HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

01.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tasfiye - Uzun Bıçakların Gecesi! - Büyük Tasfiye!

The Night of Long Knives...

Türkçe'ye "Uzun Bıçakların Gecesi" olarak çevirebiliriz.

Ayrıca Operation Hummingbird veya Almanca Röhm Putsch adıyla da anılır, bilinir...

Hatta bazen, "Reich Murder Week" yani "Reich'in Cinayet Haftası" adı da kullanılır.

Ancak genelde tanımı veya asıl bu olayı anlatan İngilizce kelime "Purge"dür. Yani "Tasfiye"...

30 Haziran ile 2 Temmuz'u da kapsayan 1934 yılındaki Nazi Almanyası'nda geçen olaylardan bahsediyoruz...

Nazi Rejimi, yargısız olarak bazı işlere imza attı. Kanlı, kirli işler...

Tek bir amaç vardı; Hitler'in Almanya'daki mutlak gücüne güç katmak.

Bazı kişiler öldürüldü... Öldürülenlerin çoğu, Nazi'lerin bizzat kendilerinden olan "kahverengi ceketli" sokak serserileri ya da paramiliter grupların liderleriydi.

Sturmabteilung adıyla bilinen ve kısa adı "SA" olan bu grubun liderleri öldürülenler arasındaydı.

Nazi Partisi'nin sol kanadı kabul edilen Strasserist adlı grubun Lideri Ernst Röhm, öldürülenlerden biriydi. Ve Röhm, oldu olası, Nazi Rejimi ile Hitler'in en keskin destekçisiydi. Hitler'in en büyük destekçilerinden biri olan ve Röhm ile aynı grupta mücadele eden Gregor Strasser de öldürülenler arasındaydı.

Bunlar Nazi'ydi...

Hitlerci'ydi...

Ama "darbe yapacakları" iddiası vardı.

Aslında "darbe" bir iddiaydı. Asıl sıkıntı, Ernst Röhm ve arkadaşları, Hitler'e göre bağımsızlaşıyordu.

Siyasi güç toplamaya başlamışlardı ve Hitler bu gücün toplanmasından dolayı sıkıntılıydı.

Tümünün tasfiye edilmesi için üç gün yetti.

Hitler, Ordu'nun başındaki bir çok generali de tasfiye etti.

Röhm'e yakın duranları ayırdı, ayıkladı...

Hitler, kendisini eleştiren, rejime karşı olan herkesi "susturdu"... 85 kişi öldürüldü. Bin kişi tutuklandı. Bunlar sadece üç gecede oldu.

Ardından Schuzsaffel yani (SS) ve Gestapo (Gizli Polis) cinayetleri sürdürdü.

"Tasfiye", Hitler'i güçlendirdi, iktidarını pekiştirdi.

Mahkemeler, yüzyıllar sürebilecek yasadışı cinayetleri akladı...

Ve sonuçta Hitler, "Alman halkının yüce adalet dağıtıcısı" unvanını aldı.

"Uzun Bıçakların Gecesi", Almanya'da "katliam" anlamında kullanılır.

Kimse yıllarca ispat edemedi ama o "katliam", "tutuklamalar" hep "darbe yapacaklardı" söylentisi üzerine kuruldu.

Sonrasını biliyorsunuz...

Hitler, 1939'da ülkesini savaşa soktu...

Ve 6 yılda hüsranın zirvesini yaşattı...

Almanya bugün Dünya'nın en büyük iki bazen üç ekonomisinden birine sahiptir.

Ama "2'nci Dünya Savaşı olmamış olsaydı, belki de en büyük süper güç Almanya olacaktı" diyen konunun uzmanı çoktur.

Tasfiye'ye girişmek tehlikelidir. Demokrasiyi, ülkeyi, insanlığı hiç bir yere götürmemiştir.

-*-*-

Almanların "Tasfiye"si var da, Rusların olmaz mı?

Üstelik onun adı "Büyük Tasfiye"... Her ne kadar bazı anti komünistler buna "Büyük Terör" dese de, Joseph Stalin'in dönemine rastlayan 1936 ile 1938 arasındaki yıllarda, en az 600 bin Rus (1 milyon 200 bin diyenler var) öldürüldü... Tasfiye edildi.

Gizli Polis Müdürü Nikolai Yezhov bu "tasfiye"nin başındaki kişiydi...

Bili almak isteyenler, "Yezhovshchina" adıyla anılan o korkunç dönemi ve olayları araştırabilir... Google'a sorabilir...

Bu 600 bin veya 1 milyon 200 bin kişi, "Sovyet Rejimi"nin ve "halkının" düşmanlarıydı... Genellikle "halk düşmanı" olarak bilindiler. Damgalandılar.

