Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Sinem BAŞTAŞ

Sinem BAŞTAŞ

06.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tarık Akan’ın anısına

Rahmetli Tarık Akan Kıbrıslı gazeteciler Mehmet Hasgüler ve Özgül Gürkut Mutluyakalı’nın Genç Kıbrıslı için yaptığı söyleşide, “3. Dünya ülkelerinde, kadın – erkek arasında  bir eşitlik söz konusu değil” diyordu

“Sonsuz özgürlük tanıyan bir demokrasi lazım”

“İnsan hak ve özgürlüklerine saygı duyan, değer veren bir sistemin gelmesi lazım ki kadın, toplumu içinde kendi kişiliğini kazanabilsin…” Böyle diyordu Tarık Akan…

Üniversite Temsilciler Konseyi'nin (ÜTK) yayın organı Genç Kıbrıslı'nın Mayıs-Haziran 1991 tarihli sayısında Tarık Akan'la söyleşimiz yayımlanmıştı.

Mehmet Hasgüler'le beraber yaptığımız o röportajı bugün tekrar okudum.

Upuzun boyu ve yakışıklılığıyla beni de etkilemişti. Bugünkü deneyimimle çok daha başka sorular sorar, söyleşiyi de onca güzel ifadesi varken böyle sıradan bir başlıkla yayımlamazdım. Ama öğrenci olarak ve amatör bir öğrenci dergisi adına önemli bir yazı kaleme almışız. Tarık Akan onurlu yaşamına bugün veda etti. Yeşilçam'a adını altın harflerle yazdırdı. Özellikle kadınlar olmak üzere 7'den 77'ye milyonlarca hayranı oldu. Benim hayatımda da işte böyle önemli bir yeri var. Işıklar içinde uyus

İşte o söyleşi…

   Beyoğlu’nun, tramvayla sağlanan nostaljik havası içinde yürürken, hepimiz biraz da olsa heyecan içindeyiz. Etraf her zamanki gibi kalabalık, yüzlerce, belki binlerce insan var.

   Tarık Akan’ın “Nazmi’nin Yeri” dediği yer. Ayhan Işık Sokağı’ndaki Sanat Severler Derneği. İçeri girer girmez, bir adam, kimi aradığımızı soruyor ve hemen Tarık Akan’ı çağırıyor. Gürültüden daha az etkilenmek için, en bucaktaki masayı seçiyoruz, duvarlar, film afişleriyle dolu, Tarık Akan’ın acele eder bir hali var. “Konuşurken, fotoğraf işini de halledin” uyarısında bulunuyor.

   Ve söyleşiye başlıyoruz…

 

Genç Kıbrıslı: Sinemayı nasıl tanımlarsınız? Sinemanın insan ve toplum açısından değerlendirmesini yaparak, katkılarını anlatır mısınız?

Tarık AKAN: Sinema, bir ince sanat dalı ve şu anda, yani son yüzyıllarda artık, işlevi tamamen bir eğlence aracı olarak görülüyor. Daha önceki yıllarda, sinema, iletişim araçları içinde politik silah olarak kullanıldı. Son yıllarda bakıldığı zaman, bu silahın şekli değişti artık. Şu ortaya çıktı ki, artık silah yerine propaganda aracı olarak önem kazanıyor.

   Milletler, kendi kültürlerini başka milletlerin kültürel ağırlığını taşıması için bir köprü aracı olarak kullanıyor. Bir Amerikan sinemasının Amerikan kültürünü dünya kamuoyuna yerleştirmesi veya diğer bir Avrupa ülkesinin kendi, kültürünü başka bir topluma kültür olarak yerleştirmesi… Ve bunda da, bayağı başarı sağlıyorlar bence. Çünkü, son yıllarda Türkiye’ye baktığımız zaman zaten var olan, yerleştirilmiş olan bir Amerikan kültür politikası, bayağı yoğun bir şekilde meselelerini halletmiş vaziyetteler.

   Biz, buna karşı ne yapıyoruz? İş icabı olarak sinemacılar olarak? Hiçbir şey yapamıyoruz. Çok zayıf ve aciz kaldık. Çünkü bu devlet politikası içine sokulmadı. Sinemanın ağırlığı, Türk Toplumu’nun kültürünü etkilemesi ve değiştirmesi açısından bir politika çizilmedi bugüne kadar. Böyle olunca tabii Türk sineması, yapısal olarak kültürel olarak, büyük bir çöküntü içinde. Yeni baştan ele alınıp, devlet tarafından bu sinemanın kültür politikasının içerisine sokulması şart. Ancak bu şekilde mücadele edebiliriz, dış kültürlerin bizi çok fazla etkilememesi için. Ama şimdilik bu ele alınmıyor.

