Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Uzm. Mine  ÇAĞLAR

Uzm. Mine ÇAĞLAR

25.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Erken teşhis,  hayat kurtarır”

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?

Kanser hastalığı, tüm vücudun bir hastalığı olup, köken aldığı doku ve organlara göre belirti ve bulguları farklılıklar göstermektedir. Bu bakımdan prostatın yapısını oluşturan hücrelerden köken alan prostat kanserinin belirtileri de diğer organ kanserlerine göre farklılıklar göstererek kendine özgü bazı özellikler taşımaktadır. Bu belirtiler arasında idrar yaparken zorlanma, gece idrara çıkma ve sık sık idrar yapma isteği, idrar akışının geçmişe göre yavaşlaması, idrarda kan görülmesi ve idrarın belli bir kısmı atıldıktan sonra dahi idrarın damla damla gelmesi, kişinin idrarını yaptıktan sonra idrar kesesinin tamamen boşalmamış olduğu hissine kapılması gibi şikayetler yer almaktadır. Şunu da bir kez daha belirtmekte yarar vardır ki, yukarıdaki belirtiler her zaman için prostat kanserinin kesin belirtileri olamayacağı gibi prostatla ilgili başka sağlık problemlerinin belirtileri de olabilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, idrar yapma alışkanlıklarında normalin dışında gözlenen değişiklikler olduğu takdirde hiç gecikmeden bir Üroloji Uzmanına başvurulması sağlık açısından önem arz etmektedir.

Prostat bezi, erkeklerde idrar kesesinin altında bulunan bir bez olup, 40 yaşından itibaren büyümeye başlamaktadır. Erkeklerin birçoğunda prostat bezinin büyümesi bir problem yaratmazken, bazı erkeklerde prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaptığı için idrar yaparken zorluk çekilmesi ile ilgili sıkıntılar yaratabilmektedir. Bu zorluklar dışında ayrıca gece idrara çıkma ve sık sık idrar yapma isteği, idrar akışının geçmişe göre yavaşlaması, idrar yapabilmek için zorlanma gerekliliği, idrarda kan görülmesi ve idrarın belli bir kısmı atıldıktan sonra bile halen daha idrarın damla damla gelmesi gibi şikayetler de yer almaktadır. Bu şikayetler dışında ayrıca, kişi idrarını yaptıktan sonra idrar kesesinin tamamen boşalmamış olduğu hissine kapılması gibi sıkıntılı durumlar da bulunmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz belirtiler birçok kişide prostat büyümesine bağlı olarak görülebilse de bu şikayetler bazen prostat kanserinin de önemli habercisi olabilmektedir. 

Prostat kanseri, genellikle çok yavaş geliştiği için erken dönemde ve yıllarca hiçbir belirti ve bulgu vermeyebilir. Buna bağlı olarak kişinin hiçbir şikayeti de olmayabilir. Bu nedenlerden dolayı, erken tanı hastalıkla mücadelede çok önemli bir yer tutmaktadır. Erken tanısı mümkün olabilen bir kanser türü olan ve erken dönemde hastalıkla ilgili herhangi bir belirti vermeyen prostat kanserini erken tespit edebilmek için özellikle 40 yaş ve üzeri erkeklerin tarama programlarına katılmaları ve düzenli olarak doktor kontrollerinden geçmeleri gerekmektedir.

Kanser hastalığı, erken tanı ve uygun tedavi ile yaşam şansı yüksek olan bir hastalıktır. Kanser hastalığı ile başarılı bir mücadelede dört önemli basamaktan birisini oluşturan "erken tanı ve tarama hizmetleri", erken tanısı mümkün olabilen kanser türleri yönünden sağlıklı bireylerin çeşitli muayene ve görüntüleme yöntemleriyle taramalarının yapılmasıdır. Kanser hastalığının tedavisindeki başarı, hastalığın erken tanınmasında gizlidir. Erken tanısı ve korunulabilmesi mümkün olabilen kanser türlerinden birisi olan "prostat kanseri", yavaş büyüyen ve bu nedenle karakteristik belirti ve bulguları genellikle çok geç dönemlerde ortaya çıkan bir kanser türüdür. Bu nedenlerden dolayı diğer kanser türlerinde olduğu gibi “prostat kanseri” nde de “erken tanı” çok önemlidir. Prostat kanseri ile mücadelede ve tedavideki başarının anahtarı hastalığın erken tanınmasında gizlidir.
Prostat kanseri erken tanısı için

