HUNKAR SAG GIYDIRME
Uzm. Sos. Nihal SALMAN

Uzm. Sos. Nihal SALMAN

13.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Aldatma

Tanım olarak, iki kişi arasındaki birlikte, taraflardan birinin 3.kişi ile yaşanan; duygusal, fiziksel eylemler ve söylemlerdir. Aldatılma için somut göstergeler; yazılar, temaslar, ifadeler ve davranışlardır.  Eğer somut göstergeler yok ve sadece hissediş var ise bu sadakatsizlik olup aldatmanın doğasını gösterir.

Aldatma belki de geçmişten günümüze ikili insan ilişkilerinin en önemli gündem maddesini oluşturmaktadır. Kimse bir ilişkiye aldatmak ya da aldatılmak için başlamaz fakat şu da bir gerçektir ki çoğu ilişki aldatma kavramının kötü etkisi altındadır. Özellikle basında birbirini aldatan ünlü eşlerin gündem maddelerini oluşturması, izlediğimiz sinema filmlerinden, okuduğumuz romanlara kadar yayılan aldatma teması kendi ikili ilişkilerimizi daha çok sorgular duruma getirmiştir bizi.

Aldatmanın psikososyal dinamikleri arasında, aşırı yüceltilmiş karşı cins ve buna ulaşamamanın verdiği acizlik duygusu olabilmektedir. Genelde bayanlar tarafından tercih edilmeyen biri evlendikten sonra tercih edildiğinde bilinçaltındaki duygular depreşir ve elde etme düşüncesi harekete geçer.

-Eşin cazibesini yitirmesi.

-Hamilelik veya hastalıklı bir dönem

-Sık görüşememek ve mesafe

-30 yaş sendromu ve 40”lı yaşlara girerken bu dönemler varlığını, duygularını ve bedenini gözden geçirme sürecinin yoğun olduğu dönemdir.

-Cinsel sorunlar

-İlişkide iletişim sorunları

-Çocuğun doğumu ile ilginin çocuğa yönelmesi ile değersizlik duygusu yaşamak.

-Şiddet görmek

-İntikam

-Yeni bir başlangıç yapmak ve kendilik değerini test etmek için aldatmak(halen ilgi çekici miyim, arzu ediliyor muyum ?

-Son madde olarak tekrar belirtmek gerekir ki neden olabilir ama kabul görülmez.

Aldatmak, evliliklerin bitiminde en çok ilk üç madde arasında bulunmaktadır. Aldatma olayını doğru göremeyen ve süreci doğru sürdüremeyen tarafların  % 75, i ayrılmış veya boşanmıştır. Aldatma sonrası, ilk öğrenilmek istenen “neden yaptı” sorusudur. Aslında herkes yaşadığı ve yaşattığı travmanın gerçek nedenini bulmak-bilmek ister. Kişi de bazen nedenini bilmeden aldatır. Ta ki derin sorgulamalar veya danışman desteği ile bunu bulana kadar. İşte sorun, nedeni bulurken aldatılanın nedeni, kendine mal etmemesidir. Neden ne olursa olsun aldatılan kişi, suçluluk içinde değildir.

Aldatılan kişi, kendisine yapılan olayı, içselleştirerek kendisinden kaynaklandığını düşünür. Ama yapılan araştırmaların sonucunda da % 100 aldatmanın nedeni bulunamamıştır. Yukarıdaki nedenler ise ihtimallerdir..

Aldatılan kişi, kayıp ve ölüm travmasına benzeyen travma yaşar.  Bu nedenle ağır ve destek isteyen bir süreçtir. Nasıl davranmalı kısmı ise az sonra

Genel düşünce aldatan kişinin bu durumdan büyük zevk aldığı düşüncesi olsa aslında, olay yaşanırken bir çatışma ve mutsuzluk hâkimdir. Çünkü başına gelmesini istemediği bir şeyi yapmaktadır. Bu nedenle aldatma ortaya çıkarken aldatan kişinin de ruh halinin sağlıklı olmadığını unutmamalıyız.

-Aldatan eşin yalansız bir şekilde olayı anlatması ve tüm sorumluluğu üzerine alması.

-Aldatma anlatırken varsa yaşanan cinselliğin detaylarına girilmemesi ve aldatılan tarafın bunda ısrar etmemesi gerekir. Çünkü anlatılması halinde zihinde senaryolaştırma ve filmleştirme ile sorunun çözümü zorlaşır.

-Olayın başında; -ayrılmak, kararsızlık veya ilişkiye devam kararlarından birini vermeden önce, önce olayı öğrenmeye çalışın. İstediğiniz kararı yine verebilirsiniz.

-Sorunun çözümüne, anlaşılmasına ve olağan sürece geçene kadar aldatılan tarafın onayı ve rızası olmadan cinselliğin yaşanmaması

-Soruları sorarken,  ne zaman başladı, neden bitirmedin, cinsellik var mı, duygusallık var mı, tehdit edici bir durum var mı, önlem alınması gereken bir durum var mı? Soruları ağırlıklı kullanılmalıdır.

-Aldatan kişi 3.kişinin iletişim ve adres bilgilerini vermemelidir.

Eğer aldatıldıysanız,

- Eşinizle duygusal, cinsel ve paylaşım bağlarını konuşun. Bunları olay netlik kazanana kadar devam etmeyeceğini ortaklaşa kararlaştırın.

-Devamlı sorgulamak yerine zaman dilimi belirleyin.

-Bütün detayları öğrenmeye çalışmayın.

-Sizin bunu fark edememeniz beceriksizliğiniz değil, güvenmenizin göstergesi olduğunu unutmayın.

-Evliliğinizi ve kendinizi suçlamak yerine, bunun bir evlilik sorunu ve eşinizin tutumu olduğunu unutmayın.

-Kendinizi başkasıyla kıyaslamayın.

- Benden güzel olsaydı gam yemem demeyin.  Sizden güzel olsaydı daha üzülürdünüz.

-Eşinizi devamlı kontrol etmeyin. Maillerini telini cüzdanın karıştırmayın. Bu ilişkinize yapıcı bir katkıda bulunmaz.

-Eğer iletişimle sorunu çözemiyorsanız karşılıklı anlaşarak birbirinize mektup yazın.

-Eşinizin aldatmasına onu aldatarak cevap vermeyin. Size sadece suçluluk hissettir. Sonraki zaman diliminde bu davranışınız sizi hep rahatsız eder.

-Olayın hemen ertesinde hiç bir şey olmamış gibi davranmak yerine, baş başa uzun zaman dilimi içinde olayın detaylı konuşulması,

-Aldatılan eşin olayı tam öğrenmeden herkese açmaması ve bu olaydan dolayı eşine karşı alınacak tavır ve tepkileri hesaplaması.

-Çocuklara anlatırken, aldatan tarafı suçlamak ve cezalandırmak olarak değil, durum hakkında bilgilendirmek olarak açıklanması. Aslında çocuklara anlatırken uzman desteği önemlidir.

-Yine çocuklara anlatırsa şayet; eşlerin aynı şeyleri söylemeleri veya beraber söylemeleri önerilir.

-Çok acı bir süreçti fakat geride kaldı diyebilmek. Kabullenmeyi gurursuzluk ve çaresizlik olarak değil, güçlü olabilmek olarak da düşünmeliyiz.

Aldatmalar travma etkisi yaratır. Ama ilginç olan şudur ki, bazen aldatma olayından sonra evliliklerin daha sağlıklı yürümeye başladığı, bağlılık duygusunun arttığı, sorunların bu tip travmadan sonra netleşip çözüm için ortak hareket edildiği tespit edilmiştir.

Kaynak: Paulo Coelho’nun yazmış olduğu “Aldatmak”  isimli kitaptan yararlanılmıştır.

(Devam edecek)

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.