Akacan Holding
Serhat İNCİRLİ

Serhat İNCİRLİ

15.04.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Zimbaveli neneler projesi

Zimbave’nin nüfusu 13 milyon... Ancak ülkede sadece 10 psikiyatrist bulunuyor...

Ne yapacak burada depresyona giren insanlar?

Doktor yetişmeyince, devlet ilginç bir çözüm bulmuş...

“Neneler”...

Tümü, sağlık eğitimi almış olan yaşlı kadınlardan ekipler oluşturulmuş...

Bu kadınlar, dinleme bankcığı diyebileceğimiz bir bahçe koltuğuna oturuyor, sağlık sorunu veya daha açık söylemek gerekirse, depresyonda olan kişi de karşısına geçip, anlatıyor...

Anlattıkça, açılıyor hastalar...

Anlatıyorlar, anlatıyorlar...

Karşılarında da yaşlı bir nene, gülümseyerek, elini okşayarak, onu anlayarak ve kesinlikle negatif aptalca yorumlar yapmadan dinliyor...

Dünkü The Guardian gazetesinde bu konuda çok ilginç bir haber okudum.

Dün benim de “sağlık” günümdü...

Doktorda beklerken, bu haber ilgimi çekti...

Ve mesela şunu düşündüm...

Dedem ve nenem hayattayken, mental anlamda daha sağlıklıydım...

Özellikle dedemi çok özlediğimi düşündüm...

Mezarına gitmek ne acı yahu! Ama hayatın da gerçeği ne yazık ki!

Neyse!

Belki o zaman, yani nenem ve dedemin hayatta olduğu zamanlarda şimdiki gibi mental sıkıntı yaratacak sorunlarım yoktu ama sizi dinleyen ve negatif yorumlar yapmayan saygı – sevgi duyduğunuz birilerinin olması çok önemli diye düşündüm.

Zimbave’de rakamlar da çok ilginç...

Nenenler uygulaması başladıktan sonra, ülkede intihar etme riski olanların sayısında, hatta iyileşenlerin sayısında azalma olduğunu istatistiklerle veriyorlar...

Dizine yatırdım nenemin; ya da dedemle evden kahveye yürür, kahvede bir güllü sütü paylaşıp içerdik...

Birden o aklıma geldi...

Nene ve dede çok önemli... Hayatta kalanların değerini bilelim lütfen...

Bu ülkede, geçmişe göre “çok farklı ve kesinlikle sorunlu bir nesil”le karşı karşıya oluşumuzun bana göre en ciddi sebebi, eski aile yapılarımızın çatırdamış olmasıdır.

Hâlâ muhteşem neneler, dedeler hayattadır ama sayıları kesinlikle azalmaktadır.

Artık bizim kuşak yani 50 ve yukarısı nene – dede olmaya başladık..

Belki biraz da bizim içimizde, negatif yorumlar yapmaksızın torunları dinleyecek olan “neneler – dedeler” olacaktır ama önümüzdeki nesiller, kesinlikle sağlıksız büyüyecek.

Eminim anlatmak istediğimi anlayan çok kişi vardır...

Size bir şey söyleyeyim mi?

Deneyin...

Derdinizi açılabildiğiniz zaman, size saçma sapan ve negatif yorumlar yapanlara değil; “Sen mutluysan, ben de mutluyum canım” diyebilen; destek veren, kırmadan bazı yorumlar yapan Zimbaveli nenelere çok ihtiyacımız olduğunu anlayacaksınız...

***

Türkiye’de tarihi gün

Türkiye’deki referandum süreci ile ilgili olarak onlarca, hatta belki de yüzlerce yorum okudum...

Elif Şafak, dün İngiliz gazetesi The Guardian’a “Türkiye için karar vakti geldi çattı: Despotizm veya demokrasi” başlıklı bir yazı kaleme aldı...

Çok doğru saptamaları var...

Erdoğan karşıtı ve “Hayır” diyen bir yazı.

Saygım sonsuz...

İngiltere'de yayımlanan haftalık Economist dergisi de Türkiye'de düzenlenecek referandumu kapağına taşıdı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafının kullanıldığı kapakta, "Türkiye diktatörlüğe sürükleniyor" manşeti atıldı.

Saygım sonsuz...

“Referandum sonucu “Hayır” çıkarsa, zaten ülkeyi çok güçlü bir şekilde yöneten Erdoğan daha da saldırganlaşabilir; bu nedenle “Evet” çıkmasını savunuyorum” demiştim...

Bunu da, “Evet çıkar ve Erdoğan rahatlarsa, diktatör ya da Elif Şafak’ın dediği gibi despot olmadığını Dünya’ya ispat etmek için yumuşak davranacak bu da Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayabilir” e bağlamıştım...

Bazı Türkiyeli arkadaşlardan tepki geldi...

“Yazıklar olsun sana” diyenler oldu...

Çok sevdiğim bazı abilerim, kardeşlerim, nedense alay etmeye dahi kalktılar...

