Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Uzm. Sos. Nihal SALMAN

Uzm. Sos. Nihal SALMAN

19.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Boşanmalardan sonra yaşanan yalnızlıklar

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, boşanmaların ülkemizdeki kontrolsüz artışı, sadece aile içi ilişkileri değil; insanların etkileşim halinde olduğu tüm grupları etkilemiştir. Örneğin arkadaşlık ilişkileri geçmişe göre çok farklılaşmıştır. Geçmişte boşanma oranlarının bugünkü kadar fazla olmaması ile birlikte kurulan dostluklar ya da arkadaşlıklardaki ilişkiler daha sınırlı idi. Dostlar birbirleri ile ailece görüşürlerdi. Birlikte ev içi misafirlikler, yakınlık artarsa, birlikte gezmeye gitmeler gibi daha samimi ama sınırlı ilişkiler yaşanmaktaydı. Bireylerin dostlarından beklentileri, art niyetsiz, dedikodusuz, güncel sorumluluklardan fırsatlar bulundukça, zaman zaman bir araya gelerek hoşsohbetlerde bulunmaktı. Herkesin ailesi olduğu için, ev içi ve dışı sorumluluklarından arta kalan zamanlarında birlikte olma beklentisi vardı.

Günümüzde boşanma oranlarının hızla artışı ile birlikte, arkadaşlık ve dostluklarda ilişki ve beklentiler değişti… Boşanmalar sonucu yalnız insanların sayısı artığı için, arkadaşlık ilişkilerinde beklentiler de değişmiştir. Artık yalnız olan bireylerin arkadaşlarından beklentileri boş olan hayatlarını doldurmak, yalnızlıklarını gidermek olmuştur…  Çevremizdeki arkadaşlık ilişkilerini gözlemlediğimizde, insanların birbirleri ile çok sıkı ilişkiler kurduğunu, sürekli birlikte zaman geçirdiklerini görürüz.  çok sıkı ilişki içerisinde olan arkadaşların aile düzenlerine bakarsak; boşanmış, ya da evlilik birliği içerisinde yalnızlık yaşadığını görürüz. Çünkü aile grubu içerisinde yalnızlık yaşayan bireyler, bu yalnızlıklarını arkadaşlık gruplarında gidermek isterler. Ve gereğinden fazla sık ve samimi görüşerek yalnızlıklarına çare bulmaya çalışırlar. Tabii ki bu durum da farkı sorunlara gebedir. Yalnızlık yaşayan bireyler arkadaşları ile yalnızlığına çare bulmaya çalışırken, arkadaşlık ilişkileri farklılaşmakta, beklentiler değişmektedir. Ve çoğu kez de bu beklentiler karşılıklı uyum içerisinde olmadığından, arkadaş ya da dostluk ilişkileri geçmişteki kadar uzun sürmemektedir… Çünkü çok samimi olan arkadaşlık ilişkilerde, sınırlar belirlenememekte, beklentiler uyum içerisinde olamamaktadır…

Boşanma durumundan yalnızca boşanan kişiler etkilenmemektedir. Onlarla birlikte boşanan kişilerin yakın çevresi, akrabaları ve arkadaşlarını da etkilenmektedir. Bu gibi durumlarda boşanan kişilerde olgun bir yapı yoksa boşanma oldukça çatışmalı olmuşsa, eşler açısından yaşanılan kötü durumlar varsa eşlerin ortak olan yakın çevreleri  taraf olmak zorunda kalıyorlar. Bu durumda her iki tarafta önceden yakın ilişkiler kuruduğu kişilere karşı nasıl davranacağını kestirememekte ya da diğer “tarafta” olan kişinin yakınlığını kaybetmekten dolayı sıkıntı ve kaygı yaşayabilmektedir. Çiftler boşanırken çatışma yaşamasalar bile boşanma öncesinde, sırasında ve sonrasında hissedilen en genel duygular kaygı ve öfkedir. Boşanma sürecinde, mahkemede eşlerine karşı bu öfkelerini ortaya çıkarıp süreci etkileyeceklerinden dolayı kişilerin kaygı yaşaması muhtemeldir.

