HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

02.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tek derdim, çok sevdiğim bu ülkeyi çocuklarımın da çok sevmesidir!

“Kıbrıs sorunu çözülsün diye deli oluyorsun”...

Dün bir arkadaş öyle dedi...

Daha doğrusu bu anlama gelen bir yorum yaptı...

Kendisi “deli olmayan” kesim içerisinde... Keyfi yerinde...

“Çözüm olmasa da olur” diyor...

Mevcut hükümet de o noktada...

“Çözümsüzlük çözümdür”...

Veya “KKTC ile yola devam!”...

-*-*-

Meclis’te geçtiğimiz gün Sayın Ferdi Sabit Soyer, bence tarihi bir laf etti...

İki açıdan tarihidir...

Birincisi, çözüm karşıtları için gerçekten çok önemli bir hatırlatmadır.

İkincisi, bir özeleştiridir!

Ne dedi Soyer?

Özetle, “çözüm sürecine ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya destek verilmelidir” ile başladı... Ve şu vurguyu yaptı:

“... Kıbrıs görüşmelerine alternatif olarak gösterilen devleti güçlendirme söylemi 1985’ten beri gündemdeydi... Elinizi tutan mı vardı devleti güçlendirmek için?”

Gerçekten, mesela Tahsin Ertuğruloğlu’na biri silah mı çekti?

Biri, Ertuğruloğlu’na, “... bu devleti güçlendirirseniz sizi vururum” mu dedi?...

Demek ki herkes çok iyi biliyor ki, bu devleti güçlendirme gibi bir şans yoktur.

Sayın Ertuğruloğlu,  Rumları suçluyor ve bir anlamda Kıbrıs sorununu bilmediklerini, meselenin “işgal meselesi” olduğuna inandıklarını kaydediyor...

Peki, Kıbrıs sorunu nedir?

Rumların söylediğini bir yana bırakalım... doğruluğunu ve yanlışlığını hiç tartışmayalım...

Ama, KKTC’de Tahsin Bey dahil tüm milliyetçi ve çözüm karşıtı kardeşlerime soruyorum; “Sizce Kıbrıs sorunu nedir ve nasıl çözülmelidir?”...

Tıss yok!

Çünkü olası her çözüm modelinde, ne yazık ki çuvallayacağız!

Bunu herkes biliyor!

Herkes çok iyi biliyor ki, her hangi bir çözüm, Kıbrıs Adası ile Türkiye arasındaki “mevcut ilişki modelini” bozacak... bunun adına ne isterseniz deyin... Rumlar öyle diyorsa, o, onların bileceği...

Ancak önemli olan, “siz ne diyorsunuz?”

Ve nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?

-*-*-

“KKTC ile yola devam ederiz”...

E niye etmediniz 1983’ten ya da 1985’ten beri?

Her başarısızlığı, Rum – Yunan ambargosuna, izolasyonuna bağlamadınız mı?

Peki neden koydular ki size ambargoyu?

Siz ayrı devlet ilan edecektiniz de alkışlayacaklar mıydı?

Yoksa, siz ayrı devlet ilan edecektiniz ve banka hesabınıza maddi yardım da yatıracaklardı?

Sorun bakalım Türkiye’ye, “Misak-ı Milli sınırları içerisinde, etnik temele dayalı ayrı ve bağımsız bir devleti kabul ediyorlar mı?”

Hatta dilerseniz, şunu sorun:

“... Suriye ve Irak toprakları içerisinde, Türkiye’ye sınırı bulunan bir Kürt devletini kabul ediyor mu?”...

Hayır!

Ben de kabul etmiyorum!

Ama ben, Kıbrıs Cumhuriyeti sınırları dahilinde, Kıbrıslı Rum halkının referandumla onay vermeyeceği, Türk etnisitesine dayalı ayrı ve bağımsız bir devletin de imkansız olduğundan eminim...

KKTC nasıl devam edecek?

Yani, Rum halkının, ayrılmayı, taksimi, hukuken onaylayacağı bir referandumda “evet” diyeceğini mi düşünüyorsunuz?

Siz şaka mısınız?

Türk halkı, onaylar mı bir Kürt devletini?

Onaylamaz!

Rumlar hiç onaylamaz...

Çünkü, geçmiş ne isterse, nasıl isterse bir geçmiş olsun, ayrı ve bağımsız bir KKTC “sıfır ans”tır.

