Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

Yrd. Doç. Dr. İsmet ESENYEL

11.09.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Girne Antik Liman arka sokakları ve kaybolmakta olan Girne özümüz

Alaçatı’nın bu kadar etkili olabileceğini bilsem çoktan gider, görür ve kaleme alırdım. Öylesine pozitif algı oluşturdu ki yazımız, amacına kesinlikle ulaştı.

“Biz de Girne Liman arkasını, böyle bir turizm ürününe dönüştüremez miyiz?” diye soran bir okuyucumuzu dinleyerek ve açıkçası etkilenerek elimde kamera düştüm yola. Gerçekten; hem mutlu olduğum, hem de çok üzüldüğüm kareleri yakaladım. Sizlere yaşadıklarımı aktaracağım.

Şaşırdığım ve biraz da kendimi sorguladığım Girne Turizm Meslek Lisesi...

Geçen yıl aralık ayında açılan ve eski ismiyle pratik sanat okulu olan Girne’deki Turizm Meslek Lisesi, mükemmel bir yere konumlandırılmış. Adeta İngiliz döneminin tüm heybetiyle ayakta kalan şahane bir yapı. Böylesine güzel bir yerde (Anafartalar Lisesi’nin hemen yanı başında) olan ve misyon itibarıyla turizm öğrencileri yetiştirmeye yönelik olan bu güzel binayı en yakında ziyaret edeceğim. Varsa eksikliklerini gidermek adına elimden ne gerekiyor ise yapacağım, aslında yapmaya başladık çünkü ekim ayında açmayı planladığımız OTEM’in (Otelcilik Turizm Eğitim Merkezi) bazı olanaklarını Eğitim Bakanımız Sn. Özdemir Berova’yla anlaştığımız üzere turizm lisesinin kullanımına vereceğiz (eğitim mutfağı, sınıf, eğitmen vs). Turizm sektöründe gittikçe artan ara eleman ihtiyacına bu iki okul önemli katkılar sağlayacak.

Antik Liman arkası sokaklar

Yoluma bu güzergâhtan aşağıya doğru inerken; kestirme olsun diye Girne’mizin çoktan kendi güzelliğinin adeta kusuru olan Ordu Pazarı karşısındaki sokağa girdim. Eskiler bilir, Zafer Çarşısı’ndaki sokak hani Beycanlar diye başlayan bölgenin girişi.

Yıllardır bu sokağı unutmuş, adeta kendi kaderine terk etmiş bizler, aslında Girne’nin merkezini dolaşmaya çıkan turistlere eminim farklı algıların kafalarında oluşmasına sebep oluyoruz. Girne’nin kalbinde ama Girne’den çok uzak. Hızla Memduh Erdal parfümerinin arkasından direk eski alışveriş çarşısı (Bandabuliya) ve ver elini Girne’nin göbeğindeki daracık arka sokaklar. Bu sokaklar, artık biraz daha sık seyahat ettiğimizden bana tamamıyla İspanya, İtalya, Rodos gibi yerlerin bire bir kopyası gibi geldi. Ne de olsa bu bahsettiğim turizm yerleri de Akdenizli’ydi. Tabii ki taşı toprağı, binası, dükkânları aynı olacaktı ama yine de farklılıkları açıkçası yazmasam da bu köşeye ihanet olurdu.

Son zamanlarda gerçeği söylemek gerekirse; bu güzelim sokaklara güzel bir disiplin gelmiş. Ben bu sokakları iyi bilirim. Geçmişte çok ağır da eleştirmiştim, ne hale düştüğünü de yazmıştım ama bu kez en azından bu güzel dokuya bir Akdenizlilik gelmiş. Hep vardı aslında ama bu sokaklarda hayat sürenler şimdi buraların kıymetine mi vardı? Kim bilir?

En fazla dikkatimi çeken nokta, geçmiş ziyaretlerime göre daha temiz ve şekil disiplini olan kafe, küçücük restoranların, tabelalarından tutun da, menü ve fiyat listelerine kadar güzel bir armoni içerisinde olmalarıydı.

Belki bilerek değil ama gerçekten bu sokaklarda yürürken, çöpler alınmış, sokak araları tertemizdi. Bu vesileyle yerel yönetim çaba veriyor anlaşılan.

Temmuz 2015 yılı itibarıyla yapıldığı üzerindeki yazılardan anlaşılan, “Girne Antik Liman’ın arka sokaklarına hayat veriyoruz” sloganıyla belediyenin buralara yeni hayat yaratmak için çıktığı ilanlar gözümden kaçmadı.

