HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

25.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yani burada bir anlaşma olsa ve gül gibi yaşasak olmaz mı?

Ne isterse olsun, buna hakları yok...

Ama, iki kez düşündüğünüzde, propaganda ve Radikal dincilerin tavırları o hale getirmiş ki kafalarını, "haksız değiller" diyorsunuz...

Avrupa'da birçok ülkede siyaset, ne yazık ki "İslam düşmanlığı" üzerine odaklandı.

Tıpkı cahil Kıbrıslılar gibi...

Bizde de Güney’de Türk düşmanlığı, Kuzey’de Elen düşmanlığı siyaseti prim yapmıyor muydu?

Hâlâ da yapmıyor mu?

Yapıyor...

Hollanda'da seçim var... 15 Mart'ta...

Muhalefetteki Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, siyasetini tamamen "Trump" kafasına göre ayarlamış...

Ama Wilders, Trump'tan çok önce "İslam düşmanı" kesilenlerden...

Wilders, seçmenlere, Hollanda'nın sınırlarını kapatarak İslam ülkelerinden gelen göçü önlemeyi ve ülkedeki camileri kapatmayı vaat ediyor... Gayet açıkça...

Peki iktidar ne yapıyor?

İktidar da görmüş ki muhalefet bu kafayla prim yapıyor, aynı yola koyulmuş...

BBC'nin haberine göre, geçen yıl Temmuz ayında Türkiye'deki darbe girişimin protesto eden bir grup Türkiye kökenlinin gazetecileri tartaklaması üzerine, "Defolup Türkiye'ye gitsinler" diyen Hollanda Başbakanı Mark Rutte, bu görüşünü seçim propagandasına da yansıtmış...

Mark Rutte, Hollanda'yı beğenmeyenlerin, değerlerine sahip çıkmayanların geldikleri ülkeye geri dönmesini istedi.

Başbakan Rutte, 15 Mart'ta yapılacak genel seçimler için kampanyasına gazetelere verdiği tam sayfa ilanla başladı.

Rutte de, politikalarını İslam, göç ve yabancı karşıtlığı üzerine kuran en yakın rakibi Wilders gibi göçmenleri hedef aldı.

Başbakan, gazete ilanında, göçmenlere "Ya normal davran ya da git" diye seslendi.

Hollanda Başbakanı, "Eğer bu ülkeyi beğenmiyorsan çek, git! Bu senin seçeneğin değil mi? Eğer yaşadığın ülkede insanların birbirine davranış şekli seni bu kadar rahatsız ediyorsa, bir seçeneğin var, git! Burada olmak zorunda değilsin!" dedi.

-*-*-

"Bizim değerlerimiz var" diyor Hollandalı siyasetçiler...

"Irkçı mı bu yaklaşım?"…

Eğer ırkçıysa, sık sık biz de yapıyoruz aynısını!

"Kıbrıslı değerler" diyoruz...

Ötekileştirdiklerimiz oluyor...

Veya, "Beğenmeyen çeksin Güney’e gitsin" diyenlerimiz var...

Onlar da ötekileştiriyor...

Demek ki her yerde var ötekileştirme...

Türkiye'de gani gani!

Türkiye hep ötekileştirme!

-*-*-

Ama Avrupa'da durum çok ciddi...

Çünkü İslam düşmanlığı veya İslamofobiya diye adlandırılan olay inanılmaz büyüklüğe ulaştı.

İnsanlar adeta bu dini "insanlığın tehdidi" olarak algılıyor...

Elbette bunun birinci sebebi iğrenç propaganda... Ama ikinci sebep de Radikal İslamcılar...

Vücuduna bombayı saran öldürüyor.

Efendim, onların da başına bomba yağdırılıyor!

Yani pek de haksız değiller demeye getirenler de olabilir diyerekten bu cümleyi de girdim ama yine de masum insanları, eline aldığın Kalaşnikof’la 7 dakika taramanın dinle alakası olmasa gerek diye düşünmekteyim!

