HUNKAR SAG GIYDIRME
Türem Delikurt  TUNÇALP

Türem Delikurt TUNÇALP

06.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Neden ben? Neden biz?

Bu soruyu kim bilir kaç defa kendi kendimize sormuşuzdur?

Çok istediğimiz bir iş olmadığında, sevdiğimize kavuşamadığımızda ya da canımız çok yandığında, kısacası hayatımızın farklı aşamalarında bazen bilerek, bazen de farkında olmadan şuur altında bu soru kafamızın içinde dönüp durmuştur mutlaka.

İnsan şüphesiz ki bir yere kadar hayatına kendi çabaları ve emeği ile bir şekil verebiliyor. Ancak bazen, tamamen kontrolümüzün ve planlarımızın dışında gelişen olaylar bizi hazırlıksız yakalayabiliyor.

'Kader kısmet' diye isimlendirdiğimiz bu beklenmeyen olaylar, beynimizde 'neden ben?' sorusunu güm diye patlatıverebiliyor.

Kimisinin yarattığı etki belki de bir anlıkken; bazıları hayatımızı hatta ailemizin hayatını değiştirebiliyor. Örneğin, çok ciddi bir hastalığın teşhisi hasta için zor olduğu kadar, onun durumuna seyirci kalmakta olan ailesi ve sevenleri için de yüzleşmesi zor bir gerçektir. Hele bazen, ciddi olan hastalık genetik ve kalıtsal bir hastalık ise, konulan teşhis, diğer aile bireylerini sadece psikolojik yönden etkilemekle kalmayabilir ve hatta onlarda da aynı hastalığın ortaya çıkma riskini de ortaya çıkarabilir.

Hayatın yapı taşları olarak nitelendirilen genler, içerdikleri talimatlar sayesinde vücudumuzun büyümesi ve işlevini sağlarlar. Genler, içerdikleri bu talimatların hatalı olması sonucunda, bazen genetik hastalıklara yol açabilirler ya da bizi bir hastalığa karşı yatkın kılabilirler. Hatalı genlerin ailede nesilden nesile geçmesi halinde de, genetik hastalıklar kalıtsal hale gelebilirler. Kalıtsal genetik hastalıkların aile içinde nesilden nesile geçiş paterni birbirinden farklı olabilir. 'Neden ben?' sorusu hastalıktan sadece kendisi etkilenmiş bir kişinin aklından geçebileceği gibi, kendisini bir genetik hastalık için riskte bulan bir aile bireyinin aklından da geçebilecektir.

Tamamıyla şans...

Her genin, biri anneden biri babadan gelmek üzere iki kopyası vardır. Aynı şekilde biz çocuklarımıza her genimizin sadece bir kopyasını verirken, diğer kopyaları eşimiz sağlayacaktır.

Oluşumumuz sırasında ne annemizin nede babamızın bize verecekleri gen kopyalarını seçme şansı vardır. Bu tamamıyla şansa bağlıdır.

Suç kimsenin değil

Bazı genetik hastalıklar için genetik test yapılarak, onlara neden olan gen hatalarını bulmak mümkündür. Ancak, genetik test basit bir kan testi değildir. Çıkan sonuç hastayı olduğu kadar aileyi de etkileyeceği için genetik test hakkında genetik danışmanlık yardımıyla iyice düşünülmeli ve kişi kendisi için en doğru kararı vermelidir. Hastalığınızın hatalı bir genden dolayı sizi etkilediğini bilmek belki bir belirsizliği ortadan kaldıracaktır, ancak, bunun ortaya çıkması ile doğmuş veya henüz doğmamış çocuklarınızın belli bir risk kategorisi içine girdiğini de öğrenme ihtimaliniz olabilecektir. Ya da kendi çekirdek aileniz dışında diğer aile bireylerinize de, belki de, böyle bir gerçeğin habercisi olma görevi size düşecektir.

Yani 'neden ben?' sorusu, genetik bir testin vereceği sonuçlarla 'neden biz?' sorusu haline gelecektir. 'Neden ben?' sorusunun yanı sıra, genetik bir hatayı taşıdığını öğrenen kişiler, suçluluk duygusuna da kapılabiliyor (Çünkü belki de bu hatayı bir sonraki nesle geçirmiş olabilirler). Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi bize geçecek olan genleri, hatalı veya hatasız, ne anne ve babamızın seçme şansı var ne de bizim. Bu kimsenin suçu değildir. Kişilerin ve ailelerinin 'neden ben?' veya 'neden biz?' soruları veya suçluluk duyguları genetik bir hastalık ya da testle gelen birçok psikolojik sorunlara örnektir. Dolayısıyla genetik bir hastalığın sadece neden ortaya çıktığını anlamak yeterli değildir ve onunla birlikte ortaya çıkan psiko-sosyal gerçeklerle bireylerin ve ailelerin yüzleşebilmesi için genetik danışmanlık da gereklidir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.