KTV
  • 10 Ocak 2017, Salı 8:34
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Sonuna kadar oyna Baaaafff, sonuna kadar yes b'annem!

Taaa Hasane Ilgaz'ların geldiği 1950'li yılların öncesine dayanan bir sistemli siyasetten bahsetmek lazım...

Ancak bahsetmeden önce, şu uyarıyı yapmak istiyorum...

"Yapılan yanlıştı" diye bir eleştirim söz konusu değildir...

1948'lerden beri Kıbrıslı Türklere uygulanan siyasetin doğru veya yanlış olduğunu tartışmıyorum...

Sadece, bahsedeceğim propagandanın aslında çok tuttuğunu ama bugün örneğin müzakere masasında ya da Rum toplumu karşısında her zaman "Kıbrıslı Türkleri" "evrodo" pozisyonuna soktuğunu aktarmaya çalışacağım...

Kıbrıs'taki Müslüman ahali, Ortodoks ahali karşısında 1914'ten itibaren hep ezik kaldı... Her zaman "evrodo" oldu... Öncesinde de öyleydi...

Eğitimde, sanayide, ticarette, eğlencede, turizmde, restorancılıkta ve otelcilikte...

Hatta şarapçılıkta, bira üretiminde... Zivaniyacılıkta, brandy yapımında da...

Egemen, çoğunluk ve haliyle "dominant" Rum toplumu karşısında, "Türklük" çok ciddi tehlikedeydi... En çok da Türkçe...

Bunun farkına varan bazı ileri gelen seçkinler, 1940'larda, hatta 1930'larda Türkiye'den "bireysel temasları sırasında" yardım istedi... O günlerde de Türk milliyetçiliği zirvede...

Türkiye'den bazı muallimlerin gelmesinde bir sakınca görmeyen İngiliz Sömürge Yönetimi, böl ve yönet siyasetini de daha rahat uygulasın diye, çalışmaya bizzat destek verdi...

Gelen muallimler, Türkçe dilini, Türklük değerlerini öğretmeye başladı.

Sonrasında Volkan ve TMT kuruldu... TMT bünyesinde eğitim daha da Türkleştirildi...

Sadece "dil" değildi hedeflenen, folklor, kültür de buna dahildi...

Mesela kökleri Anadolu olsa da, "Rum müziği" olarak algılanabilecek her türlü "tıngırtı" yasaklandı.

Okullarda "Kıbrıs halk dansı" oynatılmadı.

Antep Yöresi, Adıyaman Yöresi oynatıldı.

Bunun için Türkiye'ye kursa gönderilen öğretmenleri bile isim isim sayarım.

Neyse, tekrar ediyorum, maksat, Kıbrıs'ta Türklüğün devamı konusunda Elenlere mağlup olmamak ve tükenmemekti...

Çok çok başarılı olundu.

Türkiye'den milli seviyede takımlar getirildi... Yüzlerce kişinin izlediği maçlar yapıldı...

Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Vefa, askeri takımlar geldi; maçlar yaptı... Milli bilinç aşılandı...

Ada'da futbola ilgi duyan herkesin Galatasaraylı, Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı olması için özel çaba harcandı.

Türkiye Tarihi, Türkiye Coğrafyası; çok ağır propaganda içeren bir şekilde öğretildi.

Elbette buna karşı değilim ve ne diyorum: "Bu proje, kesinlikle yüzde yüz başarılı oldu.

Şikayetim yok.

Bazı yerleşim birimlerinde, Türkçe bilmeyen Kıbrıslı Türklere para cezası kesildi; bazıları tehdit edildi, bazıları dövüldü... (Lütfen inkar etmeyin, yine isim veririm)...

Köy isimleri Türkçeleştirildi... Bazılarında resmen saçmalansa da, proje genelde tuttu...

O kadar başarılı oldu bu "Türkleştirme" olayı ki, ülkenin efsane gazetecisi Akay Cemal ustamız bile dünkü yazısında, Cenevre'deki müzakere masasında farklı takımları tutan temsilciler, futbol da konuşabilir esprisini yaparken, Güney Kıbrıs'ın ünlü iki takımının adını verdi. Ancak Akay abi, KKTC'den, Kıbrıs Türk Futbol Ligi'nden bazı takımların adını vermek yerine, Kıbrıs Türk müzakere heyetinde ve Cenevre'ye giden siyasetçiler arasında kimisinin Galatasaraylı, kimisinin Fenerbahçeli olduğunu anlattı...

Aslında, evet Türkleştirme çok başarılı olmuştu ama ne yazık ki bu nedenle, "biz yok" sayılıyorduk.

