KTV
  • 02 Eylül 2016, Cuma 10:13
SerhatİNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

Türkiye'nin hediyesiz çözüm istemesi mümkün mü?

Kıbrıs sorununun çok yönlü, çok farklı ve çok taraflı sıkıntıları var...

Çok taraflı olması, haliyle "çıkar kavgasını" da beraberinde getiriyor.

Amerika, Rusya, İngiltere, Türkiye, Yunanistan, İsrail hatta Mısır bölgede "çıkar" kavgası veriyor.

Bunlara Çin, İtalya, Fransa, Güney Kore ve İtalya da dahil.

Hepsinin petrol şirketleri, Doğu Akdeniz'deki doğal gaz veya petrolden daha çok pay kapmak için gayret gösteriyor.

Gayret yöntemleri farklı olabilir.

Ancak bu yöntemlerin tümü "kavga" hatta "ciddi savaş sebebi" de olabilir.

Dolayısıyla, "Kıbrıs sorunu çözülebilir mi? Yılsonuna kadar çözülür mü?" sorusuna yanıt vermek çok zordur.

Her an bir yerden bir çatlak oluşabilir...

Rum Yönetimi, doğal gazı Mısır üzerinden taşımak gibi bir karar alıyor... Türkiye'de yayınlanan Hürriyet gazetesindeki başlık çok ilginç: "Kimin gazını kime satıyorsun?"

Bu soru uluslararası hukukla alakalı bir tartışma konusudur.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, "kendi gazımı satıyorum" diyebilir... Türkiye de belki doğrudan belki de dolaylı olarak "Kıbrıslı Türkler üzerinden" hak istiyor olabilir...

Ama işin içinde yukarıda adını saydığım ülkelerin şirketleri ve onların çıkarları da vardır.

Kavga veya savaş çıkmaması için yapılması gereken "anlaşma"dır...

Açıkçası Güney Kıbrıs'ın, mesafe yakın olmasına rağmen olası doğal gaz ihracını Mısır üzerinden yapmaya hazırlanıyor gibi davranması, Türkiye açısından "kışkırtıcı"dır.

"Efendim ama Türkiye'nin karışmaya hakkı yok ki!" diyeceksiniz! Bunu siz diyorsunuz! Türkiye olaya öyle bakmıyor.

Gerçekçi olmak lazım

Türkiye, Kıbrıs sorununun olası çözümünden bir şey veya şeyler elde etmeyecekse; çözüm olmayacak... Bu, fazla tartışma kaldırmayan bir gerçektir...

Ve kimse, "sorun çözülürse, Türkiye'nin örneğin AB ile ilişkileri düzelir" gibi bir yorum da yapmamalıdır... Elbette AB - Türkiye ilişkileri açısından sorunun çözülmesi çok pozitif bir katkı yapar ama bu ilişkiyi bozan, Kıbrıs meselesi öncesi çok daha ağır meseleler de vardır. Kısacası sorun çözülürse, Türkiye - AB ilişkilerinin başı göğe ermez.

Peki ne yapmalı?

Kıbrıs sorununun çözümü karşılığında, Türkiye'ye "hediye" verilmeli...

"Bu mümkün değil" diyeceksiniz... "Hukuki engel var" diye ekleyeceksiniz...

Ben de diyorum ki, siyasette mümkün olmayan hiç bir hukuki değişiklik söz konusu olamaz.

"Türkiye'nin hiç bir yasal hakkı yoktur, hiç bir şey de talep etmemelidir. Ordusunu alıp, Ada'dan çekip gitmelidir" de diyebilirsiniz... Bunu da diyenler çoktur... Ben de belki de böyle düşünüyorum... Ancak Türkiye böyle düşünmüyor... Çözüm isteniyorsa, Türkiye'den de "al askerini ve git" diye bir talepte bulunacaksanız, "hakkıdır, değildir" tartışması bir yana; sorunu çözmek için, Kıbrıs meselesini bitirmek için, Türkiye'ye "hediye" vereceksiniz...

Adına "rüşvet" de diyebilirsiniz bunun...

"Hayır, adil, kalıcı bir barış istiyoruz ve biz rüşvet vermeyiz" mi diyorsunuz; siz de haklısınız. Buyurun bin sene daha sorun çözülmesin!

"Bu hukuki ve etik değil" de diyebilirsiniz... Bence de değil! Sizin gibi düşünüyorum... Ama başka çareniz varsa, başka yolunuz söz konusuysa, buyurun anlatın...

Türkiye'nin hediyesi!

Türkiye'ye 1959 - 1960 anlaşmaları ile bazı haklar verildi. Veya "garantör ülke" sıfatı bahşedildi... Haliyle Türkiye'nin Kıbrıs Ada'sı ile 1878'den sonra ilk kez "hukuki ve organik bir bağı" oluştu... Daha sonra Rum tarafında Elenist darbeciler, Türkiye'nin bu hakkını fiiliyata geçirmesine ve şu anda da fiziki olarak kullanmasına, burada kuvvet bulundurmasına sebep oldular.

Türkiye, elde ettiği bu avantajlı durumu terk eder mi?

Terk etmesi için Türkiye'ye "hediye" vereceksiniz...

Veya gücünüz varsa, o gücü birleştirip, Türkiye'yi zorla çıkaracaksınız!

