HUNKAR SAG GIYDIRME
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

05.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Akdeniz köyü Muhtarı Tarık Bozalan ve ekoturizm başarısı

Hep hayal ettiklerimizi gerçekleştiren ve bu güzel ülkenin turizm anlayışında yer tutan birkaç kişi ile sınırlı kaldığımızı düşünürüm. Hâlâ daha bu inancımı korurken, günlük yaşantımızın da değişmekte olduğunu ve turizm sektöründen ekmek yiyen kişilerin daha fazla bilinçlendiğini de söylemek, yanlış bir ifade olmaz sanırım. Bazen bilinçli ve bilinçsizce yapılan yorumlar, gerçekleri saptırma çabaları, turizm sektöründe dişi ile tırnağı ile bir yerlere gelmeyi çabalayan herkese de zarar verebiliyor.

Bizlerin ekseni dışında yapılan her adım, bizim turizm dünyamıza ışık oluyor, ümit oluyor ve son derece bir hazzın denizinde olmamıza vesile oluyor. Aslında bu hafta yazımı, yaşadıkları köyü biraz daha üst seviyeye getirmeye çabalayan “Balabayıs Turizm Derneği’ne” ayırmayı düşünüyordum ama bir kişinin başarısı, onu bu sütuna taşıma önceliği verdi. Kim ne derse desin, Türk lirası değer kaybedebilir ama benim bu güzel ülkeme gelen turist sayısı her geçen gün çoğalırken, onun bir gereksinimi olan profesyonel kişilerin, ayrıca turizm elemanlarının da sayıları aynı şekilde artırılmalı.

Bugün, bu güzel ada nasıl ki tüm seviyedeki turizm çalışanlarına ihtiyaç duymakta, aynı zamanda turizm sektörünün vazgeçilmezi olan acente otel misafir rehberleri ve diğer rehber çeşitlerine de ihtiyaç gün geçtikçe çoğalmakta. Turlara ve dolayısı ile otobüsler ile tüm ülkemizi karış karış dolaşan rehberler de aynı oranda bu gelişimin en önemli parçaları. Gelişen Turizm sektörü, kendi ile birlikte yaklaşık kırk sektörün de daha fazla büyüyüp gelişmesine vesile olacaktır.

Akdeniz bölgesi ve turizm geçmişi

Daha Koloni rejiminde iken, İngilizlerin ellili yıllarda almanaklarına taşımaya başladığı çok özel bir coğrafyanın üzerine konuşlanmış bir bölge Akdeniz (Ayiairini) bölgesi. Doğal olarak adını aldığı köy de aynı ismi taşıyor. Bu bölge tarım, doğa, kültürel güzelliği iç içe barındıran mükemmel bir turizm cenneti olmaya aday bir yer. İngilizler sadece denizin dalgalarından dolayı deniz sörfü ile ilgilenmeye başlamış, ancak bu adadan gidişleri ile birlikte planladıkları tüm hareketler de doğal olarak yarım kalmış.

Çocukluğumda babamın hep söylediği Ayirini karpuzunu da unutmadan geçmemekte fayda var. Bu cennet adanın en güzel karpuzları bu güzel bölgede üretiliyor. Bu hafta sonu, biraz da kendi kendimle olmak, biraz da kendi kendime bu önemli bölgeyi görmek adına yola çıktım. Yazın, enfes sahile yumurtalarını bırakan Caretta-Carettalar yoktu ama kum zambakları açmasalar da orada idi.

Endemik Beyaz Kum Zambakları, ve sahil, yazın kendilerine eşlik edecek olan kişileri ve küçük kaplumbağaları özlüyordu. Mutlaka gelince haberim olsun diye her fırsatta dile getiren Akdeniz Köyü Muhtarı sevgili Tarık kardeşimden uzak, haber vermeden, keşfedebildiğim kadar önce buraları kendim gezmek istedim. Hatırlıyorum, yıllar önce bu tarihi ve doğal güzelliklerin farkına vararak yaptığım saptamalar doğrultusunda sözde Güzelyurtlu oluşumdan dolayı o dönemlerdeki aynı bölgeden olduğumuz Bakanlık Müdürümüz tarafından “Bölgecilik “ yapmakla suçlanıyordum. Üzülerek söylemeliyim ki zaman beni haklı çıkardı onu değil.

Bilinçli yatırım Akdeniz bölgesine hayat verir

Son derece heyecanlı bir profil çiziyordu Muhtar Tarık bakanlığımızda beni ziyarete geldiğinde. “Sizlerin yazıları bize örnek ve yol gösterici oldu Hocam” derken, bir kez daha ne kadar doğru bir iş yaptığımın duygusunu yaşıyordum. Londra Fuarı öncesi, kendi çabaları ile hazırladığı CD sini göstermek için, adeta havada uçuyordu Tarık Muhtar. Bu arada o güzelim Akdeniz sahil şeridinde çok başarılı bir balık restoranı da olduğunu belirtmeliyim. Kendisini köyüne, ülkesine adamış bir Kıbrıslı Türk.

