HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Uzm. Sos. Nihal SALMAN

Uzm. Sos. Nihal SALMAN

25.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Eşler arasında yaşanan soğukluk ve nedenleri

Ülkemizde boşanan çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor… Boşanmayıp, mutsuz bir evlilik sürdüren çiftler de azımsanmayacak kadar çok…  Hâlbuki evlilikle ilgili bilmemiz gereken bazı konuları, güncel hayatımıza uygulamamız hem bizim, hem de çevremizdeki insanların daha mutlu olmasına sebep olacaktır. Günlük yaşamında birçok insan aile ve birliktelikle ilgili pek çok sorunla karşı karşıya kalıyor. Herkes doğru bildiği en iyi şeyi yapmaya çalışıyor. Şunu unutmamalıyız, ilişkilerle yeni başa çıkma yöntemlerini kullanarak, sevdiklerimizle sağlıklı bir iletişim yolu bulmak mümkün.
Çiftler arası ilişkide, rutin haller dışında ilişkileri değiştiren bazı durumlar ve bu durumlara uyum yeteneği, ilişkinin dengesi açısından önemlidir. Hamilelik, doğum, emeklilik gibi yaşam döngüsünü etkileyecek olaylar çiftlerin yeni denge hali kurmasını gerektirir. Örneğin emeklilik ve ardından yeni bir iş çok stabil bir ilişkide çiftlerden biri eski rolde ısrarlı olması halinde ilişkiye zarar gelebilir.
Çift kavramı değişik değerler sistemi, duygusal, düşünsel ve davranışsal farklılıklar taşıyan, en azından iki değişik sistemin birleşmesi anlamına gelir. Çok basit gibi görünse de ne zaman yemek yeneceği, hangi sabunun kullanılacağı, ailelerin ne sıklıkta ziyaret edileceği ve benzeri pek çok şey açık olmayan ortaklık şartlarındandır. Danışma veren kişi tarafından çiftin köken aldığı aile yapısı, politik, dini fikirleri, kent ya da köy kökenli oluşları anlaşma içinde dikkate alınmalıdır.
Evlilikte ilişkiler yıllar geçtikçe sıradanlaşır. Zamanla birbirine alışan çiftler ilişki için artık emek harcamamaya başlar, ilişkideki tutkuyu ateşleyen her şey zorunlu bir görev haline gelir. Ve tabi ki zorundalıklar sevilmez. Hele bide çocukların olması ve bu telaşların girmesiyle araya eşlerin ilgileri farklı alanlara kayar.  Bu da ilişkinizi durağan ve tehlikeli bir dönem içine sokar. Çiftlerin bu umursamaz, özensiz tavırları heyecanlarını kaybetmelerine, cinsel soğukluğa ve beraberinde birbirlerinden soğumalarına yol açabilir. Bu soğukluğa birçok etken neden olabilir. Bunlardan bazıları aşağıda sıraladığımız etkenler olabilmektedir.
Kişisel bakımınız ve fiziğiniz çok önemli: Her ne kadar zamanla eşler karşılıklı her halleriyle kabul edildiklerini düşünüp kendilerini salma durumuna geçseler de; Yapılan araştırmalar, ilişkilerin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra bireylerin fiziksel görünüşlerine önem vermediğini hatta ilk zamanlara kıyasla olumsuz yönde belirgin bir değişime uğradıklarını kanıtlıyor. Fazla kilo almak, temizlik ve hijyene dikkat etmemek, kıyafetlerde ve görünüşte özensizlik çiftlerin birbirlerinden soğumalarına ve uzaklaşmasına yol açan en önemli sebep oluyor. Aslında unutulmamalıdır ki; bir ilişki içinde olun ya da olmayın kendiniz ve öz saygınız için olabileceğinizin en iyisi olmaya çalışmalısınız. Beden ve ruh birlikte çalışır, bakımsız bir bedenin getirisi sağlıksız bir ruh halidir. İlişkilerde kendini bırakmanın tam aksine fiziksel olarak kendine yeni şeyler katan, değişen ve yenilenen çiftlerin ilişkilerinin daha sağlıklı ve tutkulu olduğu göz ardı edilmez bir gerçektir.
Hep benim dediğim olsun” demekten vazgeçin: Son zamanlarda ayrılan çiftler için, şu tabirler duyulur oldu ”İkisi de baskın karakterlerdi”.  Bu git gide negatif bir moda akımı oldu sanırım. Çiftler ilişkilerinde baskın karakter rolünü oynamayı seviyor. Ve bir iktidar savaşı başlayıp her iki tarafta ”İpleri eline” almaya çalışıyor. Oysaki ilişkiler de çiftlerin birbirlerini itici bulmalarının önemli bir nedeni de baskın kişilik özellikleri ile birbirlerini rahatsız etmeleridir. Baskın karakter aşk ve sevgiyi ortadan kaldırır, onun yerine; ebeveyn, öğretmen ya da işveren duygusu yaymanıza neden olur. Oysaki aşk, sevgi, tutku enerjisi yumuşak, şefkatli ve uyumludur. Sabrı kaybetmek, tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlük bu baskın tavırlardandır. Bu sadece evlilik yada duygusal ilişkilerimiz için geçerli olmayıp, sosyal ilişkilerde de göz ardı edilmemesi gereken bir konudur. Haklı olduğunuz konularda bile baskıcı, üst perdeden, hükmeden, eleştirel ve suçlayıcı olmayın. Bu duygu, sizi birbirinizden soğutmakla kalmaz uzun vadede gizli bir nefret oluşmasına da neden olur. İlişkinizin ilk günlerindeki hallerinizi hatırlayın, birbirinize âşık olma nedenlerinizi hatırlatın. Çözüm odaklı olun ve sevgi ile hareket edin. Suçlamalar ve sorunlar üzerinde durmaktansa çözüm üzerinde vakit harcayın.
Samimiyet umursamazlığı getirmemelidir: Zamanla elbette çiftler birbiriyle daha samimi ve birbirini daha anlar huyunu suyunu daha bilir bir duruma geçebilir. Fakat bu samimiyet farklı tutumlara yol açmamalıdır. İlişkilerde elbette ki ilk günkü ilgi ve özen, birbirini tanımanın verdiği rahatlık ve huzur ile yer değiştirecektir ama bunu ilgisizlik ve umursamazlıkla asla karıştırmamak gerekir. Çiftlerin birbirlerinden soğumaların da bu ilgi kaybının ve önemsememenin büyük rolü vardır. Bir süre sonra birbiri ile ilgisi olmayan, ayrı hayatlarda mutlu olup birbirleriyle tatmin olmayan bireyler haline gelirler. Hatta bunu ilerlemesi daha acı sonuçlara sebep olabilir. Bu zamanı gelince patlayacak bir saatli bomba gibidir. İhtiyacı olan ilgi sevgiyi göremeyen bir ilişki zamanla kendi kendini yok eder. Eskisi kadar birbiriyle ilgilenmeseler de olur diye düşünen,  çiftlerin aslında bu düşünenin aksine birbirleriyle ilgilendikçe daha çok yakınlaşıp, ilişkilerinde daha derin ve manalı bir hal içine gireceklerini unutmamalıdırlar. İlişkiler hayatımızdaki en önemli diplomasi sahasıdır, çiftler birbirlerine olan sevgi ve ilgilerini göstermek için belirli rutinler oluşturmalı ve uygulamalıdır. Aynen sulanmayan bir çiçek gibi emek harcanmayan bir ilişki de solmaya mahkûmdur.

Hep bana ”fedakârlık yap” bencilliğine girmeyin: Başlarda fedakârlık yapmak çok zor gelmeye bilir. Fakat uzun vadede ilişki için yapılan tek taraflı fedakârlıklar ve karşılık görememek de ilişkiden ümidi kesmeye neden olur. Tek tarafın sadece kendisini düşünmesi, “biz” fikrine alışmaması ve diğer tarafın emekleri ile ilişkinin yürüyor oluşu birçok ilişkinin bitişinin nedenidir. Karşı tarafın istek ve beklentilerini umursamadan kendi arzularına yönlenen kişilerin ilişikleri hem sorunlu hem de yıpratıcı olur. Hiç bir zaman tek taraklı fedakârlıkla bir ilişki sonsuza kadar gitmez ya da gitse de ortada ilişki denecek bir şey kalmamış olabilir. İlişkiler karşılıklılık ilkesine göre yaşanmalıdır, ortak hayat ve paylaşımların oluşumu için ortak sorumluluk hissetmek gerekir. Sevgi karşı tarafa kendin kadar önem vermek ve mutlu etmek istemektir. Ayrıca gerçek mutluluk birini mutlu ettiğinizde yaşanabilecek bir duygudur. İlişkilerin uzun ömürlü ve keyifli olması için çiftler birbirlerinin mutlulukları için uğraşmalıdır.
Cinsel hayatın ihmali: Cinsel ilişkileri monoton ve fanteziden yoksun ise çiftler zamanla birbirinden uzaklaşmaya başlıyor. Birçok ilişkide aldatmaların ve mutluluğun dışarıda aranmasının nedeni cinsel hayatın