Bunun birinin veya birilerinin işine yaraması söz konusu olabilir; örneğin Amerika, Rusya, Fransa, İngiltere çok ciddi silah satma durumuna gelebilir. Hatta biz buralarda birbirimizi öldürürken, onlar doğal gazı da götürebilir... Ortalık çok karışır... Ve bu karışıklıkta en fazla kayba uğrayan da Rum Yönetimi olur... Bu kayıp, askeri anlamda bir kayıp değildir... Ekonomisi kaldırmaz...

Yani; kavgaya gerek yok, Türkiye'ye bir "hediye" ya da kabul edeceği "hediyeler" vermek, en mantıklı olandır.

Peki nedir bu?

E vallahi emin değilim...

Varın bunu da siz düşünün!

Güneydeki "hayırcı kamp" daha önemli

Peki, bizdeki Kuzeyli ve Güneyli bale gudalya ekipleri, hani çözüm olursa dağa çıkmayı düşünen, kurulu düzenciklerinin değişmesini arzu etmeyen siyasetin mafyalaşmış halleri ile Türk görmekten rahatsız olan faşist Elenistler; Türkiye'ye olası "hediyeler" verildikten sonra çözümü engelleyemez mi?

Bizim taraftakilerin o şansı yok... Çünkü toplasan toplasan yüzde 35'i çok zor geçerler... Ama daha önce de yazdık; Güneydeki "hayırcı" kamp, bölünmeyi kalıcılaştırabilir...

Yani, 2016 sonu, "son şans" mıdır?

Elbette değildir...

Ama Rum tarafı bir kez daha şu haklı ya da bu haklı sebeple dahi olsa "hayır" derse, kazanacağı bir şey olmaz... Kaybedeceği de olmaz aslında... Ya da tek kaybettiği, 42 yıldır bir miktarına da olsa kavuşmak için çaba harcadığı toprakları olur. Bir 42 yıl daha dürbünle izler. Ya da gelir, kahve içer, döner. Veya ne bileyim, suyunu kendi bakkalından alır, Türk tarafına tek kuruş bırakmadan bir yiro atar geri gider.

Çavuşoğlu ve istifa

TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geldi, herkesi kucakladı ve gitti... Çavuşoğlu, çok iyi akademik eğitim almış biri... Çok merak eden özgeçmişine baksın... Birinciliklerle okullar bitirmiş bir kişi... Benden beş ay küçük... 1968 Şubat doğumlu... Antalyalı zengin bir ailenin çocuğu... London School of Economics'te doktora yapmış biri...

İngilizce'yi çok iyi konuşuyor... Japonca, Rusça falan biliyor... Yani abilerim - ablalarım, boş birini TC'de dışişleri bakanı yapmazlar...

Çok güler yüzlü, çok canlı ve çok tecrübeli...

KKTC'ye geldi... bilişim, milişim diyerek; Tahsin Ertuğruloğlu bakanımızın odacısının dahi açılışını rahatlıkla yapabileceği bir şeyin açılışını yaptı... Efendim neymiş? Artık KTC'nin dış temsilcilikleriyle ilgili yazışmalar falan bir digital ortamda tutulacakmış! Gören duyan da sanır ki; Wikileaks ilk orayı hedef alacak! O kadar önemli!

Kısacası, Çavuşoğlu adaya o meseleyle alakalı gelmedi; Kıbrıs meselesiyle alakalı geldi.

Perde gerisinde bizim şahin UBP ve DP temsilcilerine ne dedi bilemem ama perdenin önünde söyledikleri doğrultusunda, ben Tahsin Ertuğruloğlu olsam, Osman Ertuğ'un yaptığını yapardım... Bırakırdım... "Anavatan, anavatan, anavatan, bayrak, vatan" derken omuzlar havaya doğru yükseliyor, göğüs kabarıyor ama Çavuşoğlu'nun söyledikleri, havanızı alıyor!

Yani ne bileyim; Türkiye, gerçekten çözüm mü istiyor?

Bu iş kesinlikle "hediyesiz" olmaz inancındayım...

Eğer Türkiye, Erdoğan, Çavuşoğlu falan hepsi Akıncı ile aynı noktadaysa; ben bu filmin sonunu gerçekten çok merak ediyorum!

Mutlu son mu?

Oğlan durduk yere ölüyor; kız da dayanamayıp kafasına sıkıp, oğlanın göğsüne düşüyor ve tam eline dokunurken, titrek bir "son" yazısı ekrana geliyor mu? Yoksa sevenler kavuşuyor mu?

Kaptan'ın pantolonu

Korsanların denizlerde kol gezdiği eski günlerde; bir ülkenin bu korsanlarla savaşmak için Akdeniz'e gönderdiği geminin kaptanının odasına, yardımcısı girmiş:

"Kaptanım, bir korsan gemisi üzerimize doğru geliyor!" diye uyarmış.

Kaptan: "Bana kırmızı elbiselerimi getirin" diye emir vermiş.

Yardımcısı merak etmiş: "Kaptanım, neden kırmızı elbiselerinizi giyiyorsunuz?"

"Evladım; korsanlarla savaşırken yaralanırsam, üzerimden akan kanları görüp de askerlerimizin morali bozulmasın!" demiş...

Bir kaç hafta sonra, yardımcısı yine kaptanın odasına hızla dalmış!

"Kaptanım, kaptanım, 50 korsan gemisi üzerimize doğru geliyor!" demiş.

Kaptan, çok soğukkanlı bir şekilde, "Bana hemen kahve renkli pantolonumu getirin!" diye talimat vermiş!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
6 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
8 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 23.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup