HUNKAR SAG GIYDIRME
Vet. Hek. Meryem HOCA

Vet. Hek. Meryem HOCA

02.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Sığırlarda iç parazitler

Sığırlarda, mide-bağırsak kanalında yaşayan parazitler, hayvanlara birçok yönden olumsuz etki ederek zarar vermektedir.

Parazitler, üzerinde yaşadığı hayvana; besleyici maddelerini tüketerek (özellikle bazı şeritler hayvanın vücudundaki kan yapıcı B12 vitaminini tüketerek kansızlık yapar), atıklarıyla zehirleyerek (böylece bazı organların çalışmasını bozarlar), çok sayıdaki parazit biraraya gelip bağırsağı tıkayarak, bazende mide-bağırsak duvarına tutunup kanatarak zarar vermektedir. Bunların sonucunda hayvanlarda şiddetli ishal, kansızlık, susuzluk, iştahsızlık, durgunluk, halsizlik, kilo kaybı, verim düşüklüğü gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Hayvanlardaki bu belirtilere bakılarak kesin teşhis konulamaz. Bazı durumlarda hastaların dışkılarında genç parazitlerin ya da ergin parazitlerin kendilerinin görülmesi mümkün olmaktadır. Ancak kesin teşhis için veteriner hekimlerin taze dışkıyı mikroskopla inceleyerek parazit yumurtalarını görmesi gerekmektedir.

Parazit hastalıkları, ilkbahar ve kış aylarında, yaz ve sonbahara göre daha çok görülmektedir. Az miktarda parazit, hayvana zarar vermeyebilmektedir. Fakat parazit infestasyonları bir topluluk ve sürü hastalığıdır.

Sürüdeki bir hayvandan diğerine hızla yayılabilir. Bu nedenle özellikle ölen veya kesime gönderilen hayvanların mide ve bağırsak kanalında saptanan parazitler hayvan sahibine o sürüdeki parazit hastalığı konusunda bilgi vermektedir.

Ostertagia cinsine bağlı parazit türler daha ziyade ılıman iklim kuşağında bulunan ruminantlarda (sığır, koyun, keçi vb.) paraziter gastrisin en önemli etkenidir. Sığırlarda bulunan bu cinse bağlı en önemli parazit Ostertagia ostertagi’ (bağırsak kılkurdu)dir.

Etken özellikle abomazum ve piylorusta yerleşmektedir. Hayvanın dışkısıyla dışarı atılan parazit yumurtaları dışkı içerisinde ısı ve ışığın etkisi ile 3 gömlek değiştirerek yakınındaki otlara göç etmektedir. Bu parazitin gençleri (larva 3 formu) ancak yağışlı ve sıcak havalarda otlara yapışabilmekte; sığırlar, üzerinde parazit bulunan bu otları yiyerek hastalanmaktadır.

Genç parazitler mideye yerleşerek ergin hale gelmektedir. Parazitin erginleri kırmızı-kahverengindedir. Dişiler 7-8 mm, erkekler 9-12 mm boyundadır. Bu parazit gıdayla vücuda alındıktan sonraki 17-35. günlerde belirti göstermeye başlamakta ve özellikle meraya ilk kez çıkan buzağılarda problem oluşturmaktadır.
Hastalık yeşil renkli ishal, iştahsızlık, verim kaybı (süt, et, vb.), deri altında ödemler ve şiddetli enfeksiyonlarda, ölümlerle kendini göstermektedir.

Merada uzun otların bulunması parazit yumurtalarını ve genç parazitleri kötü hava şartlarından korumaktadır. Bu nedenle uzun otları keserek ve yağmur sonrası sürüyü meraya çıkarmayarak bu parazitten korunmak kısmen mümkün olabilmektedir.

Ergin hayvanlarda bağışıklık gelişebilmektedir. Sığurlarda, ostertagiosisin kontrolü özellikle bir yaşına kadar olan bağışıklığı gelişmemiş hayvanları korumak için yapılmaktadır. Bu amaçla güvenli mera oluşturulması gerekmektedir.

Güvenli mera 2 şekilde oluşturulabilir:

1. İlaç kullanılması:

İlaç, hayvanlarda gelişmekte olan genç parazitlere ve ergin parazitlere karşı kullanılmaktadır. İlaçlama merada enfektif genç parazitlerin en az sayıda olduğu dönemde yapılmalıdır. Böylece gerek hayvan vücudunda gerekse merada bulunan tüm parazit sayısı azaltılmış olur. Buna dayanarak, buzağılar ilkbaharda meraya çıktıklarında otlarla beraber kışı atlatmış genç parazitleri almaktadır. Genelde merada kışı atlatan genç parazit sayısı azdır.

Hayvanların meraya çıkmalarından 2,5 hafta sonra yani meradan alınan parazitler sığırların vücudunda ergin hale geçip yumurtlamaya başlamadan önce yapılacak bir ilaçlama parazit sayısını oldukça azaltmaktadır. Diğer bir yöntem de rumen (işkembe) bol’leridir. Bunlar rumen içine yerleştirilerek ve 3 ay gibi uzun bir süre yavaş yavaş içerisinde bulunan etken maddeyi salmaktadırlar. Böylece otlama sırasında alınan genç parazitler gelişmeye fırsat bulamamaktadır.

