• 03 Eylül 2017, Pazar 14:12
Uzm. Sos. NihalSALMAN

Uzm. Sos. Nihal SALMAN

Bayramlar çocukların sosyalleşmesinde büyük önem taşır

Günümüzde bayram tatilleri, yoğun iş temposu içinde çalışan birçok anne ve babaya tatile çıkmak için tek fırsat gibi görünüyor. Bu tatiller, çekirdek aile üyelerinin hem dinlenmelerine hem de bir arada olmalarına imkan sağlıyor. Ancak, diğer yandan geniş aileyle birlikte geçirilebilecek geleneksel bayram örf ve adetlerinden mahrum kalınıyor. Özellikle çocuklar için haftalar öncesinden bayram gününü beklemek, yeni alınacak kıyafetler, ayakkabılar, büyüklerden alınacak harçlıklar, oyuncaklar ve şekerler gibi geçmişten beri süregelen bayram adetleri bu günleri diğer günlerden ayıran önemli unsurlardır. Çocukların bu gelenekleri sevinç, heyecan ve coşku gibi duygular aracılığıyla içselleştirmektedir.
Her bayram ailece yapılacak ritüeller, çocuklara güven ve aidiyet hissi verirken, bir yandan da gelecekte hatırlayacakları mutlu anılar oluşturma fırsatı sağlar. Küçüklerin büyükleri ziyaret etmesi, büyüklerin kendi geçmiş bayram deneyimlerini paylaşmaları, ailece yemek yenmesi ve hep birlikte geçirilecek özel zamanların yaratılması gibi gerçekleştirilecek örf ve adetler; çocukların görgü kurallarını, değerleri, gelenek ve görenekleri öğrenmeleri ve bir sonraki kuşağa aktarmaları için olanak sağlamış olur.  Ailenin bir parçası olmak çocukta güven ve aidiyet duygusunun gelişmesini sağlar. Bayramlarda yapılan ziyaretler ve birlikte geçirilecek keyifli zamanlar çocuğun o aileye ait olduğunu hissetmesinde ve onlarla olan ilişki ve iletişiminin artmasında önemli rol oynamaktadır. Böyle bir ortamda büyüyen çocuk, ailenin gelenek ve göreneklerini kuşaktan kuşağa sevgiyle aktarabilir.
Çocukların sosyalliği gözlemlerle öğrenirler.  Bu yüzden, model alabilecekleri aile figürlerinin olması onların duygusal ve sosyal gelişimleri için önemlidir. Ailenin bayram gelenek ve göreneklerini yaşatması ve devam ettirmesi, çocuğun bunları benimsemesini ve içselleştirmesini kolaylaştırır. Bayram gününü haftalar öncesinden beklemek ve o gün için hazırlıklar yapmak, çocuklara sabretmeyi öğretir ve zaman kavramlarını geliştirir, organizasyon ve planlama becerilerini destekler.
Bayramlar aile bağlarını güçlendirildiği dönemlerdir. Her şeyi yolunda giden orta yaş grubundan ziyade çocuklar ve yaşlılar için çok daha önemlidir bayramlar. Orta yaş grubu kendini düşünerek, genelde tatil ve eğlence gibi görebilmekteyken bayramları çocuk ve yaşlılar için daha farklı anlam taşır bayramlar. Gücü elinde bulunduran orta kesim o nedenle onları da mutlu edecek hareket ve davranışlarda bulunmalı. Bayramlarda duygu paylaşımı olur. O nedenle bu dönemlerde sevgi dilinin kullanılması çok çok önemli. Bu hediyeleşmek olur, takdir, onay ya da tebessüm dolu bir ifade ile olabilir.
Bayramları duygusal ziyaret bayramı olarak görmeliyiz. Ve bu dönemde sevgi cömerti olmalıyız her birimiz. Özellikle çocuklara ve gençlere bu değerleri vermeliyiz. Eğlenceler yerine kişiler aileleriyle mutlu olmaya gayret etmeli. Bu da bayramda beraber mutlu olma alışkanlığını getiriyor.

Neden hep ah o eski bayramlar diyoruz?