monotonluğu ve bazen tamamen bitişi. Cinsellik tek başına bir ilişkiyi devam ettirmeye yetmiyor olsa da cinsel hayatın olmaması bir ilişkinin bitmesi için önemli bir neden olmaya devam ediyor. Çiftler eski heyecanlarını tekrar yakalamak için çaba sarf etmelidir. Cinsellik rahat oldukça, çiftler birbirini tanıdıkça daha keyifli bir hale gelir, bu konu ile ilgili istekler ve sorunlar açıkça konuşulmalıdır. Cinsel hayatı renklendirmek için küçük heyecanlar, romantik buluşmalar ihmal edilmemelidir. Cinsellik, ruh, beden ve zihin üçgeninde yaşanılan bir süreçtir, cinsel yaşamlarında dokunuş, sevgi ve güven duygularının paylaşımı çiftleri daha çok birbirine yaklaştırabilir.
Eleştirirken öldürmeyin: Yıpratıcı, yıkıcı eleştiri de ilişkilerini bitirmeye kadar götürecek sebeplerdendir. İlişkilerdeki en yıpratıcı davranışlardan biri de çiftlerin birbirlerini acımasızca eleştirmeleri ve aşağılamalarıdır. Zamanla kişilerin birbirleri ile ilgili sürekli hatırladıkları bu acı sözler ve hakaretler olur ve artık geçmiş daha sık yâd edilmeye başlar. Bu tür eleştiriler bir kavga halinde söylense bile kişilerin aklının bir köşesinde acıtan bir gerçek olarak kazınır ve bir süre sonra kişilerin birbirlerinden soğumalarına, uzaklaşmalarına neden olur. Özellikle fiziksel kusurlarla ilgili söylenenler cinsel hayatın son bulmasına kadar yol açabilir. Konu ne olursa bir eleştiri kişiye ve kişisel özelliklere değil davranışa ve duruma yapılmalıdır. İlişkilerde kişileri birbirine bağlayan en önemli bağ saygıdır. Derin travmalara yol açacak eleştiriler, hakaretler etmemeli, seviyeli bir tartışma modeli benimsenmelidir. Her konu bir şekilde halledilebilir ama söylenen sözler, aşağılamalar unutulmaz. ”Söz ağızdan çıkana kadar sizin esirinizdir, ancak çıktıktan sonra siz onun esiri olursunuz…” Pişman olmamak için söylemek istediklerinizi çokça düşünmeliyiz…
Kaynak: Prof. Dr. Nevzat Tarhan (2015). “Aile Okulu”. Timaş Yayınları. Kitabından yararlanılmıştır.
 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.