Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Vet. Hek. Kerem GÜNEŞER

Vet. Hek. Kerem GÜNEŞER

27.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Farkında mıyız acaba?

18 Kasım’ı içine alan hafta Dünya Sağlık Örgütü tarafından geçtiğimiz yıl “antibiyotik farkındalık haftası” olarak ilan edilmiştir. Bu yaklaşımın en önemli parçası kuşkusuz antimikrobiyal direnç kavramıdır. Antimikrobiyal direnç kavramı dünyada ve ülkemizde giderek önemi artan güncel ve önemli bir kavramdır.

Patojen mikroorganizmanın antimikrobiyal ilacın kullanıldığı doz aralığında ilaç tarafından etkilenmemesi, antimikrobiyal direnç olarak tanımlanmaktadır. Dünyamız da bu sorun her geçen gün giderek büyümektedir. AB ülkelerinde her yıl yaklaşık 25 bin insan bu sebeple yaşamını yitirmektedir. Dünyada her 4 dakikada 1 insanın antibiyotik dirençli mikroorganizmaların sebep olduğu hastalıklardan dolayı öldüğü tahmin ediliyor. Hindistan da bu sayı çocuklarda her 9 dakikada bir ölüm olacak şekilde kayıt edilmiştir. Yine bu konuda ileriye dönük yapılan değerlendirmelerde 2050 yılına kadar 10 milyon insanın bu sebeplere bağlı olarak öleceği ifade ediliyor.

Antimikrobiyel direnç içerisinde antibiyotiklere karşı oluşan direnç en ön plana çıkmaktadır. Gelişen bu direnç hem tedavi olanaklarını kısıtlarken, hem de hayvandan hayvana ve hayvandan insana geçen hastalıklarında artmasına ve yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple konu halk sağlığı açısından da oldukça önemlidir. Sorunun bireysel değil toplumsal, ülkesel değil küresel çapta olduğu aşikar bir şekilde ortadadır. Bu amaçla;
•Antimikrobiyal dirence ilişkin farkındalık ve anlayış geliştirmek
•Antimikrobiyal direncin izlenmesini ve araştırılmasını güçlendirmek
•Enfeksiyon oranını azaltmak
•Antimikrobiyal ilaçların kullanımını optimize etmek
•Antimikrobiyaldirence karşı mücadele sürdürülebilir programlar geliştirmek tüm dünyanın global olarak görevi ve sorumluluğudur.

Antibiyotik kullanımında bilinçli olunmalıdır

Hayvanlarda bakteriyel hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanımı çeşitli nedenlerle gereklidir. Öncelikle hasta hayvanların tedavi edilmeleri gerektiği için kullanılan antibiyotikler, enfeksiyöz hastalıklarla mücadele ve bulaşıcı hastalıklarda bakteriyel etkenin yayılmasını önlemektedir. Zoonotik hastalıkların insanlara bulaşma tehlikesini en aza indirmek için de antibiyotikler kullanılmaktadır. Ayrıca yüksek kaliteli, sağlıklı gıda için sağlıklı hayvan popülasyonu oluşturulmasının kaçınılmaz olduğu da bir gerçektir. Veteriner hekimlikte antibiyotik kullanımı geniş bir çerçevede ele alınmalı ve hayvan ıslahı, refahı, hijyen, besleme ve aşılama sistemlerinden ayrı olarak düşünülmemelidir. Antibiyotik gereksinimini azaltmak için hastalıklar sürekli kontrol edilmeli ve antibiyotik kullanımının yanı sıra bütüncül (holistik) yaklaşımlarda bulunulmalıdır. Hedef; antibiyotiklerin sağaltıcı etkisini yükseltmek ve dirençli mikroorganizmaların oluşumunu en aza indirmek olmalıdır. Kullanılan antibiyotik miktarlarının mutlaka bilinmesi ve kayıt altına alınması gerekmektedir. Bu konu ile ilgili olarak ABD ve AB ülkelerinde ciddi kayıt sistemleri ve takipçi kuruluşlar bulunmaktadır. Maalesef ülkemizde bu tip kayıt sistemlerinin bulunduğunu söylemek pek mümkün değildir.

