HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

18.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Spekülasyona gerek yok beklemekte fayda var

Siyasetin dedikodusuna, "komplo teorisi" de diyebiliriz...

Mesela, alın size komplo teorisi: Akıncı, yüzde 26 toprağı kabul etti!

Ama nasıl olur?

Olur olur bal gibi olur...

Efendim, toprak oranı, kıyıların uzunluğu, limanların kullanımı, dönüşümlü başkanlık!

Hepsi aşıldı mı?

Aşıldı gibi duruyor ama olmayabilir de!

Eğer "yerim dar oynayamam" diyen, oynamak istemeyen gelin duruşu sergilemek isteniyorsa, sebep bulup masadan kaçmak çok kolaydır.

Kısacası komplo teorisi yazmaya gerek yok.

Toprak vermezsek sorun çözülmez.

40 bin asker bulundurarak da sorun çözülmez.

Çok karmaşık bir durum ve heyecanla beklemekten başka şansımız yok!

Rum tarafındaki gazeteler yazıp çiziyor.

Rakam veriyor. Oran yayınlıyor hatta köy - kasaba ismi bile veriyor.

Kesinlikle doğru olsa bile rakamlar - oranlar; henüz müzakereler bitmemiştir ve net bir plan masaya konuluncaya kadar da bitmeyecektir.

Peki Güzelyurt verilirse ne yapacağız?

Yapacağınız şey çok basit: Tartacaksınız!

Bir tarafa çözümle neler kazanılacağını koyacaksınız, öteki tarafa neler kaybedeceğinizi!

Çocuklarınızın geleceğini!

Bir tarafa mutluluğu ve huzuru; öte tarafa sürekli gerginliği ve başkasının pasaportu ile endam eylemeyi.

Bekleyelim. Az kaldı. Beş gün en fazla...

Sonra durum netleşecek!

Ve kararımızı vereceğiz.

Beğenmeyen olursa, "benim gibi" mesela, çekip gideceğiz veya kuyruğu uygun bir yere sokup, yaşama devam edeceğiz...

Komplo teorileri kurmaya, spekülatif haberler yapmaya ve sansasyonel yorumlara hiç gerek yok.

Beklemekte fayda var.

Çözüm olmadan olmuyorsa...

Çözümü - müzakereleri bir an unutun... Turizm bizim için önemli mi?

Çok önemli!

Peki, ülkeye turist getirmek önemli mi?

Evet o da çok önemli!

Dün sabah KIBRIS TV'de konuğum Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Orhan Tolun'du...

İstanbul veya Türkiye geneli üzerinden Kuzey Kıbrıs'a turist gelişinin düştüğünü anlattı.

Neden?

Çünkü, İstanbul veya Türkiye üzerinden gelişler, terörizm nedeniyle sıkıntılı.

Hiç bir turist, "Türkiye" adıyla birlikte Kuzey Kıbrıs'a uçmak istemez.

Orhan Tolun'un saptamasına göre, her tarafında ciddi sorun olan bir yere turist gitmek istemez. Ve turist, Türkiye bağlantılı olan her uçuşta, her destinasyon noktasında sorun görür.

Peki çözüm?

Orhan Tolun diyor ki; "Larnaka'yı kullanalım"...

Siyaseti hiç karıştırmadan; Rumları da zorlayarak. Çünkü onlar da mutlaka sorun çıkarmaya çalışacaktır... Veya belki de Rumlarla ortaklıklar kurarak...

Olmuyor mu?

O zaman, siyaseti karıştırmak zorundasınız!

Türkiye bir huzur ülkesi olmak zorundadır.

Değilse, bundan biz de zarar göreceğiz.

Ve Kıbrıs sorunu çözülmelidir.

Çözülmezse, daha kaç yıl daha Türkiye bağlantılı uçacağız?

Yani, bu iş çok zor...

Yani, bu iş, içinden çıkılmaz durumda.

Efendim, başaranlar yok mu?

Elbette başaranlar vardır.

Ama çok daha iyi olmaması için bir sebep yoktur!

Çok sıktı bu müzakereler meselesi

İyi ki yazıyorum!

Bu gerginlikte, bu streste, herhalde yazmasam, kalan aklımı da yitirirdim!

Londra'da yaşarken bir ara psikolojik danışma hizmeti almıştım. Hatta psikiyatrik tavsiyeler de!

