araç kullandığını öne sürüyor... Ve tabii ki çok üzülüyor... Hatta yurt dışına çıkıp geri geldiğini anlatıyor...

Elbette kararı yargı verir... Ve adalet karşısında boynumuz kıldan incedir.

Ama adalet, vicdanlar açısından da çok önemlidir.

Tekrar ediyorum; kimse, birini öldürsün diye araç kullanmaz...

Ama, yüzde yüz suçluysa, yaşamlarını yitirenlerin ailelerini "adalete inandırmak" o kadar kolay olmaz...

Haaa, bunun elbette karşı tarafı da var...

"İsteyerek yapmadım" denebilir...

Bir kazada, evlatlarını yitiren aile "kazaya sebep olan kişiye" verilen cezayı asla yeterli bulmaz; ama kazaya sebep olanın ailesi ve yakınları da verilen cezayı hiç bir zaman az bulmayabilir...

Örnekleri çoktur...

Adaleti sağlamak da zordur!

Emeklilik meselesi

İngiltere'de emeklilik yaşı erkekler için 65 kadınlar için ise 60...

2020 yılında her iki cinsiyet için emeklilik yaşı eşitlenecek ve 66 olacak...

KKTC'de, 25 yılı fiili hizmeti doldurmuşsanız 50'de emekli olursunuz... Ama emekli maaşı 55'te başlar... 55 yaş, emeklilik yaşı...

İngiltere'de "Chief Medical Officer" unvanı bulunan en yüksek rütbeli Doktor Profesör Dame Sally Davies, geçtiğimiz gün ciddi bir uyarı yapmış...

Ve demiş ki; emekliye ayrılanlar, kendilerini, rahata bırakmasınlar... Gönüllü olarak ya da hobileriyle alakalı çalışmayı sürdürsünler...

Bunu yaparlarsa, daha uzun yaşamaları hiçtenmiş.

Bizde gönüllü veya hobi çalışmaya hiç gerek yok; emekli ol, devam et, bir daha emekli ol... Sorun yok, vergi da yok!

Korumaya alınması gereken pandalar!

Kıbrıs meselesi, toprak ve güvenlik meselesi değildir.

Kıbrıs meselesi, nüfus, Türklük, Elenlik meselesi de değildir.

Kıbrıs meselesi, İslam veya Ortodoks Hıristiyanlık meselesi değildir.

Kıbrıs meselesi, çaldığımız ganimeti torunlara miras bırakma meselesi değildir.

Kıbrıs meselesi, içimize kaç Rum'un gireceği, kaç Türk'ün çıkacağı meselesi değildir.

Kıbrıs meselesi, Mustafa Arabacıoğlu kardeşimizin mal varlığı meselesi de değildir.

Kıbrıs meselesi, hem KKTC'den hamma humma hem de Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği değildir.

Kıbrıs meselesi, hukuk meselesidir.

İnsan hakları meselesidir.

Cepteki pasaportun sahibi olmak ve o pasaportla gurur duymak meselesidir.

Kişisel çıkar meselesi değildir.

Toplumsal varoluş meselesidir.

Toprak, güvenlik, ganimet, bayrak, vatan, Başpiskopos, saatler de Rum saati diye giderseniz; on sene sonra bu ülkede Kıbrıslı Türk görürseniz; korumaya alın o Panda'yı!

Onları Allah'a havale ediyorum!

Amir Khan... 30 yaşında. Dünya şampiyonu bir boksör... Ailesi Penjab - Pakistan kökenli... Kendi İngiltere'nin Bolton kentinde doğdu büyüdü...

Amerikalı model Faryal Makhdoom ile 2013'te evlendi.

Faryal Makhdoom, kocasının ailesiyle sorun yaşıyor hatta bir görümcesinin, kocası evde yokken gelip kendisini dövmekle tehdit ettiğini de iddia ediyor.

Aile kavgası...

Hepsi Müslüman ve ünlü...

Haliyle İngiliz gazetelerinde çok geniş şekilde haberler yayınlanıyor.

Bu "aile kavgası", sanırım sadece "Müslüman" toplumlarda çok fazla oluyor.

Acaba, biz Müslümanların aile yapısı çok mu sağlam da ondan mı yoksa çok mu sakat da ondan mı?

İşin ilginç yanlarından biri de; medyaya konuşan herkes, meseleyi ve "hasım" olan "hısım"ları "Allah'a" havale ediyor...

Batılılarda mı?

İşte yukarıda sorduğum soru Batılılarla da alakalı!

Müslümanların aile yapısı çok mu sağlam da ondan mı yoksa çok mu sakat da ondan mı?

Yoksa Batılı aile yapısı mı daha sağlam?

Bu arada sinemalarda reklamı çok sık yapılan Türk filmi "Görümce" de başladı... Aynı konuyla alakalı... İzleyip yeniden yorum yapalım diyorum...

Hepimiz ya dalkavuk ya da nezleyiz aslında!

Timurlenk, Akşehir'de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra,

Timur sormuş :

- Karargahımı nasıl buldunuz?

Beylerden biri cevap vermiş :

- Çok güzel ama fena bir koku var!

Timur fena halde kızmış, yanındakilere " Alın şu adamı, boynunu vurun" demiş ve öteki beye dönmüş :

- Koku var mı?

Adam korkusundan :

- Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış :

- Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şunun da boynunu vurun!

Sonra aynı soruyu Hoca'ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını :

- Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.