Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

08.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tahtadan, 12 ayak uzunluğunda ve su motoru takılmış tekneyle okyanusu geçemezsiniz!

Deniyor ki, “İki eşit devlet olarak masaya oturmayacaksak, müzakereler devam etmemeli”...

İki eşit devlet!

Rumlar bunu kabul etmez...

Bu biliniyor...

Aslında, “Müzakereler kesilmeli ve bizim hamma humma ettiğimiz mevcut durum devam etmeli” demeye çekinenler buna baş vuruyor!

İki eşit devlet miyiz?

Nasıl eşitiz?

Bıraktım siyasi durumu veya uluslararası hukuku; çevrenize bir bakın, ne kadar eşitiz veya ne kadar devletiz, siz söyleyin!

KIBRIS’ın dünkü manşetinde istimlak sorunu yaşandığı için bitirilemeyen Lefkoşa Çevre Yolu vardı...

Milyonlarca liralık ihaleye çıkılıyor... Türkiye’den bir şirket ihaleyi kazanıyor... Veya şirketler ortaklığı da olabilir... Adamlar ülkeye geliyor, yolun inşaatı başlıyor... Bir de bakıyorsunuz ki, mahkeme karşınızda... Ara emri var!

Peki neden?

Çünkü, “Devlet” değiliz!

Doğru dürüst yönetimle alakası yoktur bunun...

Devlet, laçka bir sisteme sahip...

Hiç bir şey, kimsenin umurunda değil!

Makam, para, mevki... Dertleri bu...

Seçim kazanalım yeter...

Ercan Havaalanı da aynı değil mi?

Nasıl bir sözleşme imzaladıklarını bile bilmeyen insanlar topluluğu var karşımızda...

İki şirket ortaklık kurmuş, ihaleyi almış...

Önce şirketlerin arasında sıkıntı yaşanıyor.

Sonra kimin o inşaatı yapacağı konusu karışıyor.

Ardından bir de bakılıyor ki, askeri birlik çekilmemiş, başka bir şirkete ait hangar orta yerde duruyor...

Gidiyorlar, o hangarı bir gecede yıkıyorlar ama mesele mahkemeye taşınıyor.

Sen kimin hangarını, hangi hakla yıkıyorsun?

Önceden temizlenmemiş bir yer... Ama siz bu şekilde, skandalla dolu yeri kiralamışsınız!

Şimdi, ortaklık payı ne kadar olacak bunu bile bilmiyoruz!

-*-*-

Eşit devlet mi dediniz?

Biliyor musunuz, KKTC, okyanusu küçük bir sandalla geçme çabası gibi bir şeydir!

Sonuçta denize açıldı...

Ama yanında dev gibi bir transatlantik gidecek, sürekli onu koruyacak, zaman zaman bağlayıp çekecek, en küçük bir dalga çıksa, filika gibi yukarı alınacak, sürekli yakıt ikmali yapılacak ve okyanus elli ayda geçilecek...

Maceranın, adrenalinin zirvesi yani!

Transatlantiği kaldırın, küçük bir sandal okyanusu geçer mi?

Geçemez...

Yakıtı yetmez, gücü yetmez, dalgaya dayanmaz, akıntıya direnemez...

Parçalanır, batar...

Haaa, okyanusa uygun bir tekneyse anlarım...

Sağlam bir yelkenliyse anlarım...

Ama bildiğiniz tahtadan 12 ayaklık bir tekne... Motoru, su motorundan bozma... Dümeni arkada ,elde çevirmeli...

Gitmezzzzz... Gitmezzzzz. Zorlamayın...

-*-*-

Yani, neden ihaleden önce istimlak etmediniz?

Güzelyurt – Lefke yolu da aynı...

Girne Çevre Yolu da aynı...

Ercan da aynı...

Tahta gemicikle okyanus geçmek!

Çok aciz bir durum...

-*-*-

Açıkça çıkınız ve cesur bir şekilde, “Biz bu hamma humma düzeninden çok memnunuz, 10’ar bin TL emeklilik maaşlarımızla, çocuklarımıza sağladığımız olanaklarımızla, keyifliyiz, anlaşma, manlaşma istemiyoruz, üstelik ırkçıyız, Rumları da sevmiyoruz” deyin...

Ama lütfen yalan söylemeyin yahu!

Sonuçta kendi evlatlarınızın ve torunlarınızın da geleceği ile dalga geçiyorsunuz!

İki eşit devletmiş!

Gülmezler bile bize!

Lefke Avrupa Üniversitesi – Kooperatif basketbol maçı

Çok uzun bir aradan sonra, inanılmaz bir spor keyfi yaşadım... Hem de kendi ülkemde...

Geçen hafta, basketbolda Cumhurbaşkanlığı Kupası Finali’ni de izlemiştim... Maçın kalitesi yine çok iyiydi, yine maçtan çok zevk almıştım ama “komple” düşündüğünüz zaman, Perşembe akşamı Lefke’de izlediğim maç, inanılmaz muhteşemdi...

Lefke Avrupa Üniversitesi ile Kooperatif arasındaki maçı, son anlarda daha şanslı olan Koop kazandı... İyi bir avantaj elde etti falan...

Ama atmosfer, bence sonuçtan önemliydi...

Üniversite rektörü, yardımcısı maçta... İkisinin de heyecanı dorukta...

Kooperatif Genel Müdürü, heyecandan baygınlık geçirecek neredeyse, O da maçta...

