Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

14.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yün işi, öreke ve çıkrık meselesi ile evetizim!

Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?

Öreke!

Nedir öreke?

Yün, keten gibi şeylerin eğirilirken tutturulduğu, bir ucu çatal değnek...

Peki eğirmek nedir?

Pamuk ve keten gibi şeyleri iplik haline getirmek...

Pamuk ve keten nedir?

Linobambagi!

Amaaan nereye kaçıyoruz yine?

Neden yazmıyorum Kıbrıs meselesini?

Neden Cenevre?

Niye gitti bunca kişi Cenevre'ye?

Ben en çok "eşler neden gitti?" sorusuna yanıt arıyorum...

Hakikatten merak ediyorum; eşlerin katkısı nedir?

Eşler müzakerelere de giderse, merak ediyorum ve soruyorum, Sayın Akıncı ve Anastasiadis, avcı olsalardı, ava da eşlerini götürecekler miydi?

Ve bir soru daha?

Ava kadınlar neden gidemesin ki? (Giden var ama tek tük!)

Ebenin çıkrığı Serhat!

Çıkrık nedir?

Efendim çıkrık iki anlamı olan bir kelime...

Hemen yazalım...

1... Sarkıtılmış olan kovayı kuyudan kolayca çekmekte kullanılan, el ile çevrilen ve döndükçe kovanın ipi kendisine dolandığı için kovayı yukarı çeken araç.

2... Pamuktan, yünden iplik bükmek ya da bükülmüş iplikleri sarmak için kullanılan, el ya da ayakla çevrilen, çevrildikçe kayışıyla bir iği döndüren, dolap gibi bir ilkel araç...

Çıkrık ve öreke aynı maksatla kullanılan aletler...

Ama aynı zamanda, küfür lugatımızın da önemli emtiaları!

Emtia?

Uymadı mı?

Uymadı!

Ebenin çıkrığı... Ebenin örekesi...

Cenevre'yi niye yazmıyorsun Serhat?

Ne yazayım ki!

Dün Kudret Özersay açıkladı, Cenevre'ye gidiş masrafı çok yüksek!

400 bin Euro diyen var!

400 bin Euro sadece bir grubun masrafıymış!

Nasıl yani?

Cenevre'de iki grup mu vardı?

Evet!

Evet deme Serhat!

Yanlış anlaşılacaksın!

Kesinlikle Cenevre'de iki grup vardı...

Evetistler ve Hayıristler...

Ortası var mı?

Evetizm... Evetçilik... Evetist olmak...

Nasıl bir şey?

Bir Orta Çağ sanat akımı olabilir mi?

Mesela sanatta en sevdiğim akım veya ekol ya da okul, "ekspresyonizm"dir...

Hayatım boyunca anlamadım, anlamayacağım da...

Baktım sözlük anlamına, dedi ki sözlük, "dışavurumculuk"...

Dedim ki sözlüğe; ha!

Cenevre'de ne oldu?

Cenevre'de ilerleme oldu.

Eyvallah! İnşallah!

İyi bir şey!

De ne yazalım Cenevre için?

Neyin yorumunu yapalım?

Olacak mı bu iş?

Çözüm gelecek mi?

Ebenin çıkrığı gelecek Serhat!

Ebem Rum'du!

Pendaya Hastanesi'nde...

Vallahi gelirse gelsin O'nun çıkrığı da örekesi da!

Sterlin aldı başını gidiyor!

Hani şarkı gibi vallahi! Gün olur alır başımı giderim!

O alıp başını giden sterlin miydi?

Yoksa, o çözüm olmazsa, hepimiz mi alıp başımızı gideceğiz?

Ne diyorsunuz?

Ebemin çıkrığı mı yoksa, ebemin örekesi mi?

Yün örmeye devam edebilirsiniz!

Yani, bir diğer şarkıdaki gibi , "... U can touch this!"

Ne denmişti komik şarkıda, "taş dizebilirsiniz"...

Çözüm olacak çözüm!

Belki yarın, belki yarından yakın!

"Evetizm" akımı ya da felsefesine bakın!

Çocuk, rızk ve korku

Malthus'un nüfus teorisini tartışıyorduk... Üniversite yıllarım... Nuh Peygamber henüz gemiyi inşaya başlamamıştı. O kadar yıl geçti üstünden yani!