Prostat kanserinin erken dönemde hiçbir belirti vermemesi nedeniyle hastalığın birçok kişide genellikle rutin kontroller sırasında ve ileri bir dönemde tespit edilebildiği belirtilmektedir. Sağlık konusunda bayanların erkeklere göre daha hassas ve daha özenli oldukları bilinen bir gerçektir. Erkeklerin birçoğu sağlıkla ilgili herhangi bir şikayeti olmadığı sürece kontrol amaçlı doktora başvurmamaktadırlar. Bu nedenlerden dolayı, erkekler arasında sıklıkla görülen prostat kanseriyle mücadelede en etkili yöntem, toplumdaki 40 yaş ve üzeri tüm erkek bireylerin hastalıkla ilgili olarak bilinçlendirilmesi, doktor muayenesi ve tarama programlarının düzenli olarak uygulanmasıdır. Bu amaçla, prostat kanserinin erken tanısına yönelik PSA (Prostat Spesifik Antijen) kan testi uygulamasının ve doktor kontrollerinin düzenli olarak yapılması gerekmektedir.

Prostat kanseri erken tanısında kullanılan bir test olan PSA (Prostat Spesifik Antijen), prostat bezi tarafından üretilen ve semen sıvısının yapısında olan küçük bir protein molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya çok düşük seviyelerde bulunur. Ancak, prostat kanserlerinde PSA'nın kan düzeyleri çok yükselir. Ancak şunu da belirtmekte yarar vardır ki, bazı kanser dışı durumlarda da PSA değerlerinde yükselmeler görülse dahi bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmeler şeklinde olmaktadır. Ayrıca, prostat kanserlerinin çok küçük bir oranında dahi olsa PSA değerlerinde herhangi bir yükseklik görülemeyebilmektedir. Bu nedenlerden dolayı, rutin olarak yapılacak PSA testleri yanında klinik bir muayene için muhakkak bir Üroloji Uzmanına başvurulması ve önerilecek gerekli muayene ve değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.

Prostat kanserinden nasıl korunmalıyız

Prostat kanserinin oluşumunu engelleyebilecek ve dolayısıyla erkekleri hastalıktan mutlak koruyabilecek bir yöntem henüz bilinmemekle birlikte, hastalığın erken tanısının ve erken tanındığı takdirde tedavisinin mümkün olabileceği unutulmamalıdır...

Normalde hiçbir şikayet olmasa dahi yılda bir kez uzman doktor tarafından detaylı prostat muayenesinin yapılması ve erken tanı hizmetlerinden bilinçli bir şekilde faydalanılması gerekmektedir.

Prostat kanserinin oluşumunda genetik yapı, yaş ve ırksal faktörleri değiştirme şansı maalesef mümkün değildir. Fakat hastalığın oluşumunda rol oynayan ve korunulabilmesi, değiştirilebilmesi mümkün olabilen beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzları gibi önemli risk faktörlerinden dikkat edildiği takdirde korunabilmesi mümkün olabilmektedir. Beslenme alışkanlıklarında daha dikkatli ve özenli olunarak, özellikle hayvansal yağ ve protein içeriği fazla olan besin gruplarından dikkatli ve sadece vücut için gerektiği ölçüde tüketilmesi, daha çok döneminde yetişen meyve, sebze ve antioksidant özelliği olan besin gruplarından günlük ve vücut için gerekli miktarlarda tüketilmeye özen gösterilmesi, ayrıca düzenli egzersiz yaparak normal vücut ağırlığının da korunulmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.