HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

20.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yeter ki çözüm olsun!

Birileri bizimkilere, "Bakın, bu adam benim adamım, dört kat iznini, yedi kata çıkarın" demiş olabilir mi?

Olabilir...

Olduysa, bizimkilerin bunu açıkça - isim vererek kamuoyu ile paylaşması gerekmez mi?

Gerekir!

Birileri bizimkilere hiç bir şey dememiş; bizimkiler yatırımcı kişiye, "merak etmeyin, siz başlayın, katları çıkın, biz hallederiz" dedi mi?

Demiş olabilir mi?

Yatırımcı kişi, dediklerini söylemişti...

Çıkıp açık isim verirse, süper olur!

Nasıl, hangi şartlarla, hangi komisyon oranlarıyla, nasıl söz verildi meselesini bilelim!

Burada kimse, yatırımcıyı suçlayamaz.

Yatırımcı, yatırımını ne amaçla yapar?

Para kazanmak amacıyla...

Ve kapitalist vahşet sistemleri içerisinde de her yolu "usulüne uygun" deneyip, daha çok kar elde etmeye çalışır.

Sorun, bu ülkenin iyi yönetilmediği sorunudur!

Ama onun da ötesinde sorun, bu ülkenin yasal bir zeminde oturmadığı sorunudur.

Şimdi, kim, kimi nasıl adalete taşıyacak?

Yatırımcı KKTC hükümetini mi dava edecek?

Sorumlu kim?

Yasaya - kanuna - nizamnameye veya emirnameye uysaydınız!

E kimse uymuyor!

Devlet yasal değil!

Toprak eğreti!

Git mahkemeye, en son Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya Avrupa Adalet Divanı'na gitme durumunda kalırsınız ve orada "sanık", KKTC değildir... Çünkü KKTC alt yönetimdir.

Peki üst yönetim?

En başa döndük; acaba üst yönetim, bizimkilere, yani alt yönetimi yönettiğini sananlara, "bakın yapın bir şeyler" dedi mi?

Kısacası, bu memlekette her şey karmandır, çormandır, sahtedir.

Ve yasal zemin yoktur.

Geminin hiç bir limana kaydı yoktur. Bandırasız gemiye, "korsan gemisi" denir...

Bilmem anlatabildim mi?

Meseleyi nereye mi getireceğim?

Omorfo verilemez!

Değil Omorfo, ben çözüm olsun, çocuklarımız yasal bir devletin, adaletli şekilde yönetilen insanları olsun diye, canımı da verirdim!

Memlekette güzel şeyler olmuyor mu?

Geçenlerde açılışı yapıldı...

Lefkoşa'dan Mağusa'ya giderken, Ercan Yonca Kavşağı'nı 100 metre kadar geçtikten sonra, modern bir bina...

Ela Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi...

Aslında bu merkez yaklaşık 10 yıldır Lefkoşa'da faaliyetteydi ama şimdi, burada faaliyete yeniden başlamış oldu...

Özel eğitim ve rehabilitasyon nedir?

Hiç bilimsel tanıma girmeye gerek yok...

"Özel eğitim", bana göre, çok özel insanların ihtiyacı olan eğitimdir...

Özel insanların ihtiyacı olan her şey bu merkezde var...

Ve bu merkez, gerçekten Dünya'daki benzerlerinden farksız...

"Bu ülkede hiç mi güzel şey olmuyor?" sorusuna, en net yanıt; hayır işte olabiliyor.

Bir aile işletmesi... Konularında uzman kişiler eğitimleri veriyor... Aile örneğin çocuğunu getirdiyse, eğitimi bire bir izliyor...

Su terapisi yani "aqua therapy" denen olay, inanılmaz güzellikteki bir ısıtmalı kapalı havuzda verilebiliyor... Bu terapi ya da tedavi yöntemini İsrailliler keşfetmiş... Bu arada belirtmiş olalım... Şu anda Türkiye dahil dört ülkeden uzmanlar grubu, aqua therapy konusunda, Ela Özel Eğitim Merkezi'ni "merkez" olarak kabul eden bir çalışma yapıyor.

"Engel"le ilgili her konuya uzmanlarla yanıt veriyorlar...

Açılışa davetliydim, gidemedim, dün gittim. Çok mutlu oldum.

Ülkemizde "engelli" insanlara bakışın - bu konudaki genel mentalitenin geçmişe göre çok ileride olduğu bir gerçek.

Ancak, kat etmek zorunda olduğumuz daha çok yol var...

Bu merkezi, herkesin bilmesi ve görmesini öneriyorum...

Memlekette güzel şeyler de oluyor.

Ret cepheleri

Geçenlerde gündeme gelmişti...

Güneydeki "hayır" cephesine, yani "retçi" cepheye, "Omorfo'yu verelim, başkan hep sizden olsun" falan denmiş ama bu retçi hayır cephesinin temsilcileri yine de federal çözüme "evet" dememiş.

Bizdeki "retçi cepheye" şu soruyu soralım; "... Baf, Larnaka, Limasol Türk yönetiminde olsun, Trodos Dağları'na çıkmak isteyecek Rumlara vize konsun; nüfus her dört Türk'e bir Elen'de son bulsun, başkanlık koltuğu hep Türk kanı taşıyanla doldurulsun"...

Sizce, federal çözüme evet derler mi?

Demezler...

O zaman uğraşmayın ret cepheleri ile...

Bırakın Türk ve Elen ırkçılığı kendi kendilerinden de nefret etsin... Kafatası ölçüsü ve kan testleri ile uğraşsın... "Akraba" da çıkacaklar fazla geriye giderlerse ya o da başka mesele...

Biz önümüzdeki plana bakalım.

Çözüm, geleceğimizin daha mutlu olmasıdır...

Bunu bilelim...

Kimsenin kişisel hesaplarına ya da ırkçı kafasına alet olmayalım, oyuna gelmeyelim...

Ret cepheleri iki tarafta da aynıdır.

Mesela, ELAM'ı örnek gösterenler, kendi tarafındaki suç örgütlerinin ideolojik yapısından haberdar mı?

Son dönemlerde orayı burayı kurşunlayanlar, onun bunun araçlarını yakanlar Marksist - Leninist Che Guevara hayranlarıydı da biz mi bilemedik?

Yani bizim hükümet ortaklarının, DİKO'cu, EDEK'çi çözüm karşıtlarından zerre farkı mı var?

En iyisi uğraşmamak...

Hokus pokus

Birbirini hiç sevmeyen iki siyasetçi bir pastaneye girmiş...

Birincisi, tezgahın üzerinden üç poğaçayı cebine atmış...

İkincisi görmüş ve "çalıyorsun" demiş.

Birincisi, "sus" diye işaret yapmış ve "alışkanlık" demiş...

İkincisi, tezgahın arkasındaki çalışana, "sana bir sihirbazlık yaparsam, bana üç bedava poğaça verir misin?" demiş... Tezgahtar gülerek kabul etmiş...

İkinci siyasetçi bir poğaçayı almış ağzına atmış yemiş... İkinciyi de yemiş. Üçüncüyü de! Tezgahtar sinirlenmiş! "Hani sihibrazlık?" diye çıkışmış...

İkinci politikacı, "hokus pokus hooops" demiş ve birinci politikacıyı gösterip, "şimdi bunun cebine bak" demiş.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.