Kısacası, durumlar iyi değil...

Hani buralarda tayfaldık.

Ekonomik anlamda köşeye sıkıştık.

Stres, sıkıntı, parasızlık "göç" adrenalinlerimi kabartıyor olsa da; nereye gitsem aynı diye düşünmekteyim...

Avrupa da yaşanılır yer olmaktan çıktı...

Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç gibi ülkeler çok kötü ırkçı atmosferle kaplandı.

İngiltere'nin nereye, nasıl gideceği belli değil...

Ne bileyim; yani meseleyi yine çözüme bağlayacağım ama; ne olur yani burada bir anlaşma olsa ve gül gibi yaşasak?

Kötü mü?

Denizimize ettiler! Etmeye devam ediyorlar! "No more bets please!"

Denizim...

Benim denizim...

İçine doğdum...

Kızımın ikinci adı...

Dünya'nın en güzel adı...

Deniz...

Bir yanda masmaviliği ve büyüklüğüyle; öte yanda, en büyük devrimcinin ismiyle...

Deniz...

Bizimkisi, "mavi" olanı...

Dört yanımızdaki...

Hani, kumarhaneli dev oteller yapıp, bol bol paralar kazanıp, içine ettiğimiz!

Yazık değil mi?

Günah değil mi?

Bu ülkede, bunu önleyecek bir Allah kulu yok mu?

Otellerin pisliklerini denizimize akıtmasına "dur" diyecek bir bakan, başbakan yok mu?

Lütfen!

Günah... Yazık... Ayıp... Utanç...

"No more bets" değil, "no more shit" please!

-*-*-

Bunu hiç bir şekilde savunması olamaz...

Yatırım yaptıydım, şu kadar turist getiriyordum, bu kadar gelir kazandırmıştım, şu kadar vergi ödemiştim...

Hayır!

Denize "mıçma" hakkınız yoktur...

Hiç bir mazeret, hiç bir turistik tesisin denizi kirletmesi anlamına gelemez. Gelmemeli...

Gerekirse arıtma yapılana veya varsa tamir edilene kadar, denize Ebru Gündeş, Serdar Ortaç ve Bülent Ersoy ile onları dinlemeye ve kumar oynamaya gelenlerin dışkılarını bırakan ilgili tüm oteller kapatılsın...

Süleyman Demirel'i mezardan kaldırıp meseleyi aktarsanız, O da "kapatıısın caanım. Vaaa mı bunun başga tüüülü bi izah taaazı!" derdi. Kesin derdi!

Nüfus meselesi!

KKTC'nin nüfusu ne kadardı?

300 bin?

220 bin?

120 bin?

700 bin?

Bilmiyoruz...

Sayamıyoruz. Saymak istemiyoruz.

Çin'in nüfusunu bilen var mı?

Onlar sayıyor...

Onlarınki ne kadar?

1.4 milyar!

Kıbrıs büyükelçisi, Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na güven mektubu sunuyormuş... Bundan bir süre önce... Başkan, "Kıbrıs'ın nüfusu ne kadar?" diye sormuş... Büyükelçi, "1 milyon" demiş! (Kesin 200 bini işgal altında yaşıyor diye de eklemiştir... Neyse konumuz bu değil...)

Başkan, aldığı yanıt üzerine, "kaç tane apartmanda kalıyorlar?" diye bir soru daha eklemiş.

Neyse.

Çin'de geçen sene "tek çocuk" zorunluluğu kaldırıldı. "İki çocuk sahibi olmak" serbest bırakıldı. Bu nedenle de 2011 - 2015 ortalama doğum sayısından 1,4 milyon daha fazla bebek doğdu... Toplamda mı?

Çin'de 2016'da 17 milyon 860 bin bebek dünyaya geldi?

KKTC'nin nüfusu mu?

"Kalabalık?"

Öyle demişti eski başbakanlarımızdan biri...

Pek de kalabalık sayılmayız canım...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.