Bu yüzden Anastasiadis, masada Türkiye ile müzakere etme noktasına gelinmesini "zafer" diye tanımlıyordu...

Eğer TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cenevre'de masaya resmen oturursa, bu durum, Rumlar açısından zafer ötesiydi.

Kıbrıslı Türkler açısından ise İngilizlerin "looser" dediği yani "ezik olma halinin", zirvesi oluyordu...

Bu noktadayız... "KKTC çok yaşasın" diyenlerin asıl tepki göstermesi gereken bir durum ama nedense herkes "tınnnn!"

Propaganda yıllarca o noktadaydı ki; hep "ulusalcılığa" bağlanmaya çalışılıyordu...

"Kıbrıslı diye bir millet yoktur!"...

Evet, olmayabilir ama "Kıbrıslı" vardır...

Türkiyeli gibi!

Türkiye'de yaşayan herkesin "Türk" olmadığı gibi... Kıbrıs'ta yaşayan herkes de illa ki "Kıbrıslı" diye bir ulusa bağlanmayabilirdi.

Meseleyi çok daha ileri noktaya taşıyan siyasetçilerimiz, liderlerimiz de oldu...

Elenizm de tabii ki... Elenizm de çok ciddi propaganda noktasındaydı... Ancak "devlet" olma avantajı ile Elenizm, "Kıbrıslı"lığı, bizdeki kadar ezemedi. Yok edemedi... Bakınız, Omonia - Apoel diye takım adı sayıyor Akay abi... Ama "Oyna Baaaaafff" diye bağıramıyor, "oyna GG" da yok! En acısı, "Kahraman Çetinkaya" da yok! Ne var? Galatasaray ve Fenerbahçe var...

O kadar ki, futbol kavgalarımıza bakalım isterseniz... Bizim gazetede fino Fenerbahçe taraftarı Orhan İsmailoğlu, aynı zamanda Yalova'yı da tutar... Yalovalı'dır. Piskobulu... Amcası Piskobu şehididir... Orhan, hayatında kimseyle Yalova yüzünden kavga etmedi. Ettiyse de ben görmedim. Ama Fenerbahçe - Galatasaray rekabeti yüzünden, küstüğü arkadaşları olduğuna çok şahidim...

Haaaa, bir de neydi; "Kıbrıslı olan, sadece eşeklerdi"... Bunu, Makarios'a da, Denktaş'a da mal edenler var... Ama biri zaten Elenizm, öteki ise Türkçülük için canlarını adamamış mıydı? Her ikisine göre de laf uygundu!

İşte bu yüzden, Cenevre başarılı olmalı...

Çünkü, Elenizm ve Türkçülük tabii ki var olacak...

Ama, Kıbrıslılık kazanır ve devletleşirse, sorun çözülecek...

Bilmem anlatabildim mi?

Yani sonuna kadar oyna Baaaafff!

Sonuna kadar "yes b'annem!"...

Cenevre başarısız olursa peki...

Daha çok "Kıbrıslı" olan Elenler, devletleri ile devam edecekler... Elen Kıbrıslıların devleti olacak güneyde...

KKTC mi?

Akıncı devam edeceğini söylüyor... Laikliğe de nedense ısrarla vurgu yapmadan edemiyor!

Çekindiği bir şey olsa gerek bu konuda ama bence, Kuzey'de KKTC var olsa da, "Kıbrıslı Türk" diye bir "nesil" devam etmeyecek...

Hiç umurunuzda olmayabilir.

Benim umurumdadır!

Bu yüzden diyorum ki; oyna Polemitya!

(Binatlı canım, Binatlı)

Çözüm olmazsa, "inadına Polemitya" diyecek halim kalmadığını da ayrıca belirtir; saygılar sunarım; eklemiş olayım...

Bir mektup ve bir kısa yorum

Bugün sizlerle bir okuyucu - izleyici mektubu ve bu mektuba yaptığım kısa bir yorumu da paylaşmak istiyorum...

-*-*-

Selamlar Serhat bey. Önceleri bir kez daha yazışmıştık. O zamanlar teşekkürüm sizeydi. Bu kez Devlet Hastanesi'ne. Biz toplum olarak tenkidi severiz. Halbuki güzel çalışanları da övmek lazım değil mi? Ben devlet emeklisiyim ama hastane hizmetlerinden hiç yararlanmadım veya karşılaşacağım zorluk ve terslikten dolayı hep özel hastanelerde bakındım.