Ancak ilgimi çeken konulardan bir tanesi, “... Beni Kıbrıs sorunu hiç ilgilendirmez, Kıbrıslılar da, mevz-u bahis olan Türkiye’nin geleceğidir” diyenlerdi...

Aslında Türkiye’de genel yargıdır bu... Kıbrıslılar veya Kıbrıs’ın geleceği değil, Türkiye’nin geleceğidir onlar için önemli olan... Ve Türkiye’nin çıkarları...

E siz bunu söylerken haklısınız da ben “... Bencilim, Kıbrıs sorununun çözülmesi, evet sonucuyla yumuşayabilecek Erdoğan’a çok bağlıdır” dediğimde haksız mı oluyorum?

Siz, açıkça “Banane Kıbrıslıların geleceğinden” diyorsunuz, ben asla, “Banane Türkiye’nin geleceğinden” demiyorum... Üstelik, evet sonucu çıkarsa, Erdoğan’ın Türkiye demokrasisi adına da yine Dünya’ya “Diktatör değilim, despot değilim” demek için adımlar atacağına inanıyorum...

Bu arada belirteyim, The Times gazetesini de köşe yazarı Roger Boyes, 'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın referandumu kazanmasının Türkiye'deki muhalifleri üzeceğini ama Ortadoğu için iyi olacağını' yazdı.

Boyes, 'Ortadoğu'nun daha güçlü Erdoğan'a ihtiyacı var' başlıklı makalesine, “'Türkiye'nin kabadayı sultanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında daha fazla endişelenmeli miyiz?' sorusuyla başladı...

Yazıda muhaliflerin, Erdoğan'ın referandumdan 'Evet' çıkması durumunda yetkilerini istismar edeceğini ve medyaya yönelik baskıları artıracağını, 'Hayır' çıkması durumunda da olağanüstü hâli sonsuza kadar uzatacağını söylediğini aktardı:

"Buna rağmen bugün Ortadoğu'nun ihtiyacı olan şeyin anayasal sınırları içinde hareket eden daha güçlü bir Erdoğan'dır. Erdoğan hiçbir zaman AB'nin veya Türkiye'nin şehirli liberallerinin seveceği türden bir demokrat olmayacak. Ama Singapur'u bir nesil içinde üçüncü dünyadan birinci dünyaya taşımayı başaran Lee Kuan Yew gibi bir otokrat olabilir. Erdoğan 1.0, Arap Baharı'nda ülkelere örnek gösterilen bir modelin lideriydi. Erdoğan 2.0 ise derin devlet korkusu ve Suriye'deki gelişmeler nedeniyle kimseye güvenmeyen bir otokrata dönüştü."

Boyes şöyle devam ediyor:

"Türkiye'deki arkadaşlarım saflığımla dalga geçse de Pazar günkü referandumu kazanması durumunda Erdoğan 3.0'ı görebileceğimizi düşünüyorum. Sürekli arkasını kollamak zorunda olmayan, (Suriye Devlet Başkanı Beşar) Esad rejiminin son yıllarında görevde olacak güçlü bir Türk lideri, tam da ihtiyaç duyulan şey. (Rusya Devlet Başkanı) Vladimir Putin'in Şam'daki gücü azalırken Türkiye'nin bölgesel otoritesi yalnızca artabilir. Kendisine daha çok güvenen bir Türk lideri, içerdeki muhaliflerinin de yalnızca farklı düşündükleri için terörist olmadığını kabullenebilir. Eğer Batı Erdoğan'ı rehabilite etmek istiyorsa hem Batı'nın hem de Rusya'nın askerliğini yapan Kürt militanlarla ilişkisi problemini çözmek zorunda. Suriyeli Kürtleri nazikçe yüzüstü bırakmamız lazım: Bağımsız bir Kürdistan kurmalarına izin verilmeyecek."

Bu da Boyes’in bakışı...

Türkiye’deki arkadaşlarının saflığıyla dalga geçebileceğini bile bile yazıyor...

O’na da saygım sonsuz...

Haaaa, Suriye veya Irak topraklarında bir “Kürdistan devlet kurulsun” mu diyorsunuz?

Bunca yıldır neredeydiniz?

Türkiye, yarın tarihi bir dönüm noktasının ya başında, ya sonundadır...

Kazanan Erdoğan, “Çözümcü” olur; kaybeden Erdoğan, “Şahinleşir” diyorum...

 

***

Şarap fıkrası

Karı – koca artık birbirilerine “Seni seviyorum” demeyi unuttukları evlilik yıllarındaymış... Hâlâ uzun yıllara rağmen söyleyebilenler varsa, aşkolsun bu arada... Takdirle selamlarım...

Neyse, kadın ve adam akşam bir yandan TV izliyor, bir yandan da şarap içiyorlarmış...

Bir ara, uzun süreli sessizlikten sonra kadın “Seni seviyorum” demiş.

Adam, elindeki telefondan ve televizyondan gözünü alıp, kadına, “Bunu söyleyen sen misin şarap mı?” diye sormuş.

Kadın, “Sana söylemedim, şaraba söyledim” demiş...

 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.