Neyse!

Kısacası sinirler gerilmiş ve profesyonel destek arıyordum.

"Yaz" demişti doktor!

İçindekileri dışarı at!

Hani bazen anlatırım, rahmetlik dedemin de dediği gibi, "göyvert gitsin re moromou!"

Olmuyor!

Özel hayata geriliyorsunuz!

İşte geriliyorsunuz!

Memlekette her şey gergin!

Kop da gel!

Yani, hani, öyle doğaya salıveril, ilkel şartlarda yaşa, al iki köpek, iki keçi, iki koyun falan idare et!

De toprak yok, mal yok, mülk yok!

İşgal mi etsem birinin mağarasını?

Offff!

Andropoz olma ihtimali var mı?

Doktoruma telefon açıyorum, "yürü be git işine!" diyor.

E vallahi gerginim!

Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?

Son günlerde üç beş kez Güneye geçtim, pırıl pırıl insanlar, neden anlaşamıyoruz?

Hayır, biz anlaşıyoruz!

E tamam, anlaşıyoruz da nerede hırlaşıyoruz?

Toprak!

Doğru, bende toprak yok!

Çeşitli avantalar mesela ganimet!

Doğru, bende ganimet hiç olmadı!

Bir gitar dışında!

O da gitti!

Eskiden köpeklerim vardı, şimdi o da yok!

Çocuklarım uzakta!

Yaz!

İşte yazıyorum!

Acaba, Anastasiadis "evet" diyecek ama bizim AKEL yine "hayır"da mı kalacak?

Maaş yetecek mi?

13'üncü maaş olacak mı?

Özel sektörde yok!

Memurlar - öğretmenler alacak mı?

Vallahi bana ne!

Yaz!

Neyi yazayım?

Bak hiç yağmur yağmadı!

Bu hafta yine keklik yok!

Sahi, bu Pazar mutlaka bir şeyler vurmam lazım artık!

Ersan ve Salih vurdu, ben Kenan mıyım ki hep 20 sene önceki anılarımı anlatayım!

Bağlayın bir yere tavşanı, vurmak istiyorum bu hafta!

Vaaaay katil vaaay!

Serhat bey, hep kadın resmi koyuyorsun sayfana, bir de avdan, avcılıktan bahsediyorsun, kötü örneksiniz!

Öyle yorum yaptı bir arkadaş!

Daha neler var neler!

Mesela silah hastasıyım biliyor muydunuz?

Acayip silahlara düşkünüm!

Amerika'da mı yaşasaydım acaba?

Orada olsaydım, en az beş tabancam olurdu kesin!

Hatta otomatik silahlarım da!

Bir ben miyim kötü örnek şimdi?

Hayatımda çalmadım, rüşvet istemedim, kaytarmadım, çok disiplinliyim!

Çok çalışıyorum!

Dinlenmek mi dediniz?

Doğru!

Aslında galiba tatile ihtiyacım var!

Bir kaç hafta kaçmak gayet iyi olur sanırım.

Para yok!

Git taksitle uç!

Taksitle tatil ayarla!

Yok yok, çalışmak benim için en iyi terapi!

Bak, bütün psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlığını yazıya döküyorsun, için dışına taşıyor ve göyver diyorsun, rahatlıyorsun!

Aaaaahhh!

Yaaaa...

Film, film!

Hayatımız film!

Yoksa hayatımız roman mıydı?

Ne diyordu şair; "... Sevdiğin müddetçe ve sevebildiğin kadar"...

Sevgi nedir ki?

Var mıdır gerçekten o şey!

Aşk ya da!

Bence aşk, denizin maviliğine olan tutkudur sadece! Hiç bitmeyen! Ve deniz size kabahat işleyemez mesela! Söylenemez deniz. Zırlayamaz!

Oturursunuz Yeşilırmak'ta yüksek bir kayanın üzerine, öyle bir rüzgar eser ki üşürsünüz ama güneş var tepenizde... Masmavi denize bakar da bakarsınız...

İşte aşk budur!

Sen delirdin Serhat!

Öyle deniz - meniz kurtarmaz seni!

Meditasyon, alkolasyon, mezelasyon da kurtarmaz!

İlaç lazım sana ilaç!

Efendim, kendimden bahsettim, affedin...

Müzakerelerdi, şuydu, buydu...

Sıkıldım da...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.