Öğrenciler, en az bin 500 kişi... 800 kişi kapasiteli bir salon ama en az o kadar da ayakta izleyen var...

Yani KKTC’de bir maça gideceksiniz ve yer bulamayacaksınız; alışık olduğumuz bir şey değil...

En son, böyle yer bulunamayacak kalabalık, Doğan – Ocak futbol maçının ilk kez gece oynandığında vardı...

Lefke Avrupa Üniversitesi’nin salonu çok güzel... Eğer böyle giderse, seneye daha çok seyirci kapasiteli salon yapılır herhalde...

Okulun yeri zaten ayrı bir keyif... Bir tepenin yamacı...

Salonun bir tarafı dağ, öte tarafı masmavi deniz...

Sporu güzelleştiren, seyircinin coşkusudur...

Bu coşku şu anda sadece Lefke Avrupa Üniversitesi’nde var...

Aşırıya kaçmayan ki zaman zaman kaçtığı söylense de, az olan hırçınlık, nefis bir keyif veriyor... Muhteşem bir ete, nefis bir sos gibi...

Kooperatif çalışanları ve bazı müdürleri de Genel Müdür Kemal Ataman ile aynı heyecanı yaşadı maçta ama sayıları azdı... Artırmak lazım...

Hafiften dalaşmalar, azdan küfürleşmeler, hatta ufak tefek dalaşmalar, bence çok güzel olur...

Üniversite muhteşemdi... Hava çok güzeldi... Salon tertemizdi... Maç şahaneydi... Heyecan doruktaydı...

Kazanan mı?

Evet, maçı Koop kazandı ama izleyen herkes bence mutluydu...

Sıra sizde Sayın Anastasiadis ve Sayın Akıncı!

Beş kişi, on kişi...

Hiç fark etmez...

Bu insanların, Güneyde ve Kuzeyde bir şekilde "marjinalize" edilmeleri veya "marjinalleştirilmeleri" elzemdir.

Çözüm istiyorsak, hâlâ birbirini düşman gören, hâlâ birbirine saldıran, hâlâ çözüm ve barış isteyenleri, "hain" ilan eden 1955 ve 1958 model kafaların değişmesi lazım...

Teşekkürler DİSİ...

Teşekkürler AKEL...

Ama yetmez...

Barışacaksak, çözüm olacaksa, birlikte yaşam seviyesi yükselecekse, bileceğiz ki, bu beş - on faşist, ortalığı karıştırabilir.

Evet, DİSİ ve AKEL'in oyları ile "ENOSİS Plebisiti krizi" yumuşadı...

Masaya dönüyoruz...

Bilinen çözüm karşıtları ve DİSİ'nin iki milletvekili "Hayır" dedi, AKEL ve DİSİ'nin toplam 30 oyu havayı yumuşattı.

Rum parlamentosunda olaylar çıktı... ELAM mensubu, uyuşturucu müptelası beş on dangalak siyah giymiş çoluk çocuk ve beş on bunamış gılıksız faşist; ortalığı karıştırmaya çalıştı; milletvekillerini yuhaladı falan ama sonuç, barış ve çözüm adına sevindiriciydi...

Umarım, olası bir referandumda da benzer sonuç çıkar...

Bizde ve Güneyde, kimlerin "Hayır" diyeceği gayet iyi biliniyor artık...

-*-*-

"Vatan haini"...

Dün ELAM'cı bir vekil, DİSİ'li vekiller böyle dedi... DİSİ'li vekiller, ELAM'cı faşo konuşmasını bitirene kadar salondan ayrıldı...

Vatan haini?

Kimdir vatan hani?

Ülkesinin barış içinde yaşamasını isteyen mi, yoksa hep gerginlik isteyen, hep nefret eden, hep savaş çığlığı atan faşistler mi?

Kıbrıs Cumhuriyeti Parlamentosu'nun dünkü kararını selamlıyorum.

Sıra sizde Sayın Anastasiadis ve Sayın Akıncı!

Hassas konu!

Sayın Serdar Denktaş diyor ki, "Oldukça hassas bir konu istismar edilmemeli"...

Hangi konu?

Vatandaşlıklar konusu!

Tabii i çok hassas!

Birincisi, ülkenin kültürünün ve siyasi geleceğinin ciddi anlamda tehlikeye düşmesine sebep olacak nüfus aktarımları uluslararası bir sıkıntı olabilir... Yani demografik yapının değişmesi, "Savaş suçu" haline dönüşebilir...

İkincisi, kimlerin vatandaş yapıldığı da önemlidir.

Hassas bir konu tabii ki... Daha dün bu ülkeye gelen ve hiç hakkı olmayanla, gerçekten hakkı olanı ayırt etmiyorsunuz ki!

Yani, mesela İngiltere'de vatandaşlık için başvuru formu vardır ve kimlerin bu formu doldurabileceğinin kriterleri söz konusudur...

Dün İngiltere'ye gelen ve Fransa'da bir bakanın ya da Donald Trump'ın üzerinde, "Hamili yakınımdır" yazılı kartvizitini taşıyana o formu doldurtmazlar!

Israr edeni de akıl hastanesine gönderirler!

Evladım, senin aklından zorun mu var?

İşte kriterler bunlar!

Karşılıyorsan bu kriterler, gel formu doldur, bakarız...

Bizde böyle değil işte!

Hassas konu budur...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.