-*-*-

Haaa, bir zamanlar “çözümsüzlük çözümdür” siyasetini açıkça savunuyordunuz...

Yeniden savunun... Anlarım...

Kimse sizi, Rumlarla bir anlaşmaya zorlamıyor...

Ama “biz de anlaşma, biz de çözüm istiyoruz” yalanından vazgeçin.

Çünkü, siz keyfinizden memnunsunuz...

Bazen Ecevitçi, Demirelci, hatta Türkeşçi; eskiden Atatürkçü, bazen Fetullahçı olabiliyorsunuz...

Sonra mutlak Erdoğancı!

Ama hep şükrancı!

-*-*-

Peki nereye kadar?

Türkiye, suyu kestiği anda, hem susuz hem maaşsız kalacaksınız... Hiç mi yok bu olasılık?

Türkiye’nin gidişatı pek parlak görülmüyor... Referandum sonrası, evet ve hayır oyları birbirine yakın çıkarsa, bu ülkenin çok ciddi karışmayacağını söylemek, bence doğru bir yorum olmaz...

Neye güveniyorsunuz?

Dış yatırım olmayacak!

Doğrudan uçak gelmeyecek!

Kendi kendinizi asla yönetemeyeceksiniz ama Rumlarla ortaklığa geldiğinde, “dönüşümlü başkanlık mutlaka olmalı” diyeceksiniz...

-*-*-

Size ait olmayan toprakları, “benimdir, kanla aldım, sadece kanla veririm” gibi bir mantıkla mı sonsuza dek tutmayı hayal ediyorsunuz?

Uluslararası mahkemelerin kararlarına ne kadar direneceksiniz?

Daha ne kadar Dünya’dan izole kalmayı başaracaksınız?

Bir tek yabancı yatırım gelmeyecek; bir tek ürettiğiniz patatesi satamayacaksınız, üniversite öğrencileri, hep gelecek mi sanıyorsunuz?

Bu charter uçuşlarla getirdiğiniz bedavacı turistler; borcunu İstanbul’dan ödeyen bedavacı kumarcıları daha ne kadar “turist” sayacaksınız?

-*-*-

Bunca suçla nasıl başa çıkacaksınız?

Memurunuzu neyle ödeyeceksiniz?

Emeklinizi neyle ödeyeceksiniz?

Yapmayın, etmeyin, eylemeyin...

Bu fırsat kaçarsa, bir daha gelmesi için yıllar geçecek!

Ne olur Türkiye’yi de ikna edin; ne olur bu inattan vazgeçin...

Elbette dönüşümlü başkanlık da, güvenlik de, garanti de hakkımızdır...

Ama bir yolunu bulmak için çaba harcayanlara yardımcı olun... Köstek olmayın...

Çocuklarınızı düşünün...

Ne bileyim, dedelerinizi düşünün, babalarınızı düşünün...

Neden bunca yıl acı çekti Kıbrıs Türk toplumu?

Neden bunca yıl ezildi?

Yok olmak için mi?

Siz, keyifli yaşantınızı sürdüresiniz diye mi?

Çözümsüzlük, bu toplumun sonu olur... Lütfen!

Bir daha düşünün!

-*-*-

Evet, arkadaşım haklı...

Kıbrıs sorunu çözülsün diye her çılgınlığı yapabilirim...

“Deli oldum, bu sorun çözülsün diye!”

Çünkü bu ülkeyi çok seviyorum...

Babam Sıtkı hoca, dedem Mehmet Rago, büyük dedem Mustafa ve O’nun babası Hasan İncirli de bu ülkeyi çok seviyordu...

Kızım Florenza Deniz ve Oğlum Ekim Mehmet İncirli de çok sevsin diyedir bu deliliğim!

Yani tek derdim, çok sevdiğim bu ülkeyi çocuklarımın da sevmesidir.

Yoksa, evet deliyim ve bana her gün bayramdır!

Ve ekmeğimi kazandığım, doğru dürüst bir yaşamım olan her yer de vatandır!

Uğruna ölmek mi?

Hayır, o vatan, benim uğruma ölmelidir!

Ben vatan uğruna ölmekten çoktaaan vazgeçtim!

Çünkü o vatan uğruna ölen iki eniştem var; evlatları ve torunları Avustralya’yı vatan bilmiştir!

Not: Çözümsüzlük çözümdür diyenlerin yüzünden!

Bilmem anlatabildim mi?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.