Çevremize baktığımızda herkes ah eski bayramlar der dikkat ederseniz. Yüz sene öncesi de iki yüz sene öncesi de aynı şeyi söyler. Ah o eski bayramlar… Sosyolojik ve psikolojik değerlendirdiğinizde aslında kişi kendi çocukluğundaki bayramları özlediği için bunu söylüyor. Çünkü hemen hepimizin çocukluk bayramları güzel geçmiştir. Aile bağları güçlenmiş, şiddet öfke azalmıştır bu dönemlerde. Böyle bir dönemde ve ailede çocuk da kendini daha mutlu ve güçlü hisseder. O günleri hiç unutmaz. O nedenle kendi kültür ve değerlerimizin çocuklara aktarılması çok önemli. Böylece milli kimliğimiz ve değerlerimizin aktarıldığı bayramları korumuş oluruz.
Herkes için bu kadar önemli olan bayram günlerini ne kadar değerlendirebiliyoruz? Gerçekten de bayramları, bayram gibi yaşayabiliyor muyuz? Sanırım, toplumun bir kısmı bayramlarda, maalesef bayramın coşkusunu yaşamadığı gibi, aile içi veya akrabalar arası tartışmalara şahit oluyor veya bizzat onların içinde oluyor. Her türlü aile içi tartışma ve krizler, bayramların insanlığa sağladığı o güzel duygulara gölge düşürmektedir.
Sevincin en dorukta yaşandığı veya yaşanması gereken bayramlarda aile içi krizler yaşanabilmektedir. Bunun tabii ki birçok nedeni vardır. Sosyal, kültürel, ekonomik ve kişisel birçok sebep sayabiliriz. Aile etkileşiminin çok yoğun ve yakın olduğu toplumlarda, aile üyeleri, bir diğerinin yaşamına gereğinden fazla karışıp müdahale etme eğilimindedir. Örneğin evli çiftler özellikle evliliklerinin ilk 5-10 yıllarında bayram ve aile ilişkilerini ilgilendiren konularda genellikle uzlaşamazlar. Bunda her birinin kendi kök ailesinin baskısı, müdahalesi ve beklentisi çok etkilidir. Burada çiftler, bu beklentilerden dolayı kendi çekirdek aileleri ve kendi mutluluklarından ziyade, kök ailelerinin istek ve beklentilerini dikkate almakta veya almak zorunda bırakılmaktadırlar. Bu da ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Hatta çiftlerden her biri, kendi kök ailesini memnun etmek için eşini ihmal etmekte, kırmakta ve ciddi anlamda üzmektedir. Bu da tartışmalar ve aile içi krize yol açmaktadır. Örneğin çiftlerin, ’Önce benim anne-babamın bayramına gidelim, sonra senin ailenin bayramına gideriz’ veya ‘Orada şu kadar kalalım burada bu kadar veya ona şu hediyeyi alalım buna şunu’ şeklindeki tartışmaları, bayramın güzelliğine gölge düşüren krizlere dönüşebilmektedir.”
Bunlara şahit olan çocuğun beynine, ’Bayramda kriz beklentisi’ bir bilinçaltı motif olarak yerleşebilir. Artık her bayram benzer bir kriz ve tartışmaya şahit olan çocuğun bilinçaltında bayramlar, aynı zamanda gizli bir krizi çağrıştırabilir. Birer krize dönüşen bu davranış kalıpları, çocuklar için kötü örneklere yol açabilir ve evlendiklerinde tekrar ortaya çıkabilir. Diğer bir ifadeyle kötü örneklerden dolayı, onlar da, bu bilinçaltı korkularının da etkisiyle, bir şeyleri bahane edip, geçmişte yaşanan kriz davranışını, yeni ailelerine aktarabilmektedirler. Ya da bu kötü örnekleri çok şiddetli yaşamış olan bireyler bir kaçınma davranışına da başvurabilirler. Yani bayramlarda alışılagelen davranışlar dışında başka etkinlikler yapmak isteyebilirler. Bayram havasından uzaklaşmak için bayramı tamamen bir tatile veya başka bir eğlenceye dönüştürebilirler. Bazıları da bayram günlerinde anne-baba arasında yaşanan bu krizlerin onlarda bıraktığı olumsuz çağrışımlarından dolayı bayramın gelmesini istemezler. Tüm bunlar bayramları sevinçlerin, mutlulukların paylaşıldığı günler olmaktan çıkıp, sıradan bir tatil günlerine çevirebilir. Anne ve babalar, böylece yaptıkları tartışmalarla farkında olmadan çocukların da gelecekte başvuracakları davranış kalıplarını şekillendirmiş olurlar.
Bunların önüne geçebilmek için yapılması gerekenler öncelikle medya olmak üzere farklı kanallar aracılığıyla bu günlerin, çok etkili bir biçimde akrabaların ve eşin, dostun yakınlaşmasını sağlayan, sosyalleşmesine kuvvet veren, dostlarla yeniden güzel başlangıçlar yapmamızı sağlayan özel günler olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Bu kamuoyunda bayram günleriyle ilgili bir farkındalık oluşturacaktır.

“Yaşanan sorunlar çocuklara hissettirilmemeli”

İkincisi ve en önemlisinin, anne ve babaların bayram öncesi ve günleri süresince aile içinde kesinlikle bir kriz veya tartışmaya meydan vermemeleridir. Üçüncü olarak burada genç çiftlerin anne ve babalarına da büyük bir sorumluluk düşüyor. Bayramlarda çocuklarının kendilerini ziyarete gelmelerini beklemeleri en doğal haklarıdır. Bu zaten bayramı bayram yapan önemli bir değerdir ve her çocuğun da babasına ve annesine karşı asla ihmal etmemesi gereken bir görevidir. Ancak anne ve babalar, evlenip yeni bir yuva kuran çocuklarının da artık bir aileleri olduğunu kabul etmeleri ve bayram programını yapmalarında onları psikolojik baskı altına almamaları gerekiyor. Önce-sonra sıralaması gibi, ziyaret gün ve saatlerinin süresi gibi konularda daha esnek olmaları, kendileri ile dünürlerini karşılaştırıp gençleri istemedikleri bir karara zorlamamaları, çocuklarının mutluluğu için büyük önem arz eder.

Kaynak: Aileye yönelik yayınlanmış kaynaklar kullanılmıştır.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 15 9 3 3 17 30
2 BİNATLI YSK 15 8 5 2 12 29
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 15 9 1 5 8 28
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 15 8 4 3 6 28
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 15 8 1 6 3 25
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 15 6 6 3 7 24
7 BAF ÜLKÜ YURDU 15 5 5 5 11 20
8 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 15 5 5 5 -1 20
9 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 15 4 7 4 -1 19
10 LEFKE TSK 15 5 2 8 -5 17
11 GENÇLİK GÜCÜ TSK 15 5 2 8 -16 17
12 TÜRK OCAĞI LİMASOL 15 5 1 9 -4 16
13 CİHANGİR GSK 15 4 4 7 -5 16
14 YALOVA SK 15 4 3 8 -5 15
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 15 3 6 6 -8 15
16 OZANKÖY SK 15 2 5 8 -19 11

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.01.2018 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup