Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Uzm. Mine  ÇAĞLAR

Uzm. Mine ÇAĞLAR

02.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Kansersiz yaşam sizin elinizde!”

Kanser hastalığı, tüm dünyada giderek arış gösteren önemli bir sağlık problemidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) veri tabanı GLOBOCAN 2012 verilerine göre, dünyada 14.1 milyon yeni kanser vakası ve 8.2 milyon kişinin de kanser nedeniyle gerçekleşen hastalıktan ölümler olarak rakamsal verileri bildirilmiştir. Dünyada en sıklıkla görülen kanser türleri arasında, Akciğer kanseri (1.82 milyon) (13%), Meme kanseri (1.68 milyon) (11.9%), Kolorektal (Bağırsak) kanserleri (1.36 milyon) (9.7%), Prostat kanseri (1.11 milyon) (7.9%), Mide kanseri (951.594) (6.8%) ve daha düşük oranlarda diğer kanser türleri yer almaktadır. Meme kanseri, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke kadınlarında en sıklıkla görülen bir kanser türü olup, 2012 GLOBOCAN verilerine göre tüm dünyada yaklaşık 1.68 milyon yeni meme kanseri vakası ve 552.000 hastalıktan ölümler bildirilmiştir. Dünyada kadınlar arasında görülen tüm kanserlerin 25% ini meme kanseri oluşturmaktadır. Hastalığın görülme sıklığı açısından bölgeler arasında yaklaşık 4 kat fark bulunmuştur. Meme kanserinin Asya ve Afrika da yaşayan kadınlar arasında görülme sıklığı 27/100.000 iken, Avrupada yaşayan kadınlarda bu oran 96/100.000 olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, bayanlar arasında sıklıkla görülen meme kanserine karşı farkındalığı yaratmak ve bilinçlendirmek amacıyla her yıl ekim ayında bayanlara yönelik çeşitli organizasyonlarla hastalık konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmaktadır.

Günümüzde birçok kanser türlerinden korunabilmek mümkün olup, birçok kanser türleri de erken tanı ile tedavi edilebilir hastalıklar arasına girmiştir. Bilindiği gibi erken tanı, kanserle savaşın en önemli basamağı olup bazı kanser türlerinde erken tanı uygulanabilir olup, tedavi imkânı sağlanabilmektedir.

Erken tanısı ve erken tanındığı takdirde tedavideki başarı ve sağlıklı yaşam şansı yüksek olan bir kanser türü olarak “meme kanseri”, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bayanlar arasında en sıklıkla görülen bir kanser türüdür. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, meme kanseri görülme sıklığının 1950’li yıllarda her 20 kadından birinde, 1970’li yıllarda her 13 kadından birinde, 1980’li yıllarda her 11 kadından birinde ve 1990’lı yıllardan itibaren ise her 8 kadından birinde görüldüğü belirtilmektedir. Yıllara göre meme kanserinin görülüş sıklığındaki bu artışın yanı sıra, günümüzde gelişen teknolojik imkânlarla hastalığın tanı ve tedavisindeki yeni gelişmelerin ve özellikle de erken tanı hizmetlerinin sunduğu imkânlar neticesinde hastalık çok erken dönemlerde tespit edilebilmekte ve uygun tedavi yaklaşımları neticesinde hastalıksız, sağlıklı yaşam şansı kişiye yeniden kazandırılabilmektedir. Günümüzde, erken tanı hizmetlerinin sağlıklı bir şekilde uygulanması ve erken tanı konusunda bayanların bilinçlendirilmesi neticesinde hastalıktan ölüm oranları oldukça azalmıştır.