Dirençli bakterilerin bulaşma yolları:

•Direnç bakteri ve diğer mikroorganizmaların bir özelliği olup, genel anlamıyla bu organizmaların ilaç (antibiyotik) tarafından etkilenmemesi demektir. Direnç 2 şekilde karşımıza çıkar; bunlar doğal direnç ve kazanılmış direnç şeklindedir. Antibiyotiklerin kullanılmasında aşağıda belirtilen yanlışlara bağlı olarak direnç gelişebilir;
•Antibiyotiklerin antibiyogram yapılmadan ve rastgele dozlarla insan ve hayvanlara verilmesi,
• Kaliteli ve etkin antibiyotikler yerine düşük kalitede antibiyotiklerin kullanılması,
• İnsan ve hayvanlarda hastalık önleme ve kontrol stratejilerindeki eksiklikler,
• Küresel antibiyotik kalıntı tarama ve izleme programlarındaki yetersizlikler,
• Ulusal ve uluslararası düzeyde kanun desteği ve işbirliği eksikliği,
•Yeni ürün araştırma ve geliştirilmesinde eksiklikler.
Ortaya çıkan dirençli bakteriler ise farklı yollarla çevreye yayılırlar.
•Hayvansal ürünler,
• Dışkı ve benzeri hayvansal atıklar,
•Kontamine su ve toprak,
•Hayvansal ürünlerin hazırlandığı kontamine yüzeyler
• Bazı olaylarda hayvansal üretim tesisleri çevresindeki sinek ve haşereler aracılığı ile de kontaminasyonun olduğu belirtilmiştir.
• İnsanların seyahat etme kolaylığı ve sıklığı göz önüne alındığında, antibiyotik direnci, tüm ulusların ve birçok sektörün dikkatini gerektiren küresel bir sorun haline gelmektedir.

Antimikrobiyal direncin önlenmesi

Antibiyotik direnç oluşumunu önleme ve direncin yayılmasını sınırlandırma noktasında toplumun her katmanında yapılabilecek uygulamalar vardır. Bunlar WHO tarafından 2016 yılı Kasım ayında yayınlanan bir değerlendirmede şu şekilde ifade edilmiştir:

Bireyler

• Antibiyotikler sadece hekimler tarafından reçete edildiğinde kullanılmalı,
• Eğer hekim ihtiyaç olmadığını söylediyse asla antibiyotik talep edilmemeli,
• Antibiyotik kullanırken her zaman doktorun tavsiyesi takip edilmeli,
• Hiçbir zaman başkalarının antibiyotikleri kullanılmamalı ve antibiyotikler başkalarına verilmemeli,
• Enfeksiyonlar; ellerin düzenli yıkanarak, yiyeceklerin hijyenik olarak hazırlanarak, hasta insanlarla yakın temastan kaçınarak ve aşılar düzenli yaptırılarak engellenebilir. Dolayısıyla hastalıkların önlenebilmesi için temel hijyen bilinci arttırılmalı.

Yetkili otorite

• Antibiyotik direnciyle mücadeleye yönelik ulusal bir eylem planı oluşturulmalı,
• Antibiyotik dirençli enfeksiyonların gözetimi sürekli sağlanmalı,
• Enfeksiyon önleme ve kontrol tedbirlerinin politikaları, programları ve uygulanması etkin kılınmalı,
• Kaliteli ilaçların uygun bir şekilde kullanılması ve satışı düzenlenmeli ve teşvik edilmeli,
• Antibiyotik direnci konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılmalı.

