HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

06.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tam umudu yitirmişken!

Londra yıllarımdı…

Pazar günleri Trent Park diye bir muhteşem ormana yürüyüşe giderdim…

Bu yürüyüşlerden birinde arkadaş grubumuzla birlikte nefis ormanda sohbet edip sözde sağlıklı yaşam umuduyla terlerken, yerde bir cüzdan bulmuştuk…

Tam hatırlamıyorum ama cüzdanda birkaç yüz sterlin vardı…

Kimlikten anladığımız, cüzdanın sahibinin bir üniversite öğrencisi olduğuydu…

Ufak bir araştırmadan sonra, cüzdan sahibinin ev adresine ulaşmıştık…

Eve gitmiş ve kapıyı çalmıştık…

Kapıyı açan bayağı pasaklı – dağınık görüntülü kadın, çok şaşkındı.

Cüzdanın kızına ait olduğunu söylemişti… Kızı, gezmeye Kanada’ya gitmeden önce cüzdanı düşürmüş ve babasından borç almak zorunda kalmıştı… Babadan borç almak da Kıbrıslı Türklere ters gelen bir şey.

Kadın, “Dünya’da iyi insan kalmadığını düşünüyordum ve umudu kesmiştim… Demek ki hâlâ iyi insanlar var deyip, belki de uzun yıllardır ilk kez gülümsediğini falan anlatmıştı…”

-*-*-

Zaman zaman benzer duygu haline girdiğim ve Dünyadan umudu kestiğim olur.

İnsan sevgisinin tükendiğine inanırım.

Dün sabah programdan sonra Dereboyu bölgesine gittim…

Gazetenin aracıyla bir arkadaş bıraktı… 15 dakika sonra cüzdanımın cebimde olmadığını fark ettim…

Gazeteyi aradım. Belki masamda bırakmış olabilirim diye düşündüm.

Arkadaşlar baktı… Yok!

Bindiğim aracı kullanan arkadaşa ulaştık. Baktı… Yok! Arabada da yok!

Gazeteye döndüm, tam bir panik…

Kredi kartlarım, banka kartlarım, kimliklerim, ehliyetlerim…

Yok!

Yer yarıldı!

-*-*-

Araya giriyorum…

Sene 1990…

Erenköy’de askerlik yapıyorum… Yedek Subay Asteğmen rütbesi var… Biz kaç ay sonra teğmen olacağım… O zamanlar öyleydi… 22 ay askerlik yapıyordu asteğmen – teğmen yedek subaylar…

Erenköy’den Yedidalga’daki bölüğe gidecektim. Yeni görev yerim orasıydı…

Tabur komutanı, gelirken birlikte bir de çok iyi askeri birlikte getirmemi istedi… Bu asker, çok iyi silah kullanmalı, çok iyi koşmalı falan gibi talimatlar gelmişti…

Çünkü denetlemelerde işimize yaraması gerekiyordu… Tereddütsüz ilk verdiğim isim Değirmenlikli canavar gibi bir askerdi…

Gazi Beyaz…

Gazi Beyaz ile birlikte Yedidalga’daki bölüğe gelmiştik…

-*-*-

Dün cüzdan telaşı ile gazeteye tam döndüğümde, odamdaki telefon çaldı… Kapıdaki görevli arkadaşlarım, “Gazi Beyaz diye biri sizi görmek istiyor” dedi…

Kızdım!

Sevgili Gazi tam da gelecek saati buldun!

“Kapıya geliyorum beklesin lütfen” dedim.

Çıktım!

Gazi pek değişmemiş… Yanında çok şeker bir genç kız duruyor…

“Sevgili Gazi, çok aksi saatte geldin, cüzdanı kaybettim ve onu arıyorum” falan dedim, Gazi de yanındaki kız da gülüyor…

Meğer, yanındaki kız, Gazi’nin 19 yaşındaki üniversite öğrencisi kızı… Cüzdanımı bulmuş… Babasını aramış… Çıkıp birlikte bana getirmişler…

Hayatımda bu kadar mutlu olduğum anlar azdır… Hâlâ bu ülkede çok güzel insanlar yaşıyor…

Evet, çok bozulduk, çok dağıldık, çok çıkarcı olduk…

Sıkıntılarımız da çok…

Ama, Gazi’ye ve kızına iki kez teşekkür ediyorum…

Birincisi, cüzdan stresinden beni kurtardıkları için.

İkincisi, ülkemden umudumu kesmek adına, bana uzatma verdikleri için…

Çözüm, başkanlık sistemi ve Euro!

Dövizdeki yükseliş, petrol fiyatlarında beklenen artış, 2017 için tasarlanan KKTC Bütçesi’ni kesinlikle çalışamaz hale getirdi bile…

Daha şimdiden, “Türkiye’ye el aç” siyasetine mahkum hale de gelmiş durumdayız…

Saat meselesi bizi gerdi…

Kaza olayı çok acı…

Öğrenciler gerildi… Eğitim sıkı darbe yiyebilir.

Öğretmen – memur grevde…

Hükümetin çaresi var mı?

Yok gibi duruyor…

Peki, bu hükümet gider de diyelim ki üçlü kombinezon değişirse ne olur?

Yani şöyle diyeyim, UBP – DP yerine, üçüz kardeşlerden CTP’nin yeniden UBP veya yeniden DP ile olası bir koalisyon hükümeti çözüm mü?

Bağımsızlar da destek verse; hatta TDP ve Çakıcı bu desteği alkışlasa ne olur?

Bir şey değişmez…

Peki ne yapmak lazım?

Çok acil Anayasa değişikliğine gitmek ve sistemi kökten temizlemek lazım.

Başkanlık Sistemi’nin daha iyi olduğu iddiasında değilim ama bu sisteme geçmenin muhteşem bir yenilenme sağlayabileceği inancındayım…

Kıbrıs sorunu çözülecek… Çözülmesi için tüm toplum “evet” diyecek…

Çözüm ve başkanlık sistemi, Euro’ya geçiş…

Süper olur…

Bundan emin miyim?

Elbette emin değilim ama mevcut sistemin salya sabun döküldüğünden eminim!

Siyaset çöktü…

KKTC hiçbir yere gidemiyor ve bu gidişle de sadece iflasa gider!

Vatandaşın geliri TL, ödediği her şey döviz!

Çözüm, başkanlık sistemi…

Pırıl pırıl ve işleyen bir sistem…

Sıcak, akıllı, çalışkan, toplumsal çıkarı düşünen yeni yeni insanlar ve Euro!

Bilmece gibi sözler!

İki söz buldum sanal ortamda… Birincisi Abraham Lincoln’a ait… Şöyle:

“… Bazı insanları her zaman, bütün insanları da bazen kandırabilirsiniz; ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız…”

Bir soru:

Bu sözde, “bazı insanlar” diye tarif edilen halk topluluğu hangi topluluktur?

Cevap veriyorum: Kıbrıslı Türkler!

Ne alaka demeyin!

Lincoln nereee, biz nereee…

Olsun!

“Sanki bizi tarif etmiş”…

Bir söz daha… Adolf Hitler’e ait bir söz… Şöyle:

“… Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz, insanlar inanır. İnsanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı sürekli tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar ve tekrar söyleyin.”

Bu sözde, “yalan” olarak tarif edilen, sizce nedir?

Elbette KKTC değil!

Çünkü Hitler sağken KKTC yoktu!

KKTC şimdi var!

KKTC çok yaşayacak!

Sonsuza dek KKTC!

Akıncı: Yolumuz KKTC!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.