Kişi boşandıktan sonra çeşitli kaygılar yaşayabilmektedir. Bu kaygıların en başında yalnızlık, yeni hayata alışmak gibi durumlar yer almaktadır.  Yeni hayata alışmak bazı kişiler için oldukça zordur. Değişen düzen, kişinin psikolojisini etkilemektedir. Bu dönemlerde mutlaka arkadaş çevresiyle birlikte vakit geçirmekte, sosyal aktivitelere katılmakta ve yeni bir düzen oluşturup bu düzene ayak uydurmaya çalışmakta fayda vardır. Fakat yalnızlık yaşayan bireyler arkadaş çevreleri ile kurdukları ilişkilere çok dikkat etmelidirler. Çünkü yalnızlığı arkadaşı ile gidermeye çalışırken, o ilişkide yaşayacağı sorunlar bireyi yine rahatsız edebilmektedir.

Sağlıklı ailesi olan bireylerin arkadaş ilişkilerinin daha sınırlı ve daha uzun süreli olduğunu gözlemlemekteyiz. Çünkü yalnızlık duygusu içerisinde olmayan bireylerin, arkadaş grubu içerisindeki ilişkilerinden beklentileri, hayatlarını doldurması yalnızlıklarını gidermesi değildir. Gerektiğinde iyi vakit geçirecekleri, daha sınırlı beklentiler içerisindedir. Boşanan çiftlerin, boşanmalar sonucu tüm yaşamı değişmektedir. Yalnızlık duygusu tüm ayrılıklardan sonra yaşanabilecek bir duygudur. Eğer yalnızlık duygusu beraberinde kaygı, üzüntü, ağlamalar ve sürekli hatırlanan anıları getiriyor ise bir uzmandan yardım almakta fayda var. Kişiler yalnızlık duygusunu boşandıktan sonra daha çok yaşayabilmektedir; çünkü kişi alıştığı düzeni özler. Yeni bir arkadaş çevresi olacak mı? Akşamları kiminle sohbet edip, kiminle gezmeye gidilecek                ? Ve tüm bu işleri yaparken en çok kiminle yapmaktan keyif alıyordu? Eğer ayrılıktan sonra eski eşe karşı aşk-sevgi duyguları devam ediyorsa yalnızlık duygusu ağır basacaktır. Yıllarca evli kaldığı eşi ile birlikte kurduğu akrabalık ve arkadaş çevresi de değişim içerisine girer çoğu kez… Çünkü boşanmadan sonra benzer çevre içerisinde olmak bireylere daha çok acı verir. boşanma sonrası yaşama adapte olabilmesi için Eşlerin kendi mutlulukları için yeni bir yaşam kurmaları gerekir Çünkü boşanma ile birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz… Çağımızın en büyük sorunlarından biri olarak tanımlanan yalnızlığı sosyal yaşamımızda her an yaşarız. Boşanmalarla birlikte yalnızlığı sadece aile hayatımızda değil, arkadaşlıklarda, akrabalıklarda da yaşarız çoğu kez… Birçok birey, boşanma sonrası evinde yalnızlık hissederken, akrabaları ile karışmak istemez. Çünkü onların düzenli aile hayatlarına tanık olmak yaşadığı yalnızlığı daha da tahammülsüz kılar. Yalnızlığını gidermeye çalışırken gereğinden fazla beklentilerle arkadaş ilişkilerine karışır. Gereğinden fazla beklentiler arkadaşlık ilişkilerinde de sorunlara sebep olur ve süreç yeniden yalnızlıkla sonuçlanır. Kalabalık insan yığınları yalnızlık duygusunu hissetmemizi engellemez. Kimi zaman duygudan yoksun kalabalıklar insanın yalnızlığını artırır. İnsan hissetmek ister. Var olduğunu bilmek, varlığının farkında olunmasını bekler. Duygu ifade etmeyen, içtenlikten uzak kalabalıklar insanı yalnızlığa iter. Yüzyılımız, bireyselleşmeye önem verdiği özerkleşmeyi vurguladığı sürece insan toplumunun içerinde giderek yalnızlığa itilmesi kaçınılmazdır. Kalabalık ama birbirinden habersiz insan yığınlarına doğru her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.