Fazla uzatmanın gereği yok.

Tasfiye'ye girişmek tehlikelidir. Demokrasiyi, ülkeyi, insanlığı hiç bir yere götürmemiştir.

Trump mı dediniz?

Amerika'da başkanlık yarışına tam bir hafta kaldı...

Federal Araştırma Bürosu, hani filmlerde gördüğümüz ve tamamı yakışıklı erkeklerle seksi kadınlardan oluştuğuna inandığımız kısa adı FBI, Hillary Clinton hakkındaki e-posta soruşturmasını yeniden başlattı.

Bu soruşturma hemen anketlere yansıdı ve bir hafta önce "kesin kazanır" denilen Clinton, "acaba kazanır mı?" sorularına muhatap olmaya başladı.

Demokratların adayı Hillary Clinton ve Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump arasındaki farkın 1 puana düştüğü kaydediliyor.

Ajansların haberlerine göre FBI, Demokrat başkan adayı Clinton'ın, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde kişisel e-posta hesabı üzerinden devlete ait gizli bilgiler içeren yazışmalar yaptığını bildirmişti.

BBC'deki bir habere göre, FBI Başkanı James Comey, daha önce Clinton'un "aşırı dikkatsizce" hareket ettiğini ve yargılanacak bir durum olmadığına inandığını söylemişti.

Ancak Comey, Cuma günü Hillary Clinton'a yönelik soruşturma dosyasını ilgilendirecek yeni yazışmalara ulaştıklarını ve soruşturmanın 'yeniden açıldığını' duyurdu.

ABD'nin Demokrat Başkan adayı Hillary Clinton ise FBI'dan bakanlık dönemindeki e-posta kullanımıyla ilgili hakkında neden yeniden soruşturma açıldığını açıklamasını istedi.

Clinton, "Amerikalıların bu konuda bütün gerçekleri derhal öğrenmeyi hak ettiğini" söyledi.

Hillary Clinton, FBI'ın bu adımının "öngörülemez" ve "son derece tedirgin edici" olduğunu belirtti.

Cuma günü duyurulan bu son dalgadaki e-postalar, Clinton'ın başyardımcısı Huma Abedin'in boşandığı eşi, eski Temsilciler Meclisi Üyesi Anthony Weiner'a yönelik ayrı bir soruşturma sırasında ortaya çıktı.
   FBI Başkanı James Comey, "Soruşturmanın yeniden açılmasının kamuoyuyla paylaşılmaması 'yanıltıcı olurdu' dedi.

Huma Abedin ve Anthony Weiner'a ait elektronik cihazlar, FBI tarafından, Anthony Weiner'ın North Carolina'da 15 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel içerikli e-postalar gönderdiği iddiası üzerine açılan soruşturma sırasında ele geçirilmişti.

Clinton'ın soruşturmasını etkileyebileceği düşünülen ve bu cihazlarda bulunan yazışmaların "devlete ait gizli bilgiler içerip içermediği" kontrol edilecek.

Ve cidden bu durum, seçim sonucuna yansıyabilecek.

Clinton'un çok menem biri olduğu iddiasında değilim; Allah canını alsa umurumda değil ne yalan söyleyeyim ama Trump'ın, süper güç Amerika'nın başkanı olmasını çocuklarım için tehlike olarak kabul ederim.

Her açıklaması ırkçılık kokan, beyaz Amerikalılar dışındaki insanları "insan" dahi kabul etmeyen, ırkçı, manyak ve cahil bir adam bence mevcut Dünya koşullarında, çok tehlikelidir.

Hatta,"kesinlikle kıyametle eşdeğerdir"...

O Kanuni'ydi!

Ülkede artan suç sayısının sorumlusu kimdir?

Güvenlik ve garantimizi kim sağlamalı?

Yönetenler mi?

Yoksa halk mı tedbir almalı?

Mesela hırsızlık?

Şu fıkra aklıma geldi:

... Kanuni Sultan Süleyman zamanında bir kadın, "Padişahı görmek istiyorum" diye tutturmuş.

Ne şansı var!

Ama var işte!

Üstelik bu bir fıkra!

Kadını alıp Kanuni'nin huzuruna çıkarmışlar.

Kadın, evinin soyulduğunu ve bundan padişahın sorumlu olduğunu söylemiş.

Kanuni hiddetlenmiş ve "Bana bak kadın, sen niye bu kadar derin uyudun da evinin soyulduğunu duymadın?" diye sormuş.

Kadın, "padişahım kusura bakma biz seni uyanık sanmıştık ve rahat uyuyorduk, biz sana güvendik de ondan" demiş.

Kanuni, kadının çalınan mallarının bedelini ödemiş!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.