Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

28.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yazıklar olsun

Ben Bizans Dönemi'nde yapıldığını biliyordum... Meğer 1291'de yapılmış... 1291, Lüzinyanlar Dönemi... Lüzinyanlar'ın Ada'daki 80'inci yılı...

Neler görmüş bu kilisenin duvarları!

Lüzinyanlar, Venedikliler...

Derken Osmanlılar...

Hatta Osmanlılar ne yapmış bu kiliseyi?

Camiye çevirmiş!

Paşaköy!

Eski adı Aşa!

Aşa'da Türk veya Müslüman da yaşamış... Ve en azından onun anısına keşke mahvetmeseydik bu kiliseyi!

KIBRIS Gazetesi'nin dünkü ön sayfasında yayınladığı "korkunç restorasyon" haberi, utanç doludur. Ayıptır.

"Mimarlarımız yol gösterdi" diyen Belediye Başkanı ciddi mi?

Hangi mimar, böyle bir katliama izin verebilir ki?

Biliyor musunuz; bizim milliyetçiliğimiz çok eksik.

Bunun sebebi nedir?

Bunun sebebi, milliyetçiliğimizin sadece paraya bağlı olmasıdır.

Toprağa "toprağımız" deyişimiz bile eksiktir.

Çünkü bilinç altında biliyoruz ki, "değil!

O toprak bizim değil.

O toprağın bizim olduğuna inansak, 1974'te eserlerin çalınıp Almanya'da satılmasına, Türkiye'ye kaçırılmasına izin verir miydik?

Kilise veya cami; kale ya da ev... Hiç fark etmez, her hangi bir konuttan, mekandan "ganimet" yapılmasına fırsat verir miydik?

Ganimet nedir?

Ganimet, işgal edilen topraklarda, askerin alma hakkı olan taşınır ya da taşınmazdır.

Yani...

Bu işin "yani" si yoktur.

Toprak bizim olmadığı için, değerini vermiyoruz.

Ne tarihinin değerini veriyoruz, ne de tarihi eserinin.

Ne yapıyoruz?

Ya çalıp satıyoruz, ya yıkıyoruz ya da tarihi taşların üzerine beton sıva çekiyoruz!

Yazıklar olsun!

Av ruhsatımı kim ödeyecek?

Tahir Gökçebel dün sabah KIBRIS TV'deki programda bir kez daha hatırlattı...

Bir devlet çalışanı, sadece dört yıl yurt dışı izni alabilir...

14 yıl hatta daha uzun süre alan var!

Ve kadrosu ülkede...

Öğretmen.

Maaş bankada...

Bu nasıl bir düzendir?

Biz nasıl bir düzende yaşıyoruz?

Yani, bunun adı nedir?

Bir açıklaması var mı?

Bir yakınım kızdı geçenlerde; niye av ruhsatı ödemeyeceğimi açıkça söyledim diye!

"Ya polis seni tutarsa!" diye de uyardı!

Çok ciddiyim, bu ülkede, bu nedenle beni tutacak, mahkemeye çıkaracak bir tek polis olamaz!

Kışkırtmak amacıyla söylemiyorum!

Herkes haklı olduğumu biliyor!

Ya bu hırsızları engellersiniz, ya da benim av ruhsatımı da onlara yazın!

Hade oraşdan!

Uluslararası hukukta "vatandaşlık" tarif edilir... Nasıl vatandaş olunacağının evrensel kuralları vardır... Devletler, üç aşağı beş yukarı, bu kurallara göre vatandaşlık verir...

Asli vatandaşlık ve müktesep vatandaşlık diye öğretmişlerdi bize... Okulda... Üniversitede...

Asli vatandaşlık, doğum esasına göre veya anne ve/veya babadan kazanılabiliyordu.

Müktesep vatandaşlık ise sonradan" anlamındaydı...

Bu nasıl bir vatandaşlık türüydü?

Efendim, işte ülkeye yatırım yapan, ülke için değeri olabilecek iş insanları, sanatçılar, sporcular, bilim insanları falan...

Bir de, yasal sürede, yasadışı faaliyette bulunmadan, vergi kaçırmadan, iyi ve temiz bir şekilde kalanlar da vatandaşlığa başvurabiliyordu.

Ama, sabıkalılar, katiller, hırsızlar olamıyordu haliyle.

KKTC'de mi?