 

Genç Kıbrıslı: Son dönemde Türk Sineması’nda bir netlik yükselmesi görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz? Ya da bu konuda hakikaten böyle bir şey var mı?

Tarık AKAN: Ben buna pek katılmıyorum. Yani nitelik yükselmesi yok. Yapılan sinemanın adı bence, denemelerin sonunda hakkından fazla bir karşılık olmadığı için yöntemini çizemiyorum. Tabii ki, on sene yirmi sene önceki gibi Türk sineması anlayışında değiliz ama son senelerde yapılan Türk filmlerinin bence birçoğu Avrupa filmlerinin gücü altında etkilenmiş, kendine bir yol çizememiş. Durum bu aşamada…

 

Genç Kıbrıslı: Özellikle Türkiye’deki sinema seyircisinin eğilimlerini ve isteklerini yakalama konusundaki durum ne?

Tarık AKAN: İşte her şey şununla başlıyor. Bir kere Türkiye’de iletişim araçları tamamen devlet politikası altında götürülmesi gerektiğine inanıyorum. Devlet politikaları da mutlaka demokratik ve özgürlükçü bir anlayış içerisinde olması gerekir ki, ‘yinedeki tüm sanat dallarını ele alıp bu anlayışı – Demokrasi ve özgürlükçü anlayışı – bu dallara geçirsin. Şimdi ülkemizde tam manasıyla bir demokrasi ver denilemez. O zaman politikaların, politikacıların veya iktidarların düşünceleri şu aşamaya kadar – darbeden sonra – muhafazakar bir düşünce. Muhafazakar bir düşüncenin de sanat anlayışı hangi, ölçülerde ileridir? Hiçbir aşamada ileri değildir. Muhafazakarlıktan bir kere kurtulması lazım. O zaman mesele gerçekleşebilir.

 

Genç Kıbrıslı: Yılmaz Güney size neyi hatırlatıyor? Yılmaz Güney’in 1970-80 arasında, toplumsal sanat açısından çok fazla öne alınmasının altında yatan temel etken sizce nedir?

Tarık AKAN: Yılmaz, yaşadığı dönemde toplumunu çok iyi tanımış ve o toplumun nabzına göre uygun sanatı gerçekleştirebilmiş Türkiye’ye gelmiş en büyük sanatçılardan bir tanesi. Yaşamış olsaydı şu son dönem Türk Toplumundaki değişimin ve içinde bulunduğu bu kaosun içerisinde nasıl bir yol çizebilirdi, onu bilemiyorum. O dönemlerde yaptığı başarının altında yatan tek neden, eleştirisini doğru getirmesi, politikasını doğru çizmesiydi. Filmlerinde halka bu şekilde birdenbire özdeşleşebildi böylece.

 

Genç Kıbrıslı: Dünya sinemasının içinde bulunduğu durumu, diğer sanat dallarıyla karşılaştırarak etkinlik açısından ele alabilir misiniz?

Tarık AKAN: Dünya toplumları içinde Türk filminin yeri bence hiç yok. Bir dönem olur gibi oldu, sonra yine geriledi. O dönem dünya sinemacılığının gözleri bize doğru çevrildi, fakat yine uzaklaştı. Yeni bir anlayış getiremediğimiz sürece, anlayış diyorum yani, teknik ve para bunun dışında kalıyor. Dünya sineması içine bir yerli filmin, Türk filminin girmesi olanaksız.

   Bu anlayış nasıl gelecek? Kim getirecek, nasıl bir birlik, beraberlik içinde olacağız, belli değil. Bir kargaşa yaşanıyor Yeşilçam’da. Hem ekonomik, hem bu anlattığım konuda. Bunlar bir kere yerleşecek. Çok geri kaldığımız apaçık ortadadır. Dünya sinemasıyla mutlaka ortak işler yapıp, onlardan teknik olarak çok şey öğrenmemiz gerekiyor. Ancak o zaman varlığımız ortaya çıkabilir.

 

Genç Kıbrıslı: Bir de bu bağlamda sizin yaşadığınız mali ve teknik kargaşa ve zorlukları aşma yolunda sinema sanatçılarının oluşturduğu örgütün etkinliği ne durumda?

Tarık AKAN: Hiç yok ki böyle bir şey. Herkes kendi başına yeni bir yol bulup, halka ulaşmak, filmlerine iş yaptırmak, beğeni kazandırmak istiyor. Böyle bir birlik, beraberlik yok. Bunu başarabilen yönetmen mutlaka bir yol gösterecektir.

 

Genç Kıbrıslı: Dünya sinemalarında son dönemde en çok beğendiğiniz yönetmen, film ve oyunculardan bahseder misiniz?

Tarık AKAN: O kadar çok ki! Dünya sinemasından 80-90 yaşında olmasına rağmen bir Kurasawa, Bernardo Bertolluci, Coppola, Spielberg… Oyunculardan gerçekten bukalemun gibi olan Robert De Niro Meryl Streep.

 

Genç Kıbrıslı: Geçtiğimiz günlerde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladık. Siz kadın sorununa nasıl bakıyorsunuz? Bir de, Türk Sineması’nda kadının yeri ne? Konu ve oyuncu olarak…

Tarık AKAN: Bizim gibi ülkelerde, yani 3. Dünya ülkelerinde bir eşitlik söz konusu değil, kadın – erkek arasında. Bunun olabilmesi için bir kere daha önce de söylediğim gibi sistem değişikliği gerek. Yani, mümkün olduğu kadar, sonsuz özgürlük tanıyan bir demokrasinin gerçekleşmesi, lazım. İnsan hak ve özgürlüklerine saygı duyan, değer veren bir sistemin gelmesi lazım ki kadın, toplumu içinde kendi kişiliğini kazanabilsin.

   Kadının sinema içindeki konumuna bakıldığı zaman yirmi yıl önceki konumunun değiştiğini görüyoruz. Orada ezilmiş kadın vardı. Artık, kadın da kendi kişiliğini savunmak zorunda hissediliyor. Bu aile filmi de olsa, herhangi bir şekilde kadın da olsa, lafını eden, mücadelesini verebilen, güçlü bir kişi çizilmeye başlandı. Yeşilçam’da bence yeterli değil tabii.

 

Genç Kıbrıslı: Son dönemde takip ettiğiniz popüler gruplar veya müzik akımları nelerdir?

Tarık AKAN: Phil Collins var, yakından, severek dinlediğim…

 

Genç Kıbrıslı: Futbol, sizin için bir anlam ifade ediyor mu?

Tarık AKAN: Hiç anlamıyorum futboldan.

 

Genç Kıbrıslı: Sinemanın sorunlarından bahsettik. Sinemanın topluma daha çok itmesinin, akademik çalışmayla bağlantısını kurar mısınız? Bu konuya eğilmeyi gençliğe öğütler misiniz?

Tarık AKAN: Mutlaka tabii. Gençlik çok önemli. Bu işi seven, bu işe girmek isteyen arkadaşların yanlışları da olsa, başaramama duygusu da olsa, denemelerde büyük yarar var. Birinci – ikinci denemelerde belki hüsrana uğrayabilirler ama yeni bir şeyler getirebilirse bunun sonu yoktur. Mutlaka bir yere oturtacaklarına inanıyorum.

   Bu işte akademik bir çalışma biraz zor ve güç ülkemizde. Çünkü, bunun temelinin çok önce atılması gerekirdi, maalesef atılmamış. Herkes, kendi içinde bu işi yaparak öğrenmeyi sürdürüyor. Türk sinemasının şu anda bu çıkmazda olmaması gerekirdi. Okullarımızın eğitim araçları olmalıydı. Bunun dışında, devletin yapması gereken çok büyük görevler var. Televizyonun da görevi çok büyük, dünyanın her yerinde sinemayı televizyonlar kurtarmıştır. Televizyon, o ülkenin sinemasını dünyaya satan, tanıtan bir kurum ve araç olarak bulunur.

   Türkiye’ye baktığınız zaman TRT’nin hiçbir zaman böyle bir yaklaşımda bulunmadığını görüyoruz. Kötü dizilerle, Osmanlı sentezini anlatan deli saçması dizilerle bir yere varılacağını pek sanmıyorum ama son zamanlarda TRT’de şöyle bir değişim söz konusu: Artık Yeşilçam’a her yıl 25-30 film yaptırmaya kararlı. İşte bunların çok iyi korunması lazım. Paranın ve senaryonun iyi korunması lazım. Yapılanların hem TRT’ye, hem de Yeşilçam’a yol göstereceğine inanıyorum.

 

Genç Kıbrıslı: Size biri “Kıbrıs” dese aklınıza neler gelir, neler düşünürsünüz?

Tarık AKAN: Kıbrıs’a bir harpten önce bir de sonra gittim ve film çektim. Kıbrıs’ı çok sevdim. Girne’sini, Mağusa’sını, Lefkoşa’sını adım, adım dolaştım sayılır. Son zamanlarda maalesef gidemiyorum ama…

   Genç Kıbrıslı: Çok teşekkür ederiz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.