Neyse, Thomas Malthus, "... gün gelecek besinler insanlara yetmeyecek" falan diyordu ve nüfusu korumak gerektiğini falan anlatıyordu...

Nüfus nasıl korunur?

E doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar falan bir yandan "korurken"; en etkili tedbir de bilinçli insanların doğum kontrolü vs vs vs...

Vesayre miydi Versace'miydi neydi o da ayrı bir mesele! Yoksa konyak cinsi miydi; Vs...

Evet, devam edelim...

Bir derste, "nüfusu kontrol etmek şart" demiştim vay demez olaydım...

Dayak yedik...

Tabii ki dayağı hak etmiştik... Çünkü, bazı arkadaşlar, "Ne kadar çocuğun olursa olsun, Allah rızkını verir!" demişler ben ise Omorfo bölgesinde büyümenin verdiği dayanılmaz ve inanılmaz bir "erkeklik" alışkanlığı ile hovardalık etmeye kalkınca, az kalsın Cennet yolunda tahtalı araçla seyahate çıkıyordum...

Dersimi aldım...

O gün bugündür, hep "Allah rızkını verir"e inandım ama baktım, gördüm ki, bu rızık eşit değil, adil değil...

Zaman zaman huylandıysam da, eşek sudan gelinceye kadar dozajındaki dayağın hatırına hep sustum.

Ayrıca, o aklımdan çıkmayan ve sırtımda hâlâ izini taşıdığım muhteşem eğitici - öğretici ve ıslah edici dayak sonrası, erkekliğin onda dokuzunun değil, onda onunun kaçmak olduğuna kesin karar vermiştim. Uyguluyorum...

Efendim, şimdi neymiş, Fransa'da yayınlanan yeni bir rapor, Güney Avrupa ülkelerinde doğurganlık oranında ciddi düşüş olduğunu ortaya koyuyormuş...
   Fransa Ulusal Demografi Çalışmaları Enstitüsü'nün raporuna göre, Güney Avrupa ülkelerinde şu an 40'lı yaşlarında olan kadınların yaklaşık dörtte biri çocuk sahibi değil. Bu ülkelerin başında Yunanistan, İspanya ve İtalya geliyormuş...
   "Çocuksuzluk oranı" Kuzey Avrupa'da yüzde 15, Batı Avrupa'da ise yüzde 18 civarındaymış...
   Doğurganlıktaki düşüşün başlıca nedenleri arasında evlilik yaşının artması, belirsiz iş piyasası ve aile dostu olmayan istihdam koşulları gösteriliyormuş.

E hani rızık?
   Raporda "yüksek işsizlik, yetersiz aile politikaları, iş hayatında cinsiyetler arasındaki eşitsizlik" düşüşün önemli faktörleri olarak sıralanıyormuş...

Kısacası diyeceğim şudur ki; çocuk doğurmak, çocuk yapmak marifet değildir... Rızk mızk işi de zaten, çalışkanlıkla alakalıdır. Çalışırsan Allah evet verir, çalışmayanı da aç bırakır... Olay budur, rızık da budur...

Bu arada aynı raporda Güney, Orta ve Doğu Avrupa'da çocuksuzluk oranının gelecek yıllarda daha da artacağı öngörüsünde bulunuluyor...

Gerçekten çocuk yapmak, çocuk büyütmek çok ciddi bir meseledir...

Zamanımızda, hele bölgemizde, ülkemizde çocuk sahibi olmak, ne bileyim, sakın da yanlış anlamayın ama evet çok kutsal bir iştir ama çok çok zordur...

Madden zordur.

Manen zordur...

Hani o devrimci şarkısındaki gibi... "Bin bir çileyle büyüttüm oğlumu, yemedim yedirdim, bugüne getirdim..." diye başlar ya... (Müzik: Mikis Theodorakis, Türkçe sözler: Çiğdem Talu)...

Sonra?

Evet sonra?

Allah korusun...

Çok zor, kesinlikle çocuk çok zor...

Doğurganlığın düşmesindeki en büyük sebep bence "o çocuğu bir gün şu ya da bu nedenle kaybetme korkusudur"...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.