Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

10.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Thomas Malthus ve Müslümanlar

Üniversite yıllarımdı... Thomas Robert Malthus... İngiliz bilim insanı... Nüfus Teorisi çok ünlü... Vikipedi’ye göre, 1789 yılında, nüfusbilimi için çok önemli kurallara imza atan çalışması, "Nüfus Artışı Hakkında Araştırma"yı yayımladı.

Daha sonra 1803 yılında bu eserini gözden geçirip tekrar piyasaya sürdü. Çalışması büyük yankılar uyandırmış ve birçok yeni tartışmaya neden olmuştur.

Çalışmasına göre uygun şartlarda herhangi bir popülasyon, besin maddelerinin artışından daha hızlı bir oranda artar ve böylece zamanla kişi başına düşen besin miktarı azalır. Bu fikrinin temeli şudur: uygun şartlarda herhangi bir kısıtlayıcı faktör (salgın vb.) yoksa popülasyon geometrik dizi biçiminde artar (2, 4, 8, 16, 32, 64, ...), oysa besin maddeleri aritmetik dizi biçiminde artar (1, 2, 3, 4, 5, 6, ...).

Doğada aradaki bu fark, popülasyonda bazı bireylerin ölümlerine neden olur ve bir denge sağlanır.

Bu düşünceleri nedeniyle Malthus geç evlenmek, az sayıda çocuk sahibi olmak vb. hareketlerin teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyordu. Yine Malthus'a göre toplumsal sefaletin en büyük nedeni alt sınıflardı ve bu yüzden bu tür bir nüfus planlaması üst sınıflardan ziyade alt sınıflara uygulanmalıydı.

Fakir halk kesimlerine yapılan (özellikle kamusal) yardım programlarına karşı çıkmıştır. Her türlü toplumsal müdahaleye ve yardıma muhalif olmuştur.

Malthus'un düşünceleri daha kendisi hayattayken büyük tartışmalara neden olmuştur. Bugün hala Malthus'u savunanlar bulunurken, onu eleştirenlerin de sayısı hayli fazladır. Her ne kadar Malthus'un ve Neo-Malthusçuların 20. yüzyıl için öngördükleri sefalet ve kriz (aşırı nüfus artışı karşısında yetersiz gıda üretimi) yaşanmamış olsa da, bu tür bir krizin yaşanmamasında gelişen teknolojinin payı büyüktür derler.

-*-*-*-

Neymiş?

Popülasyon geometrik olarak artıyormuş...

2 – 4 – 8 – 16....

Besinler ise aritmetik dizi... 1, 2, 3, 4...

Ve bir gün gelecek, besinler, popülasyona yetmeyecek!

Ne demiştik?

Üniversite yıllarımdı...

Bir derste bu konuyu işliyorduk...

Nüfusu dengede tutan meseleleri konuşuyorduk...

Doğal afetler ve savaşlar...

Bir de doğum kontrolü...

Eğer doğumu kontrollü tutmazsak, besinler bir gün nüfusa yetmeyecek...

Savaşlar öldürüyor...

Mathew Kasırgası da öldürüyor...

Yani bir yanda doğal afetler, öte yanda savaşlar...

Ama yeterli değil?

Neyse; en önemlisi doğal korunma... Nüfusu artırmamak lazım...

Doğum kontrolü!

Üniversite yıllarımdı...

Doğum kontrolü çok önemli demiştim...

Bir sınıf arkadaşım, “Doğum kontrolü günah... Ne kadar çocuğunuz olursa Allah rızkını verir” demişti...

Pek de doğru çıkmadı.

Allah rızk veremedi.

Dünya’nın birçok ülkesinde, savaşlar insanların canını alıyor...

Ve bu ülkelerin neredeyse tamamı Müslüman!

Çözümden başka şansımız yok!

Pazar sabahı... İş yok... Tatil günü... Yine de uyku tutmadı... Kalktım... Televizyona yumuldum... Elimde kahvem... Zapping yapıyorum...

Cyprus Rally dedi Eurosport...

Cyprus!

Kıbrıs...

İzleyelim dedik...

Bizden gençler de katılmış ama Türkiyeli sporcu da katıldı. İlk defa... “Cyprus Rally”...

Europort’ta muhteşem görüntüler...

Arada reklam...

Kıbrıs Turizm Örgütü vermiş reklamı...

Öyle güzel anlatıyor ki ülkeyi...

İnanın, üzerinde yaşadığım halde “gidesim” geldi...

Evet, bizim gençler de katıldı... Barış için önemliydi... Özel etap üçüncü kez KKTC tarafına da aktarıldı... Bravo... Ama tanıtım açısından, muhteşem bir olaydı...

Bu ve buna benzer olaylar, kenarından köşesinden de olsa bizi de kapsama alanına alıyor.

Ancak gayet açık bir şekilde, “Kıbrıs Cumhuriyeti” bu işin kaymağını yiyor...

Görüntüler muhteşem.

Tanıtım şahane...

Biz mi?

Biz, biraz varız ama biraz da yokuz...

Çözüm olsa, çözsek bu saçma Kıbrıs sorununu; bu ve buna benzer aktivitelerle, bu ve buna benzer spor olayları ile öyle bir satarız ki ülkeyi...

Ne bileyim; bu organizasyonu sabah sabah TV’de izlerken, çözümden başka şansımız yok diye düşündüm...

Başkanlık sistemi ve politikacılar

Önemli olan “devlet adamı” olmaktır.

İyi bir siyasetçi olmak değildir doğru olan...

Peki nedir “devlet adamı” ile siyasetçi arasındaki fark?

Devlet adamı, hiç hoşuna gitmese de size doğru olanı söyleyebilendir...

Politikacı ise doğru olmasa da popüler olanı size söyleyendir...

Ne demektir bu?

Veya nasıl açıklanır?

Bakın, günlerdir, “başkanlık sistemi” ni tartışalım diyoruz.

Neden başkanlık sistemi?

Çünkü ortalık siyasetçi dolu.

Sistemi değişirsek, devlet adamlarımız çoğalacak.

Kimse, bize yalan söylemeyecek...

Bir de devlet adamı gelen seçimi değil gelen nesli düşünür.

Politikacının derdi ise gelecek nesil değil, seçimdir.

Kıbrıslı siyasetçi ve Kıbrıslı müteahhit

Bütün ihaleler artık Türkiye’de çıkacakmış...

Neden?

Şaka, bir yana, bizdekilere güvenmiyorlar herhalde..

Neden?

Bilemem...

Fıkra belki açıklar nedenini...

Efendim, KKTC’de bir bakanlık, bir bina tamiratı için ihaleye çıkmış...

Üç müteahhit katılmış...

Birinci müteahhit, Ankaralı...

Teklifi açık yapmışlar... Ankaralı demiş ki, 900 bin TL’ye yaparım...

300 bin malzeme, 300 bin işçilik ve 300 bin de benim gelirim...

İkinci müteahhit Hataylı...

700 bin TL önermiş.

300 bin malzeme, 300 bin işçilik, 100 bin de benim gelirim...

Ve üçüncü müteahhit Kıbrıslı!

(Hemen kızmayın... Alıştık canlarım benim)...

2 milyon 700 bin demiş...

Öneri, Hataylı’dan 2 milyon TL fazla...

Siyasetçi kardeşimize demiş ki, “bir milyon sana, bir milyon bana, 700 bine de Hataylı işi yapsın.”...

Çözüm olsun mu olmasın mı?

Kıbrıs sorunu çözülsün mü çözülmesin mi?

Soruyorum!

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.