Kanser türlerinden biri olan ve kadınlar arasında erkeklere oranladaha  sıklıkla rastlanan meme kanseri günümüzde erken teşhis edildiği takdirde tedavi edilebilen ve hastalık erken tespit edildiği takdirde kişiye sağlıklı yaşam şansı kazandıran önemli bir kanser türüdür. Ancak, bütün gelişmelere rağmen kadınlar tarafından hastalığın çok iyi tanınmadığı ve bilinmediği yerlerde hastalık halen daha en çok korkulan kanser türlerinin başında gelmektedir. Özetle söylemek gerekirse meme kanseri, halen daha birçok bayanın korktuğu fakat erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. Bu nedenden dolayı, “Ekim Ayı” “Meme Kanseri Farkındalık ve Bilinçlendirme Ayı” olarak, ay boyunca çeşitli etkinliklerle meme kanseri konusunda bilinçlendirici ve farkındalığı yaratıcı organizasyon ve eğitim programları kapsamında tüm bayanlara ulaşmayı hedeflemektedir. 

Meme kanseri 30 yaş öncesinde oldukça nadir olup, bu yaşı takip eden yıllarda görülüş sıklığı açısından tırmanış göstermektedir. Meme kanserinin görülme sıklığı, menapoz döneminde hafif bir azalmayı takiben menapoz sonrası yıllarda yavaş eğilimle sürekli devam eden bir artış göstermektedir. Meme kanseri, kadınlarda sıklıkla görülmekte iken, erkeklerde de sağlık sorunu yaratan, oldukça ender olarak görülen önemli bir kanser türüdür.

Kanser hastalığı, vücudumuzun kendi hücrelerinden köken alan, tek bir hücre hastalığıdır. Bu hücreler, birçok risk faktörünün etkisiyle genetik yapılarında meydana gelen kalıcı değişiklikler neticesinde ölümsüz hücreler şekline dönüşerek kontrolsüz bir şekilde bölünme ve çoğalma özelliği kazanmaktadırlar. Bu hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalması ve kitleler meydana getirmesi neticesinde meydana gelen kanser hastalığı, aslında doku ve organları oluşturan tüm vücut hücrelerinden meydana gelebilmektedir. Bu şekilde vücudun herhangi bir doku ve organından köken alan ve gelişen kanser hastalığı da, köken aldığı doku ve organa göre farklı isimler almaktadır.

Bu noktada meme kanserinin köken aldığı organ olan meme yapısı, şekilde de görüldüğü gibi vücudun ön tarafında göğüs bölümünün önünde, iki yanda simetrik duran ve epidermisten kaynaklanan organlardır. Erkeklerde olağan durumlarda yaşam boyunca gelişmeyen memeler, kadınlarda yaşamın farklı dönemlerinde büyüklük, biçim ve görev bakımından ayrılıklar gösterirler. Kabaca koni şeklinde olan memelerin büyüklüğü ve biçimi, kadınların yaşlarına göre değişiklikler gösterir. Meme başının çevresinde “areola” denilen ve koyu pembe renkte olan yuvarlak bir bölge bulunur. Bu bölge içinde küçük kabarıklıklar vardır. Bu kabarcıklar aslında birer “Sebase bezi”dir. Bu bezlerden yağ koyuluğunda “sebum” denilen sıvı salgılanır. Sebum, özellikle emzirme dönemlerinde meme başını mekanik etkilere karşı korumaktadır. Memede salgı yapan hücreler tarafından oluşturulan ve lobül adı verilen birimler vardır. Lobül’lerin birleşmesiyle loblar oluşur. Meme, meme başı çevresinde yer alan 15-20 lobdan meydana gelir. Lobül’ler birbirlerine süt kanallarıyla bağlıdırlar ve süt kanalları da meme başına doğru birleşirler.

Meme, çeşitli hormonların etkisi altında gelişimini tamamlar. Bu hormonlardan bazıları, östrojen ve progesteron’dur. Salgılanan hormonların etkisiyle süt kanalları ve lobül’ler büyür ve gelişir.  Özetle söylemek gerekirse meme yapısı, süt salgılayan süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan süt kanallarından meydana gelmektedir.

 Meme kanseri, lobül’leri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla gelişir. Meme yapısını oluşturan hücre gruplarından köken alan meme kanserini, meme dokusu içerisinde normalde olmayan ve olağan dışı yapıdaki kanser hücrelerinin var olması ve kitleler meydana getirmesi şeklinde de tanımlayabiliriz. Süt kanallarından kaynaklanan kansere “duktal karsinom”, lobül’lerden kaynaklanan tipe ise “lobüler karsinom” denir.

Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinin de oluşumunda rol oynayan ve hastalığın meydana gelme olasılığını artıran tüm iç ve dış faktörler “risk faktörleri” olarak tanımlanmaktadır. Günümüze kadar kadınlar arasında sıklıkla görülen meme kanserinin oluşumunu tetikleyebilecek risk faktörleri araştırılmış ve aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda meme kanserinin oluşumunu tetikleyen ve meme kanseri riskini artıran birçok risk faktörü tanımlanmıştır. Risk faktörlerini iyi tanımlanmış ve iyi tanımlanmamış risk faktörleri olarak gruplayan ekoller olması yanında, meme kanseri oluşum riskini artıran faktörleri genetik, hormonal ve çevresel risk faktörleri olarak üç büyük grup altında inceleyen ekoller de mevcuttur. Meme kanserinin oluşumunda bazı önemli risk faktörleri yer almaktadır. Bu risk faktörleri içerisinde, cinsiyet (özellikle kadın olmak), yaş (50-70 yaş arası veya menapoz sonrası dönemde olmak), kişisel meme kanseri hikayesi, ailevi meme kanseri hikayesi (kan bağı yakını olanlarda meme kanseri tanısı almış kişi sayısı ve yakınlık derecesi önemli), şişmanlık (özellikle menapoz sonrası dönemde hızlı kilo alımı), erken adet görme (12 yaş öncesi), menapoza geç girme (55 yaş sonrası), sigara ve alkol kullanma alışkanlığı, genç yaşta iyonizan radyasyona maruz kalmak, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kanserojenlere maruz kalma, ileri yaş gebelikleri, menapoz veya menapoz sonrası dönemde kontrolsüz ve uzun süreli östrojen hormon tedavisi alma, sağlıksız beslenme alışkanlıkları (özellikle yağlı ve hazır gıdalarla beslenme ve normal şartlarda yetiştirilmemiş meyve ve sebzelerin, et ve süt ürünlerinin sıklıkla tüketilmesi), hareketsiz yaşam tarzı, stres ve duygusal kişilik yapısına sahip olmak gibi faktörler yer almaktadır.

Ayrıca belirtmekte yarar vardır ki, meme kanserinin oluşum riskini artıran bu tür risk faktörlerin varlığı her zaman için bayanlarda yaşam süreleri boyunca meme kanseri gelişeceği anlamını taşımadığı gibi, bu tür risk faktörlerine sahip olmayan bayanlarda da meme kanseri gelişmeyeceği anlamını da taşımamaktadır. Bu konuda Amerikan Kanser Birliği’nin (ACS) yapmış olduğu çalışmalarda, meme kanserinin bilinen hiçbir riski olmayan kadınlarda da sıklıkla görüldüğü ayrıca bildirilmektedir.
Unutmamalıyız ki, meme kanseri, erken tanı yöntemleri ile erken tanısı ve erken tanındığı takdirde tedavisi mümkün olabilen bir kanser türüdür.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Amerikan Kanser Birliği (ACS) gibi önemli sağlık kuruluşlarının önerileri dikkate alındığında meme kanseri ile savaşta en önemli unsurun, kişilerin kendi kendine aylık meme muayenesi ile yıllık doktor kontrolleri ve meme kanserine yönelik uygulanan erken tanı hizmetlerinden bilinçli bir şekilde faydalanılması olduğu vurgulanmaktadır.   Değerli Okurlarım, bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır ki, meme kanseri erken tanısı mümkün olabilen, erken tanındığı takdirde tedavi edilebilirlik ve kişiye sağlıklı yaşam şansını kazandırabilen önlenebilir ve erken tanınabilir bir kanser türüdür. Bu nedenle, “meme kanserinden değil, meme kanserinde geç kalmaktan korkalım”. Meme kanserinde erken tanının “HAYAT KURTARICI” olduğunu unutmayalım...
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.