Bu arada hangi partinin mensubu olduğunu da bilmiyorum ama benim için turizm gönüllüsü olması en önemli vasfı. Yazın İngiltere ve Avrupa’nın değişik şehirlerinden Caretta- Carettalar için ve son yıllarda sörf turizmi için köye gelenlerden bahsederken, İngilizce ve Türkçe, seslendirilerek yaptığı CD çoktan bilgisayarımdaki yerini almıştı bile. Bölgede yaşayan yabancıları köyüne davet ediyor, yine bu işe gönül vermiş rehber Tahir Hoca ile birlikte, bu kişilere adeta eko-agro turizm öğretiyordu.

Neler vardı neler, sabahın ilk ışıkları ile birlikte, köye gelen bu yabancı yerleşiklere öncelikle köy çöreği yapmaya başlamıştı. Herkes, mayası kabaran unu kesip, içerisine susam, ve mezdekisini de karıştırarak, köy fırınında çörekleri pişirmeye koyuluyorlardı. Daha sonra, bir mandıraya giderek, koyun ve keçiler sağılarak, onlara nasıl süt sağıldığını öğretiyorlardı. Bu sütler de hemen hellim yapımı için kara kazanlara atılacaktı ve öyle de oldu. Kimler ile birlikte, orada yaşayan köylüler ile. Daha sonra kadınlar, inanamayacağınız bir beceride, Gullirikya yapmayı öğreniyorlardı. O kadar çok keyif alınıyordu ki, vaktin nasıl geçtiğini bile anlamadılar. Daha sonra üstü açık, safari landroverleri ile birlikte Kral Mezarlarını ziyaret ettiler. Korkunç bir hazinenin gün yüzüne çıktığı bu önemli tarihi alanları büyük bir keyif ve mutluluk ile dolaştılar. Şimdi sıra, yaptıkları, çörekleri, hellimleri yemeye ve her şeyin doğal olduğu öğle yemeğine gelmişti.

Vakit daha sonra yine ekoturizm öğelerinden birisi olan zeytin toplamaya gelmişti. Hayretler içerisinde, yaklaşık otuz kişilik olan bu grubun ve köylülerin nasıl zeytin topladıklarına şahit oldum. Görüntüler o kadar güzeldi ki, CD’nin bitmesini hiç istemedim. Toplanan zeytinler çakıstes yapmak için taşlar ile kırılıyor, ilk denemelerinde biraz deneyimsiz olan yerleşik yabancılar, gittikçe ustalaşıyordu. Kuzey Kıbrıs’a aşık olup bu güzel adaya yerleşen CD’deki İngiliz ve Almanların mutlulukları görülmeye değerdi. Akşam saatlerinde hepsi de kırdıkları zeytinleri kavanozlara doldururken “İsmet Hocam bu kavanozları da onlara sattık” diyordu Tarık Muhtar. Düşünün bir kere, keşfedilmeyi bekleyen muhteşem bir sahil ve tarihi yapılar ve hepsinden önemlisi, alternatif turizm için bizlere yepyeni kapılar açacak olan bir bölge.

CD biterken herkes el sallayarak “Kuzey Kıbrıs’a hoş geldiniz” diyordu. Aslında Kuzey Kıbrıs el salladıkları ekranlardan sizi bekliyor desek daha doğru olurdu. Bu işin başını çeken Muhtar Tarık ve ekibi hiçbir kurum ve kuruluştan tek bir kuruş bile yardım almadan böylesine bir tanıtım filmini kendi çabaları ile çektiriyordu.

Kendisini takdir etmek, hepimizin boynunun borcu olmalı. Turizm Bakanlığı’ndaki odamdan çıkarken “Şimdi sıra bölgeye yapacağımız konaklama evlerine geldi dedim.”

“Evet nasıl yapacağız” dedi. “Bunun için gelecek olan turistlere, en azından köyün bazı evleri Guest House tarzında butik otellere dönüştürülebilir” diye ekledim. Alaçatı’nın rüzgarından iki kat daha rüzgarlı ve stabil, doğası daha güzel, kültürel mirası ise kıyaslanmayacak kadar fazla. Korkunç bir potansiyeli olan bir köy. Alternatif turizm demek, böylesine bir kutsal bilincin farkında olmak demek.

Tebrikler Tarık Muhtar. Nice güzel günlere...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.