KKTC'de zamanında bir tek başbakanlık müsteşarının, kendi ev adresine, onlarca kişiyi vatandaş yazdığını biliyoruz!

Maşallah amcam evde Amerika'dakilere benzer bir "cult" kurdu sanırdınız!

Sonra "sahte devlet" dediğimizde saldırıyorsunuz!

E niye saldırıyorsunuz?

Geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu kararı ile vatandaşlık verdikleriniz arasında 80 adet sabıkası olan var! (Şükür ki iptal etmişler)...

80 sabıka!

Olur mu?

Bırakın, vatandaş yapmayın, gitsin, bir 80 daha eklesin, 160 sabıkadan aşağısını kabul etmeyin!

Yakışır mı KKTC'ye?

Alooo!

Buyurun!

Size beş kişi gönderiyorum, vatandaş yapın!

Emredersiniz efendim!

Ve ben sizin devletinize "sahte" dediğimde suçlu oluyorum ha!

Hatta "hain" oluyorum ha!

Hade oraşdan!

Diğer üç yazının analizi ve neden çözüm istiyorum?

Rumlar, 1974 sonrası Kuzey'de oluşturulan siyasi yapıya, "Denktaş Rejimi" diyor...

Rauf Denktaş öldü ama rejimi hâlâ sürüyor mu?

Evet! Sürüyor!

Şimdi, bu sayfada, bugün üç adet yazı yazdım.

Birincisinde tarihi eser hırsızlarından, tarihi eserlere gösterdiğimiz hoyrat tavırdan, ganimetçi kültürden söz ettim.

İkincisinde her torpilli kişiye, kim olursa olsun, vatandaşlık verilmesini kendimce eleştirmeye çalıştım...

Üçüncüsünde ise hiç çalışmadan, hatta yurt dışında yaşayıp da, 15 yıl civarında süredir maaş alan kişi ya da kişilerden söz ettim.

"Yazıklar olsun! Hade oraşdan! Av ruhsatımı kim ödeyecek?" diye de üç başlık attım.

Biliyor musunuz, bu yazılarda bahsettiklerimin tümü, olası bir anlaşma için yapılacak referandumda kesin "hayır" diyecek.

Ve biliyor musunuz, rahmetlik Denktaş Bey 2004'te "hayır" dediği için, okumadan "yes b'annem" denilmesini yazıyordum.

Şimdi daha iddialıyım!

Çok ısrarcıyım ve çok kararlıyım; bu üç yazıda bahsettiklerim "hayır" diyeceği için, bir kez daha planı veya anlaşmayı asla okumayacağım...

Buuuuum diye vuracağım "evet!" mührünü!

Bunlar çözüm istemediği için, çözümün şart olduğundan eminim!

Maraş'ı soyanlar, Mağusa'nın küçük aslancığını çalanlar, Andifonidis'i, Kanakaria'yı talan edenler... Bir tek kilisede, bir tek ikon bırakmayanlar. Binlerce piyanoyu, onlarca koşu beygirini Türkiye'ye kaçıranlar...

Yellow sumbarine'ler... Salamis'in şarap koleksiyonu...

Omorfo... Trikomo... Lapta... Karava... Girne...

Ne kale bıraktık, ne ev!

Ne fabrika kaldı, ne atölye!

Hepsini çaldık, sattık, yedik, yuttuk ve "helal" saydık!

Siz "hayır" deyin, asla okumam, kapağını bile açmam o çözüm planının, "kesinlikle evet" diyorum...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Birol Kaya
    30.10.2016

    Evet , gercekten cok yazik. Ama yoneticiler yanlislar yapiyor diye "evet" demek de yanlis olmuyor mu? Yani Imam'a kizip orucu yemek misali. Halk ve sivil toplum orgutleri ne yapiyor ki. Yoneticileri ikaz edip dogru durust is yapmiya zorlamak onlarin gorevi degil mi. Bence koru koruna "evet2 demek daha da yanlis ve iki yanlis bir dogru yapmiyor. Yoneticilere kizarak "evet" demek kendimizi donusu olmiyan ve hicbir sekilde faydasi olmiyacak sonuclari olabilecek bir mechule gitmektir. Asil yapmamiz gereken halkin ve civil toplum orgutlerinin gorevelerini dogru yapmalari icin calismak. Yoksa ne vatan, ne millet, ne eski eser ne de ganimet ten bahsetmek anlamsiz olur - hepsi zaten elden gitmis olacak.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.