Sağlık çalışanları

• Eller, kullanılan malzemeler ve çalışma ortamlarının temiz olduğundan emin olunmalı,
• Sadece ihtiyaç duyulduklarında antibiyotikler reçetelenmeli ve uygulanmalı,
• Yetkili otoriteye antibiyotik dirençli enfeksiyonlar bildirilmeli,

• Hastalara antibiyotiklerin doğru şekilde alınması, antibiyotik direnci ve yanlış kullanımın tehlikeleri hakkında bilgi verilmeli.

Endüstri

• Yeni antibiyotiklerin, aşıların, teşhis cihazlarının ve diğer araçların araştırma ve geliştirme yatırımları yapılmalı.

Tarım sektörü

• Antibiyotikler hayvanlara sadece veteriner hekimlerin kontrolü altında verilmeli,
• Büyüme faktörü olarak veya hastalıkları önlemek için antibiyotik kullanılmamalı,
• Antibiyotik ihtiyacını azaltmak için hayvanlar aşılanmalı ve gerekirse antibiyotiklere alternatif uygulamalardan yararlanılmalı,
• Hayvan ve bitki kaynaklarından gelen gıdaların üretim ve işlenmesindeki tüm aşamalarda iyi uygulamalar teşvik edilmeli ve uygulanmalı,
• Çiftliklerde hastalıkları engellemek için biyogüvenlik, hijyen şartları ve hayvan ıslahı geliştirilmeli.

Ülkemizde durum:

Ülkemiz deki mevcut durum maalesef içler acısı bir şekildedir. Gerek bireylerin bilinçsiz ve korkusuzca ilaç kullanımı, gerekse bu ilaçlara ulaşmanın çok kolay olması ve hiçbir yaptırımın uygulanmaması bu soruna çanak tutmaktadır. Nisan ayında çıkan bir yasa düzenlemesi ile antibiyotik gibi ilaçların eczanelerden sadece reçete ile satılması gerekirken, eczacıların maalesef buna pek uymadıklarını görüyoruz. İnsanlara kolaylık sağlamak amacı ile yapılan bu uygulama aslında bireylere ve toplumumuza uzun vadede daha büyük sorunlar olarak geri dönmektedir.

Mevcut eğitim ve sağlık programları çerçevesinde bu konuların ön sıralarda yer almaması ve halkın yeterince bilinçlendirilmemesi büyük bir eksik olarak gözümüze çarpmaktadır. İnsanların bu konuda hassas olabilmesi için ilk başta sağlık merkezlerinde kontrolün daha kolay ve ucuz olması gerekmektedir. Aksi takdirde insanlar çareyi bugün olduğu gibi kendi başlarına bulmaya çalışacaktır.

Veteriner hekimlik sahasında ise hayvancıların ilaçlara ulaşması engellenmeli ve sadece hekimler tarafından bilinçli uygulanmalarına izin verilmelidir. Uygulanan İlaçların, hayvansal ürünlerden arınma sürelerine uygun olarak , gıda ürünleri elde edilmelidir.Bu amaçla ilk başta ecza depolarının mandıralara kayıtsız ilaç satmasının önüne geçilmelidir.
Hayvansal hastalıkların kayıt ve analizi yapılmalı, bunlara bağlı olarak aşı programları oluşturulmalı, enfeksiyon hastalıklarında antibiyotik kullanımı etkin bir şekilde yapılmalıdır. Maalesef ülkemizde bu gibi kayıt ve analiz programları hayvancılık sektöründe bulunmamakta veya düzgün çalışmamaktadır. Hayvansal hareketler kayıt altında tutulmalı ve takibi çok hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Gıda kalıntı analiz laboratuarları bulunmalı ve hayvansal ürünlerin analizi doğru bir şekilde yapılarak ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır. Ülkemizde mevcut kurulmuş hayvansal gıda kalıntı laboratuarı bulunmasına rağmen verimli bir şekilde çalıştığını söylemek mümkün değildir.
 

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.