Geçenlerde bir tomografi çektirmem gerekti. Arkadaşımın zoru ve yol göstermesiyle Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ne gittik. Numara sırasında beklerken (saat sabah 8) memure hanım geldi; "Günaydınnnn nasılsınız, hoş geldiniz" deyince şaştım... Herhalde sıradaki birileri tanıdığıdır dedim. Hayır muamele hepimizeymiş. İlk şaşkınlığım. Veznedeki kız da buna benzer bir davranışta bulundu. Şaşkınlığım arttı. Tomografi sırasında otururken önümüzden geçen üniformalı hemşireler de "günaydın geçmiş olsun" dediler. Çok beklemeden 3'ncü sırada içeriye çağrıldım. Oradaki gençten (Oğlum yaşında) doktor "Ablacığım" diye diye beni saygıyla yatırdı tomografimi çekti ve çok okşayıcı bir lisanla beni güle güle gönderdi.
   Ülkemizde özellikle Devlet hastanemizde bu gibi güzel davranışlarla karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Bu gibi güzellikleri bize yaşatanların görevi ve mevkisi her ne ise takdire şayandır.
   Sizi sabahları hep dinlerim ve yeri geldi mi güzel veya yanlış bu gibi davranışları hep vurgulayıp uyarılar yaptığınızı biliyorum. İsmim mahfuz kalması arzusundayım... İnşallah hep güzellikler yaşadığımız günler de gelecek diye düşünüyorum. Sizlere de kolaylıklar ve başarılar dilerim."

-*-*-

Evet mektubumuz bu...

Çok ilginç...

Bir vatandaş, devlet çalışanlarından çekiniyor. Korkuyor... Güler yüz görmeyeceğine inanmış.

Acı ama gerçek...

Ve o olması gereken, mutlaka bulunması zorunlu güler yüzü, şefkati, ilgiyi gördü mü şaşırıyor...

Maaş gibi!

Devlet bu ay maaşları ödedi!

Devlet ödemeli. Devlet güler yüzü hep bulundurmalı ki vatandaş şaşırmasın...

Devlet güler yüzlü olmalı.

Tüm devlet çalışanlarını, devlet hastanemizin yüreğime su serpen tomografi bölümü gibi olmaya davet ediyorum.

İlgimi çeken 2 haber

İçişleri Bakanı Kutlu Evren, dünkü Kıbrıs Postası gazetesinin manşetinde, bana çok ilginç gelen bir açıklama yaptı...

Özetle dedi ki, "ülkede dernekler yasası 1961'den kalmaydı. 2016'da ele aldık... Ülkede 2 binden fazla dernek var... 800 tanesi yıllardır aktif değil... 17 Mayıs 2017'ye kadar genel kurullarını yenilemeyen, tescillerini almayan dernekler kapanacak"...

2 bin dernek!

Bazı kişilerin, beşer, altışar derneği var...

Aynı kişi, beş derneğin başkanı!

Devletten da emekli!

Maaş yerinde... İkramiye bankada...

Her konuda salla gitsin açıklama...

Her moka zaydanoz!!!

Bence "dernek adına açıklama" yapmak, "biz derneğiz" diyerek bakanları ziyaret etmek falan da yasak olmalı... O kadar çok ki!!! Emekli subayların, emekli polislerin, kadınların, üniversiteli kadınların hatta liseden terklerin dahi beşer - altışar farklı derneği var... İki kişi yan yana duruyor, dernek kuruyor, her konuda da açıklama yayınlıyor... Golifa usulü! 800'ü olsun kapanırsa, belki rahatlarız...

-*-*-

İlgimi çeken ikinci haber İngiltere'den...

Hayden Cross adlı 20 yaşındaki kişi, Dünya'ya "kız" olarak geldi...

Sonra "Transgender erkek" oldu...

Yani, asıl kimliği ile cinsiyet kimliğinin farklı olması hali...

Erkek olmak maksadıyla ameliyat olmaya hazırlanıyordu...

Trans bireylere saygım sonsuz... Kişinin nasıl yaşayacağına ben karar verecek değilim.

Bu gibi konular İngiltere'de haber olmaz...

Peki şimdi neden oldu?

Çünkü, Hayden, cinsiyet değiştirme ameliyatını iptal etti... Neden mi iptal etti?

İnternet üzerinden tanıştığı bir "sperm donöründen", spermleri satın aldı... Ve hamile kaldı. Şu anda dört aylık hamile... Görüntü erkek... Ve hamile... Haliyle haber...

Daily Mail gazetesi, ailesinin ikiye bölündüğünü yazıyor... Aileden bazı kişiler, doğacak çocuğun kafasının karışacağına inanıyor!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
6 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
8 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup