HUNKAR SAG GIYDIRME
Uzm. Mine  ÇAĞLAR

Uzm. Mine ÇAĞLAR

06.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Biz kanserden değil, kanser bizden korksun...”

“Erken tanı hayat kurtarır”

Değerli okurlarım, bugünkü konumda sizlere meme kanseri erken tanısında önemli uygulamalar olan “klinik meme muayenesi” ve “radyolojik görüntüleme yöntemlerinden” bahsedeceğim.

Meme kanseri, erken teşhis edildiği zaman tedavi edilebilen ve iyileşme şansı yüksek olan bir kanser türüdür. Bu nedenden dolayı, hastalığın erken tanısına yönelik çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bu yöntemlerden ilki olan ve kolaylıkla uygulanabilen “kendi kendine meme muayenesi” ile ilgili bilgileri sizlerle daha önceki haftada paylaşmıştık.

Kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 25’inden sorumlu olan meme kanserini erken tespit edebilmek için düzenli olarak yapılması gereken aylık “kendi kendine meme muayenesi” dışında, “klinik meme muayenesi” ile “kişiye özgün radyolojik görüntüleme yöntemlerinin” uygulaması yer almaktadır.

Klinik meme muayenesi, düzenli olarak ve belli aralıklarla doktor kontrolünde veya bu konuda eğitim görmüş sağlık personeli tarafından meme muayenesinin yapılması şeklinde tanımlanabilir. Uzman kişiler tarafından yapılan meme muayenesinde, kendi kendine meme muayenesinde olduğu gibi gözle ve elle değerlendirme yöntemleri yer almaktadır. Bu nedenden dolayı, meme muayenesi yapılan kişilerde meme yapısında herhangi bir değişikliğin (şekil, boyut, renk gibi) olup olmadığı yanında, meme dokusu ve koltuk altı lenf bezlerinin de kontrolü yapılabilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Kanser Birliği (ACS), klinik meme muayenesini 20-39 yaş grubundaki kadınlar için iki-üç yılda bir, 40 yaş ve üzeri kadınlar için ise yılda bir olarak önermektedir.

Meme kanserinin erken tanısına yönelik düzenli olarak yapılması gereken “klinik meme muayenesi”, kişi veya görüntüleme yöntemleri tarafından saptanamamış meme kanserlerinin bir kısmını yakalayabilmesi açısından önem arz etmektedir.

Ayrıca bir kadının meme kanseri açısından risk grubunda olup olmadığının belirlenmesi ve risk unsurlarının azaltılması için yapılması gerekenlerin saptanması da ancak klinik değerlendirme sonucunda belirlenebilmektedir. Bu nedenle, klinik meme muayenesi, meme kanseri tarama programlarının vazgeçilmez bir parçası olarak düşünülmelidir!...

Günümüze kadar yapılan birçok çalışmada, “klinik meme muayenesi” yönteminin olumlu sonuçlarıyla ilgili önemli görüşler de ayrıca iletilmektedir.

Meme kanseri, erken tanısı mümkün olan ve erken tespit edilebildiği zaman tedavi şansı yüksek olan bir kanser türüdür. Bu nedenle meme kanserinde erken tanı büyük öneme haizdir. Bu konu üzerinde çalışan uluslararası saygın kuruluşlar meme kanseri için özel ve kişiye özgü tarama yöntemleri tarif etmektedir.

Günümüzde meme kanseri erken tanısında en sık kullanılan radyolojik yöntemler arasında mamografi, ultrasonografi ve tanıya yönelik yapılan diğer işlemler yer almaktadır. Radyolojik yöntemlerden ilki olan mamografi, meme hastalıklarının tanısında kullanılan en eski ve en güvenilir radyolojik tanı yöntemi olarak bilinmektedir. Mamografi, meme kanseri için Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) de kabul ettiği en etkin tarama yöntemidir. Yapılan çalışmalarda tarama amacıyla kullanılan mamografilerin hastalığı erken tespit edebilmesi nedeni ile meme kanseri mortalitesini (ölüm oranlarını) 1/3 oranında düşürdüğü bildirilmektedir. Günümüzde meme kanseri tarama yöntemleri içerisinde mamografi yöntemlerinin yeri tartışılmazdır. Mamografi, memedeki oluşumları henüz belirtileri ortaya çıkmadan ya da elle fark edilecek aşamaya gelmeden saptayabiliyor olması açısından önemlidir. Bunun yanında, mamografinin X ışınları ile çalışan bir teknoloji olması sebebi ile, en gelişmiş ve en az X ışını ile çalışılıyor olması dahi, bu yöntemin gereksiz durumlarda, doktor kontrolü dışında kullanılmamasının önemi büyüktür!

Özellikle genç yaşlarda memelerin radyasyona daha duyarlı olması, meme kanserlerinin bu yaş grubunda nadir görülmesi, meme dokusunun yoğun oluşu nedeniyle mamografik yorumlarda sınırlayıcı faktör olmasından dolayı 35 yaşın altındaki kadınların öncelikle “ultrasonografi yöntemi” ile değerlendirilmesi önerilmektedir.

Ultrasonografi yöntemi, mamografi yöntemine yardımcı bir yöntem olarak, ultrasonik ses dalgaları kullanılarak uygulanan ve X ışını içermeyen bir görüntüleme yöntemidir. Özellikle genç kadınlarda ultrasonografi yöntemi, mamografi yöntemine göre daha çok bilgi verici olması açısından önemlidir. Ultrasonografi yönteminin en önemli kullanım amacı, özellikle klinik muayenede veya mamografide saptanan ve ele gelen kitlelerin içyapıları hakkında bilgi verebilmesidir.

(Devam edecek)

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.