Cyprus Today sol
  • 21 Kasım 2017, Salı 11:06
SerkanSOYALAN

Serkan SOYALAN

Bir Ara Güler anısı...

Fotoğraf sanatının dev ismidir Ara Güler. Fotoğrafı sadece deklanşöre basıp çekmekle kalmıyor, okuyor, kurguluyor, kokluyor.  Kendini foto muhabiri olarak yorumluyor, savaşları, darbeleri, olayları, haberleri kovalıyor objektifinin ardından.

Onun fotoğraf sanatına kattıklarını ve renkli kişiliğini aktaran kitapları okudum durdum yıllarca, hayranlıkla.

Güler’in karelerinden gördü Türkiye’yi dünya…

Gün oldu askeri nakliye uçaklarının içinde buldu kendini, gün oldu Anadolu yollarında…

Kimi zaman Nuh’un Gemisi’nin izinde koştu, kimi zaman da Afrodisias’ın peşinden gitti…

Bresson’u, Picasso’yu, Nâzım’ı, Hitchcock’u, Dali’yi fotoğrafladı... Erdoğan’a poz verdi…

Aşık Veysel ile köyünde de kaldı, 6-7 Eylül Olayları’nın arasında da…

1928 yılının Ağustos ayında Dacat Bey ve Maryam Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldiğinde, kendisine “Yakışıklı Ara” olarak da bilinen talihsiz Ararat Kralı Ara Geghetsik’in adı verilmişti. Ancak talihi yaver gitti Ara Güler’in.

İstanbul’da Beyoğlu’nda karşılaştık Usta’yla.  “Hayatta en çok kiminle oturup demlenmek istersin?” diye sorsalar, vereceğim cevap içinde mutlaka onun adı olurdu. İşte böylesine bir hayranlık besliyordum Güler’e…

Yine televizyonculara demeçler veriyor, bir belgesel çalışmasına konuşmacı olarak katkı koyuyordu.

Eski İstanbul’u anlatıyordu dev sanatçı, tıpkı siyah-beyaz fotoğraflarda olduğu gibi.

Hayranlıkla izledim (dinledim) bu röportaj çalışmasını ve bu kez de ben bastım deklanşöre, bu anı ölümsüzleştirmek adına…

(Kasım 2017, İstanbul)

***

Okuduklarımdan…

“HAYAT’ın şiirini yazan bizler, çoğumuz, kendimizi usanmış, üzgün, hasta hissediyoruz ve pes etmemize az kaldı (henüz etmedik ama). Yine de Kutsal olmak için Tanrı’ya, Kurtulmak için bahçe dörtlüklerine, Özgür olmak için Savaş’a, hayranlık duyulacak Creley’lere, abuk subuk nöbetlere kapılan Ginsberg’lere ihtiyacımız olmadığını biliyoruz; ama yaşlanmış bütün o güzel kızlar için, dökülmüş bira için, hüzünlü aşkımızın sarhoşluğundan başka hiçbir nedeni olmayan ön bahçe dövüşlerimiz için küçük gözyaşlarına ihtiyacımız var belki. Ben şiirimizi, şiirimizi söyleme ve yazma hakkımızı sonuna kadar, bütün yüreğimle savunuyorum. Hakkımızda dava açılmadan. Dergilerimiz polis tarafından “müstehcen” sayılmadan. İki paralık lanet işlerimizden kovulmadan. Yazdığım hiçbir şeyi ölümsüz addetmediğimi anlayın lütfen; hiçbir özel kıyamet talep etmiyorum- yine de her şey yeterince kıymetlidir; ben ve benim gibi yetenekli veya yeteneksiz birkaç kişi daha bir seçim yaptık, bu süregelen ölüm oyunundan usandık, kırık kolların ve burunların ve o kocaman güneşi, HAYAT’ı katmak istiyoruz. Evet, hayat, ki hepimizi etkiler, siz yaşayan ölüleri ve biz yaşayan canlıları.”

(Pis Moruk İtiraf Ediyor / Charles BUKOWSKI, Parantez Yayınları, 2014, s. 51)

***

Objektifimden…

Beyoğlu… (2017)

***

Bir Söz…

“Aşkın her halini gördüm,

artık ne hali varsa görsün…”

(Yılmaz ERDOĞAN)

***

Bir Şiir…

Fidel'e şarkı

Haydi gidelim,

ateşli peygamberi şafağın,

gizli patikalardan ulaşalım

o yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin.

Haydi gidelim,

isyankar ve marslı yıldızlarla dolu

cepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak

zafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim.

Duyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında

çalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla,

orada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak,

bulacaksın bizi.

Saçıldığında sesin dört rüzgara doğru

adalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu,

oradai yanıbaşında, aynı vurgularla,

bulacaksın bizi.

Ve yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda

zalime karşı doğruluğun uğraşı,

orada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına,

bulacaksın bizi.

Yaralı böğrünü yaladığı gün canavar

milliyetçi bir mızraktır onu orada vuran,

orada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle,

bulacaksın bizi.

Sanma ki bozabilirler bütünlüğümüzü

rüşvetle kuşanmış yaldızlı bitler,

tek istediğim bir tüfek, mermiler ve bir siper.

Başka hiçbir şey.

Ve şayet engellerse yolumuzu demir,

Amerika tarihine geçen

gerillaların kemiklerini örtmek için

bir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından.

Başka hiçbir şey.

Che GUEVARA


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek