HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Türem Delikurt  TUNÇALP

Türem Delikurt TUNÇALP

26.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kişiye özel

Sevgili okurlar, aldığımız bir ilaca karşı vücudumuzun tepkisini, çevresel faktörler, diyetimiz ve genel sağlığımızın etkilediği gibi bugün genlerin de bu tepkide rol oynadığı artık bilinmektedir. Bu bilinç doğrultusunda da genetik alanından son yıllarda farklı bir dal gelişmiş ve hızla ilerlemektedir.  Bu haftaki köşemizde,  genetik alanında tedavi açısından çok büyük umutlar vaat eden farmakogenetik dalına değineceğiz.

Dilerseniz ilk olarak bu, adı size garip gelebilen, bilimsel dalı tanımlayalım. Farmakogenetik,  vücudumuzun ilaçlara karşı tepkisinde hangi genlerin ne şekilde rol oynadığını araştıran bir daldır.

Farmakogenetik = ‘Kişiye özel’ ilaç tedavisi

Farmakogenetiğin en büyük hedefi,  kendi genetik yapınız doğrultusunda sizin tedaviniz için en uygun ve başarılı ilaçların seçilmesidir. Bu hedef doğrultusunda,  ileride bir çok hastalık için mümkün olacağı ümit edilen gelişmeler arasında:

   -kişinin ilk uygulamadan doğru ve uygun ilaçları alması,

   -doktorun ilaç dozunu kişiye uygun şekilde ayarlayabilmesi,

   -hastalık taramasının güçlendirilmesi ve

   -hastalığın önlenmesi yer almaktadır.

Genetik farklılıklar

Genellikle bir hastalığa yönelik uygulanan ilaç tedavisi çoğu hasta için iyileştirici özellik gösterirken, bazı hastalar ilaç tedavisine beklenilen cevabı veremeyebilir. Bunun yanı sıra bazı hastalar ilaç tedavisi esnasında,  tedavinin yan etkilerinden şiddetli bir şekilde etkilenebilirken kimisi ise hiç etkilenmeyebilir. Uzmanlar, ilaç tedavilerine yönelik hastalar arasındaki bu farkın kişinin genetik yapısıyla da alakalı olduğunu artık bilmekte  ve araştırmalar genetik farklılıkların belirlenmesi için hızla ilerlemektedir.

Farmakogenetik alanındaki gelişmelerin iki yönde geliştiğini söyleyebiliriz. Birincisi; araştırmalar, bir hastalığın ortaya çıkışında rol oynayan genlerin keşfedilmesi üzerinde duruyor. Bunun amacı,  keşfedilen genlerin doğrultusunda yeni ilaçların geliştirilmesidir. İkincisi de;  araştırmalar, şu anda mevcut olan ve kullanılan ilaçlara karşi farklı tepkilerin (tedavi başarısı, yan etkisi gibi) altında yatan genetik faktörleri incelemektir.
Farmakogenetik ve kanser

Farmakogenetik araştırmalar, özellikle de kanser ve kanserin tedavisi açısından önemli gelişmeler ve ümit verici sonuçlar elde etmektedir. Kanser, hücre çekirdeği içerisinde hücrenin doğru bir şekilde çoğalıp büyümesini regüle (kontrol) eden genlerde meydan gelen hatalar sonucu,  hücrenin kontrolsüz bir şekilde çoğalarak tümör oluşumu sonucu ortaya çıkar. Genlerde meydana gelen bu hatalar çevresel etkenler (güneş ışığı, kimyasal maddeler gibi) sonucu ortaya çıkabildiği gibi, kişi bu genetik hataları taşıyarak da doğabilir ki bu durumda kişi doğuştan kanserden etkilenmeye yatkındır ve bu hatalar kalıtsal olarak nesilden nesile aktarılabilir.

Bugün belli kanser türlerinde hangi genlerin rol oynadığı bilinmektedir. Örneğin meme kanserinin ortaya çıkışında,  BRCA 1, BRCA 2 ve p53 gibi önemli genlerde meydana gelen genetik hataların da tetikleyici roller oynadığı bilinmektedir. Kanser tedavisinde farmakogenetik araştırmalar,  kanser hücrelerinde mevcut olan ve kanserin oluşumunda rol oynamış olan genetik hataları hedef alan ilaçları geliştirmeye odaklanmış durumda. Örnek olarak, şu anda meme kanseri tedavisinde deneysel aşamada olan ancak onaylandığı taktirde tedavi açısından ümit vaat eden PARP inhibitor (olaparib) adındaki ilacı verebiliriz. Uzmanlar bu ilacın özellikle BRCA 1 ve BRCA 2 genlerinde kalıtsal hata taşıyan bireylerde daha fazla tümor gelişimini engelleyici özellik taşıdığına dair kanıtlar elde ettiler. İlacın geliştirilmesinin atlında yatan mekanizma PARP adındaki enzim(protein)’le alakalı. Bu enzim,  hem kanser hücrelerinde hem de normal hücrelerde genlerin taşıdığı talimatlarda (yani DNA’nın) meydana gelebilecek hataların onarımında rol oynamaktadır. PARP enziminin, BRCA 1 ve BRCA genlerinde meydana gelebilecek hataların düzeltimi için mevcut olan zincirleme “onarım”da da rol oynadığı bilinmektedir.  Araştırmacılar,  olaparib’in PARP enziminin görevini engelleyerek,  özellikle de BRCA 1 veya BRCA 2 genlerinde hata taşıyan kanser hücrelerinde DNA’nın onarımını engelleyerek,  kanser hücrelerinin dayanıklılığını ve kalıcılığını engellediğini gözlemledi. Olaparip’in bir diğer özelliği, sadece kanser hücrelerine yönelik bir etkisi olması ve dolayısıyla normal hücrelere hasar vermeme potansiyelidir.

Farmekogenetik şüphesiz ki gelecek için ümit vaat eden bir alan ve olaparib gibi ilaçların doğru zamanda,  herkesin ulaşabileceği şekilde,  tıbbi tedavide kullanılması özellikle kanser gibi hastalıkların yenilmesinde büyük bir rol oynayacaktır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.