2. Bilinçli mera kullanımı:

Bu değişik biçimlerde olmaktadır.

- Meranın dinlendirilmesi:

Bu metotla, meraya bir süre hayvan sokulmayarak genç parazitlerin ölmesi sağlanmaktadır. Ayrıca bu süre içerisinde büyüyen otlarda oransal olarak genç parazit sayısı azalmış olmaktadır. Meranın dinlendirilme süresi o bölgedeki iklim şartlarına bağlı olmaktadır. Eğer mümkünse bu dönemde büyüyen otlar biçilerek daha sonra yem olareak kullanılmalıdır.

- Karışık otlatma:

Değişik hayvan türlerinin aynı anda merada otlatılmasıdır. Esası parazitlerin konak özgürlüğüne dayanmaktadır. Böylece tek bir hayvan türünün ağır bir şekilde enfekte olmasının önüne geçilmektedir. Ancak bu metotla hayvanların tüketecekleri ot miktarları göz önüne alınarak karışık otlatma yapılan türlerdeki hayvan sayıları dengelenmelidir.

- Hayvan türleri arasında mera değişimi:

Meranın değişik hayvan türleri tarafından yıllık değişimle kullanılmasıdır. Böylece Ostertagia ostertagi genç parazitlerinin meradaki yaşam süreleri 1 yıldan az olduğundan meradaki enfektif genç larva sayısı azaltılmış olmaktadır.

- Genç ve erişkin sığırlar arasında mera değişimi:

Bu metotta meraya önce hastalığa duyarlı buzağılar sokulur. Böylece bu hayvanlar genç parazitlerin az olduğu, otların üst kısımlarını yerler ve uzaklaştırılırlar. Yerlerine erişkin sığırlar sokulur. Erişkin sığırlar ise genç parazitlerin çok olduğu otların alt kısmını yerler. Ancak erişkin sığırlar dışkıları ile çok az sayıda parazit yumurtası çıkardıklarından meranın bulaşması önemli ölçüde önlenmiş olmaktadır.

Nematodirus cinsi parazitlerde ostertagia’ya benzer şekilde alınarak ince bağırsağa yerleşmaktedir.

Dışarı atılan parazit yumurtalarından çıkan genç parazitler (larva) dışarıda 3 gömlek değiştirerek ılıman iklim kuşağında, ilkbaharda yumurtayı terk etmektedir.

Sığırların ince bağırsağında önce organın duvarına yerleşerek zarar vermekte ve besinlerin emilmesini engellemektedir. Parazit böylece, özellikle genç sığırlarda yemden yararlanmaya engel olarak, şiddetli ishal ve sıvı kaybı sonucu ölümlere sebep olmaktadır. Sadece bu parazitten meydana gelen hasatlıklar nadir olup genellikle diğer mide-bağırsak nematodlarıyla beraber görülmektedir. Bu nedenle diğer parazit türlerine karşı alınacak tedbirler bunlara da etkili olmaktadır.

Sığırlar, Paramphistomum cinsi, genç erişkinleri duodenumda, olgunlaşmış erginleri rumen ve retikulum’da bulunan parazitleri de merada, otlara yapışmış salyangozları yemek suretiyle almaktadır.

Parazit yurdumuz dahil olmak üzere pek çok ülkede görülmektedir. Parazitin olgunlaşmış erişkinleri vücut uzunluğu 1 cm civarında, pembe renkli, kesik koni biçiminde yuvarlak şekilli görülmektedir.

Hızlı gelişen hastalığın ortaya çıkması genç parazitlerin mide ve bağırsak duvarının içinde ilerleyerek bu kanalda nekroz, ülser ve kanamalar oluşturması sonucudur. Bu parazitlere bağlı hastalığın hızlı gelişmesi durumunda hayvanda iştahsızlık, katı yem alamamasına karşılık bol miktarda su içme eğilimi, pis kokulu bazen kanlı ishal, kaşeksi, çene altında ödem görülmektedir. İshalin başlamasından sonra 5-9 gün içerisinde hasta ölmektedir.

Kronik durumlarda parazitlerin varlığı hayvanda gözle görülür herhangi bir belirti oluşturmamaktadır. Her ikiğ durumda da hayvana yapılan otopsi sonucunda mide-bağırsak duvarına yapışmış veya gömülü şekildeki parazitler görülmektedir. Bu tür enfeksiyonlarda canlı hayvanda parazitin tanısı zor olmaktadır.
Kontrol için özellikle hastalığı taşıyan arakonak olan salyangozların yok edilmesi gerekmektedir. Bu türdeki salyangozların yaşamlarını sürdürdükleri su birikintilerinin etrafının çevrilmesi ya da içerisinde yaşayan başka canlı olmaması kaydıyla suların ilaçlanması önerilmektedir. Ancak bu arakonakların tamamen ortadan kaldırılabilmesi için etkili bir yöntem olamamaktadır. Bu durumda son konak olan sığırlardaki parazitlere yönelik ilaç uygulanmasından başka yapılabilecek fazla bir seçenek kalmamaktadır.

Sığırlarda, yukarıda açıklanan mide-bağırsak parazitlerinden ileri geldiği düşünülen hastalıklarla karşılaşıldığında, zaman kaybetmeden veteriner hekime başvurulması ve bütün sürüyü içeren tedaviye derhal başlanması gerekmektedir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.