Belli ki Girne Belediyesi buraların öneminin farkında ama yeteri kadar buraların rehabilitasyonuna önem verilmemiş. Örnek verecek olursam, Girne Old Town içerisinde kalan bu güzelim binalar, beyaz yerine açık kahverengiyle boyanmaya başlanmış. Birkaç evde değil, dört-beş evde gördüm ve bu güzelim dokuya hiç ama hiç yakışmamış. Derhal müdahale edilmeli ve bu renk cümbüşü ve kötü duruma bir son verilmeli.

Bu sokaklar mis gibi yasemin çiçekleriyle donatılmalı, rengârenk begonviller duvarlardan sarkıtılmalı. Çiçek cümbüşü olmalı boya cümbüşü değil anlayacağınız.

Sokaklardaki butik oteller ve pansiyonlar

Tabii ki olmazsa, olmazlarımız konaklama yerlerimiz.

Bu gezimde gidemedim ama burada aktif olarak çalıştırılan butik otel, pansiyon, kafe ve restoranların sahipleriyle de bir araya geleceğim. Bazıları yıllardır buralarda ve sahiplerini de tanıyorum. Ama gözüme takılan yenileri da var açıkçası. Hem dertlerini dinlemek, hem de onların beklentilerini duymak beni mutlu edecek gerçekten. Tabelada güzel bir butik otelimizin duvarın üzerindeki kara tahtada fiyat listesi vardı.

Single oda 100, double oda 180 TL. Euro’ya çevirdiğinizde biraz önce bahsettiğim destinasyonlara kıyasla çok ama çok ucuz. Benzer destinasyonların butik otellerinde kişi başı 100 Euro’dan aşağıya günlük kalamazsınız. Bu yerlerde konaklarken; yürüyüş mesafesinde Girne’yi yaşayabiliyorsunuz doyasıya.

Hem Girne Antik Liman’ın kalbindesiniz ve her yere de rahatlıkla ulaşıyorsunuz. Benim hayal ettiğim yerlere, bu güzelim sokakların dönüştürülmesi hiç de zor değil, memnuniyet verici bir diğer durum ise, burada hummalı çalışmalar var, yeni kafeler ve restoranlar sokak aralarındaki yerlerini hızla alacaklar anlaşılan.

Dört burçtan bir tanesi olan Antik Old Town Burcu restore edilmeye başlandı. Küçük bir taş kilise de (ismini hatırlayamıyorum) restore mi ediliyor, yoksa ayakta kalması için iskeleler konulmuş anlamadım.

Eski Eserler Dairesi’nden öğrendiğim kadarıyla Vakıfların kontrolünde olan bu bina için çok dernek restore başvurusunda bulunmuş. Çok önemli burç ise, Girne Belediyesi tarafından restore ediliyor.

Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Tüm sokakları sindire sindire, yavaş yavaş yürüdüm. Atlantis Otel’in hemen köşe başında duran ikinci burcun orada Girne Antik Liman’ın fotoğrafını çekerken, turistlerin hemen yanı başımda, ellerinde fotoğraf makineleri ve kameralarıyla benimle aynı heyecan içinde Girne Limanı’nı seyrettiklerini gördüm.

Ara sokağa daldığımda öğle ezanı okunurken, ne zaman geri döneceğim diye içimde bir özlem oluştu. Yazımı tamamlamak için en erken zamanda tekrar geleceğim.

Cafer Ağa Paşa Cami’nin hemen yanı başından üste doğru çıkan sokağın hemen başlangıcında ise Girne Belediyesi’ne açılan güzergâh karşıma çıktı. Turistler belediyenin oradaki kafeleri hınca hınç doldurmuş, bu güzel Akdeniz kasabasının baş döndüren hızla şehirleştiği, adeta yüksek binaların gölgeleri altında çaylarını, kahvelerini, biralarını yudumluyordu. Belki de kaç katlı bu yapıları konuşuyorlardı… Kim bilir! Ana caddede arabama doğru ilerlerken, belki cumartesinin verdiği kalabalık, belki de bu yılki istatistiklere yansıyan kalabalık arasında, çevrenin, yolların ve kaldırımların yeterince temiz olmadığını da gördüm. Girne, günlük hayatını yaşıyordu anlayacağınız.

Hepinize turizm dolu günler dilerim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Dilek ARSOY
    12.09.2017

    Limanın arka sokak ruhunun oluşması gerekiyor.Nedir bu ruh;renkli ve orjinal kapılar,elbette her mevsim açmasına dikkat edilen çiçekler (balkonlardan özellikle),taş binalar ve düzgün tabelalar,kullanılan guneslikler(girne limandaki en çirkin durumlardan biri) ve tabi temizlik.Bu arada limanda nefes alınmıyor ve bana Türkiye'de truzimin başladığı ilk yıllardaki durumu hatırlatıyor.Bağıran ve sizi çağıran çalışaşanlar,tıkış tıkış masalar ,kebap kokuları içinde estetikten yoksun kafeler.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.